T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/7480
Karar No : 2023/2054
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri Yrd. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem : Dava; davacının, Mersin İl Emniyet Müdürlüğü emrinde ... Şube Müdürü olarak görev yaptığı dönemde, O.Y. isimli şahsın iletişiminin dinlenmesi olayına ilişkin olarak mahkeme kararlarına gerekçe teşkil eden belgeleri gerçeğe aykırı olarak onaylamak/düzenlemek suretiyle "kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilini işlediğinden bahisle, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesi uyarınca "meslekten çıkarma" cezasıyla tecziyesine dair İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … günlü, … sayılı kararının (22) no'lu olaya yönelik kısmının iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti : ... İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla; Hizbullah-İlim terör örgütü içerisinde faaliyet gösteren şahısların tespit ve deşifresine yönelik çalışmalarda, terör örgütü içerisinde faaliyet gösteren şahıslarla irtibatı olan ve ilerleyen dönemde aynı örgütlenme içerisinde başka şahıslar ile ilişkiye geçebileceği değerlendirilen O.Y.'nin, iletişim araçlarının 3 ay süreyle dinlenmesine ihtiyaç duyulduğundan bahisle, davacının da imzası bulunan belgeler uyarınca verilen hakim kararıyla O.Y.'nin, 18/06/2012 tarihinden itibaren 3 ay süreyle iletişiminin tespiti ve dinlenmesi, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi, teknik araçlarla izlenmesi ve kayda alınması tedbirinin uygulandığı, bu tarihten önceki 3 aylık süre içinde O.Y. hakkında aynı tedbirin uygulanması, belirtilen tarihler arasındaki haberleşmesinin dinlenmesi talebine gerekçe olabilecek ancak mevzuat uyarınca süresi geçtiği gerekçesiyle imha edilmiş bilgi ve belgenin bulunmadığı da gözetildiğinde, O.Y.'nin, 18/06/2012 tarihinden itibaren 3 ay süreyle dinlenilmesi neticesinde, iletişimin dinlenilmesini gerektirecek derecede herhangi bir eyleminin olmadığı, adı geçen kişinin dinlenmesi talebinin davacının da aralarında bulunduğu kişilerce kasten gerçeğe aykırı olarak düzenlendiği/onaylandığı kanaatine varılmış olup, davacının iletişimin dinlenmesiyle ilgili hakim kararlarına gerekçe teşkil eden talep yazılarını imzalaması şeklindeki fiilinin karşılığı olan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine hükmedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının, hukuka ve usule uygun olduğu belirtilerek, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiği, dava konusu disiplin cezasına dayanak soruşturmanın usulüne uygun olarak yürütülmediği, savunma hakkının kısıtlandığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi ... İdare Mahkemesinin … günlü, E:…. sayılı kararıyla kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince, temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyasının incelenmesinden; Mersin ... Şube Müdürlüğünce terör örgütleri ve organize suçlarla mücadele kapsamında usulsüz dinlemeler yapıldığı yönündeki iddiaların araştırılması, gerekirse kusuru tespit edilecek personel hakkında soruşturma yapılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının 02/01/2014 tarihli onayı doğrultusunda başlatılan soruşturmada; dava konusu işlemin sebebini oluşturan O.Y. isimli şahsın … nolu GSM hattı üzerinden haberleşmesinin 21/03/2012 - 13/07/2012 tarihleri arasında dinlenmesi işleminin, H.I., Y.E., Y.S. ve Ö.S.D. tarafından tanzim edilen ve şube müdürü olan davacı tarafından onaylanan 21/03/2012 tarihli, "Hizbullah-İlim terör örgütü içerisinde faaliyet gösteren şahısların tespit ve deşifresine yönelik çalışmalarda Hizbullah-İlim terör örgütü içerisinde faaliyet gösteren şahıslarla irtibatlı olan ve önümüzdeki dönemde aynı örgütlenme içerisinde başka şahıslar ile ilişkiye geçebileceği değerlendirilen ... adresinde ikamet eden ... nüfusuna kayıtlı ... O.Y. isimli şahsın … nolu GSM hattını kullandığı" şeklindeki Teknik Takip ve İzleme Talep Formuna istinaden yapıldığı, 3 ay süren telefon dinlemesinin akabinde başkaca herhangi bir bilgi ve neden gösterilmeksizin, aynı gerekçelerle "Hizbullah-İlim terör örgütü içerisinde faaliyet gösteren şahıslarla irtibatının devam ettiği önümüzdeki süreçte aynı örgütlenme içerisinde olan başka şahıslar ile ilişkiye geçerek provakatif eylemlere katılabileceği değerlendirildiğinden durum ve temaslarının kontrol altında tutulması gerektiği"nin yer aldığı 19/05/2012 tarihli Teknik Takip Uzatma Talep Formuna bağlı olarak davacı imzalı yazıyla talepte bulunularak 3 ay süre ile uzatıldığı, ancak bu sürenin sonu beklenilmeksizin dinlemenin 13/07/2012 tarihinde sonlandırıldığı, davacının, söz konusu iletişimin dinlenmesiyle ilgili hakim kararlarına gerekçe teşkil eden "Teknik Takip ve İzleme Talep Form"larına yönelik talep yazılarını imzalaması şeklindeki davranışıyla "kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilini işlediği kanaatine varılarak getirilen teklif doğrultusunda, İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … günlü, … sayılı kararıyla, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi üzerine temyizen incelenmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün (26/6/2015 tarihli ve 2015/7911 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Tüzüğün 1. maddesiyle, bu Tüzüğün adı “Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü" olarak değiştirilmiştir.) 8/12. maddesinde yer alan "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiili, meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
08/03/2018 günlü, 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatı mensuplarına ilişkin disiplin kurallarını yeniden düzenleyen 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un "Disiplin cezası verilecek fiiller" başlıklı 8. maddesinin, meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiillerin sayıldığı 6. fıkrasının (h) bendinde, "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" düzenlemesi; Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında ise, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur." şeklindeki geçiş hükmü yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Kamu görevlilerinin disiplin cezasıyla cezalandırılabilmeleri için; disipline aykırı eylem veya işlemlerinin sübut bulup bulmadığının usulüne uygun olarak yapılacak soruşturma ile ortaya konulması, soruşturma aşamasında kamu görevlisinin lehinde ve aleyhinde olan her türlü bilgi ve belgenin toplanması, bilahare disipline aykırı davranış olarak tespit edilen eylemin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanarak bu eyleme uygun olan disiplin cezası maddesinin tayini ve uygulanması gerekmektedir.
Belirtilen hususlarla birlikte; Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun, Karar Tarihi:02/07/2020, Başvuru Numarası:2016/14253 olan "Barış Baş" dosyasında verdiği kararın 56. paragrafında; "Ceza muhakemesi hukuku ve disiplin hukuku farklı kural ve ilkelere tabi disiplinlerdir. Disiplin hukuku kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir hukuk alanıdır. Bazı hâllerde ise kamu görevlisinin fiili ceza hukuku kapsamında suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin hukuku yönünden de sorumluluk gerektiren bir mahiyet taşıyabilir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Özcan Pektaş, B. No: 2013/6879, 2/12/2015, § 25; Kürşat Eyol, § 30).", 57. paragrafında; "Cezai sorumluluğunun bulunmadığı tespit edilmiş veya ceza sorumluluğu ortadan kalkmış olsa dahi aynı olaylar nedeniyle -daha hafif bir ispat külfeti temelinde- kişi hakkında başka tür bir sorumluluğun tesis edilmesinin önünde bir engel bulunmamaktadır. Bu bağlamda ceza yargılamasına konu maddi olay ve olguların disiplin hukuku esasları çerçevesinde diğer kamu makamlarınca (idari/adli) ayrıca değerlendirilmesi ve bu değerlendirme sonucunda ulaşılacak kanaate göre işlem/karar tesis edilmesi mümkündür (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Özcan Pektaş, § 25; Kürşat Eyol, § 30, Galip Şahin, § 48).", 58. paragrafında ise; "Adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabilir. Masumiyet karinesi kapsamındaki güvencelerin sağlanıp sağlanmadığının tespiti yapılırken ise kararın gerekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir (Galip Şahin, § 48; M.I., B. No: 2012/1268, 30/12/2014, § 50). Bu kapsamda karar vericilerin kullandıkları dil kritik önem taşır (Mustafa Kıvrak, B. No: 2013/3175, 20/2/2014, § 36). Kamu makamlarının işlem ya da kararlarında belirttikleri gerekçeler veya kullandıkları dil nedeniyle bireye cezai sorumluluk yüklememeleri, ceza mahkemeleri tarafından suçlu bulunmamış bireyin masumiyeti üzerine gölge düşürülmesine sebebiyet vermemeleri gerekmektedir (Galip Şahin, § 47)." değerlendirmelerine yer verildiği görülmektedir.
Bu bağlamda, yapılan soruşturma sonucunda disiplin cezası verilebilmesi için, suça esas fiilin sübuta erdiğine ilişkin tespitin, hukuken geçerli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delillere dayanması gerektiği; aksi durumda; Anayasa, uluslararası sözleşmeler ve yargı kararları ile güvence altına alınmış bulunan masumiyet karinesinin ihlali sonucunun doğabileceği açıktır.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden gerçekleştirilen incelemelerde; davacının, disiplin cezasıyla cezalandırılmasına dayanak gösterilen 22 no'lu olaydaki (O.Y. isimli şahsın iletişiminin dinlenmesi) fiiline yönelik yargılandığı ceza davasında, Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/07/2020 günlü, E:2015/370, K:2020/171 sayılı kararıyla, "... müştekinin kendi ad soyadı ve kendi iletişim aracı üzerinden dinlenmiş olması, önleme dinlemesi tedbiri kararı alınmasına esas teşkil eden "Teknik Takip ve İzleme Talep Formu"nda yazılı gerekçelerin mevcut olup olmadığı, dinleme yapılmasını gerektirecek emarelerin varlığına veyahut yokluğuna dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilememiş olması, dinlemenin yasada öngörülen süre şartını ihlal etmeyecek şekilde gerçekleştirilmiş olması, her ne kadar dönemin Mersin ... Şube Müdürü ...’nin Mersin'den tayinen ayrılması tarihi ile uyumlu bir şekilde erken çıkış yapıldığı görülmüş ise de, bu durumun tek başına dinlemenin usule aykırı yapıldığını ispatlamaya elverişli bulunmaması, yapılan dinleme işleminin istihbari amaçla önleme dinleme olması sebebiyle yoğun suç şüphesine ihtiyaç duyulmaması, önleme dinlemesinde amaç suç işlenmesinin ve kamu düzeninin bozulmasının önlenmesi amacıyla başvurulan bir yol olması ve önleme amacıyla yapılan iletişimin tespiti ve denetlenmesi sonucunda ulaşılabilen bulgular da, yasanın ön gördüğü amaçlar dışında ve bu arada bir ceza soruşturması veya kovuşturmasında delil olarak kullanılamayacak olması, yasada herhangi bir suç şüphesi derecesi de öngörülmediğinden yapılan iletişimin tespiti ve denetlenmesi işleminin usulüne aykırı olduğu yönünde her türlü şüpheden uzak kesin bir kanaate varılamamıştır. ..." gerekçesiyle, "kişisel verilerin kaydedilmesi" ve "iftira" suçlarından, atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK)'nun 223/2-a maddesinden; "resmi belgede sahtecilik" suçundan ise, üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle CMK 223/2-e maddesinden beraatine karar verildiği; anılan kararın bu kısmına yönelik yapılan istinaf başvurusunun da, … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla esastan reddedildiği görülmektedir.
Dava konusu uyuşmazlıkta, idare mahkemesinin karar tarihinde ve bu kararın istinafı safhasında davacı hakkında verilen bir beraat kararının bulunmadığı, ancak temyiz aşamasında davacının disiplin cezasıyla cezalandırılmasına sebep olan fiilleri nedeniyle adli yargı yerince yapılan yargılamada beraatine hükmedildiği görülmekle, ortaya çıkan bu yeni hukuki durum karşısında, ceza mahkemesi kararının sonucu ve gerekçeleri ile bu karara ilişkin kanun yolu aşamaları da dikkate alınmak suretiyle yeniden değerlendirme yapılması gereği ortaya çıkmış bulunmaktadır.
Bu durumda; bölge idare mahkemesince yukarıda değinilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar verileceğinden, temyize konu mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,
3. 2577 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun'una 6545 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 13/04/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.