T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/8324
Karar No : 2023/2820
KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN (DAVALI): … Valiliği
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın gerekçeli onanmasına ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin 17/04/2019 günlü, E:2016/16662, K:2019/2852 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava Konusu İstem: Dava; Ankara İl Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan davacı tarafından, "hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 6/B-5. maddesi uyarınca 6 ay kısa süreli durdurma cezası ile cezalandırılmasına, ancak daha önce aldığı aynı tür bir başka cezası olduğundan Tüzük'ün 14. maddesi uyarınca tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle "16 ay uzun süreli durdurma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Ankara Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun … günlü, … sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : ... İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; dava konusu işlemle, davacı tarafından işlendiği ileri sürülen eylemin, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 6/B-5.maddesi uyarınca "6 ay kısa süreli durdurma" cezası ile tecziyesini gerektirdiği; ancak, aynı türden cezası olduğundan bahisle Tüzüğün 14. maddesi uyarınca "16 ay uzun süreli durdurma" cezası ile tecziyesine karar verilmiş ise de, söz konusu 14. maddede, disiplin cezası verilmesine neden olmuş bir eylem, işlem, tutum veya davranışın cezaların sicilden silinmesine ilişkin süre içinde yenilenmesinde bir derece ağır ceza uygulanacağı, aynı derecede cezayı gerektiren değişik eylem, işlem, tutum veya davranışlar nedeniyle verilen disiplin cezalarının ise üçüncü uygulanmasında bir derece ağır cezanın verileceği belirtildiğinden, davacıya isnat edilen eyleme karşılık öngörülen "6 ay kısa süreli durdurma" cezasının bir derece ağırının "10 ay kısa süreli durdurma" cezası olduğu dikkate alındığında, davacının "16 ay uzun süreli durdurma" cezası ile tecziyesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.
Daire Kararının Özeti: Davalı idarenin temyiz başvurusu üzerine, Danıştay Beşinci Dairesinin 17/04/2019 günlü, E:2016/16662, K:2019/2852 sayılı kararıyla, tekerrür nedeniyle ceza artırımı uygulanabilmesi için önceki tarihte işlenen bir fiil nedeniyle ceza kesilmiş olması ve bu cezanın fiili işleyenler tarafından bilinir hale gelmesi ve buna rağmen 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinde belirtilen süreler içinde aynı cezayı gerektiren fiilin tekrar işlenmesi gerektiği, dava konusu işlemin tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle tesis edildiği anlaşılmakta ise de, tekerrüre dayanak alınan disiplin cezasının 03/07/2010 tarihinde gerçekleşen olaya ilişkin olduğu, bu fiile ilişkin disiplin cezasının 22/12/2010 tarihli işlem ile tesis edildiği, bu işleme karşı dava açıldığı ve davanın halen derdest olduğu görüldüğünden, olayda tekerrür hükümlerinin uygulanması mümkün olmayıp, tesis edilen işlemde bu yönüyle hukuka uygunluk görülmediği gerekçesine yer verilerek dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararı gerekçeli onanmıştır.
KARAR DÜZELTME TALEBİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nde kısa süreli durdurma cezasının bir derece ağırının uzun süreli durdurma cezası olduğu, Mahkeme kararında belirtildiği gibi 6 ay kısa süreli durdurma cezasının bir derece ağırının 10 ay kısa süreli durdurma cezası değil, 16 ay uzun süreli durdurma cezası olduğu, bu sebeple dava konusu işlemin hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın düzeltilmesi istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI: Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ: Davalı idarenin karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Beşinci Dairesince verilen karar kaldırılarak, dava konusu işlemin iptali yolundaki ilk derece mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Beşinci Dairesi tarafından Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, davalı İdarenin karar düzeltme isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının gerekçeli oanamasına dair Danıştay Beşinci Dairesinin 17/04/2019 günlü, E:2016/16662, K:2019/2852 sayılı kararı kaldırılarak uyuşmazlık yeniden incelendi:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı Ankara İl Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapmaktadır.
Davacının, 08/07/2010 tarihinde 17.45 sıralarında … adresinde, A.K. isimli kadını darp ve tehdit ve meskun mahalde ateş etme fiillerini işlediği isnadıyla ilgili olarak hakkında düzenlenen soruşturma raporuna istinaden, "meskun yerlerde veya binalarda veya herkesin dolaşıp gezebileceği veya oturabileceği yerlerde hiçbir neden yokken silah atmak" suçunu işlemediği sonucuna varılarak ceza tayinine mahal olmadığına, "hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" suçunu işlediği sonucuna varılarak Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 6/B-5. maddesi uyarınca, Ankara Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun … günlü, … sayılı kararı ile "6 ay kısa süreli durdurma" cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de, sicil özetinde aynı türden cezası olduğundan Tüzüğün 14. maddesi uyarınca "16 ay uzun süreli durdurma" cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine davacı tarafından, anılan kararının iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Mülga Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 6/B-5 maddesinde yer alan, "hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" fiili, 6 ay kısa süreli durdurma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
Mülga Tüzük'ün dava konusu işlem tarihinde "Yinelenme" başlığını taşıyan 14. maddesinde, "Disiplin cezası verilmesine neden olmuş bir eylem, işlem, tutum veya davranışın cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde her yinelenmesinde bir derece ağır ceza uygulanır.
Aynı derecede cezayı gerektiren değişik eylem, işlem, tutum veya davranışlar nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü ve daha sonraki her uygulamasında da bir derece ağır ceza verilir." kuralı yer almıştır.
08/03/2018 günlü, 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve emniyet teşkilatı mensuplarına ilişkin disiplin kurallarını yeniden düzenleyen 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'da, Mülga Tüzük'ün 14. maddesindeki düzenlemeye yer verilmemiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare Mahkemesi kararında; davacıya isnat edilen eyleme karşılık öngörülen "6 ay kısa süreli durdurma" cezasının bir derece ağırının "10 ay kısa süreli durdurma" cezası olduğu dikkate alındığında, davacının "16 ay uzun süreli durdurma" cezası ile tecziyesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptal edildiği anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesi kararında; her ne kadar yukarıda belirtilen gerekçeye yer verilmiş ise de: dava devam ederken, davacının fiiline uygulanacak disiplin cezasına ilişkin mevzuatta değişiklik olması nedeniyle uyuşmazlığın çözülebilmesi için davacının işlediği fiile hangi mevzuat hükmünün uygulanması gerektiğinin de belirlenmesi gerekmektedir.
Ceza hukuku kökenli bir ilke olan ancak zaman içinde hukukun tüm dallarında geçerli bir ilke olarak benimsenen "lehe olan hükmün uygulanması ilkesi"; işlendiği zamanın hukuki normları uyarınca suç sayılan bir fiilin sonradan yürürlüğe giren bir düzenleme ile suç olmaktan çıkarılmış bulunması veya sonradan yürürlüğe giren düzenlemenin, suçun işlendiği zaman mevcut olan düzenlemeye göre suçlunun lehine sonuçlar doğurması durumunda, failin lehine olan sonraki normun daha önce işlenmiş olan fiillere uygulanmasını öngörmektedir.
İdare hukuku alanında, kural olarak idari işlemlerin yargısal denetimi tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmaktadır. İdari işlem niteliğindeki disiplin cezasının da tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmekte ise de, lehe olan normun uygulanması ilkesinin disiplin cezaları yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir.
Dolayısıyla, fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise, disiplin cezası ile cezalandırılacak olan kişilerin lehine olan mevzuat hükmü dikkate alınmalıdır.
Mülga Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 14. maddesinde yer alan ve madde metininde belirtilen şartların oluşması halinde bir derece ağır ceza verilmesini gerektirir nitelikteki düzenlemeye, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'da yer verilmemesinin davacının lehine olduğu anlaşılmaktadır.
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 14. maddesinde yer alan disiplin cezalarının "yinelenme" halinde ağırlaştırılarak uygulanmasına ilişkin düzenlemeye, 08/03/2018 günlü, 30354 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve emniyet teşkilatı mensuplarına ilişkin disiplin kurallarını yeniden düzenleyen 7068 sayılı Kanun'da yer verilmediği, bu itibarla 7068 sayılı Kanun ile davacı lehine bir düzenleme getirildiği görüldüğünden, artık uygulama alanı bulunmayan tekerrür hükümleri uyarınca davacının bir derece ağır ceza ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka uygunluk, temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan, her ne kadar gerekçeli onama kararında tekerrür nedeniyle ceza artırımı uygulanabilmesi için önceki tarihte işlenen bir fiil nedeniyle ceza verilmiş olması, verilen cezanın hukuka uygun olduğunun kesinleşmesi gerektiği, dava konusu işlemin tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle tesis edildiği, tekerrüre dayanak alınan disiplin cezasının 03/07/2010 tarihinde gerçekleşen olaya ilişkin olduğu, bu fiile ilişkin disiplin cezasının ise 22/12/2010 tarihli işlem ile tesis edildiği, bu işleme karşı dava açıldığı ve davanın halen derdest olduğu gerekçesine yer verilmiş ise de;
Ceza hukukunun koruma alanı ve amacı ile disiplin hukukunun koruma alanı ve amacının birbirinden farklı olduğu açıktır. Bu doğrultuda ceza hukukuna hakim olan ilkeler, ancak disiplin hukukunun, kurum içi düzenin korunması, kamu hizmetinin etkili ve verimli bir şekilde yürütülmesi gibi amaçlarına ve özelliklerine uygun düştüğü ölçüde uygulanabilecektir.
Ceza hukukunda da disiplin hukukunda olduğu gibi kişilere verilen cezaların tekerrüre esas alınabilmesi için cezaların kesinleşmesi şartı aranmaktadır. Bu bağlamda, kişilere ceza verilmesi, yargısal bir faaliyetin sonucu olarak mahkemelerce gerçekleştirildiğinden, verilen cezanın kesinleşmesi de kişiye ceza uygulanmasını öngören mahkeme kararının kesinleşmesi ile söz konusu olacaktır. Disiplin hukuku boyutuyla mesele ele alındığında, disiplin cezalarının idari işlem niteliğinde olması sebebiyle öngörülen idari usul sürecinin tamamlanması sonucunda eğer özel bir başvuru yolu öngörülmemiş ise disiplin cezası verilmekle kesinleşecektir. Dolayısıyla disiplin cezalarında tekerrür uygulamasında aranan kesinleşme şartı, yargısal sürece ilişkin olmayıp, disiplin cezasının tesis edilmesinden sonra gerçekleşen disiplin cezası verilmesini gerektiren eylemler için tekerrür uygulanması mümkündür.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE;
2. ... İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA;
3. Temyiz ve karar düzeltme giderlerinin davalı idare üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 23/05/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava; Ankara İl Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan davacının, "hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 6/B-5. maddesi uyarınca 6 ay kısa süreli durdurma cezası ile cezalandırılmasına, ancak daha önce aldığı aynı tür bir başka cezası olduğundan Tüzük'ün 14. maddesi uyarınca tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle "16 ay uzun süreli durdurma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Ankara Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun … günlü, … sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Mülga Tüzük'ün dava konusu işlem tarihinde "Yinelenme" başlığını taşıyan 14. maddesinde, "Disiplin cezası verilmesine neden olmuş bir eylem, işlem, tutum veya davranışın cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde her yinelenmesinde bir derece ağır ceza uygulanır.
Aynı derecede cezayı gerektiren değişik eylem, işlem, tutum veya davranışlar nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü ve daha sonraki her uygulamasında da bir derece ağır ceza verilir." kuralı yer almakta iken, 08/03/2018 günlü, 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve emniyet teşkilatı mensuplarına ilişkin disiplin kurallarını yeniden düzenleyen 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'da, Mülga Tüzük'ün 14. maddesinde yer alan düzenlemeye yer verilmemiştir.
İdare Mahkemesince, davacıya isnat edilen eyleme karşılık öngörülen "6 ay kısa süreli durdurma" cezasının bir derece ağırının "10 ay kısa süreli durdurma" cezası olduğu dikkate alındığında, davacının "16 ay uzun süreli durdurma" cezası ile tecziyesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptaline karar verildiği görülmektedir.
Kelime olarak yinelenme, tekrarlanma anlamını taşıyan tekerrür, hukuk dilinde bir kimsenin işlediği bir suç nedeniyle hüküm giymesinden sonra, belirli bir süre içerisinde yeni bir suç işlemesini ifade etmektedir. Tekerrür artırımıyla amaç, kişinin yeniden suç işlemesi halinde daha ağır ceza verileceğini bilmesi ve bu şekilde suç işlenmesinin caydırılmasıdır.
İdare Mahkemesince uyuşmazlığın esası incelenirken yukarıdaki açıklamalar ışığında, tekerrür nedeniyle bir derece ağır ceza uygulanabilmesi için, Mülga Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nde belirtilen süreler içinde, disiplin cezası verilmesine neden olmuş bir eylem, işlem, tutum veya davranışın yinelenmesinde ya da aynı derecede cezayı gerektiren değişik eylem, işlem, tutum veya davranışlar nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulanmasında bir derece ağır ceza verileceği de göz önünde bulundurularak, öncelikle isnat edilen eylemin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilmesi, sonrasında tekerrüre ilişkin şartların somut olay kapsamında oluşup oluşmadığına yönelik hukuki bir değerlendirme yapılması, tekerrüre ilişkin şartların gerçekleştiği kanaatine varıldığı takdirde ise, uyuşmazlığın, 7068 sayılı Kanun'da tekerrür düzenlemesine yer verilmemesinin lehe düzenleme niteliğinde olup olmadığı yönünden bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, bu yapılmadan eksik inceleme ile verilen dava konusu işlemin iptali yolundaki Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiş olup, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.