T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/7866
Karar No : 2023/1445
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av…
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri Yrd. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : … İl Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacı, "Yetkisini veya nüfusunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" fiilini işlediğinden bahisle meslekten çıkarma cezasıyla tecziyesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … günlü, … sayılı işleminin iptali ve açıkta kaldığı ve meslekten çıkarıldığı sürelerde mahrum kaldığı her türlü özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti : … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu işlemin gerekçesinde ve sonuç kısmında davacının "Yetkisini veya nüfusunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" fiilini işlediğinden bahsedildiği, cezasının sebep unsurunu teşkil eden eylemin gerek soruşturma raporunda gerekse işlemin gerekçesinde anılan fiille irtibatlandırıldığı, sonuç kısmında ise Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesinde düzenlenen "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiili uyarınca dava konusu işlemin tesis edildiğinin görüldüğü gerekçesinde uyumsuzluk bulunan ve davacının hangi fiilden cezalandırıldığı anlaşılamayan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı; her ne kadar dava konusu işlemin yukarıdaki gerekçelerle hukuka aykırılığı saptanmış ise de, davalı idarece davacının eylemi hakkında yeniden bir değerlendirme yapılarak işlem tesis edebileceği tartışmasız olduğundan, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının tazmini istemi hakkında bu aşamada karar verilmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, davacının tazminat istemi hakkında ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesince verilen temyize konu kararla; gerek soruşturma kapsamında tespit edilen hususlar, gerekse de davacının kendi ifadesi birlikte değerlendirildiğinde 300 kişilik bir yemek bedeli olarak polisevi hesabına yatırılan paranın tamamının muhasebe kayıtlarına işlenmesi gerekirken işlenmediği ve anılan paranın bir kısmının yemek bedeli olarak polisevi hesabına işlendikten sonra kalan paranın davacının bilgisi dahilinde Emniyet Müdürü M.E.'nin polisevinde yapmış olduğu harcalamaların karşılanması için kullanıldığının açık olduğu, bu nedenle davacının eylemine uyan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/7. maddesinde yer verilen "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" suçu dolayısıyla meslekten çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf istemlerinin kabulüne, … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı dava konusu işlemin iptali, davacının tazminat istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; … İl Emniyet Müdürlüğünde 1,5 yıl güvenlik şubede, akabinde 3-4 ay sosyal hizmetler şubesinde görev yaptıktan sonra Polisevinde çalışmaya başladığı, bu görevlendirmeden yaklaşık yirmi gün sonra 26/08/2013 tarihinde disiplin suçuna konu para çekme eyleminin gerçekleştiği, Polisevi emrine atandıktan sonra birkaç defa görev yerinin değiştirildiği, kendisine disiplin cezası verilmesine neden olan parayı amirlerinin talimatı üzerine çekerek kurum kasasında muhafaza ettiği ve yine amirlerinin talimatları üzerine temsil ve ağırlama amaçlı harcama yapıldığı kanaatiyle bahsi geçen paradan ödemelerde bulunduğu, muhasebe biriminde görevlendirildikten sonra mesleki eğitim verilmediği gibi uyması gereken kuralların da bildirilmediği, bu nedenle deneme - yanılma suretiyle görevini öğrenmek zorunda bırakıldığı, kendisine verilen paranın harcanmasında kendisine bu konuda emir veren sıralı amirlerin açık ihmallerinin bulunduğu, hukuki sorumluluğun tamamen kendi üzerine yıkılmasının hakkaniyetle bağdaşmadığı, … Ağır Ceza Mahkemesinin … esas nolu dosyasında zimmet suçundan yargılanarak beraat ettiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
… İl Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacı, "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" fiilini işlediğinden bahisle meslekten çıkarma cezasıyla tecziyesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … günlü, … sayılı işleminin iptali ve açıkta kaldığı ve meslekten çıkarıldığı sürelerde mahrum kaldığı her türlü özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenmekte olan davayı açmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Emniyet Örgütü (Teşkilatı) Disiplin Tüzüğü'nün 8/7. maddesinde yer alan "Yetkisini veya nüfusunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" fiili, meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuç doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme de sahiptirler. Bu bakımdan kamu görevlilerinin disiplin cezasıyla cezalandırılabilmeleri için disipline aykırı eylem veya işlemlerinin sübut bulup bulmadığının, usulüne uygun olarak yapılacak soruşturma ile ortaya konulması, soruşturma aşamasında kamu görevlisinin lehinde ve aleyhinde olan her türlü bilgi ve belgenin toplanması, bilahare disipline aykırı davranış olarak tespit edilen eylem nedeniyle eylemine uyan disiplin cezası maddesinin tayini ve uygulanması gerekmektedir.
Takdir edilen disiplin cezası ile ilgilinin eylemi arasında adil bir denge bulunması disiplin hukuku ilkelerinden olup, bu denge kurulurken, olayın oluş biçimi, ilgilinin olaydaki fonksiyonu ve suç kastının bulunup bulunmadığı, irade dışı etkenlerin eylemin meydana gelmesine etkisi gibi hususların da göz önüne alınması gerekmektedir. Bir başka ifadeyle kamu görevlisinin işlediği disiplin suçu karşılığında niteliği itibarıyla o suç için öngörülenden daha ağır bir disiplin cezası ile cezalandırılması durumunda "eylemin ağırlığına göre cezalandırma" yani "orantılılık ilkesi" ihlal edilecektir.
Dava konusu olayda; 1. Sınıf Emniyet Müdürü M.E.'nin … İl Emniyet Müdürü olarak görev yaptığı dönemde Polisevini aşevi olarak kullandığı ve yakın çevresiyle sefa sürdüğü konusuna ilişkin iddialar üzerine başlatılan soruşturmada, 2013 yılı temmuz ayında ramazan ayı münasebetiyle Polis Evinde bir iftar yemeği verildiği, yemeğin bedeli olan 5.255,65-TL'nin … Defterdarlığı tarafından Polisevi banka hesabına yatırılması akabinde davacı tarafından çekilerek il emniyet müdürünün özel harcamalarında kullanılması iddiasına yönelik olarak yapılan incelemede;
Davacının savunmasında; ilgili parayı özel kalem amir vekili komiser yardımcısı İ.K.'nin talimatıyla çektiğini, İ.K.'nin kendisine bu parayı muhafaza altında bulundurmalarını, hiçbir şekilde harcamamalarını, kendisinin söylediği organizasyonlar için kullanmaları gerektiğini söylediğini, bunun üzerine parayı sarı bir zarf içine koyarak üzerine "Özel Kalem" yazdığını ve içerisinde ne kadar para olduğu notunu da düştükten sonra kasaya koyduğunu, parayı muhasebe hesabına girerse stok çıkışı yapması gerektiğinden muhasebe hesabına koymadığını, polis evindeki amirlerini de durumdan haberdar etmediğini, il müdürünün polis evine yakınları ile geldiği zamanlarda yapılan harcamaları faturalandırıp masrafı sarı zarf içindeki paradan karşıladığını ve faturaları zarfın içerisinde sakladığını, harcama yapıldıkça İ. K. veya il müdürünün yanında bulunan koruma memurlarını bilgilendirdiğini, komiser yardımcısı İ.K.'nin görevinden ayrıldıktan sonra yerine gelen G.M.'nin de harcamaların aynı şekilde yapılması talimatını verdiğini, polis evinden ayrılırken sarı zarfı polis evi satın alma memuru S.D.'ye devrettiğini, onun da il müdürünün harcamalarını aynı zarf içindeki paradan karşılamaya devam ettiğini, konu ile ilgili olarak yalnızca talimatları uyguladığını ve sarı zarfın içindeki parayı da talimatlar doğrultusunda kullandığını belirttiği,
Davacıdan sonra ilgili harcamaları yapmaya devam eden S.D.'nin ifadesinde; davacının polis evindeki görevi sonlandırıldıktan sonra şubeye muhasebe memuru gelene kadar kendisinin muhasebe bölümüne bakmasının söylendiğini, davacının görev yerinden ayrılırken daha önce restoran bölümünden kesintisi yapılmış olan adisyon fişlerini kendisine teslim ettiğini, zarf içinde bulunan parayı il emniyet müdürünün temsil ve ağırlama giderleri için özel kalem büro amirliğinin bilgisi dahilinde harcadığını söylediğini, zarfın üzerinde "Özel Kalem" notu olmasından dolayı zarfı devraldığını, il emniyet müdürünün birkaç yemeği için yine özel kalemin bilgisi dahilinde bu paradan harcama yaptığını, il emniyet müdürünün ilden ayrılmasından sonra yerine gelen M.Ö.'ye ait üç-dört yemek ya da kokteyle ait harcamanın da sarı zarf içerisinde bulunan paradan yapıldığı, bu harcamalardan il müdürü M.Ö'nün bilgisinin olup olmadığını bilmediğini söylediği,
İl Emniyet Müdürünün yakın koruması olan M.L'nin ifadesinde özetle; müdürün polis evinde yaptığı harcamalarda adisyon fişlerini kontrol ederek hesapların karışmaması için fişlerin arkasına kendi adını yazdığını, yapılan harcamaların ya maaştan kesinti yoluyla ya da özel kalem büro amiri tarafından nakit olarak ödendiğini bildiğini, özel kalemin hesap işlerine kimseyi karıştırmadığını belirttiği,
M.E.'den sonra il emniyet müdürü olarak görev yapan M.Ö.'nün ifadesinde özetle kendisinin polis evindeki zarf ve içerisindeki paradan haberinin olmadığını, bu paranın varlığını soruşturma sırasında müfettişlerden öğrendiğini, kendisi göreve başladıktan sonra yapılan 519,60-TL tutarındaki harcamayı polis evine iade ettiğini açıkladığı görülmektedir.
Soruşturma kapsamında; sarı zarf içerisinde yer alan, arkası polis memuru M.L. tarafından imzalanmış ve harcama miktarları belli olan fiş ve adisyonların incelenmesinden, bahsi geçen harcamaların dönemin il emniyet müdürü M.E.'nin yapmış olduğu harcamalar olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davacının yetkisini ve nüfuzunu başkalarına çıkar sağlamak amacıyla kötüye kullandığından bahisle meslekten çıkarma cezası ile tecziyesine karar verilmiştir.
Öte yandan, davacının meslekten çıkarma cezasına konu eylemleri sebebiyle "zimmet" suçunu işlediğinden bahisle … Ağır Ceza Mahkemesinin … sayılı esasında açılan davada yargılandığı, anılan Mahkemenin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla; davacı tarafından bankadan çekilen paranın bir kısmının davacıdan sonra görevi devralan S.D'ye devredildiği, kalan paranın da çeşitli yemek ve ağırlama organizasyonlarında gider olarak polisevine ödendiği; dolayısıyla sanığın üzerine atılı zimmet suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı; davacının eyleminin usulsüz harcama yapılması nedeniyle görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, davacının daha önceden muhasebe işlemleri ile ilgili bir eğitim almamış olması, göreve başladığı sırada kendisine herhangi bir bilgilendirme yapılmamış olması, harcama usulü konusunda yeterli bilgiye sahip olmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde görevi kötüye kullanma suçu bakımından da suç kastının bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, kararın İçişleri Bakanlığı ve hazine vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla; sanığa isnat edilen eylemlerin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği, bu suçun sekiz yıllık dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, dava zamanaşımı süresini kesen son işlem olan 08/09/2014 tarihli sorgu ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davacı hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiştir.
Davacının savunması ve soruşturma kapsamında alınan diğer ifadelerin değerlendirmesinden; davacının ramazan ayında düzenlenen yemek organizasyonu için Polis Evi hesabına gönderilen parayı çekerek, il emniyet müdürü M.E.'nin yemek ve organizasyon harcamalarında kullandığı açıkça anlaşılsa da, muhasebeden sorumlu polis memuru olarak göreve başladığı dönemde kendisine muhasebe işlemleri ve harcama usulü konusunda herhangi bir eğitim verilmemesi ve bilgilendirme yapılmaması, yaptığı harcamaları verilen talimatlar doğrultusunda yerine getirdiği yönündeki ifadesinin kendisinden sonra muhasebe memuru olarak görev yapan S.D.'nin ifadesiyle desteklenmesi ve davacı görevden ayrıldıktan sonra dahi il müdürlerinin yaptığı harcamaların aynı usulle ve aynı kaynaktan karşılanmaya devam edilmesi karşısında, davacının yetkisini ve nüfuzunu kötüye kullanma suçunu işlemeye yönelik bir kastının bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Davacının işlediği fiil ile bu fiilin karşılığı olarak verilen ceza arasında adil bir dengenin bulunmaması, başka bir ifadeyle orantılılık ilkesinin ihlal edilmiş olması nedeniyle dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık görülmemiştir.
Bu durumda, dava konusu işlemin iptali, davacının tazminat istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolundaki … İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddi yolunda verilen temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyize konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na 6545 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 22/03/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.