T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1192
Karar No : 2023/1031
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …
VEKİLİ: Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü ...
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 11/10/2021 tarih ve E:2017/13096, K:2021/2987 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 12/07/2017 tarih ve 30122 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunun Çalışmasına İlişkin Usul ve Esaslar'ın 12. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "istihbari nitelikte olanlar dahil" ibaresinin iptali ile 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 11/10/2021 tarih ve E:2017/13096, K:2021/2987 sayılı kararıyla;
Davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
Anayasa'nın 2., 5., 13., 14., dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. ve 20.; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. ve 15.; 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 1., 2., 5., 11. ve 13. maddeleri ile Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunun Çalışmasına İlişkin Usul ve Esaslar'ın dava konusu hükmünde yer alan kurallar aktarılarak,
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanını devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulduğu ve bu teşebbüsün Türk Milleti tarafından akamete uğratıldığı,
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığının belirtildiği,
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususunun kararlaştırıldığı, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun 20/07/2016 tarihinde ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verdiği, anılan kararın 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği ve aynı gün TBMM tarafından onaylandığı, olağanüstü hâlin, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatıldığı ve 18/07/2018 tarihinde kaldırıldığı,
23/07/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayan süreçte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 15. maddesinde öngörüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği belirtilerek derogasyon bildiriminde bulunulduğu,
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ile ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında darbe teşebbüsü ve terörle mücadele kapsamında alınması zaruri olan tedbirlerin ve bunlara ilişkin usul ve esasların belirlendiği, 4. maddesiyle de kamu görevlilerine ilişkin tedbirler açıklandığı ve terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin kamu görevinden çıkarılacağının düzenlendiği, anılan KHK'nın 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edildiği, bu Kanun'un ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği,
685 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşması ve bu Kanun'un 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesi üzerine aynı düzenlemelerin bu Kanun'da da yer aldığı, 703 sayılı Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesi ile de anılan Kanun'un ilgili maddelerinin Anayasa'da yapılan değişikliklere uyumlandırıldığı,
667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin kararların, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğinde olduğu,
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatın, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve kamu görevlileri hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olduğu, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâlinin de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterli olduğu,
Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımladığı, bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı, bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşmasının yeterli olacağı,
Kararda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, hukuk devletinde, kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerektiği, bu kapsamda davaya konu düzenleme ile bir yandan 685 sayılı KHK'ya uygun olarak terör örgütlerine veya Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu kanaatinin oluşmasına dayanak oluşturan istihbari nitelikte olanlar dahil tüm bilgi ve belgelerin talep edilmesi üzerine resmi yazıyla birlikte verilen süre içinde Komisyona iletileceği öngörülürken aynı zamanda olağanüstü hâlin ilanına sebep olan tehdit veya tehlikelerin bertaraf edilmesi ve millî güvenliğin sağlanması amacıyla alınan tedbirlere ilişkin başvuruları karara bağlamak için olağanüstü yetkilerle ve görev süresi beli bir süreyle sınırlı olarak kurulan Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kararlarına karşı yargı yolu açık tutularak ve bu kararları denetleyecek mahkemelere kural olarak Komisyon kararlarına dayanak alınan her türlü bilgi ve belgenin hukuki denetiminin yapılması hususunda olanak sağlanmak suretiyle Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesine uygun bir düzenleme getirildiği sonucuna varıldığı,
Öte yandan, davacı tarafından "istihbari nitelikte olanlar dahil" ibaresinin, 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesinde "istihbari nitelikte" şeklinde bir ibarenin yer almaması nedeniyle normlar hiyerarşisine ve Anayasa'da düzenlenen özel hayatın gizliliği ve haberleşme hürriyeti gibi temel haklara aykırı olduğu iddia edilmiş ise de, 685 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesindeki "Komisyon, görev alanı ile ilgili her türlü bilgi ve belgeyi ilgililerden talep edebilir." şeklindeki hükmün, davaya konu düzenlemenin 12. maddesinin 4. fıkrasındaki istihbari nitelikte olanlar dahil tüm bilgi ve belgeleri talep üzerine resmi yazıyla verilen süre içersinde Komisyona iletecekleri yolundaki düzenlemeyi kapsar nitelikte genel bir düzenleme olduğu, davaya konu "istihbari nitelikte olanlar" ibaresinin üst hukuk normuna aykırılığından söz edilemeyeceği gibi demokratik toplum düzenini tehdit eden olağanüstü hâlin varlığı hâlinde AİHS'in 8/2. ve Anayasa'nın 13. maddesinde bir temel hak ve özgürlüğe kamusal makamlar tarafından müdahale edilebilme şartlarını ortaya koyan güvencelere aykırı tedbirlerin alınmasının ya da bu güvencelerin daha düşük standartta sağlanabilmesinin söz konusu olabildiği ve böyle bir durum gerçekleştiği takdirde AİHS'in 15. ve Anayasa'nın 15. maddelerinin uygulanabilir hâle geldiğinin kabulü ile davacının iddialarına itibar edilmediği,
Yine davacı tarafından, Anayasa Mahkemesinin 13/02/2020 tarih ve 2018/90 sayılı kararı ile 7071 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un "ihaleye katılmayacak olanlar" başlıklı 11. maddesinin birinci fıkrasına eklenen (g) bendinde yer alan "Terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bildirilen gerçek ve tüzel kişiler ile bu kapsamda olduğu Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından bildirilen yurt dışı bağlantılı gerçek ve tüzel kişiler." düzenlemesinin iptal edildiği, iptal edilen düzenlemenin istihbari bilgilere ilişkin olduğu, davaya konu "istihbari nitelikte olanlar dahil" ibaresinin de kıyasen hukuka aykırı olduğu ve iptal edilmesi gerektiği iddia edilmiş ise de anılan kararda, 7071 sayılı Kanun'un 29. maddesiyle 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 11. maddesinin birinci fıkrasına eklenen "İhaleye katılamayacak olanlar" başlıklı (g) bendinde yer alan düzenlemenin terör örgütleriyle iltisaklı yahut irtibatlı olma bakımından Emniyet Genel Müdürlüğü ve Millî İstihbarat Teşkilatı tarafından yapılan bildirimi esas aldığı, bu yönde bir bildirim yapılması hâlinde kişilerin doğrudan kamu ihalelerine katılamaması veya ihale dışı bırakılması sonucunu doğurduğu, kişiler hakkında ortaya çıkan bu sonucun belli bir süreyle de sınırlı olmadığı, ayrıca kuralın, bu konuda yapılacak yargısal denetimin de etkinliğini sınırlayabilecek şekilde düzenlendiği ve yargısal süreçte idari işlem denetlenirken ihaleye katılacak gerçek ve tüzel kişilerin terör örgütleriyle iltisakı yahut irtibatı olduğu konusunda ilgili kolluk biriminin bildiriminin bulunup bulunmadığıyla sınırlı bir denetim yetkisi verdiği gerekçesiyle Anayasa’nın 13. ve 48. maddelerine aykırı bulunarak iptal kararı verildiği, oysa davaya konu düzenleme ile Komisyona verilen yetkinin belli bir süreyle sınırlı olduğu ve istihbari nitelikte bilginin varlığının ve/veya istenilmesinin doğrudan ve tek başına verilecek karara esas alınacağına ilişkin bir düzenleme içermediği gibi bu konuda yapılacak yargısal denetimin etkinliğini sınırlayacak nitelikte bir düzenleme de olmadığı anlaşıldığından davacının iddialarına itibar edilmediği,
Bu durumda, Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu tarafından, yapılan başvurulara ilişkin olarak kamu görevlilerinin örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirilerek yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için bir takım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaatin oluşmasına dayanak teşkil edebilecek ilgililer hakkındaki her türlü bilgi ve belge kapsamında kalan istihbari nitelikteki bilgi ve belgelerin de istenmesi öngörülen nitelikte olanlara dahil olduğu yolundaki davaya konu ibarede hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kararın hukuka aykırı olduğu; davalı idarece süresinde savunma dilekçesi sunulmaması rağmen bu savunmaya itibar edildiği; 685 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile olağanüstü hal sınırlarını aşan bir düzenleme yapıldığı ve bu durumun Anayasa'ya aykırı olduğu; olağanüstü hal sona ermesine rağmen Komisyonun görevine devam ettiği; dava konusu düzenlemeyle olağanüstü hal ilanından önce hazırlanmış ve özel hayatın gizliliğini ihlal eden belgelere hukuki meşruiyet kazandırılmaya çalışıldığı; olağanüstü hal dönemi dışında temel hak ve özgürlüklere yapılan müdahalelerin hukuka uygun olmadığı; konuyla ilgili olarak emsal yargı kararları bulunduğu; tetkik hâkiminin düşüncesinin iptal yönünde olduğu; iltisak kavramının hukuki bir kavram olmadığı ve bu kavramın hukukileştirilmesinin hukuk devleti ilkesine uygun bulunmadığı; bu kavramın hukuki değerine ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ve yürürlükte bulunan kanunlar bulunduğu; yargılama giderlerinden tamamen muaf tutulması gerektiği belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 11/10/2021 tarih ve E:2017/13096, K:2021/2987 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 17/05/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.