T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/867
Karar No : 2023/907
TEMYİZ EDEN (DAVACI) :…
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 01/10/2020 tarih ve E:2016/56896, K:2020/4072 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı tüm maddi ve özlük haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 01/10/2020 tarih ve E:2016/56896, K:2020/4072 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının ceza yargılamasının ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında devam ettiğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanı yönünden, davacının 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ''bağımsız'' adaylarını desteklediğine ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek, davacının YARSAV üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği,
Diğer hususlar yönünden, davacının 2014 yılı HSK seçimleri öncesinde sözde bağımsız adaylar tarafından düzenlenen seçim toplantılarına katılmasının diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Unvanlı görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde Şanlıurfa Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görevlendirilmesinin, diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı tüm maddi ve özlük haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, doğru oldukları ispatlanamamış isnatların delil olarak kabul edildiği, isnatların delil olarak kabul edilmesinin hukuki dayanaklarının ortaya konulmadığı; Daire Tetkik Hâkiminin esas hakkındaki görüşünün hangi gerekçelerle ret yönünde olduğunu bilemediğinden bu şekliyle karar verilerek çekişmeli yargı ve gerekçeli karar hakkına aykırılık oluşturulduğu; hakkında verilen kararın ceza hukuku anlamında bir karar ve ceza niteliğinde bir yaptırım olduğu, bu nedenle gerek Anayasa, gerekse 2802 sayılı Kanun'daki usul ve yöntemlere göre verilmiş bir karar olmadığından şekil şartlarına aykırı olduğu; işlemin soruşturmanın yetersizliği nedeniyle de iptalinin gerektiği; hakkındaki ceza davasında dahi, hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesinin şarta bağlandığı ve halen soruşturma şartının gerçekleşmediği; YARSAV dernek üyeliğinin irtibat ve iltisak delili olarak kabul edilişine dair unsur, tespit ve bu konudaki iddialara aykırı düşen kabulüne dayanan kararın haksız olduğu; … Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görev yapmanın bir taltif olmadığı, zorluklarına rağmen katlanarak bu görevi yürüttüğü; unvanlı görevinin 2014 yılında HSYK seçimlerinden sonra da 1 yıl devam ettiği, 2007 yılından bu yana Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı yaptığı; müfettişçe kendisine verilen 84 notunun yüksek olmadığı, kendisini parlatmadığı tam aksine karaladığı; daha önce yüksek not veren diğer müfettişlerin neye göre, hangi kriterlere göre nasıl kaç puan verdiği hususlarının dosyada mevcut olmadığı, daha önce şahsını teftiş eden ve yüksek not veren müfettişlerin görevde olduğu; meslekten çıkarma kararına itiraz aşamasında dahi hakkındaki iddia ve deliller hakkında bilgi sahibi olmasının ve savunma yapmasının mümkün olmadığı, meslekten çıkarma kararından sonra elde edilmiş, idare hukukunda delil olması mümkün olmayan varsayıma dayalı hususların dosyaya konulduğu; hakkındaki iftira ve şikâyetlerin delil olmadığı, olsaydı bu davaya, yargılamaya ihtiyaç olmayacağı; bilirkişi raporunda, 2014'den 17/07/2016'ya dek www.aktifhaber.com sitesine toplamda 1117 defa giriş yapıldığı belirtilmesine rağmen hangi haber sitelerine kaç kez girdiğinin belirtilmediği, tek bir görüşten haber sitelerine girerek haber okumadığı, giriş sayısının hatalı olduğu, değişik kaynaklardan haber okumanın suç olmadığı; HTS raporlarındaki tespitlerde irtibat sayısı olarak yer alan SMS sayılarının da hep birbiriyle aynı veya yakın-eşit sayıda olduğu, sesli görüşme olmadığı ve sadece mesaj atma-alma şeklinde olduğu, bunun da bayram, yılbaşı gibi mesajlaşmalar olduğunun göstergesi olduğu; şüpheli tanık S.Ö.'nün 2009 yılında Vezirköprü'de görevli olduğu mahkemede staj yaptığı, ilerleyen yıllarda kendisiyle insani çerçevede karşılıklı SMS mesajlaşmalarının olduğu, HTS inceleme raporunda görüleceği üzere 23/07/2014 ve 07/04/2016 tarihleri arasında 20 adet SMS mesajlaşmasının görüldüğü ve hiçbir karşılıklı sesli görüşmenin olmadığı, S.Ö.'nün beyanının gerçek dışı olduğu, etkin pişmanlıktan yararlanmak için iftirada bulunduğu ve mesleğe geri döndüğü; atılan mesajın tarihi ve içeriğinin ortaya konulamadığı, ifadeyi destekler kanıtın olmadığı; ... Derneği tarafından yapılan Diyarbakır ilinde adliye dışında bir salonda düzenlenmiş olan seçimle ilgili yemekli toplantıya da katıldığı, bu toplantıya adliyedeki yine onlarca hâkim ve savcı ile birlikte otobüslerle gittikleri, adayların kendisini tanıtıp seçilmeleri halinde neler yapacaklarını anlatıp oy istedikleri, adliye lojmanı bahçesine birilerinin geldiğini kamelyaya bakan lojmandaki evinden görmesi üzerine, lojmanlarda oturan diğer meslektaşları gibi bahçeye indiği, lojmandaki polis noktasının hemen 2 metre bitişiğindeki kamelyada söz konusu adayın orada olan 35-40 meslektaşa, seçim ve seçilirse yapmak istedikleriyle ilgili görüşlerini açıkladığı ve oy istediği, ne onu ne de yanındakileri önceden tanımadığı, adliyelerde bile adayların gezip oy istedikleri, bu olayın, Anayasa ve kanunlar uyarınca yapılan bir seçimde, resmen aday olmuş ve oy isteyen birini seçmen olarak dinlemenin suç olduğunu, ileride suç olabileceğini orada bulunan tüm meslektaşlar gibi kendisinin de bilmediği; iltisak ve irtibat kavramlarının kanunla tanımlanabileceği, idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamayacağı; suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesi, masumiyet karinesi ve gerekçeli karar hakkı ihlal edilerek verilen kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve bu kararın kesinleşmediği, UYAP kayıtlarının tetkikinden anlaşılmıştır.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 01/10/2020 tarih ve E:2016/56896, K:2020/4072 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 03/05/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, temyizen bakılmakta olan dosyada, davacının terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığından, aksi değerlendirmeyle verilen Daire kararında hukuki isabet bulunmadığından, davacının temyiz isteminin kabulüyle, Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.