T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/7802
Karar No : 2023/2424
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR :
1- DAVACI: …
VEKİLİ: Av. …
2- DAVALI: … Genel Komutanlığı
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhe olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Kastamonu 5. Jandarma Eğitim Alay Komutanlığında uzman erbaş olarak görev yapan davacının, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin 12/07/2019 tarihli işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; davacının babasıyla ilgili olarak elde edilen bilgi ile ilgili olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'ndan davacının babasına ait CD formatında gönderilen hesap hareketleri incelendiğinde, anılan hesabın 11/03/2009 tarihinde açıldığı ve bu hesaba genel olarak bir kısım şirket tarafından havaleler yapıldığı, olağan dışı bir hesap hareketinin olmadığı, her ne kadar söz konusu hesap bakiyesinin 31/12/2013 tarihi ile 24/12/2014 tarihleri arasında 15.936,11-TL artırıldığı tespit edilmiş ise de, hesaptaki bu artışın önemli bir kısmının hesaba 3. kişiler tarafından yapılan havalelerden kaynaklandığı ve anılan bankanın TMSF'ye devir edildiği 29/05/2015 tarihinden sonra da davacı tarafından (05/06/2015 tarihinde 6.000,00TL, 03/09/2015 tarihinde 1.000,00TL) hesaba para yatırıldığının görüldüğü, bu hesapta FETÖ/PDY terör örgütüne destek amaçlı bir hesap hareketi olduğu yönünde somut bir verinin olmadığı, hakkında başkaca olumsuz bir bilgi tespit edilemeyen davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandırılmasını gerektirecek nitelikte somut bilgi ve belgelerin ortaya konulamadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı; öte yandan, hukuka aykırılığı saptanan işlemler nedeniyle ilgililerin uğradığı zararın idarece tazmini Anayasa’nın 125. maddesi gereği bir zorunluluk ve idare hukukunun bilinen ilkelerinden olup, davacının kamu görevinden çıkarılması nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile yoksun kaldığı parasal haklarının dava açma tarihi olan 04/08/2019 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte tarafına ödenmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, tazminat isteminin kabulü ile davacının yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile yoksun kaldığı parasal haklarının dava açma tarihi olan 04/08/2019 itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; bakılan uyuşmazlıkta, dava konusu işlemin dayanağını oluşturan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen ve davalı idarece kullanılan davacıya ait kişisel veri niteliğindeki bilgilere, güvenlik soruşturması yapmakla görevli birimler tarafından ulaşılabileceğine ve bu kapsamdaki bilgileri alabileceğine dair yapılan kanuni düzenlemenin (4045 sayılı Kanun'un 1'inci maddesine eklenen ikinci fıkrası) Anayasa Mahkemesi'nin kararıyla iptal edildiği ve bu kararın da Resmi Gazete'de yayımlandığı 28/04/2020 tarihinde yürürlüğe girdiği, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştay'ın yerleşmiş içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu göz önünde bulundurulduğunda, Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş olan Kanun hükmüne göre elde edilen kişisel verilere dayanılarak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumsuz sonuçlandığından bahisle davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde bu gerekçeyle hukuka uyarlık görülmediği, öte yandan, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararının ilgililer hakkında güvenlik soruşturması yapılamayacağı yönünde olmadığı; aksine, kamu görevinde çalıştırılacak kişiler hakkında Anayasa'nın 129. maddesi uyarınca kamu hizmetinin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesini teminen haklarında güvenlik soruşturması yapılması yönünde düzenlemeler getirilmesinin kanun koyucunun takdir yetkisinde olduğu hususu açıkça belirtildiği, ancak, Anayasanın 138. maddesinin son fıkrası ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacı hakkında verilen maddi ve hukuki koşullara göre uygulanabilir nitelikte olan iptal kararının “aynen” ve “gecikmeksizin” uygulanması amacıyla davalı idarece işlem tesis edilmesi gerektiğinin açık olduğu, diğer taraftan, 17/04/2021 tarih ve 31457 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu uyarınca, verilen iptal kararının uygulanması aşamasında ya da göreve başlatıldıktan sonra, davalı idarece davacının durumunun yeniden değerlendirileceğinde ise kuşkuya yer bulunmadığı, diğer yandan, uyuşmazlıkta, davacı hakkında verilecek iptal kararının uygulanması aşamasında ya da göreve başlatıldıktan sonra, davalı idarece davacının durumu yeniden değerlendirileceğinden, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi istemi hakkında bu aşamada karar verilmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun İdare Mahkemesi kararının işlemin iptaline yönelik kısmının belirtilen gerekçeyle reddine; tazminat istemine yönelik kısmı ile davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının özlük haklarının iadesi ve parasal haklarının dava açma tarihi olan 04/08/2019 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin kısımlarının kabulüne, kararın bu kısımlarının kaldırılmasına ve davacının tazminat talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından; Dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu, Bölge İdare Mahkemesince işlemin iptaline karar verildiği; ancak, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının ödenmesi istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolunda verilen kararın hukuka aykırı olduğu belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının tazminat istemi yönünden bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından; Ülkenin güvenliği ve savunulmasından sorumlu olan Türk Silahlı Kuvvetlerine alınacak personelin güvenirliğinin her türlü şüpheden uzak olarak ortaya konulmasının ayrıca önem arz ettiği, hal böyle iken idarenin takdir yetkisini davacıyı istihdam etmeme yönünde kullanmasında herhangi bir yanlışlık ve hukuka aykırılık bulunmadığı gibi işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin de idarenin takdir yetkisini kullanması hususunda yol gösterici verileri temin etme imkanının sağladığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMASI:
Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
Davalı idare tarafından, yasaklı vekil tarafından verilen temyiz dilekçesi hakkında temyiz isteminde bulunulmamış sayılması kararı verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kısmen reddi, kısmen kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davalı Jandarma Genel Komutanlığının temyize cevap dilekçesinde; davacı vekili Av. … tarafından 04/09/2021 tarihinde UYAP kayıtlarına giren dilekçeyle temyiz isteminde bulunulduğu; ancak, anılan avukatın ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin … tarih E:…, K:… sayılı kararıyla müdafilik veya vekillik görevini üstlenmekten 1 yıl süre ile yasaklandığından, bu süre içerisinde verilen temyiz dilekçesinin hükümsüz olduğu, temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği itirazında bulunulmuş ise de, anılan Ağır Ceza Mahkemesi kararı incelendiğinde, söz konusu avukatın terör suçlarından şüpheli, sanık veya hükümlü olanların müdafilik veya vekillik görevini üstlenmekten 1 yıl süre ile yasaklanmasına, karar kesinleştiğinde bilgi ve gereği için Çorum Barosu, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ve Ceza ve Tevkif İşleri Genel Müdürlüğüne bildirilmesine karar verilmiş olup, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 151/3 maddesinde 149. maddeye göre seçilen veya 150. maddeye göre görevlendirilen ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220 ve 314. maddelerinde sayılan suçlar ile terör suçlarından şüpheli, sanık veya hükümlü olanların müdafilik veya vekillik görevini üstlenen avukat, hakkında bu sayılan suçlar nedeniyle kovuşturma bulunması halinde müdafilik veya vekillik görevinden yasaklanabilir hükmü uyarınca, vekil hakkındaki bu yasaklılık kararının ceza davasını ilgilendirdiği işbu dosyamızı etkilemediğine karar verilerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Kastamonu 5. Jandarma Eğitim Alay Komutanlığında uzman erbaş olarak görev yapan davacının, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin 12/07/2019 tarihli işlemin tesis edilmesi üzerine temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İptal ve Tam Yargı Davaları” başlıklı 12. maddesinde; “İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay'a ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11'inci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.” hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı, usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Kararın, davacının tazminat istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı yönünden incelenmesinden;
İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya eksiklik şeklinde tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
2577 sayılı Kanunun yukarıda aktarılan 12. maddesinde, idari işlem nedeniyle haklarının ihlal edildiği iddiasında bulunan ilgililere seçimlik hak tanımış ve bu kişilerin önce iptal davasını açarak sonra tam yargı davası (veya her iki davayı birlikte) açabilecekleri gibi iptal davası açmadan doğrudan tam yargı davası da açabilecekleri belirtilmiştir.
Uyuşmazlıkta; davacının dava konusu işlemle birlikte işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenmekte olan davanın açıldığı, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla, dava konusu işlemin iptaline, tazminat ödenmesi istemi yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve dava konusu uyuşmazlık birlikte incelendiğinde, dava konusu işlemin hukuka aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi nedeniyle davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine ilişkin isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu duruma göre, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine ilişkin istemi hakkında kabul hükmü kurulması gerekirken, bu istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönünde verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, İdare Mahkemesi kararının işlemin iptaline yönelik kısmının belirtilen gerekçeyle reddine; tazminat istemine yönelik kısmı ile davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının özlük haklarının iadesi ve parasal haklarının dava açma tarihi olan 04/08/2019 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin kısımlarının kabulüne, kararın bu kısımlarının kaldırılmasına ve davacının tazminat talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının ONANMASINA,
2.Davacının temyiz isteminin kabulüne, Bölge İdare Mahkemesi kararının davacının tazminat istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Dosyanın, bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak, 04/05/2023 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi.