T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1167
Karar No : 2023/306
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … ve Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 17/11/2021 tarih ve E:2020/2638, K:2021/12690 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem:Dava konusu istem: 19/10/2019 tarih ve 30923 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Yönetmelik'in 1. maddesiyle 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 13. maddesine eklenen 11. fıkranın iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 17/11/2021 tarih ve E:2020/2638, K:2021/12690 sayılı kararıyla;
İzmir ili, Karşıyaka ilçesi, … pafta, … ada, … sayılı parselde bulunan yapının riskli yapı tespitinin yapılarak 25/11/2016 tarihinde yıkımının gerçekleştirildiği, yapılacak yeni yapı için davacı şirket ile 29/08/2016, 31/08/2016, 07/09/2016 ve 14704/2017 tarihlerinde arsa payı sahiplerinin üçte ikisinden fazlası ile "arsa payı temlik vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi"nin imzalandığı, arsa paydaşlarınca; sözleşmeden sonra inşaata başlanılmadığından bahisle sözleşmenin feshi için idareye başvurulduğu, idarece; yeni yapının yapım işine başlanılmadığının tespit edilmesi üzerine 05/12/2019 tarihinde 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 13. maddesinin 11. fıkrasının (e) bendi uyarınca davacı şirkete 30 günlük süre verilerek yapım işine başlaması/projenin bitirilmesini gerektirecek seviyedeki ekip ve ekipmanla işe devam etmesi gerektiği, aksi takdirde bu sürenin bitim tarihi itibarıyla sözleşmelerin resen feshedileceğinin ihtar edildiği, 30 günlük sürenin sonunda yapım işine başlanılmadığının tespiti üzerine İzmir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısıyla dava konusu kural uyarınca sözleşmenin feshedildiğinin davacıya bildirildiği, sözleşmenin idarece feshi işlemi üzerine, 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 13/11. maddesinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı;
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un "Uygulama işlemleri" başlıklı 6. maddesine, 10/07/2019 tarih ve 30827 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7181 sayılı Kanun'un 24. maddesiyle eklenen 14. fıkra ile bu Kanun kapsamındaki alanlarda ve parsellerde; müteahhitten kaynaklanan sebeplerle, bir yıl içinde yeni yapının yapım işine başlanmamış veya yapım işi belirli bir seviyede durdurulmuş ve en az altı aydır projenin bitirilmesini gerektirecek seviyede ekip ve ekipmanla inşai faaliyete devam edilmiyor ise, yapılan sözleşmelerin feshi için hisseleri oranında maliklerin en az üçte iki çoğunluğu ile karar alınabileceği, bu karar ile birlikte Bakanlığa başvurularak yeni yapının yapım işine başlanıp başlanmadığının veya yapım işinin projenin bitirilmesini gerektirecek seviyedeki ekip ve ekipmanla devam edip etmediğinin tespitinin isteneceği, Bakanlıkça; belirtilen durumların tespit edilmesi hâlinde, müteahhide otuz gün süre verilerek işe başlaması veya devam etmesi gerektiği, aksi takdirde bu sürenin bitim tarihi itibarıyla sözleşmelerin resen feshedileceğinin ihtar edileceği; bu ihtara rağmen işe başlanmaması veya devam edilmemesi durumunda, ayrıca ihtar çekmeye gerek kalmaksızın otuz günlük sürenin bittiği tarih itibarıyla hak sahipleri ile müteahhit arasında imzalanmış olan gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin ilgililerinin muvafakati aranmaksızın resen feshedilmiş sayılacağı; fesih sonrasında, taşınmazların siciline şerh edilmiş olan gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri maliklerin veya Bakanlığın talebi üzerine terkin edileceği; fesih tarihine kadar yapılmış olan işler, devrolunan hisseler, yapılan ödemeler ve diğer hususlarda genel hukuk hükümlerinin uygulanacağı; fesih tarihine kadar müteahhit tarafından hak sahiplerine yapılan kira yardımı ödemelerinin hak sahiplerinden geri talep edilemeyeceği kuralının getirildiği,
Bu hükmün uygulanmasına ilişkin hususların da 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 13. maddesine eklenen dava konusu 11. fıkrada düzenlendiği,
Uyuşmazlıkta; davacının iddiaları, davalının savunması, dava konusu edilen kural ve dayanağı Kanun hükmünün birlikte incelenmesi sonucunda; afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemeler yapılabilmesinin amaçlandığı, bu amaca ulaşabilmek için kentsel dönüşümün Kanun hükümlerine uygun olarak yapılmasının gerektiği, bu doğrultuda yükleniciden kaynaklanan sebeplerle arsa paydaşlarının mağduriyetine sebep olunması halinde dava konusu kuralın uygulanabileceği, anılan kuralda belirtilen arsa paydaşlarıyla yüklenici arasında yapılan sözleşmeyi feshetme yetkisini idareye veren kuralın dayanağının 6306 sayılı Kanun'un 6. maddesine 7181 sayılı Kanun ile eklenen 14. fıkra hükmü olduğu, bu hükmün uygulanması amacıyla Yönetmelik çıkarma yetkisine dayanılarak idare tarafından dava konusu Yönetmelik'in 13. maddesine iptali istenilen 11. fıkranın eklendiği, ayrıca, idareye Kanun ile tanınan sözleşmenin feshi yetkisinin hukuka aykırı kullanılması halinde yargı yoluna başvurulabilmesinin de mümkün olduğunun anlaşıldığı,
Bu itibarla dava konusu düzenlemede; dayanağı Kanun maddesine, Kanun'un amacına, hizmet gereklerine ve kamu yararına aykırılık görülmediği gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Yönetmelik maddesinin Anayasa'nın 36. ve 124. maddelerine aykırı olmasının yanında 48. madde ile koruma altına alınan sözleşme serbestisi ilkesine de aykırı olduğu; iptali istenen Yönetmelik maddesinin Medeni Kanun, Borçlar Kanunu ve Tapu Kanunu hükümlerine aykırılık teşkil ettiği gibi adil yargılanma hakkını ve hak arama özgürlüğünü de ihlal ettiği; arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmeleri, eser ve satış vaadi sözleşmelerinden oluşan karma nitelikli bir akit olup arsa payının devrini de içerdiğinden tek taraflı irade beyanı ile feshinin mümkün olmadığı, feshin mahkeme kararı ile hüküm altına alınmasının zorunlu olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un "Uygulama işlemleri" başlıklı 6. maddesine, 10/07/2019 tarih ve 30827 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7181 sayılı Kanun'un 24. maddesiyle eklenen 14. fıkra ile belli koşulların varlığı halinde Kanun kapsamındaki alanlarda ve parsellerde arsa paydaşlarıyla yüklenici arasında yapılan sözleşmelerin feshi için hisseleri oranında maliklerin en az üçte iki çoğunluğu ile karar alarak Bakanlığa başvurmaları halinde yapılacak tespitler üzerine sözleşmenin feshedileceğine ilişkin düzenleme yapılmış, bu talepte bulunulabilmesi için ise müteahhitten kaynaklanan nedenlerle, bir yıl içinde yeni yapının yapım işine başlanmamış veya yapım işi belirli bir seviyede durdurulmuş ve en az altı aydır projenin bitirilmesini gerektirecek seviyede ekip ve ekipmanla inşai faaliyete devam edilmiyor olması şartı getirilmiştir. Anılan değişiklik üzerine Yönetmelik'in 13. maddesine eklenen 11. fıkra ile konuya ilişkin esaslar belirlenmiştir. Ancak Yönetmelik'te, Kanun'dan farklı olarak sözleşmenin feshi için belirlenen koşullardan olan bir yıl içinde yeni yapının yapım işine başlanmamış olması durumu müteahhitten kaynaklanan nedenler şartına bağlanmışken, yapım işi belirli bir seviyede durdurulmuş ve en az altı aydır projenin bitirilmesini gerektirecek seviyede ekip ve ekipmanla inşai faaliyete devam edilmiyor olmasında ise bu durumun müteahhitten kaynaklanan nedenlerden ötürü olması şartı aranmamıştır. Sözleşmenin feshi konusunda böyle bir müessesenin getiriliş amacı arsa maliklerinin müteahhitten kaynalanan nedenlerle mağdur edilmesinin önlenmesi olup, bu husus Kanun değişikliğine ilişkin gerekçede de "...uygulamada malikler ve müteahhitler arasında anlaşma sağlanmış olmasına rağmen müteahhitten kaynaklanan sebeplerle uzunca bir zaman yeni yapının yapım işine başlanılmaması veya yapım işine belirli bir seviyeden sonra devam edilmemesi gibi durumlar söz konusu olabilmektedir. Bu gibi durumlarda malikler işe başka bir müteahhit ile devam etmek istediklerinde mevcut sözleşmelerin genel hükümlere göre fesih edilmesi uzunca bir zaman almakta ve bu da maliklerin daha da mağduriyetine sebep olabilmektedir. Belirtilen sebeple, Kanunun 6 ncı maddesine bir fıkra eklenmesi suretiyle; Kanun kapsamındaki alanlarda ve parsellerde maliklerce anlaşma sağlanmasından sonra bir yıl içinde yeni yapının yapım işine başlanılmamış ise veya yapım işi belirli bir seviyede durdurulmuş ve en az altı aydır inşai faaliyete devam edilmiyor ise, sözleşmelerin feshi için hisseleri oranında maliklerin en az üçte iki çoğunluğu ile karar alınabileceği, belirtilen durumlarının varlığının Bakanlıkça tespit edilmesi halinde müteahhide otuz gün süre verilerek işe başlamasının veya devam etmesinin istenileceği ve bu ihtara rağmen işe başlanılmaması veya devam edilmemesi durumunda, otuz günlük sürenin bittiği tarih itibarıyla daha önce imzalanmış olan sözleşmelerin resen fesih edilmiş sayılacağı düzenlenmektedir..." şeklinde ifade edilmiştir.
Bu durumda, Kanun'da sözleşmenin feshi için belirtilen her iki durumun da müteahhitten kaynaklanması şartı getirilmişken, Yönetmelik'le Kanun'a aykırı biçimde düzenlenen hükümde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 17/11/2021 tarih ve E:2020/2638, K:2021/12690 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 22/02/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.