T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1086
Karar No : 2023/610
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 30/12/2021 tarih ve E:2021/1491, K:2021/7731 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından hissedarı olduğu taşınmaz üzerinde kısıtlılık halinin mevcut olduğundan bahisle Emlak Vergisi Kanunu'nun 30. maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen şekilde emlak vergisinin 1/10 oranında hesaplanarak tahsil edilmesi gerektiği halde taşınmazının neden kısıtlı sayılmadığı hususunun kendisine bildirilmesi talebiyle yapılan başvuruya cevaben Arsuz Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünce tesis edilen hissedarı olduğu taşınmazın kısıtlı olmadığına dair 22/10/2020 tarihli işlem ile anılan yazıda dayanak olarak gösterilen 17/11/1986 tarih ve 19284 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Tasarrufu Kısıtlanan Bina, Arsa ve Arazi Hakkında Yönetmelik'in 2. maddesinin iptali istenilmektedir.
Danıştay Onuncu Dairesinin 03/03/2021 tarih ve E:2021/1, K:2021/835 sayılı kararıyla dosyanın gönderildiği Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 30/12/2021 tarih ve E:2021/1491, K:2021/7731 sayılı kararı:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasında dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştay'da altmış gün olduğu; (4) numaralı fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanun'un 10. maddesi şu şekildedir:
"1. İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler.
2. (Değişik: 10/6/1994-4001/5 md.) Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Otuz günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler."
Anılan mevzuat uyarınca düzenleyici işlemin ilanından sonra dava açma süresi içinde bu işlemin iptali istemiyle dava açılabileceği gibi dava açma süresinin geçmiş olması hâlinde, düzenleyici işlemin uygulanmasına ilişkin yeni bir işlem tesis edildiğinde ilgililer uygulama işlemini veya dayanağı olan düzenleyici işlemi ayrı ayrı veya birlikte yine dava açma süresi içinde dava konusu edebileceklerdir.
Davacının 05/06/2020 tarihinde yapmış olduğu ilk başvuruya 11/08/2020 tarihinde taşınmazının kısıtlı olmadığına dair olumsuz yanıt verilerek bu işlem 12/08/2020 tarihinde davacıya tebliğ edilmiştir.
Bu başvurudan sonra davacı tarafından 11/09/2020 ve 21/10/2020 tarihlerinde iki başvuru daha yapılmış olup son başvuruya istinaden tesis edilen … tarih ve … sayılı işlemin ve Tasarrufu Kısıtlanan Bina, Arsa ve Arazi Hakkında Yönetmelik'in 2. maddesinin iptali istemiyle 24/12/2020 tarihli dava dilekçesi ile görülmekte olan dava açılmıştır.
Davacının 05/06/2020 tarihli ilk başvurusu 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında yapılmış bir başvuru niteliğinde olup bu başvuruya verilen 11/08/2020 tarihli olumsuz cevap da icrai nitelikte bir işlemdir ve bu işlemin dava konusu edilebileceği açıktır.
Bu işlem davacıya 12/08/2020 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davacı tarafından otuz günlük yasal süre içerisinde en son 11/09/2020 tarihine kadar dava konusu edilmediğinden ve sonraki tarihte yapılan başvuruların dava açma süresini ihya etmeyeceği açık olduğundan, … tarih ve … sayılı işleme karşı açılan davanın süresi içinde açıldığının kabulüne olanak bulunmamaktadır.
Bu haliyle süresinde dava konusu edilmeyen bireysel işlem nedeniyle 17/11/1986 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmış ve dava açma süresi geçmiş olan uyuşmazlık konusu Yönetmelik'in 2. maddesinin iptali istemiyle açılan davanın da süresinde açılmadığının kabulü gerekmektedir.
Dolayısıyla uyuşmazlık konusu edilen … tarih ve … sayılı işlem ile bu işlemin dayanağı Tasarrufu Kısıtlanan Bina, Arsa ve Arazi Hakkında Yönetmelik'in 2. maddesine karşı açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme imkânı bulunmamaktadır.
Daire bu hukuksal nedenler ve gerekçeyle davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: 05/06/2020 tarihli ilk başvuruya verilen 11/08/2020 tarihli cevap yazısında işlemin gerekçesine yer verilmediğinden icrai nitelikte olmadığı ve dava açma süresinin bu yazının tebliği itibarıyla başladığının kabul edilemeyeceği belirtilerek işin esası incelenmek üzere temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, temyize konu kararın dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Usul Yönünden:
Davacı tarafından hissedarı olduğu taşınmaz üzerinde kısıtlılık halinin mevcut olduğundan bahisle Emlak Vergisi Kanunu'nun 30. maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen şekilde emlak vergisinin 1/10 oranında hesaplanarak tahsil edilmesi gerektiği halde taşınmazının neden kısıtlı sayılmadığı hususunun kendisine bildirilmesi talebiyle yapılan başvuruya cevaben Arsuz Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünce tesis edilen hissedarı olduğu taşınmazın kısıtlı olmadığına dair 21/10/2020 tarihli işlem ile düzenleyici işlemin iptali isteminin birlikte ve aynı dava dilekçesinde dava konusu edilmesinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesine aykırılık teşkil etmeyeceğine oyçokluğuyla karar verilmiştir.
Kurul Üyeleri …, …, … bu görüşe aşağıdaki gerekçeyle katılmamışlardır:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin (4) numaralı fıkrasında, ilânı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilân tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri belirtilmiştir. Kanun'un "Aynı dilekçe ile dava açılabilecek haller" başlıklı 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunması halinde birden fazla idari işlemin bir dilekçe ile idari davaya konu edilebileceği hükmüne yer verildikten sonra "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddenin (3) numaralı fıkrasının (g) işaretli bendinde, dilekçelerin 3 ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönünden inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) işaretli bendinde de 14. maddenin (3) numaralı fıkrasının (g) işaretli bendinde yazılı halde 3 ve 5. maddelere uygun şekilde düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak suretiyle otuz gün içinde dava açılmak üzere dilekçenin reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin yukarıda açıklanan (4) numaralı fıkrasında ilgililerin düzenleyici işlemle uygulama işleminin her ikisi aleyhine birden dava açabileceğinin belirtilmiş olması, her iki işleme karşı aynı dilekçeyle ve aynı idari yargı yerinde dava açılabileceği anlamında değildir. Aynı dilekçe ile dava açılabilecek haller, anılan Kanun'un 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında gösterilmiş olup birden fazla işleme karşı aynı dilekçe ile dava açılabilmesi, ancak bu koşullar ile idari yargılama hukukunun gerektirdiği diğer koşulların birlikte gerçekleşmesi halinde olanaklıdır.
Sözü edilen fıkrada yer alan düzenlemenin amacı da aynı yargı yerinin görevine giren ve çözümleri ayrı emek gerektirmeyen idari uyuşmazlıkların aynı dava içerisinde görülmeleri sağlanarak gereksiz zaman israfı ile masrafın önlenmesi ve farklı kararların verilebilmesi riskinin ortadan kaldırılmasıdır. Aralarında maddede aranan biçimde bağlılık ya da ilişki bulunsa bile birden fazla idari işlemin aynı dilekçeyle idari davaya konu edilebilmesi için bu durumun kamu düzeni için öngörülen usul ve görev kurallarını ve bu kurallarla korunan ve Anayasa'nın 37. maddesinde öngörülen "kanuni hakim ilkesi"ni ihlâl ediyor olmaması da gereklidir. Bir başka anlatımla, Danıştay'ın ilk derece mahkemesi olarak görevine giren davaya konu edilebilecek nitelikteki bir işlemle idare veya vergi mahkemelerinin görevine giren davalara konu olması gereken bir işlem aynı dilekçe ile idari davaya konu edilemez.
Öte yandan, 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanun ile ülkemizde istinaf kanun yolu uygulanmaya başlamış ve üçlü bir yargılama sistemi oluşmuş olup bireysel işlem ile düzenleyici işlemin aynı dilekçe ile dava konusu edilmesi halinin kabul edilmesinin görevli yargı yeri ile kanun yolu başvurusunun yapılacağı yargı yerleri arasında karışıklığa yol açacağı da kuşkusuzdur.
Bu bakımdan; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 24. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, ilk derece mahkemesi olarak Danıştayın görevine giren 17/11/1986 tarih ve 19284 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Tasarrufu Kısıtlanan Bina, Arsa ve Arazi Hakkında Yönetmelik'in 2. maddesinin iptali ile 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 6. maddesi uyarınca vergi mahkemelerinin görevine giren davacı tarafından hissedarı olduğu taşınmaz üzerinde kısıtlılık halinin mevcut olduğundan bahisle Emlak Vergisi Kanunu'nun 30. maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen şekilde emlak vergisinin 1/10 oranında hesaplanarak tahsil edilmesi gerektiği halde taşınmazının neden kısıtlı sayılmadığı hususunun kendisine bildirilmesi talebiyle yapılan başvuruya cevaben Arsuz Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü'nce tesis edilen hissedarı olduğu taşınmazın kısıtlı olmadığına dair 21/10/2020 tarihli işlemin iptali istemiyle aynı dilekçe ile Danıştayda idari dava açılmasına olanak bulunmadığından, Daire kararının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (c) işaretli bendi uyarınca bozulması gerekmektedir.
2577 sayılı Kanun'un 22. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer verilen, 15. maddede sayılan sebeplerden biri ile veya yargılama usulüne ilişkin meselelerde azınlıkta kalanların işin esası hakkında da oylarını kullanacaklarına ilişkin kural ve Kurulumuzun usule ilişkin meselelerde azınlıkta kalanların diğer usuli meselelerde ve nihai kararda oy kullanacaklarına dair içtihadı uyarınca usuli mesele yönünden karşı oyda kalanlar esas yönünden de oylamaya katılmıştır.
Esas Yönünden:
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan karar, aynı hukuksal nedenler ve gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek durumda görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1-Davacının temyiz isteminin REDDİNE,
2-Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 30/12/2021 tarih ve E:2021/1491, K:2021/7731 sayılı kararının ONANMASINA,
3-Davacıdan daha önce yatırılan … TL temyiz karar harcı mahsup edilmek suretiyle 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun ilgili hükümleri ve Kanun'a ek (3) sayılı Tarife uyarınca maktu harç alınmasına,
07/06/2023 tarihinde usulde ve esasta oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
XX - KARŞI OY:
Davacı tarafından hissedarı olduğu taşınmaza ait emlak vergisinin Emlak Vergisi Kanunu'nun 30. maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen şekilde 1/10 oranında hesaplanarak tahsil edilmesi talebinin reddedildiği bilgisi verilerek taşınmazının neden kısıtlı olarak kabul edilmediğinin tarafına bildirilmesi talebiyle yapılan 21/10/2020 tarihli başvuruya cevaben Arsuz Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünce tesis edilen hissedarı olduğu taşınmazın kısıtlı olmadığına dair 22/10/2020 tarihli işlem ile anılan yazıda dayanak olarak gösterilen 17/11/1986 tarih ve 19284 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Tasarrufu Kısıtlanan Bina, Arsa ve Arazi Hakkında Yönetmelik'in 2. maddesinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
Danıştay Dokuzuncu Dairesince, davacının 05/06/2020 tarihinde Arsuz Belediyesi Emlak Dairesi Müdürlüğüne hissedarı olduğu taşınmazın tasarrufunun kısıtlı olması nedeniyle Emlak Vergisi Kanunu'nun 30. maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen şekilde emlak vergisinin 1/10 oranında hesaplanarak tahsil edilmesi talebiyle yaptığı başvuruya taşınmazın kısıtlı olmadığına dair verilen cevap yazısının icrai bir işlem olduğu belirtilerek dava açma süresinin bu işlemin tebliğ tarihi itibarıyla başladığı kabul edilmek suretiyle dava süre aşımı nedeniyle reddedilmiştir.
Davacı tarafından 05/06/2020 tarihli hissedarı olduğu taşınmaza ait emlak vergisinin Emlak Vergisi Kanunu'nun 30. maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen şekilde 1/10 oranında hesaplanarak tahsil edilmesi talebini içeren başvurusuna istinaden tesis edilen 11/08/2020 tarihli işlemde yalnızca taşınmazının kısıtlı olmadığı bilgisinin verilmesi ve emlak vergisinin 1/10 oranında hesaplanarak tahsil edilmesi talebiyle ilgili olarak kabul ya da ret yönünde bir cevap verilmemiş olması nedeniyle anılan başvurusuna verilen cevap da eklenmek suretiyle 11/09/2020 tarihli dilekçesi ile Arsuz Belediyesi Mali Hizmetler Müdürlüğüne hitaben hissedarı olduğu taşınmazın tasarrufu kısıtlı sayılmayarak emlak vergisi yönünden mağduriyetine sebebiyet verildiği ileri sürülerek yeniden başvurulmuştur.
Anılan dilekçeye istinaden Arsuz Belediyesi Mali Hizmetler Müdürlüğünce 11/10/2020 tarihli işlem tesis edilmiş ve 1266 ada ve 17 parsel sayılı taşınmaz dışında dilekçede belirtilen taşınmazların kısıtlılık durumunun bulunmadığı hususu davacıya bildirilmiştir.
Davacı tarafından 21/10/2020 tarihli dilekçe ile Arsuz Belediyesi Mali Hizmetler Müdürlüğüne bir önceki yazıda belirtilen taşınmazların kısıtlı olmamasının nedeni sorulmuştur.
Davacının söz konusu dilekçesi ile ilgi kurulmak suretiyle Arsuz Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından tesis edilen 22/10/2020 tarihli yazı ise şu şekildedir:
"İlgi sayılı dilekçenize istinaden 17/11/1986 tarih 19281 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan "Tasarrufu Kısıtlanan Bina, Arsa ve Arazi Hakkında Yönetmeliğin 2. maddesine göre tasarrufu kısıtlı değildir."
Davacının hissedarı olduğu taşınmaz üzerinde kısıtlılık halinin mevcut olduğundan bahisle Emlak Vergisi Kanunu'nun 30. maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen şekilde emlak vergisinin 1/10 oranında hesaplanarak tahsil edilmesi yolundaki talebinin reddedilmesinin gerekçesinin Antakya Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından 22/10/2020 tarihli cevap yazısında açıklandığı görülmektedir. Bu aşamaya kadar davacıya talebinin reddedilmesinin sebebi bildirilmemiştir.
Bu nedenle, davacının emlak vergisini indirimli olarak ödeme talebinin bu son işlemle açık olarak ve gerekçe belirtilmek suretiyle reddedildiğinin kabulü gerekmektedir.
Bu durumda, anılan işlemin iptali istemiyle, tebliğ tarihi itibarıyla dava açma süresi içerisinde açılan davanın esasının incelenmesi gerektiğinden temyiz isteminin kabulüyle Daire kararının bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyoruz.