T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/876
Karar No : 2022/3579
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 05/10/2020 tarih ve E:2017/2795, K:2020/4087 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının ödenmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 05/10/2020 tarih ve E:2017/2795, K:2020/4087 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, beraat kararı verildiği, bu kararın 21/03/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüş ise de, davacının terör örgütüne üyelik suçundan beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgüt lehine faaliyetlere bulunduğuna ve diğer hususlara yönelik tanık ifadeleri ve kendi ifadesi ile davacının tanık ifadelerine karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer hususlar yönünden, davacı hakkında Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen … soruşturma kapsamında alınan 20/06/2017 tarihli, davacıya ait olan … numaralı GSM hattı üzerinde yapılan inceleme neticesinde tanzim edilen HTS inceleme raporunda; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne üye oldukları isnadı ile soruşturulan diğer şüpheliler, terör örgütü ile irtibatlı kurum ve kuruluşlar ile görüşme yaptığının tespit edildiğinin görüldüğü; öte yandan, davacı hakkında düzenlenen … tarih ve … numaralı iddianamede; "... 4) Şüphelinin telefon görüşme kayıtlarının BTK 'dan istenildiği, gelen kayıtların analiz yapılmak üzere Samsun KOM Şube Müdürlüğüne gönderildiği, analiz çalışmasında; şüphelinin Samsun Adliyesine avukatlıktan gelmiş olmasına rağmen FETÖ/PDY kapsamında ihraç edilen Y.Ç., M.Y., A.K., R.B. ve FETÖ/PDY 'den ihraç edilen kişilerle görüşmelerinin bulunduğu, 17/11/2015 tarihinde FETÖ/PDY 'den ihraç edilen A.K., E.K., T.A., Y.P., R.K., 21/03/2015 tarihinde E.K., A.K., Y.Ç., R.K., 05/05/2015 tarihinde E.K., A.K., Y.Ç., M.Y. ile aynı baz istasyonundan sinyal alacak şekilde görüşme yaptıkları, dolayısıyla beraber olduklarının değerlendirildiği" tespitlerine yer verildiği; bu durumda, FETÖ/PDY terör örgütüne üye oldukları isnadı ile soruşturulan diğer şüpheliler, terör örgütü ile irtibatlı kurum ve kuruluşlar ile görüşmeleri içerir HTS kayıtlarının davacı hakkındaki diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının iadesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hiçbir alakası olmadığı hâlde haksız bir şekilde ByLock suçlamasına maruz kaldığı, "morbeyin" hadisesiyle masumiyetinin anlaşıldığı, hain örgütün kumpasına maruz iken bu örgütle irtibat ve iltisak içinde gösterilmesinin kabul edilemeyeceği; Daire kararında lehine olan ifade ve hususlara yer verilmediği, irtibat ve iltisak kavramının yoruma açık ve çok geniş bir anlamla değerlendirildiği; iddia olunduğu gibi yetki ve nüfuzunu kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendisine veya başkasına yarar sağlamak için hâl ve hareketlerde bulunmadığı, aksine 2015 yılında FETÖ'nün Samsun'daki esnaf yapılanmasına yönelik başlatılan soruşturmalarda iletişimin tespiti ve benzer kararlara imza attığı; Y.Ç.'nin dosyada mevcut beyanlarında Adalet Akademisindeki eğitimi esnasında bu örgüte tavır aldığını açıkça söylediği, örgüt yapılanması içerisinde olduğunu kabul ederek itirafçı A.K.'nin ise FETÖ/PDY kapsamında herhangi bir faaliyetinin olmadığını beyan ettiği; gerek adaylık gerekse hâkimlik yaptığı döneme ilişkin hain örgütle münasebeti olduğu, hâkim-savcı yapılanmasında yer aldığı, hain örgütün toplantılarına katıldığına ilişkin aleyhinde hiçbir beyan ve delilin bulunmadığı; 2006-2014 yılları arasında serbest avukat olarak çalıştığı döneme ilişkin M.B. ve F.K.'nin beyanlarının FETÖ'nün dini bir cemaat olarak bilindiği 17-25 Aralık olayları öncesi dönemine ilişkin olduğu, hâkimlik mesleğine geçişi öncesinde FETÖ'yle iltisaklı, şirket ve şahısların avukatlığını yapmadığı, derneklerine üyeliğinin olmadığı, gezilerine veya toplantılarına katılmadığı; Adalet Akademisindeki adaylık sürecindeki yemek davetinden, 17-25 Aralık olaylarını destekler mahiyetteki konuşmalardan rahatsız olarak bir bahaneyle ayrıldığı ve bir daha katılmadığı, Y.Ç.'nin beyanının da bu durumu doğruladığı; A.K.'nin beyanının delil değeri olmadığı, görgüye dayalı anlatım içermediği, … Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında alınan beyanında bu durumu ifade ettiği; ... Ağır Ceza Mahkemesinin kararında "..ByLock kullandığı tespit edilen kişilerle sanık arasında gerçekleşen görüşmelerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü bünyesinde eylem birlikteliği içinde gerçekleşip gerçekleşmediği hususu iddianamede ve dosyadaki mevcut delillerle ispat olunamadığından sosyal ve beşeri ilişkiler nedeniyle yapılan görüşmeler olduğu ..." belirtildiği, HTS kayıtlarındaki bu görüşmelerin örgütle alakasının olmadığı; örgütün hâkim-savcı yapılanmasında bulunmadığı, herhangi bir faaliyetine katılmadığı; etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlar verilen pek çok kişinin kamuda çalışmaya devam ederken, beraat etmiş bir kişinin göreve iade edilmemesinin adil olmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra; davacının duruşma istemi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca yerinde görülmeyerek işin esası incelendi, gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 05/10/2020 tarih ve E:2017/2795, K:2020/4087 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 12/12/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.