T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/1083
Karar No : 2023/1093
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, terör örgütü mensuplarınca Diyarbakır ili, Çınar İlçe Emniyet Amirliği ve lojmanlarına yönelik 13/01/2016 tarihinde gerçekleştirilen silahlı ve bombalı saldırıda yaralandığı, davalı idarenin devletin anayasal düzenini yıkmayı amaçlayan terör eylemlerine karşı vatandaşlarının güvenliğini sağlayamadığı ve bu konuda gerekli tedbirleri almadığı ileri sürülerek davalı idarenin sosyal risk ilkesi uyarınca kusur veya kusursuz sorumluluğu bulunduğundan bahisle genel tazminat ilkeleri uyarınca uğranıldığı ileri sürülen 342.542,38 TL (miktar artırımı sonrasında) maddi ve 250.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla; dava konusu olay öncesinde birden çok istihbari bilgi, rapor ve ihbarın olduğu ve bu bilgiler karşısında davalı idarenin gerekli önlem, tedbir ve emniyeti alarak yapılan saldırıyı önlemekle yükümlü bulunduğu ancak tüm bunlara karşın bu saldırının önlenemediği ve engellenemediği anlaşıldığından idarenin yürütmekle yükümlü olduğu güvenlik hizmetinin işleyişinde aksaklık olduğu bu nedenle yaşanan olayın önlenememesinde idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, bombalı saldırı nedeniyle davacının %43,2 oranında engelli hale geldiği anlaşıldığından olay nedeniyle meydana gelen zararın tazmini gerektiğinden maddi tazminat yönünden; Mahkemece alınan bilirkişi raporu karara esas alınarak davanın açılması sırasında talep edilen 1,00 TL maddi tazminata idareye başvuru tarihinden, miktar artırım dilekçesi ile talep edilen kısıma (342.541,38 TL) yönelik olarak ise miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiği, manevi tazminat yönünden; 50.000,00 TL manevî zararın davalı idare tarafından tazmini ve söz konusu miktara davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Taraflarca karşılıklı olarak istinaf isteminde bulunulması üzerine, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacı ve davalı idarenin istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI :
Davacı tarafından, maddi ve manevi tazminata yürütülen faiz başlangıç tarihinin hukuka aykırı olduğu, manevi tazminata az hükmedildiği, emsal dosyada 200.000,00 TL manevi tazminata karar verildiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun doğrultusunda karar verilmesi gerektiği, idarenin sosyal risk ilkesi uyarınca bir sorumluluğunun bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş olup davacı tarafından savunma verilmiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının hükmolunan maddi tazminatın artırılan kısmına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi yönünden düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, hükmedilen maddi tazminatın miktar artırımı suretiyle artırılan kısmına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi dışındaki kısımlar yönünden usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu yönlerden bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyiz istemine konu kararın, hükmedilen maddi tazminatın miktar artırımı suretiyle artırılan 342.541,38 TL'lik kısmına miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 17/06/2019 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi yönünden incelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştay'ın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanun'un 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanun'a Geçici 7. madde olarak, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir.
Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır.
Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat tutarının miktar artırımı suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, artırılan tazminat miktarı bakımından da, idareye başvurulan 25/10/2016 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğinden, davanın maddi tazminat istemi yönünden kabulüne, manevi tazminat istemi yönünden kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan "istinaf başvurularının reddine" ibaresinin, "istinaf başvurularının reddine, idare mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan '342.542,38 TL TL maddi tazminatın 1,00 TL'lik kısmının idareye başvuru tarihinden (25/10/2016) tarihinden, 342.541,38 TL'lik kısmının ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ (17/06/2019) tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine' ibaresinin, 342.542,38 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 25/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, davacının temyiz isteminin yasal faizin başlangıç tarihi yönünden KABULÜNE, esas yönünden REDDİNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtildiği şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 09/03/2023 tarihinde esas yönünden oy birliği, faiz başlangıç tarihi yönünden oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Davacı lehine hükmedilen maddi tazminatın miktar artırımı suretiyle artırılan kısmına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihinin miktar artırımı dilekçesinin idareye tebliğ edildiği tarih olarak belirlenmesi hukuka aykırıdır. Ancak bu husus, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasını gerektiren, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık kapsamında bulunmayıp, anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren, hukuka aykırılık teşkil ettiğinden; Bölge İdare Mahkemesi kararının, bu hususta yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına bu yönden katılmıyoruz.