T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/7010
Karar No : 2023/2886
Temyiz İsteminde Bulunanlar : 1- (Davacılar) Kendisine asaleten çocukları
…, …, … ve
…'ye velayeten … ve
…
Vekili : Av. …
2- (Davalı) … Genel Müdürlüğü
Vekili : Av. …
İstemin Özeti : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, taraflarca 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : Taraflarca savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : İstemin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava,davacılar tarafından, 27.03.2012 tarihinde Viranşehir Devlet Hastanesi önünde Karayolları ekiplerinin levha asma işlevi gören demir platformun kesim işlemini yürüttükleri esnada, davacılardan … 'nin yoldan geçtiği esnada üzerine kesilen demir platformun düşmesi sonucu yaralanarak %100 özürlü duruma geldiğinden bahisle, idarenin hizmet kusuru nedeniyle, … için 400.000,00 TL maddi, 300.000,00 TL manevi, … için 100.000,00 TL manevi ve çocukların her biri için 20.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere, toplam 400.000,00 TL maddi, 480.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince, davacılardan … 'nin 27.03.2012 tarihinde saat 11:30 sıralarında, E-90 Karayolunun Viranşehir Devlet Hastanesi önünde Karayolları ekiplerinin levha asma işlevi gören demir platformun kesim işlemini yürüttükleri esnada, yoldan geçerken üzerine kesilen demir platformun düşmesi sonucu yaralanmasında idarenin hizmet kusuru bulunduğu, meydana gelen kaza nedeniyle … 'nin iş görmezlik oranı üzerineden yapılan hesaplamada 19.798,17 TL tutarında maddi zarara uğranıldığı açık olup, bu zararın 16/01/2013 tarihinden (davalı idareye yapılan başvuru tarihi) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece hesaplanarak davacılara ödenmesi gerektiği, manevi tazminat yönünden ise; davacıların … 'nin yaralanması nedeniyle duydukları acı ve elemle orantılı olacak şekilde, kişinin manevi değerlerinde meydana gelen eksilme ile duyulan acı, üzüntü ve sarsıntının bir miktar parayla kısmen de olsa hafifletilmesini sağlamak amacıyla, davalı idarenin yürütmekle olduğu hizmetin kusurlu olarak işlediğinin sabit olması, olayın oluş şekli de dikkate alınarak, davacılardan … için 5.000,00 TL, … için 3.000,00 TL ve çocukların herbiri için 2.000,00 TL olmak üzere toplamda 16.000,00 TL manevi zararın da 16/01/2013 tarihinden (davalı idareye yapılan başvuru tarihi) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece hesaplanarak davacılara ödenmesi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin, 19.798,17 TL'lik kısmının kabulüne, 380.201,83 TL'lik kısmının ise reddine, 480.000,00.-TL'lik manevi tazminatın 16.000,00 TL'lik kısmının kabulüne, 464.000,00 TL'lik kısmının reddine, kabul edilen maddi ve manevi tazminatın 16.01.2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece hesaplanarak davacılardan her birine ayrı ayrı (… için 19.798,17 TL maddi 5.000,00 TL manevi, … için 3.000,00 TL manevi ve çocukları … , … , … ve … 'nin herbiri için 2.000,00 TL manevi tazminat) ödenmesine karar verilmiştir.
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
İdarenin kamu hizmetinin yürütülmesinden doğan zarardan sorumlu tutulmasını gerektiren nedenlerden birisi hizmet kusurudur. İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Maddi tazminat, idarenin belli bir işlem veya eyleminden dolayı kişilerin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik olup, manevi tazminata hükmedilebilmesi için ise, idarenin hukuka aykırı bir işlem ya da eylemi nedeniyle kişinin fiziki yapısının zedelenmesi, yaşama veya kazanma gücünün azalması sonucunun doğması bu işlem veya eylem nedeniyle büyük üzüntü duyulması veya şeref ve haysiyetinin rencide edilmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan, idarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için, ortada bir zararın bulunmasının yanında, bunun idareye yüklenebilen bir işlem veya eylemden doğması, başka bir deyişle zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabilmesi gerekir. Zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunmaması zararın idari faaliyetten doğmadığını gösterir. Zararın oluşmasında zarara uğrayanın ya da üçüncü kişinin kusurunun bulunması halinde ise idarenin hizmet kusuruna dayalı tazmin sorumluluğunun ortadan kalkacağı ya da kusur ölçüsünde azalacağı açıktır.
Dosyanın incelenmesinden, 27.03.2012 tarihinde saat 11:30 sıralarında, Viranşehir Devlet Hastanesi önünde Karayolları ekiplerinin Levha asma işlevi gören demir platformun kesim işlemini yürüttükleri esnada, yoldan geçen … 'nin üzerine kesilen demir platformun düşmesi sonucu yaralanması üzerine, davacılar tarafından, … 'nin %100 özürlü duruma geldiğinden bahisle, olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğu, bu nedeniyle, … için 400.000,00 TL maddi, 300.000,00 TL manevi, … için 100.000,00 TL manevi ve çocukların her biri için 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden, … nin üzerine kesilen demir platformun düşmesi sonucu yaralanması üzerine, Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 30/06/2015 tarihli Sağlık Kurulu raporunda davacı … 'nin %3 oranında iş görmezlik ve özür durumu olduğunun belirtildiği, davacı tarafından Mahkeme kararı sonrası dosyaya sunulan Viranşehir Asliye Hukuk Mahkemesinin talebi üzerine Adli Tıp Kurumunca hazırlanan 11/11/2016 tarihli raporda ise, davacının olay sonrası iş görmezlik ve özür oranının %29.2 olarak belirlendiği görülmektedir.
Bu durumda, söz konusu iki rapor arasındaki farklılık göz önüne alındığında, temyizi istenilen Mahkeme kararında Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi raporunun dikkate alınarak tazminat miktarının belirlenmesinde hukuki isabet görülmediği, Adli Tıp Kurumunca hazırlanan 11/11/2016 tarihli raporun davacının talep ettiği tazminat miktarının belirlenmesinde Mahkemece esas alınması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Ayrıca, davacının Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı dava da dikkate almadığı ve tazminat miktarı belirlenirken mükerrer ödemeye de yer verilmemesi gerektiği açıktır.
Açıklanan nedenlerle; … İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 26/05/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.