T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/835
Karar No : 2023/975
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Kurulu
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 01/10/2020 tarih ve E:2017/6130, K:2020/4074 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinin 1. fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 01/10/2020 tarih ve E:2017/6130, K:2020/4074 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde; davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ise ciddi görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği; anılan karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesi uyarınca kararın bozulmasına karar verildiği; bozma kararı üzerine yargılamanın ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında devam ettiğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığı, örgütün staj evlerinde kaldığı ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer hususlar yönünden, haklarında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçu kapsamında işlem yapılan ve ByLock kaydı bulunan çok sayıda şahıs ile yaptığı görüşmeleri içerir HTS kayıtlarının, davacı hakkında yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun belirtildiği,
Öte yandan, Ünye Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve … sayılı yazısının incelenmesinden, davacının "http://www.appleturk.net/forum/konu/bylock" internet sitesinde 23 Kasım 2014 tarihinde "Başkasının bylock kimliğini cihaza nasıl yüklüyoruz?", 30 Kasım 2014 tarihinde de "… bana gönderebilirseniz sevinirim" şeklinde FETÖ/PDY terör örgütünün şifreli haberleşme ağı olan ByLock programının yüklenmesine ilişkin yazışmalar yaptığı ve yazışmalarda kullandığı e-posta adresinin hakim savcı bilgi formunda belirttiği e-posta adresi olduğu tespitinin diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Ayrıca, davacı tarafından dava açma süresi geçtikten sonra verilen ve 02/08/2018 tarihli savunmaya cevap dilekçesinde dava konusu karar nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük, mali ve sosyal hakların yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, dosyanın tekemmül aşaması dikkate alındığında ayrı bir davanın konusunu oluşturabilecek nitelikte olan ve davanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalan istemin incelenme olanağının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, yargılamanın üç yıldan fazla sürdüğü, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesi uyarınca uygulanan tedbirin ceza hukuku anlamında ceza olduğu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarında belirtildiği gibi ceza hukuku alanında bir suçlama ve ceza bulunduğu için, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa'da karma ceza hukukuna dair tüm ilkelere uygun bir yargılama yapılması gerektiği, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminin paralel yapıya mensup subaylar tarafından orkastra edildiği iddiasının maddi gerçekle uyuşmadığı, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin olağanüstü hal süresi ile sınırlı olarak geçerli olduğu, itirafçı tanık/sanık ifadesinin, kendisini kurtarmaya yönelik yalan ifadeler olduğu, tanığın kendisini tanımadığı, yargıda beş bine yakın hakim ve savcının ihraç edildiği, Ünye Cumhuriyet Başsavcılığı yazısı ile ilgili olarak gizli bir program olduğu anlatılan ByLock programının örgüt üyesi bir hakim tarafından herkese açık bir internet sitesinde resmi maili ile açıktan yazışma yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini gösterir hiçbir delil bulunmadığı, Daire kararıyla ölçülülük, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerinin, masumiyet karinesinden yararlanma, özel hayata ve aile hayataına saygı, eğitim ve mülkiyet, kanunla önceden kurulmuş bağımsız ve tarafsız mahkemede adil ve çekişmeli yargılanma, gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Daire kararında da belirtildiği üzere davacı hakkında “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan açılan ceza davasının ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı esasına kayıtlı ceza davasında yargılamanın halen devam etmekte olduğu anlaşılmıştır.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında, iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise, ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren, örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza davasında verilecek kararın beklenmesi gerekmemektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 01/10/2020 tarih ve E:2017/6130, K:2020/4074 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 08/05/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.