T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/972
Karar No : 2023/349
TEMYİZ EDEN (DAVACI) :…
KARŞI TARAF (DAVALI) :… Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU :Danıştay Beşinci Dairesinin 25/11/2020 tarih ve E:2016/36953, K:2020/5390 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 25/11/2020 tarih ve E:2016/36953, K:2020/5390 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
… Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan davacı hakkında beraat kararı verildiği, bu kararın kesinleşmediği, davacının terör örgütüne üyelik suçundan beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgüt mensubu olduğuna, üniversite döneminde örgüt evlerinde kaldığına, sınavlara örgütün hâkim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Davacı tarafından, dosya içerisinde, terör örgütü üyesi olduğuna veya örgüte iltisaklı olduğuna dair herhangi bir delilin olmadığı, kararın gerçek dışı olduğu ve hukuka aykırı bir şekilde etkin pişmanlık kapsamındaki beyanlara dayandırıldığı, hakkındaki ceza yargılamasında beraat ettiği; ...'nün gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğu, tanığın daha öncesinde kendisiyle bir tanışıklığı olmadığı şeklinde beyanda bulunduğu, üniversite öğrenimi sırasında Kredi Yurtlar Genel Müdürlüğüne ait öğrenci yurtlarında kaldığı, … Defterdarlığında Milli Emlak Uzman Yardımcısı olarak görev yaparken 07/03/2005-08/07/2005 tarihleri arasında Ankara'da Maliye Bakanlığınca 4 ay süreli hizmet içi eğitime katıldığı, bu eğitim süresince Maliye Bakanlığına bağlı Ulus'ta bulunan misafirhanede kaldığı, misafirhanede kaldığı sırada 24/04/2005 tarihinde yapılan Adli Yargı Hâkimliği sınavında başarılı olması üzerine 17/06/2005 tarihinde mülakat sınavına girdiği, anılan sınavlara Maliye Bakanlığı misafirhanesinde hazırlandığı, ceza yargılamasında bu hususlarda alınan müzekkere cevaplarında, Kredi ve Yurtlar Kurumunca, 22/10/1997-27/10/1997 arasında ..., 13/11/1997-07/07/1999 arasında ... Yurt Müdürlüğünde kaldığının belirtildiği, Maliye Bakanlığınca, 05/03-06/05/2005, 09-17/05/2005, 22/05-10/06/2005, 14/06-05/07/2005 ve 14-16/07/2005 tarihleri arasında Bakanlık bünyesindeki eğitim tesislerinde konakladığının bildirildiği, Yargıtay ...Daire Başkanlığınca, kamuoyunda Balyoz davası olarak bilinen dava dosyasında müzakerelere katılmadığının, Ergenekon davasında görev yapmadığının bildirildiği, bu durumda ...'nün beyanlarının gerçek dışı olduğunun ortaya çıktığı; ...'nin tarafına hukuka aykırı bir eylem atfetmediği, soruşturma aşamasında verdiği beyanın gerçek dışı olduğunu mahkeme huzurunda beyan ettiği; diğer tanık ...'nün beyanlarının delil değerinin bulunmadığı; hakkındaki beraat kararının nazara alınmamasının yerinde olmadığı; dava konusu işlemin dayanağını oluşturan 667 sayılı OHAL KHK'sının 3. maddesi ve bu KHK'yı yasalaştıran 6749 sayılı Kanun'un 3. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu; 2802 ve 6087 sayılı kanunlardaki usullerin ve güvencelerin nazara alınmamasının yerinde olmadığı, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği; savunması alınmadan tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu; Danıştay Tetkik Hâkiminin görüşlerinin tarafına tebliğ edilip karşı görüşleri alınmadan karar verildiğinden çekişmeli yargılama ilkesine aykırı yargılama yapıldığı; etkin bir inceleme ve araştırma yapılmadan kararın tesis edildiği, dosya içerisinde terör örgütü üyesi olduğuna ve bir terör örgütü ile irtibatlı olduğuna dair maddi bir delilin bulunmadığı; hukuka aykırı olarak başlayıp yürütülen ceza soruşturmasında elde edilen bilgi ve belgelerin dosyaya delil olarak sunulmasının hukuka aykırılık oluşturduğu; HSK tarafından açığa alınması tutuklama nedeni sayıldığı, tutuklanmasının ise HSK tarafından meslekten ihracına neden gösterildiği, ihracına karar verildiği 24/08/2016 tarihinde isnat edilen suçu işlediğini gösteren hiçbir delilin bulunmadığı; 24/08/2016 tarihli karara yaptığı itirazın 29/11/2016 tarihinde reddedilmesine rağmen, itiraz sonucu beklenmeden işlem tesis edilmesinin de hukuka aykırı olduğu; Anayasa ve kanunlara sadakat yükümlülüğünü ihlal etmediği, gerek şahsi gerekse meslek hayatında hukuka aykırı bir eyleminin bulunmadığı; gerçeğe aykırı olduğu ispatlanmış soyut ve varsayıma dayalı etkin pişmanlık kapsamındaki gerçek dışı olduğu kesinleşen beyanlara dayalı olarak hakkında hüküm tesisinin yerinde olmadığı; dava konusu işlem ile hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesinin, masumiyet karinesinin, adil yargılanma ve özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği; irtibat, iltisak ve kanaatler gibi soyut, belirsiz ve denetimi mümkün olmayan kavramlarla kişileri kamu görevinden ihraç etmenin hukuk devleti ilkesinin ihlalini oluşturduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacı tarafından adli yardım talebinde bulunulmuş ise de yargılama giderlerinin bilahare ödendiği anlaşıldığından adli yardım talebi hakkında karar verilmesine ve duruşma yapılmasına gerek, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ise ciddi görülmeyerek işin esası incelendi, gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Her ne kadar davacı tarafından, üniversite öğrenimi sırasında Kredi ve Yurtlar Kurumuna ait yurtlarda kaldığı ve hâkimlik sınavına hazırlandığı sırada Maliye Bakanlığı bünyesindeki eğitim tesislerinde konakladığına ilişkin hususların ceza yargılamasında ilgili kurumlardan alınan müzekkere cevapları ile ortaya çıktığı belirtilerek, tanık ...’nün anlatımlarının gerçeği yansıtmadığı ileri sürülmekteyse de, söz konusu cevaplarda yer alan konaklama tarihlerinin, gerek üniversite öğrenim gördüğü dönemin tamamında Kredi ve Yurtlar Kurumuna ait yurtlarda kaldığına ilişkin olmaması, gerekse Maliye Bakanlığı bünyesindeki eğitim tesislerinde konaklamasının, üniversiteden mezun olduğu tarihten hâkimlik sınavında başarılı olduğu tarih arasında geçen sürenin sadece -yaklaşık- 4 ayına ilişkin olması sebebiyle, davacı tarafından ileri sürülen bu hususların, "Koğuşta kaldığımız süre boyunca konuşmalarımızda açıkça cemaat yapısı içinde olduğunu söylüyordu. Örneğin üniversite döneminde cemaate ait evde kaldığını, hâkimliğe hazırlanırken cemaate ait evlerde hazırlandığını söylerdi." şeklinde olan davacı hakkındaki tanık anlatımlarını geçersiz kılacak mahiyette olmadığı değerlendirilmiştir.
Öte yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 25/11/2020 tarih ve E:2016/36953, K:2020/5390 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 27/02/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, temyizen bakılmakta olan dosyada, davacının terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığından, aksi değerlendirmeyle verilen Daire kararında hukuki isabet bulunmadığından, davacının temyiz isteminin kabulüyle, Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.