T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/980
Karar No : 2023/2915
DAVACI : ...
DAVALILAR : 1- ...
2- ... Bakanlığı
VEKİLLERİ : ...
DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından; Mersin İl Emniyet Müdürlüğü emrinde komiser olarak görev yaptığı dönemde, ... isimli şahsın iletişiminin dinlenmesi olayına ilişkin olarak, mahkeme kararlarına gerekçe teşkil eden belgeleri gerçeğe aykırı olarak onaylamak/düzenlemek suretiyle "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilini işlediğinden bahisle, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla tecziyesine dair İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararının (...) no'lu olaya yönelik kısmının iptali ile bu işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi ve işlemin dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün iptali, ayrıca Tüzük'ün dayanağı olan 3201 sayılı Kanun'un 83. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Kanun'un 83. maddesinin, 657 sayılı Kanun'un 237. maddesinin (b) bendine göre yürürlükten kalkmış olduğu; anılan Tüzük'ün "Disiplin cezaları" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (E) bendinin ve "Meslekten çıkarma" başlıklı 8. maddesinin, Anayasa'ya ve 657 sayılı Kanun'a aykırı olduğunun kabulünün gerektiği,
Dava konusu işleme dayanak teşkil eden, gerçeğe aykırı düzenlendiği iddia edilen belgenin düzenlendiği tarihten itibaren 2 yılı aşkın süre geçtikten sonra soruşturma başlatılmış olması nedeniyle disiplin cezasının zaman aşımına uğradığı,
Disiplin soruşturmasında objektiflik/tarafsızlık ilkesinin ihlal edildiği, lehine delillerin toplanmadığı, "Şüpheden sanık yararlanır" ve ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkelerinin dikkate alınmadığı, soruşturmanın hakkaniyetten ve hukuktan uzak bir şekilde yürütüldüğü,
Adil yargılanma hakkının ihlal edilmiş ve savunma hakkının kısıtlanmış olması nedeniyle dava konusu işlemin hukuka uygun olmadığı ileri sürülmüştür.
DAVALILARIN SAVUNMASI :
Davalı Cumhurbaşkanlığı (Mülga Başbakanlık) tarafından; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün iptali istenen hükmü ile bu hükme dayanılarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı,
Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından; Mülkiye Başmüfettişi ...'nin 31/10/2011 - 10/07/2012 tarihleri arasında, ... no'lu GSM hattı üzerinden yaptığı haberleşmenin dinlenmesine, davacı ile ... ve ... tarafından tanzim ve imza edilen ve Şube Müdürü ... tarafından onaylanan 28/10/2011 günlü Teknik Takip ve İzleme Formuna istinaden alınan 31/10/2011 günlü hakim kararıyla başlanıldığı, dinleme süresinin 3 kez uzatıldığı,
Telefon haberleşmesinin dinlenilmesine başlanılmasından önceki dönemde ...'nin irtibatlı olduğu iddia edilen organize suç örgütünün faaliyetleriyle ilişkisi bulunduğuna dair herhangi bir bilginin bulunmadığı, dolayısıyla anılan şahsın iletişiminin dinlenilmesini gerektirecek bilgiler/emareler olmaksızın, dayanaktan yoksun gerekçeler gösterilerek, gerçeğe aykırı belge düzenlenmek suretiyle yapıldığı,
Disiplin cezasına konu fiil dinlemeyle hüküm ifade ettiğinden, suç fiilinin bitiş tarihinin dinleme fiilinin bittiği tarih olduğu, usulsüz dinlemenin bittiği tarihle dava konusu işlem tarihi arasında 2 yıldan az süre olduğundan işlemin zaman aşımına uğramadığı,
Davacının, savunma hakkının kısıtlandığı iddiasının da gerçeği yansıtmadığı, Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamındaki haklarının kullandırıldığı,
Dava konusu işlem tesis edilirken Tüzük'ün alt cezaya ilişkin 15. maddesinin de değerlendirildiği, ancak alt ceza uygulanma şartlarının oluşmadığı sonucuna ulaşıldığı,
Dava konusu edilen Tüzük'ün 3201 sayılı Kanun'un 83. maddesine göre çıkarıldığı ve hukuka aykırılık taşımadığı savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : 7068 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesiyle uygulanma kabiliyeti kalmayan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesinin iptal istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına; dava konusu bireysel işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, bu kısım yönünden dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle davacının mahrum kaldığı parasal hakların, yasal faiziyle birlikte kendisine ödenmesine karar verilmesi gerektiği düşünülmüştür.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, davacının Mersin Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesinde komiser olarak görev yaparken, gerçeğe aykırı olarak belge düzenlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile tecziyesine ilişkin işlemin ve dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasaya aykırılık iddiası yerinde görülmemiştir.
Dosyanın incelenmesinden, iptali istenen Tüzük'ün içerdiği düzenlemelerde hukuka, hizmet gereklerine, üst normlara aykırılık ve iptali gerektirecek bir husus bulunmadığından davanın bu kısmının reddi gerektiği düşünülmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127/3. maddesinde, disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren 2 yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde, ceza verme yetkisinin zaman aşımına uğrayacağı hükme bağlanmış bulunmaktadır.
Bakılan olayda ise, disiplin cezası verilmesine dayanak alınan belgenin, 28/10/2011 tarihi ile 31/01/2012 tarihleri arasındaki telefon dinlemesine dayanak olarak kullanıldığı dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden anlaşılmakta olup, yukarıda anılan mevzuat hükmü uyarınca 2 yıllık zamanaşımı süresi 31/01/2014 tarihinde dolmaktadır.
Öte yandan, davacının imzasının bulunmadığı uzatma talep formlarıyla telefon dinlemesine devam edilmiş olmasının, davacı açısından hukuki bir sorumluluk doğurmayacağını belirtmek gerekir.
Bu itibarla zaman aşımı süresi geçtikten sonra verilen disiplin cezasında, bu yönüyle mevzuata uyarlık bulunmadığından, davacı hakkında tesis edilen meslekten çıkarma cezasının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; duruşma için belirlenen 24/05/2023 günü, davacı ile davalı Cumhurbaşkanlığı ve İçişleri Bakanlığını temsilen Hukuk Müşavirleri ... ve ...'ın geldiği görülerek, Danıştay Savcısının hazır bulunduğu açık duruşmaya başlanıldı. Duruşmada hazır bulunan taraflara usulüne göre söz verilip dinlenildikten ve Savcının düşüncesi alındıktan sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY :
Mersin İstihbarat Şube Müdürlüğünce terör örgütleri ve organize suçlarla mücadele kapsamında usulsüz dinlemeler yapıldığı yönündeki iddiaların araştırılması, gerekirse kusuru tespit edilecek personel hakkında soruşturma yapılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının 02/01/2014 tarihli onayı doğrultusunda başlatılan soruşturmada; dava konusu işlemin sebebini oluşturan ... isimli şahsa ait telefonun dinlenmesi olayıyla (... no'lu olayla) ilgili olarak, şahsın kullandığı ... GSM numarasına uygulanan teknik takip ve izleme tedbirinin, ilk olarak davacı ile ... ve ... isimli personel tarafından tanzim ve imza edilen 28/10/2011 günlü "Teknik Takip ve İzleme Talep Formu"na istinaden talep edildiği, sonrasında ... isimli personel tarafından tanzim ve imza edilen 19/01/2012 ve 20/04/2012 günlü "Teknik Takip Uzatma Talep Form"larına istinaden Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi Hakimliğine hitaben yazılan yazılar ile tedbirin süresinin uzatılması yönünde talepte bulunulduğu ve hakim kararlarına dayanılarak tedbirin başlatıldığı ve uygulanmasına devam edildiği, teknik takip ve izlemenin 10/07/2012 tarihinde sonlandırıldığı, iletişimin dinlenilmesini gerektirecek bilgiler/emareler olmaksızın ve dayanaktan yoksun gerekçeler gösterilerek gerçeğe aykırı belge düzenlemek suretiyle dinlemelerin yapıldığı belirtilerek, davacının, söz konusu iletişimin dinlenmesi ile ilgili hakim kararlarına gerekçe teşkil eden "Teknik Takip ve İzleme Talep Form"unu imzalaması şeklindeki davranışıyla "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilini işlediği kanaatiyle getirilen teklife istinaden, İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararıyla, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi üzerine incelenmekte olan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE :
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Anayasa Mahkemesinin Kararları" başlıklı 153. maddesinde; "Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.
Anayasa Mahkemesi bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.
Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.
İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun (…) teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
İptal kararları geriye yürümez.
Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar." hükmüne yer verilmiştir.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Kanunu'nun 66. maddesinin 3. fıkrasında; Anayasa Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi, bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmiştir.
3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinde, "Gerek inzibat komisyonları tarafından ve gerek salahiyet dairesinde re'sen verilecek inzibat cezalarını icap ettiren fiil ve hareketlerin ne olduğu ve cezaların derece ve miktarı, polis mesleğinin haiz olduğu hususiyet ve ehemmiyet gözetilerek tanzim edilecek nizamnamede tayin olunur. Memuriyetten ihraç cezası müstesnadır." kuralı yer almıştır.
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesinde yer alan; "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiili, meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
08/03/2018 günlü, 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un "Yürürlükten Kaldırılan Hükümler" başlıklı 37. maddesinde, "(1) 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 82 nci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 83 üncü, ek 4 üncü, ek 5 inci, ek 6 ncı, ek 7 nci, ek 8 inci ve ek 9 uncu maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır..." hükmüne,
"Geçiş Hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinde, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur.
(2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak bu Kanun hükümleri uygulanır.
(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemler aynen muhafaza olunur..." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun'un 8-6/h maddesinde de, "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiili, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nde olduğu gibi meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesinde; "Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına, b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dava konusu Tüzük yönünden :
Anayasa Mahkemesinin 29/01/2016 günlü, 29608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesi Anayasa'ya aykırı görülerek iptal edilmiş ve anılan kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi ayrıca karara bağlanmıştır.
3201 sayılı Kanun'un 83. maddesinin birinci cümlesinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi kararından sonra, Anayasa'nın 121. maddesi ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca 02/01/2017 tarihinde kararlaştırılan ve 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesi ile söz konusu 83. madde yürürlükten kaldırılmış, yine bu Kanun Hükmünde Kararname ile Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin de aralarında bulunduğu genel kolluk görevlilerinin tabi olacağı disiplin hükümleri düzenlenmiştir.
08/03/2018 günlü, 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususlar düzenlenmiştir.
23/03/1979 günlü, 7/17339 Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe giren Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığı ve 7068 sayılı Kanun ile de Emniyet Genel Müdürlüğü personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususların düzenlendiği görüldüğünden, halihazırda uygulama kabiliyeti kalmayan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesinin iptali istemine yönelik olarak davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır.
Bireysel işlem yönünden:
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler. Bu nedenle, disiplin cezası verilebilmesi için öncelikle isnat edilen kusurlu halin veya fiilin tespiti gerekmektedir. Kusurlu halin veya fiilin tespitinden kasıt ise, disiplin cezasına konu edilen fiil veya halin zamanı, yeri, şekli gibi tüm unsurlarının ortaya konulması, böylelikle fiilin kim tarafından, ne zaman, nerede ve ne şekilde işlendiğinin net ve açık bir şekilde belirlenmesidir.
Öte yandan, yukarıda metnine yer verilen hükümle düzenlenen ve ilgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle uyulması zorunlu süreler olduğundan, disiplin cezasını gerektiren fiil tespit edilip, söz konusu fiilin işlenip işlenmediğinin ortaya konulması ve fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımı süresinin geçirildiğinin tespit edilmesi durumunda zamanaşımı nedeniyle disiplin cezası verilmemesi gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu işlemin sebebini oluşturan ... isimli şahsa ait telefonun dinlenmesi olayıyla (... no'lu olayla) ilgili olarak, şahsın kullandığı ... GSM numarasına uygulanan teknik takip ve izleme tedbirinin, ilk olarak davacı ile ... ve ... isimli personel tarafından tanzim ve imza edilen 28/10/2011 günlü "Teknik Takip ve İzleme Talep Formu"na istinaden talep edildiği, sonrasında ... isimli personel tarafından tanzim ve imza edilen 19/01/2012 ve 20/04/2012 günlü "Teknik Takip Uzatma Talep Form"larına istinaden Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi Hakimliğine hitaben yazılan yazılar ile tedbirin süresinin uzatılması yönünde talepte bulunulduğu ve hakim kararlarına dayanılarak tedbirin başlatıldığı ve uygulanmasına devam edildiği, teknik takip ve izlemenin 10/07/2012 tarihinde sonlandırıldığı, iletişimin dinlenilmesini gerektirecek bilgiler/emareler olmaksızın ve dayanaktan yoksun gerekçeler gösterilerek gerçeğe aykırı belge düzenlemek suretiyle dinlemelerin yapıldığı belirtilerek, davacının, söz konusu iletişimin dinlenmesi ile ilgili hakim kararlarına gerekçe teşkil eden "Teknik Takip ve İzleme Talep Form"unu imzalaması şeklindeki davranışıyla "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilini işlediği kanaatiyle getirilen teklife istinaden, İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararıyla, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi üzerine incelenmekte olan davanın açıldığı, buna göre; davacının imzasının sadece 28/11/2011 günlü "Teknik Takip ve İzleme Formu"nda bulunduğu ve bu belgeye istinaden, süre uzatma talebinin yapıldığı 19/01/2012 tarihine kadar teknik takip ve izleme yapıldığı, diğer bir deyişle uzatma taleplerine ilişkin evrakın davacı tarafından imzalanmadığı dikkate alındığında, zaman aşımı süresi geçtikten sonra verilen dava konusu disiplin cezasında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Davacının dava konusu işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden:
Anayasa'nın 125. maddesinde idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralına yer verilmiştir.
Hukuka aykırılığı yargı mercilerince saptanan işlemler nedeniyle ilgililerin uğradığı zararların tazmini Anayasa'nın 125. maddesi gereği olduğundan, dava konusu bireysel işlemin iptaline karar verilmesi sebebiyle işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal haklarının, yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerekmektedir.
Yargılama giderleri yönünden:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararlarda bulunacak hususlar" başlıklı 24. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde; kararlarda, yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği hüküm altına alınmış; aynı Kanun'un 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda yollamada bulunduğu 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yerine yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326. maddesinde; Kanun'da yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkemenin, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştıracağı belirtildikten sonra, 331. maddesinde; "Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." düzenlemesine yer verilmiş; böylece, kural olarak, yargılama giderlerinin davada haksız çıkan tarafa yükletilmesi esası benimsenmiştir.
Davaya konu düzenleyici işlem hakkında davanın konusuz kaldığına karar verilmiş ise de, bu husus idarelerin doğrudan haksız çıkan taraf olduğu ve yargılama giderlerinden sorumlu olacağı sonucunu doğurmayacaktır. Zira, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesine yönelik olarak açılan başka bir davada Danıştay Beşinci Dairesince verilen 19/11/2020 günlü, E:2016/18964, K:2020/5282 sayılı "davanın reddi" yolundaki karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/04/2022 günlü, E:2021/3494, K:2022/1645 sayılı kararıyla onanmıştır.
Sonuç olarak, başka bir davada verilen ve kesinleşen yargı kararıyla hukuka uygun olduğu kabul edilen Tüzük hükmü yönünden davalı idarelerin, davada haksız çıkan taraf olarak kabul edilemeyeceği ve bu sebeple dava konusu düzenleyici işleme ilişkin yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının, "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilini işlediğinden bahisle, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla tecziyesine dair İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararının (...) no'lu olaya yönelik kısmının İPTALİNE,
2. Davacının, yoksun kaldığı parasal haklarının tazmini istemin kabulü ile, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının, dava açma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ÖDENMESİNE,
3. Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesinin iptali istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
4. Dava kısmen iptal, kısmen karar verilmesine yer olmadığı kararı ile sonuçlandığından, aşağıda dökümü yapılan ... TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranına göre yarısı olan ... TL tutarındaki kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, eksik yatırılan ... TL posta ücretinin davacıya tamamlatılmasına; geriye kalan ... TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınmasına,
5. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/05/2023 tarihinde esasta oybirliği, yargılama giderleri yönünden oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY :
Dava konusu Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesinin ardından, 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesiyle yürürlükten kaldırılması ve 7068 sayılı Kanun ile Emniyet Genel Müdürlüğü personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulüne ilgili hususların düzenlenmesi sonucunda, uygulanma kabiliyeti kalmayan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesinin iptali istemine yönelik olarak davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.
Söz konusu karar, dava konusu kuralın hukuka aykırı veya uygun olduğunu ortaya koyar nitelikte bir karar türü olmadığı gibi, davanın taraflarından herhangi birinin haklılığını ya da haksızlığını ortaya koyacak nitelikte bir karar da değildir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde; yargılama giderlerinin kapsamı tarif edilmiş, 326. maddesinin 1. fıkrasında; kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, 2. fıkrasında; davada, iki taraftan biri kısmen haklı çıkarsa, Mahkemenin yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırılacağı, 331. maddesinin 1. fıkrasında; davanın konusuz kalması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hakimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği, 332. maddesinin 1. fıkrasında ise; yargılama giderlerine Mahkemece re'sen hükmedileceği kurala bağlanmıştır.
İşbu uyuşmazlıkta, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesine yönelik olarak verilen karar verilmesine yer olmadığı yolundaki karar, davanın taraflarından hangisinin haklı olduğu hususunda sarih bir sonuç çıkarmaya imkan vermemekle birlikte, anılan Tüzük'ün dayanağı olan Kanun hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edildiği dikkate alındığında, davanın bu kısmına ilişkin yargılama giderlerinden davalı idarelerin sorumlu tutulmasının adalete, hakkaniyete ve hukuk devleti ilkesine uygun olacağı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; dava kısmen iptal, kısmen karar verilmesine yer olmadığı şeklinde sonuçlandığından, yargılama giderlerinin, davalı idare üzerinde bırakılması gerekirken, davanın tarafları arasında paylaştırılması yolundaki çoğunluk kararına katılmıyorum.