T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/731
Karar No : 2023/2787
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, komisyon geliri karşılığı sahte fatura düzenlediğinden bahisle tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle vergi ziyaı cezalı olarak re'sen tarh edilen 2016 ve 2017 yılı gelir vergisi ile 2016/1-3,4-6,7-9,10-12 ve 2017/1-3,4-6,7-9,10-12 dönemleri geçici vergilerin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporundaki tespitlerden düzenlediği faturaların, davacının komisyon karşılığında sahte fatura düzenlediğini ortaya koyacak nitelik ve yeterlilikte olduğundan, sahte fatura karşılığında komisyon geliri elde ettiğinden hareketle re'sen tarh edilen 2016 ve 2017 yılı gelir vergilerinde ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesi uyarınca vergi üzerinden üç kat kesilen vergi ziyaı cezaları ile 2017 yılına ilişkin vergi ziyaı cezalarının tekerrür hükümleri nedeniyle arttırılan kısımlarında hukuka aykırılık; 2016 yılına ilişkin vergi ziyaı cezalarının tekerrür nedeniyle artırılan kısımları bakımından, tekerrüre dayanak alınan 2010/3 dönemi katma değer vergisi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasına ilişkin ihbarnamenin 28/12/2015 tarihinde tebliğ edildiği görüldüğünden, en erken de 27/01/2016 tarihinde kesinleşebileceği, bu sebeple dava konusu 2016 yılı için tekerrür hükümleri uygulanamayacağından, kesilen vergi ziyaı cezalarının tekerrür uygulanarak artırılan kısımlarında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; dava konusu 2016 yılı gelir vergisi ile geçici vergiler nedeniyle kesilen vergi ziyaı cezalarının tekerrür nedeniyle cezalarının tekerrür nedeniyle artırılan kısımlarının kaldırılmasına ilişkin kabul kısmının hukuka uygun olduğu ve davalı iddialarının kararın bu kısmı yönünden kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı anlaşıldığından davalı istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerektiği; davacının, 2016 ve 2017 yıllarında düzenlediği faturaların sahte olduğu yönündeki değerlendirmeler ve dava konusu cezalı tarhiyatın matrahının bulunuş yöntemi hukuka uygun olduğundan, davacı adına vergi ziyaı cezalı tarhiyatlarda hukuka aykırılık bulunmadığı, ancak dava konusu cezalı tarhiyatın dayanağı raporlarda yalnızca, davacı tarafından belirtilen dava konusu dönemlerde beyan ve tahakkuk ettirilen ödenecek fiktif vergilerin, tarhiyatın kesinleşmesini müteakip terkini önerildiğinden, ödenecek fiktif vergilerin, resen tarhı gereken vergilerin hesabında dikkate alınmadan gerçekleştirilen vergi ziyaı cezalı tarhiyatların, beyan ve tahakkuk ettirilen ödenecek vergilere ilişkin kısmının mükerrer olduğu sonucuna varılarak, dava konusu dönemlere ilişkin üç kat vergi ziyaı cezalarının, beyan edilen ödenecek vergiler dikkate alınmak suretiyle belirlenecek vergi asıllarının bir katını aşan kısımları ile dava konusu geçici vergi asılları ile dava konusu 2017 yılı tüm geçici vergi dönemlerine ilişkin vergi ziyaı cezalarının yüzde elli oranında artırılmasında hukuka uyarlık görülmeyerek, davacı istinaf isteminin bu kısımlar yönünden kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, davalı istinaf isteminin reddine, davacı istinaf isteminin kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, yapılan işlemlerin yasal ve yerinde olduğu belirtilerek temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının aleyhe olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
DÜŞÜNCESİ: Davalı idare temyiz isteminin kısmen kabulü neticesinde Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
Davalı idarenin temyiz dilekçesinde, kararın geçici vergi asılları ve geçici vergiler üzerinden kesilen bir katı aşan vergi ziyaına ilişkin kısımları ile 2016 yılına ilişkin vergi ziyaı cezalarının tekerrür nedeniyle artırılan kısımları yönünden ileri sürdüğü iddialar kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Kararın, dava konusu cezalı tarhiyatın, davacı tarafından beyan edilen ödenecek vergilere isabet eden kısmına yönelik temyiz istemine gelince;
Dava konusu cezalı tarhiyata dayanak vergi tekniği raporu ve bu raporu done alan vergi inceleme raporlarında, davacı mükellefin, dava konusu dönemlerde düzenlediği sahte fatura tutarlarının belirlenerek, bu tutarın %2'si oranında komisyon geliri hesaplandığı ve bu matrahlar üzerinden dava konusu vergi ziyaı cezalı tarhiyatların gerçekleştirildiği, ancak, davacı tarafından, dava konusu dönemlere ilişkin verilen beyannamelerin incelenmesinden, dava konusu 2016 yılında beyan ettiği kazaca isabet eden 6.283,66 TL, 2017 yılında beyan ettiği 10.274,62 TL ödenecek gelir vergileri ile 2016 tüm dönemlerde ve 2017/4-6, 7-9, 10-12 dönemlerinde sırasıyla beyan ettiği, 1.061,06 TL, 508,95 TL, 691,72 TL, 2.745,86 TL, 1.264,46 TL, 1.896,96 TL ve 2.193,06 TL ödenecek geçici vergilerin beyan edildiği görülmektedir.
Davacı tarafından 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin gelir vergisi ve geçici vergi beyannamelerinde beyan edilen matrah ve bu matraha isabet eden verginin, düzenlenen fatura tutarı üzerinden % 2 komisyon elde edildiğinden hareketle saptanan tarh matrahının hesabında dikkate alınması gerektiği yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte; gerek davacı hakkında gelir vergisi yönünden 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin düzenlenen vergi inceleme raporlarında, davacı adına, tarh edilecek vergi ve kesilecek cezaların kesinleşmesi halinde mükellef tarafından daha önce beyan edilen vergilerin tahakkuktan terkin edilmesi, ödeme yapılmış ise tarh edilecek vergi ve cezalardan mahsup edilmesinin öngörülmesi gerek davacı tarafından mükerrer vergilendirmeye yol açıldığı yönünde bir iddiada bulunulmaması karşısında Bölge İdare Mahkemesinin, davacı istinaf başvurusunun kısmen kabulü suretiyle tarhiyatların, beyan ve tahakkuk ettirilen vergilere isabet eden kısmının kaldırılmasına yönelik hüküm fıkrasında hukuka uygunluk görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin geçici vergi asılları ile geçici vergiler üzerinden kesilen bir katı aşan vergi ziyaına ilişkin kısımları ve 2016 yılına ilişkin vergi ziyaı cezalarının tekerrür nedeniyle artırılan kısımlarına ilişkin kısımlarının ONANMASINA,
3.Anılan Vergi Dava Dairesi kararının, dava konusu cezalı tarhiyatların davacı tarafından beyan edilen ödenecek vergilere isabet eden kısmının BOZULMASINA,
4.Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 23/05/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 120/4. maddesinde, yapılan incelemeler sonucunda geçmiş döneme ait geçici verginin %10'unu aşan tutarda eksik beyan edildiğinin tespiti halinde, eksik beyan edilen bu kısım için resen veya ikmalen geçici verginin tarh olunacağı, mahsup süresi geçtikten sonra, kesinleşen geçici vergilerin terkin edileceği ancak, gecikme faizi ve geçici vergiye bağlı kesilen cezanın tahsil olunacağı hükme bağlanmıştır.
Olayda, dava konusu ihbarnamede geçici vergi miktarı gösterilmiş ise de, geçici verginin aslının aranmayacağının belirtilmesi karşısında vergi miktarının kesilecek vergi ziyaı cezası tutarının belirlenmesine yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
Şu halde, aslı aranmayacağı hem kanunun ilgili maddesi gereği olması ve hem de idarece tanzim olunan ihbarnamede geçici verginin aslının aranmayacağının açıkça belirtilmesi nedeniyle, kararın geçici vergilerin kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasının hukuki sonuç doğurmasına imkan bulunmamaktadır.
Bu durumda, ihtilafın "geçici vergi aslına ilişkin kısım yönünden incelenmeksizin reddine" karar verilmesi gerekirken, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulü ile aksi yöndeki Vergi Dava Dairesi kararının geçici vergi aslının kaldırılması yönündeki hüküm fıkrasının da belirtilen gerekçelerle bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararının buna ilişkin kısmına katılmıyoruz.