T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1262
Karar No : 2023/629
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … A.Ş.
VEKİLİ : Av…
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Kurumu
VEKİLİ: Av…
2- … Müdürlüğü
VEKİLİ: Huk. Müş…
3- … A.Ş.
VEKİLİ: Av…
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 02/12/2021 tarih ve E:2015/1759, K:2021/4127 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: TEİAŞ Genel Müdürlüğü Elektrik Piyasaları İşletme Dairesi Başkanlığı Uzlaştırma Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemi ile söz konusu işlemin dayanağı Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 17. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendinin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 02/12/2021 tarih ve E:2015/1759, K:2021/4127 sayılı kararıyla;
Davacı şirkete, … ili, … ilçesinde kurmayı planladığı 24 MW gücündeki jeotermal enerjiye dayalı projesi için … tarih ve … sayılı üretim lisansı verildiği; şirket tarafından, elektronik ortamda tüzel kişi kayıt bilgilerinin PYS'ye girilerek 12/09/2014 tarihinde kayıt sürecinin başlatıldığı;
Tesise ait 24 MW gücündeki Pentan Türbini-Generatör grubu, 2*2500 kVA, 1*1600 kVA, iç ihtiyaç trafoları, 1*2500 kVA reenjeksiyon trafosu, kuyuları besleyen trafolar 1*400 kVA, 3*160 kVA, kuyuları besleyen 4*20 kVA dizel generatör, 1*400 kVA santral imdat dizel generatör ve bunlara bağlı OG hücreler ile yardımcı tesislerin 25/09/2014 tarihinde geçici kabulünün yapılmasının ardından, TEİAŞ 3. İletim Tesis İşletme Grup Müdürlüğü Ölçü Sistemleri Grup Başmühendisliği tarafından 26/09/2014 tarihinde ilk endeks tespit protokolünün düzenlendiği;
Daha sonra, davacı şirketin 16/10/2014 tarihli yazısıyla, tüzel kişilik ve UEVÇB kaydı için gerekli belgelerin TEİAŞ'a sunulduğu, Piyasa Katılım Anlaşması imzalanmak suretiyle şirketin PMUM kaydının 17/10/2014 tarihinde gerçekleştiği;
Davacı şirket tarafından, 26/09/2014-17/10/2014 tarihleri arasında sisteme verdiği 5.631,2 MWh enerji için KDV hariç 718.970,23-TL'nin mahsuplaşmasının yapılmadığından bahisle, söz konusu bedelin ödenmesi istemiyle 04/02/2015 tarihinde TEİAŞ'a başvuruda bulunulduğu; bu başvurunun, tesisin 17/10/2014 tarihi itibarıyla dengeleme ve uzlaştırma uygulamalarına dâhil edildiği ve şirketin kendisinden kaynaklı gecikme nedeniyle oluşan üretim kaybına ilişkin olarak Yönetmeliğin ilgili hükümleri kapsamında yapılacak bir işlem olmadığı gerekçesiyle 12/02/2015 tarihinde reddedildiği;
Bunun üzerine, söz konusu işlem ile Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 17. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı;
Davalıların usule yönelik itirazlarının geçerli görülmediği;
6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 4. maddesinin ikinci fıkrası, 5. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi, 8. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi, Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 4. maddesinin birinci fıkrasının (pppp) bendi, 17. maddesinin birinci fıkrası, 24. maddesinin birinci fıkrası, uygulama işleminin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükteki hâli olan 26. maddesinin üçüncü fıkrası, 26. maddesinin dördüncü fıkrası, 27. maddesinin altıncı fıkrası, 28. maddesinin birinci fıkrası ve altıncı fıkrasına yer verilerek;
Yönetmeliğin dava konusu 17. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi yönünden;
Uygulama işleminin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükteki hâli ile Yönetmeliğin 17. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde, piyasa katılımcılarının uzlaştırmaya esas veriş-çekiş birimlerine ilişkin kayıt işlemlerini tamamlamamaları hâlinde, (...) Bakanlık tarafından geçici kabulü yapılmış bir üretim tesisine ilişkin kayıt işlemlerinin tamamlanmamış olması hâlinde, söz konusu üretim tesisinin iletim veya dağıtım sistemine verdiği elektrik enerjisi uzlaştırma hesaplamalarında dikkate alınmayacağı, iletim veya dağıtım sistemine verilen elektrik enerjisi miktarına ilişkin olarak Piyasa İşletmecisi tarafından herhangi bir tahakkuk ve ödeme yapılmayacağı, bu üretim tesisinin iletim veya dağıtım sisteminden çektiği elektrik enerjisi miktarının, usulsüz elektrik enerjisi tüketimine ilişkin ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendirileceğinin kurala bağlandığı;
Davacı şirket tarafından, söz konusu düzenlemenin Anayasa'nın 38. maddesinde öngörülen kanunilik ilkesine aykırı olduğu, idarî yaptırım niteliği taşıdığı ve 4628 sayılı Kanun'un amacına aykırılık teşkil ettiğinin ileri sürüldüğü;
Anayasa Mahkemesinin, öğretideki tanımlara benzer şekilde, idarî yaptırımları, zaman içerisinde giderek artan seviyedeki toplumsal ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla kanunların verdiği yetkiye dayanarak yargı kararı olmaksızın idare hukuku kuralları uygulanmak suretiyle idare tarafından tesis edilen ceza ve tedbir şeklinde tanımladığı (AYM, E.2008/115, K.2011/86, T. 02/06/2011);
Danıştayın da, idarî yaptırımları, cezalara kıyasla daha hafif nitelikte olmasından dolayı hukuksal yararı ihlâl eden fiil karşılığında uygulanan yaptırım olarak kabul ettiği,
İdarî yaptırımların sahip olduğu özelliklerin de diğer idarî işlemlerden farklı tanımlanmasına neden olduğu; idarî yaptırımların caydırıcılığının, bu yaptırımları klasik anlamdaki diğer idarî işlemlerden ayırdığı;
Diğer taraftan, yükümlendirici idarî işlem niteliğindeki idarî yaptırımların, hukuksal korunma testi ölçütüyle diğer yükümlendirici idarî işlemlerden farklı olarak birtakım ayrıcalıklı hukukî güvencelere sahip olduğu; savunma hakkının tanınması, lehe kanun ilkesinin uygulanması ve yaptırım kararı verilirken ölçülülük ilkesinin dikkate alınması gibi hukukî güvenceler gerekmeksizin işlemin ilgilisi yönünden genel hukuksal koruma yeterli ise, bu işlemin idarî yaptırım olarak değerlendirilemeyeceği;
Dengeleme mekanizmasından ve/veya enerji dengesizliğinden doğan alacak ve borç miktarlarının hesaplanması ve ilgili alacak-borç bildirimlerinin hazırlanması işlemleri olarak tanımlanan uzlaştırmaya ilişkin hesaplamalarda, piyasa katılımcılarının kayıt işlemlerini tamamlaması gerektiğinin belirtildiği; söz konusu kayıt işlemi tamamlanmazsa, geçici kabulü yapılan bir üretim tesisinin sisteme verdiği enerji için ödeme yapılmayacağı gibi, sistemden çektiği enerjinin de usulsüz enerji tüketimi olarak değerlendirileceğinin öngörüldüğü; burada vurgulanan hususun, uzlaştırma hesaplamalarına katılabilmek için piyasa işletmecisi nezdinde kayıt zorunluluğunun bulunduğu ve bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde sisteme verilen enerjinin uzlaştırma hesaplamalarında dikkate alınmayacağı olduğu;
Piyasa katılımcıları için kayıt yükümlülüğü getiren dava konusu kuralın, idarȋ düzeni ihlȃl eden gerçekleşmiş bir fiile ilişkin olmayıp, uzlaştırma hesaplamalarında yer almak isteyen üretim tesislerinin sisteme giriş koşulu olarak düzenlendiği; idarî yaptırımların cezalandırma, caydırıcı olma, özel hukukî güvencelere sahip olma gibi özellikleri bulunduğu dikkate alındığında, dava konusu kuralın bir idarî yaptırım türü olarak değerlendirilemeyeceği; idarenin ihlâl edilen hukuksal bir yararı karşılığında piyasa katılımcılarının uzlaştırma hesaplamalarında dikkate alınmamasının söz konusu olmadığı, aksine, dava konusu kuralda uzlaştırma hesaplamalarına katılabilmek için gerekli olan koşul belirtilerek piyasa katılımcılarının ancak bu koşulu yerine getirdiğinde hesaplamada yer alabileceğinin vurgulandığı;
Bu itibarla, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, piyasa katılımcılarının tamamlamaları gereken kayıt işlemlerinin uzlaştırma hesaplamalarında yer alabilmenin temel koşulu olarak öngörüldüğü ve bu koşulun öngörülmesinin 4628 ve 6446 sayılı Kanunların amaçlarına aykırılık teşkil etmediği anlaşıldığından, dava konusu Yönetmelik kuralında hukuka aykırılık bulunmadığı;
Dava konusu uygulama işlemi yönünden;
Davacı şirketin 12/09/2014 tarihinde kayıt sürecini başlattığı, tesisin geçici kabulünün 25/09/2014 tarihinde yapıldığı, 26/09/2014 tarihinde ilk endeks tespit protokolü düzenlenerek sisteme enerji verildiği, tüzel kişilik ve UEVÇB kaydı için gerekli belgelerin 16/10/2014 tarihinde TEİAŞ'a sunulduğu, bunun üzerine Piyasa Katılım Anlaşması imzalanmak suretiyle 17/10/2014 tarihinde şirketin PMUM kaydının gerçekleştiği;
Davacı şirket tarafından, piyasa işletmecisi nezdinde yaptırılması gereken kaydın tamamlanmasının prosedürel bir işlem olduğu, tesisin sayaç kaydının ve UEVÇB'ye ilişkin kayıt işlemlerinin yapıldığı, geçici kabul işlemleri ile birlikte kaydı yapılan sayaçlar okunarak sisteme verilen ve sistemden çekilen enerji miktarının ölçülüp değerlendirmeye alınabileceğinin ileri sürüldüğü; ancak, Yönetmelik gereğince tüzel kişilik ve UEVÇB kaydı için sunulması gereken belgelerin, kayıt sürecinin başladığı tarihten daha sonraki bir tarih olan 16/10/2014 tarihinde TEİAŞ'a sunulduğu, nitekim dava dilekçesinde de TEİAŞ'ın şifahi bildirimi üzerinde anılan belgelerin ibraz edildiğinin belirtildiği, belgelerin ibrazıyla birlikte 17/10/2014 tarihinde kayıt sürecinin tamamlandığı;
Şirkete ait tesisin geçici kabulünün yapılmasının, bu tesisin PMUM kapsamında uzlaştırma hesaplamalarında dikkate alınacağı anlamını taşımadığı; zira, Yönetmeliğin 26. ve 28. maddeleri gereğince piyasa işletmecisine ibrazı gereken belgeler sunulmadığından şirketin tüzel kişilik ve UEVÇB kaydının yapılmadığı, kayıt sürecinin başlatılması ile kaydın tamamlanması birbirinden farklı hususlar olup, uzlaştırma hesaplamaları için açıkça piyasa işletmecisi nezdinde kaydın tamamlanmasının zorunlu olduğunun belirtildiği;
Kaldı ki, Yönetmeliğin 28. maddesinin altıncı fıkrasında, geçici kabulü yapılan bir üretim tesisinin piyasa işletmecisine UEVÇB kaydı yaptırmak üzere başvurmamış olması durumunda, söz konusu üretim tesisinin dengeleme mekanizması ve uzlaştırma uygulamalarına katılmasının; piyasa işletmecisine UEVÇB kaydının yapılması ve anılan UEVÇB konfigürasyonu içerisinde yer alan sayaçların kayıt altına alınması koşullarına bağlandığı, davacı şirketin ise bu koşulları 17/10/2014 tarihinde sağladığı, dolayısıyla şirkete ait tesisin uzlaştırma hesaplamalarında ancak anılan tarih itibarıyla dikkate alınabileceği sonucuna ulaşıldığı;
Bu itibarla, davacı şirketin tüzel kişilik ve UEVÇB kaydını 17/10/2014 tarihinde tamamladığı ve şirkete ait tesisin geçici kabulünün yapılmasının tek başına sisteme verilen enerjinin uzlaştırma hesaplamalarında dikkate alınması sonucunu doğurmayacağı anlaşıldığından, dava konusu uygulama işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; dava konusu Yönetmelik düzenlemesinin Anayasa'nın 38. maddesine aykırı olduğu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna dengeleme ve uzlaştırma işlemlerinde ceza tesis etme yetkisi verilmediği, geçici kabulden sonra sisteme enerji verilmesinde herhangi bir sakınca olmamasına rağmen, üretim tesislerinin kayıt işlemlerinin tamamlandığı ana kadar sisteme verecekleri enerjinin uzlaştırma hesaplarında dikkate alınmamasına ilişkin dava konusu düzenlemenin 4628 sayılı Kanun'un amacına aykırılık teşkil ettiği, piyasa işletmecisi nezdinde yaptırılması gereken kaydın tamamlanmasının prosedürel bir işlem olduğu, bu işlemin yapılmamasının yaptırımı olarak sisteme verilen enerji bedelinin ödenmemesinin hukuk devleti ile suç ve cezada orantılılık ilkelerinin ihlâli niteliğinde olduğu, tesisin sayaç kaydının ve UEVÇB'ye ilişkin kayıt işlemlerinin yapıldığı, geçici kabul işlemleri ile birlikte kaydı yapılan sayaçlar okunarak sisteme verilen ve sistemden çekilen enerji miktarının ölçülüp değerlendirmeye alınabileceği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 02/12/2021 tarih ve E:2015/1759, K:2021/4127 sayılı kararının ONANMASINA,
3. 30/03/2023 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.