T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/8037
Karar No : 2023/2481
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Özel öğretim kurumu işletme ruhsatı verilen davacı tarafından, Milli Eğitim Bakanlığı'nın 29/01/2019 tarihinde yayınladığı basın bülteninde, 5580 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik sonucu özel öğretim kurumlarının kapatılacağı, dolayısıyla bu kapsamdaki kursların 2019 - 2020 eğitim öğretim yılı için bursluluk sınavı ve öğrenci kaydı yapmamaları gerektiği ifadelerine yer verildiği ve tarafına tebliğ edildiği, bu basın bültenine dayanılarak Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nden kursun kapatılmasını talep etmesi üzerine özel öğretim kurumu işletme ruhsatının iptal edildiğinden bahisle Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu yazısı üzerine kayıt yaptırılan öğrencilerin başka kurumlara yönlendirildiği, yeni öğrenci kaydı yapamadığı, kurs yerine ilişkin yapmış olduğu masraflar, kira ödemeleri, istihdam edilmek zorunda kalınan personel giderleri, vergi dairesine ödenmek zorunda kalınan vergilerin karşılığı, elektrik, doğal gaz, telefon, internet faturaları için yapılan ödemeler ve delil tespiti istemiyle açılan davada yapılan masraflar karşılığı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 223.902,32 TL maddi tazminatın talep tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; belirtilen basın bülteninde doğrudan kursun kapatılmasına yönelik bir işlemin olmadığı, mevzuat çalışmasından bahsedilerek çalışmaların yasalaşması halinde hak kaybı olmaması için özel öğretim kurumlarının bilgilendirilmesi amacıyla tesis edildiği, söz konusu işlemin yayınlandığı dönemin 2018-2019 eğitim - öğretim dönemi olduğu ve belirtilen dönem içerisinde davacının kursun kapatılması istemiyle başvurması üzerine özel öğretim kurumunun kapatılmasına karar verildiği de dikkate alındığında, davacı tarafından uğranıldığı ileri sürelen zararlar nedeniyle davalı idarenin sorumlu tutulmasına hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Davalı idare tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Anayasa'nın 2. maddesinde Cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Hukuk devletinin ön koşulları arasında "hukuk güvenliği ilkesi" ile "hukuki belirlilik ilkesi" bulunmaktadır. Hukuki belirlilik ilkesi, yalnızca yasal belirliliği değil, daha geniş anlamda hukuki belirliliği ifade etmektedir. Yasal düzenlemeye dayanarak erişilebilir, bilinebilir ve öngörülebilir niteliksel gereklilikleri karşılaması koşuluyla, mahkeme içtihatları ve yürütmenin düzenleyici işlemleri ile de hukuki belirlilik sağlanabilir. Hukuki belirlilik ilkesinde asıl olan, bir hukuk normunun uygulanmasıyla ortaya çıkacak sonuçların o hukuk düzeninde öngörülebilir olmasıdır.
Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi ise, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Hukuk güvenliği ilkesi, kişiler arasında oluşan ve kesinlik kazanan ilişkilerin yanı sıra kişilerin devlet ile olan münasebetleri neticesinde kişiler lehine ortaya çıkan ve kati hale gelen neticelerin de muhafazasını mecburi hâle getirmektedir. Devletin birey ile hukuk âlemindeki etkileşiminden doğan neticelerin korunması yükümlülüğü, hem özel hukuk alanına hem de kamu hukuku alanına sirayet eden neticeler bakımından geçerlidir.
Uyuşmazlıkta; Milli Eğitim Bakanlığı'nın 29/01/2019 tarihinde yayınladığı basın bülteninde, 5580 sayılı Yasada yapılan değişiklik sonucu özel öğretim kurumlarının kapatılacağı, dolayısıyla bu kapsamdaki kursların 2019-2020 eğitim öğretim yılı için bursluluk sınavı ve öğrenci kaydı yapmamaları gerektiği ifadelerine yer verildiği ve Ankara Valiliği İl Milli Eğitimi Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile davacıya tebliğ edildiği, davacı tarafından 29/05/2019 tarihli dilekçe ile Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nden 08/11/2018 tarihli iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatının iptalinin talep edildiği, Ankara Valiliği İl Milli Eğitim Müdürülüğü'nün 30/07/2019 tarihi Olur'u ile özel öğretim kurumunun 29/09/2019 tarihinden itibaren sürekli olarak kapatılmasına karar verildiği, ancak süreç içerisinde özel öğretim kurslarının kapatılmadığı, davacı tarafından Bakanlığın yayınladığı basın bülteni nedeniyle kursun kapatılmasını talep ettiği, Bakanlıkça özel öğretim kurslarının kapatılacağı yolunda bir açıklama yapılmasaydı kursunu kapatma iradesinin oluşmayacağı zira; Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu yazısı üzerine kayıt yaptırılan öğrencilerin başka kurumlara yönlendirildiği, yeni öğrenci kaydı yapamadığı ileri sürülerek kurs yerine ilişkin yapmış olduğu masraflar, kira ödemeleri, istihdam edilmek zorunda kalınan personel giderleri, vergi dairesine ödenmek zorunda kalınan vergilerin karşılığı, elektrik, doğal gaz, telefon, internet faturaları için yapılan ödemeler ve delil tespiti istemiyle açılan davada yapılan masraflar karşılığı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 223.902,32 TL maddi tazminatın talep tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı görülmektedir.
Olayda; her ne kadar davacı tarafından kursunu kapatma yolundaki iradesini içeren dilekçe ile davalı idareye başvurması üzerine sürecin başladığı görülmekte ise de; aslında davacının özel öğretim kursunu kapatma iradesinin olmadığı, Bakanlığın 2019-2020 eğitim öğretim yılı itibariyle özel öğretim kursu adı altında özel öğretim kurumu kalmayacağı, yeni kurs açılmasına izin vermeyeceği, mevcut kursların da kapatılacağı yolundaki beyanı üzerine kapatma iradesini ortaya koyduğu, bir başka ifadeyle Bakanlığın yönlendirmesi ile kapatma kararı aldığı, nitekim Kasım 2018 itibariyle kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatı alan davacının 2019-2020 eğitim öğretim yılı itibariyle tam kapasite faaliyete geçmek için hazırlık süreci içerisinde olduğu, ancak davacının idareye duyduğu güven nedeniyle basın bültenine itibar ederek yakın zamanda açmış bulunduğu kurumunu kapatma yoluna gittiği anlaşılmaktadır.
Burada, davalı idarenin yönlendirmesi neticesinde kurumu kapanan davacının muhtemel zararının veya muhtemel elde edeceği karının maddi tazminat adı altında tazmin edilmesi mümkün olmamakla birlikte; özel öğretim alanında faaliyette bulunmak isteyen bu yolda gerekli izin ve ruhsatlarını alan davacının kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatını aldıktan kısa bir süre sonra eğitim öğretim faaliyeti için hazırlık aşamasında olduğu ve kısmen de öğrenci kaydı gerçekleştirdiği kurumunu kapatma iradesi göstermesine Bakanlığın resmi açıklamasının neden olduğu dikkate alındığında; kurum binası için kiralama ve kurum binasının özel öğretim kurum standartlarını sağlanmasına yönelik bina bakım ve onarım giderleri, eğitim öğretim faaliyeti için kurumda bulunması gereken araç, gereç alımı gibi kurumun eğitim öğretime hazırlanmasına yönelik yapılan ve faturalandırılabilen giderlerin davalı idarece karşılanması başta hukuk devleti ilkesi olmak üzere, idari istikrar ve idari güven ilkesinin bir gereğidir.
Davalı idarenin beyanına itibar ederek kurumunu kapatma iradesi gösteren davacının, davalı idarenin açıklaması ile yönlendirildiği, dolayısıyla kurum binası için kiralama ve özel öğretim kurum standartlarının sağlanmasına yönelik bina bakım ve onarım giderleri, eğitim öğretim faaliyeti için kurumda bulunması gereken araç, gereç alımı gibi kurumun eğitim öğretime hazırlanmasına yönelik yapılan ve faturalandırılabilen giderlerinin maddi tazminat kapsamında karşılanması gerektiği, temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 28/04/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
(X)- Dava, Özel öğretim kurumu işletme ruhsatı verilen davacı tarafından, Milli Eğitim Bakanlığı'nın 29/01/2019 tarihinde yayınladığı basın bülteninde, 5580 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik sonucu özel öğretim kurumlarının kapatılacağı, dolayısıyla bu kapsamdaki kursların 2019 - 2020 eğitim öğretim yılı için bursluluk sınavı ve öğrenci kaydı yapmamaları gerektiği ifadelerine yer verildiği ve tarafına tebliğ edildiği, bu basın bültenine dayanılarak Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nden kursun kapatılmasını talep etmesi üzerine özel öğretim kurumu işletme ruhsatının iptal edildiğinden bahisle Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu yazısı üzerine kayıt yaptırılan öğrencilerin başka kurumlara yönlendirildiği, yeni öğrenci kaydı yapamadığı, kurs yerine ilişkin yapmış olduğu masraflar, kira ödemeleri, istihdam edilmek zorunda kalınan personel giderleri, vergi dairesine ödenmek zorunda kalınan vergilerin karşılığı, elektrik, doğal gaz, telefon, internet faturaları için yapılan ödemeler ve delil tespiti istemiyle açılan davada yapılan masraflar karşılığı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 223.902,32 TL maddi tazminatın talep tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Anayasa'nın 2. maddesinde Cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Hukuk devletinin ön koşulları arasında "hukuk güvenliği ilkesi" ile "hukuki belirlilik ilkesi" bulunmaktadır. Hukuki belirlilik ilkesi, yalnızca yasal belirliliği değil, daha geniş anlamda hukuki belirliliği ifade etmektedir. Yasal düzenlemeye dayanarak erişilebilir, bilinebilir ve öngörülebilir niteliksel gereklilikleri karşılaması koşuluyla, mahkeme içtihatları ve yürütmenin düzenleyici işlemleri ile de hukuki belirlilik sağlanabilir. Hukuki belirlilik ilkesinde asıl olan, bir hukuk normunun uygulanmasıyla ortaya çıkacak sonuçların o hukuk düzeninde öngörülebilir olmasıdır.
Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi ise, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Hukuk güvenliği ilkesi, kişiler arasında oluşan ve kesinlik kazanan ilişkilerin yanı sıra kişilerin devlet ile olan münasebetleri neticesinde kişiler lehine ortaya çıkan ve kati hale gelen neticelerin de muhafazasını mecburi hâle getirmektedir. Devletin birey ile hukuk âlemindeki etkileşiminden doğan neticelerin korunması yükümlülüğü, hem özel hukuk alanına hem de kamu hukuku alanına sirayet eden neticeler bakımından geçerlidir.
Uyuşmazlıkta; Milli Eğitim Bakanlığı'nın 29/01/2019 tarihinde yayınladığı basın bülteninde, 5580 sayılı Yasada yapılan değişiklik sonucu özel öğretim kurumlarının kapatılacağı, dolayısıyla bu kapsamdaki kursların 2019-2020 eğitim öğretim yılı için bursluluk sınavı ve öğrenci kaydı yapmamaları gerektiği ifadelerine yer verildiği ve Ankara Valiliği İl Milli Eğitimi Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile davacıya tebliğ edildiği, davacı tarafından 29/05/2019 tarihli dilekçe ile Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nden 08/11/2018 tarihli iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatının iptalinin talep edildiği, Ankara Valiliği İl Milli Eğitim Müdürülüğü'nün 30/07/2019 tarihi Olur'u ile özel öğretim kurumunun 29/09/2019 tarihinden itibaren sürekli olarak kapatılmasına karar verildiği, ancak süreç içerisinde özel öğretim kurslarının kapatılmadığı, davacı tarafından Bakanlığın yayınladığı basın bülteni nedeniyle kursun kapatılmasını talep ettiği, Bakanlıkça özel öğretim kurslarının kapatılacağı yolunda bir açıklama yapılmasaydı kursunu kapatma iradesinin oluşmayacağı zira; Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu yazısı üzerine kayıt yaptırılan öğrencilerin başka kurumlara yönlendirildiği, yeni öğrenci kaydı yapamadığı ileri sürülerek kurs yerine ilişkin yapmış olduğu masraflar, kira ödemeleri, istihdam edilmek zorunda kalınan personel giderleri, vergi dairesine ödenmek zorunda kalınan vergilerin karşılığı, elektrik, doğal gaz, telefon, internet faturaları için yapılan ödemeler ve delil tespiti istemiyle açılan davada yapılan masraflar karşılığı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 223.902,32 TL maddi tazminatın talep tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı görülmektedir.
Olayda; her ne kadar davacı tarafından kursunu kapatma yolundaki iradesini içeren dilekçe ile davalı idareye başvurması üzerine sürecin başladığı görülmekte ise de; aslında davacının özel öğretim kursunu kapatma iradesinin olmadığı, Bakanlığın 2019-2020 eğitim öğretim yılı itibariyle özel öğretim kursu adı altında özel öğretim kurumu kalmayacağı, yeni kurs açılmasına izin vermeyeceği, mevcut kursların da kapatılacağı yolundaki beyanı üzerine kapatma iradesini ortaya koyduğu, bir başka ifadeyle; Bakanlığın yönlendirmesi ile kapatma kararı aldığı, nitekim Kasım 2018 itibariyle kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatı alan davacının 2019-2020 eğitim öğretim yılı itibariyle tam kapasite faaliyete geçmek için hazırlık süreci içerisinde olduğu, ancak; davacının idareye duyduğu güven nedeniyle basın bültenine itibar ederek yakın zamanda açmış bulunduğu kurumunu kapatma yoluna gittiği anlaşılmaktadır.
Burada, davalı idarenin yönlendirmesi neticesinde kurumu kapanan davacının muhtemel zararının veya muhtemel elde edeceği karının maddi tazminat adı altında tazmin edilmesi mümkün olmamakla birlikte; özel öğretim alanında faaliyette bulunmak isteyen ve bu yolda gerekli izin ve ruhsatlarını alan davacının, kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatını aldıktan kısa bir süre sonra, eğitim öğretim faaliyeti için hazırlık aşamasında olduğu ve kısmen de öğrenci kaydı gerçekleştirdiği kurumunu kapatma iradesi göstermesine Bakanlığın resmi açıklamasının neden olduğu dikkate alındığında; kurum binası için kiralama ve ve kurumun özel öğretim kurum standartlarını sağlanmasına yönelik bina bakım ve onarım giderleri, eğitim öğretim faaliyeti için kurumda bulunması gereken araç, gereç alımı gibi kurumun eğitim öğretime hazırlanmasına yönelik yapılan ve faturalandırılabilen giderlerin davalı idarece karşılanması başta hukuk devleti ilkesi olmak üzere idari istikrar ve idari güven ilkesinin bir gereğidir.
Öte yandan; davalı idarece, henüz Kanuni değişikliğine ilişkin yapılan bir çalışma bulunmazken sadece basın bülteninden hareketle davacının mevcut kurumunu kapatma iradesi göstermemesi gerektiği, davacının "basiretli bir tacir gibi davranma" zorunluluğunun bulunduğu kabul edilmekle birlikte; 5580 sayılı Kanun'a tabi kurumların yürüttükleri faaliyetin niteliği itibariyle kamu yönünün ağır bastığı ve sunulan hizmetin bir kamu hizmeti olduğu gözetildiğinde kamu otoritelerinin değerlendirmelerine itibar edilmesi gerekmektedir.
Dolayısıyla, Bakanlığın denetim ve gözetimi altında bulunan özel öğretim kurumu sahibi gerçek ve tüzel kişilerin; bağlı bulundukları Bakanlığın resmi olarak yaptıkları açıklamalarına itibar etmeleri ve açıklamalar doğrultusunda gerekli iş ve işlemleri yapmaları ya da mevzuat değişikliklerine tabi olmaları ve bu değişikliklerin gereğinin yerine getirilmesine yönelik faaliyette bulunmaları gibi hususlar özel öğretim alanında faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişiler açısından hem görev hem de sorumluluk niteliğindendir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; davalı idarenin beyanına itibar ederek kurumunu kapatma iradesi gösteren davacının, davalı idarenin açıklaması ile yönlendirildiği, dolayısıyla kurum binası için kiralama ve özel öğretim kurum standartlarının sağlanmasına yönelik bina bakım ve onarım giderleri, eğitim öğretim faaliyeti için kurumda bulunması gereken araç, gereç alımı gibi kurumun eğitim öğretime hazırlanmasına yönelik yapılan ve faturalandırılabilen giderlerinin maddi tazminat kapsamında karşılanması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.