T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1285
Karar No : 2023/490
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): … Kaymakamlığı
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Hazineye ait Antalya İli, Kemer İlçesi, … Mahallesi, eski … parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda yapılan parselasyon işleminin onaylanmasına dair mülga Göynük Belediye Encümeninin … tarih ve … sayılı kararı ile dayanağı 1/1000 ölçekli uygulama ve 1/5000 ölçekli nazım imar planlarının onaylanmasına dair mülga Göynük Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla;
Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden, Anayasa Mahkemesinin 27/09/1995 tarih ve E:1995/13, K:1995/51 sayılı, 30/03/1993 tarih ve E:1992/48, K:1993/14 sayılı, 23/01/2002 tarih ve E:2001/382, K:2002/21 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere Anayasanın 169. maddesine göre 6831 sayılı Orman Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının B) bendi uyarınca orman sınırları dışına çıkartılan alanların sadece Anayasanın 170. maddesinde öngörülen orman köylülerinin nakli ve yerleştirilmesi amacıyla değerlendirilebileceği, imar mevzuatında 6831 sayılı Orman Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının B) bendi uyarınca orman sınırları dışına çıkartılan alanların planlamaya tabi tutulmayacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte Danıştay Altıncı Dairesinin yerleşik içtihatları gereğince bu alanların plan kapsamına alınması halinde bu vasfı korunmak suretiyle ve orman alanı dışına çıkartılma amacı çerçevesinde planlanmaları gerektiği, uyuşmazlık konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının B) bendi uyarınca orman sınırları dışına çıkartılan bir alan olduğu, bu gibi alanların orman köylülerine tahsis edilmek dışında bir amaca ayrılmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla söz konusu taşınmaza yapılaşmaya yönelik kullanım kararı getiren imar planlarında ve bu planlar uyarınca yapılaşmaya açılmasına yönelik parselasyon işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 29/01/2018 tarih ve E:2013/6895, K:2018/709 sayılı kararıyla;
6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun 6., 7. ve 11. madde hükümlerine yer verilerek 6831 sayılı Orman Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının B) bendi uyarınca orman sınırı dışına çıkartılan taşınmazların imar planı kapsamına alınabileceği, bu nitelikteki taşınmazların kamu hizmetlerine ayrılabileceği, hatta bazı durumlarda satış dahil genel hükümlere göre değerlendirilebileceğinin belirtildiği, yapılaşma için kullanım kararı getirilemeyeceğine yönelik kısıtlayıcı bir hükmün getirilmediği, dolayısıyla 6831 sayılı Orman Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının B) bendi uyarınca orman sınırları dışına çıkartılan alan niteliğindeki uyuşmazlık konusu taşınmazın imar planı kapsamına alınarak yapılaşmaya yönelik kullanım kararı getirilebileceği ve sonrasında da parselasyon işlemine tabi tutulabileceği, bu durumda imar planlarının 1996 yılında ve parselasyon işleminin ise 1997 yılında yapıldığı görüldüğünden öncelikle davanın süresinde açılıp açılmadığının incelenmesi, süresinde açıldığı sonucuna ulaşılması halinde gerekirse mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak parselasyon işlemi ve imar planlarının imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olup olmadığının ortaya konulmasından sonra dava hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla;
6831 sayılı Orman Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının B) bendi uyarınca orman sınırları dışına çıkartılan alanların 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra imar planı ve buna uygun olarak parselasyon kapsamına alınmasının mümkün olduğu ve bu konuda kısıtlayıcı bir hükmün bulunmadığı, ancak 6831 sayılı Orman Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının B) bendi uyarınca orman sınırları dışına çıkartılan alanlardan olan taşınmazın anılan Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce orman köylülerine tahsis edilmek dışında bir amaca ayrılmasının mümkün olmadığı, nitekim Danıştay Altıncı Dairesinin 19/11/2012 tarih ve E:2009/13281, K:2012/6251 sayılı kararının da bu istikamette olduğu gerekçesi eklenmek suretiyle dava konusu işlemin iptali yolundaki ilk kararda ısrar edilmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, bakılan davanın devamı sırasında uyuşmazlık konusu taşınmazı kapsayan alanda yeni 1/1000 ölçekli uygulama imar planının onaylandığı ve parselasyon işlemi çalışmalarının ise devam ettiği, bu nedenle bakılan davanın konusuz kaldığı, imar mevzuatında 6831 sayılı Orman Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının B) bendi uyarınca orman sınırları dışına çıkartılan alanların imar planlamasına tabi tutulamayacağına dair herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı, dolayısıyla söz konusu alanların imar planlamasına tabi tutulmasının mümkün olduğu, dava konusu imar planlarının üst ölçekli plan kararları ile şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olduğu, ayrıca taşınmazın imar planlamasına tabi tutulmasının öncelikle orman köylülerine tahsis edilmesine engel teşkil etmediği, bunun Hazinenin tasarrufunda olan bir husus olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Anayasanın 169. maddesinin 4. fıkrasında, "Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler ile 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında, orman sınırlarında daraltma yapılamaz." hükmüne, 170. maddesinin 1. fıkrasında ise, "Ormanlar içinde veya bitişiğindeki köyler halkının kalkındırılması, ormanların ve bütünlüğünün korunması bakımlarından, ormanın gözetilmesi ve işletilmesinde Devletle bu halkın işbirliğini sağlayıcı tedbirlerle, 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin değerlendirilmesi; bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin tespiti ve orman sınırları dışına çıkartılması; orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi için Devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek bu halkın yararlanmasına tahsisi kanunla düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
6831 sayılı Orman Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasında, "Orman sayılan yerlerden:
A) Öncelikle orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen yerleştirilmesi maksadıyla, orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde yarar olduğu tespit edilen yerler ile halen orman rejimi içinde bulunan funda ve makilerle örtülü yerlerden tarım alanlarına dönüştürülmesinde yarar olduğu tespit edilen yerler,
B) 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden; tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (antep fıstığı, çam fıstığı) gibi çeşitli tarım alanları veya otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanları, Orman sınırları dışına çıkartılır." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen Anayasa hükümlerinde; orman sınırları içerisinde yer alan bir arazi parçasının bu sınırların dışına çıkartılması yani orman sınırlarında daraltma yapılabilmesi için gerekli koşullar düzenlenmiş, bu düzenlemede 31/12/1981 tarihi bir milat olarak kabul edilerek bu tarihten önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerler ile genel olarak orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler arasında bir ayrım yapılmış; devamla 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerin nasıl değerlendirileceği, orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerlerin ise orman sınırları dışına çıkartılmasının esasları ile bahsi geçen bu son yerlere orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen yerleştirilmesi hususlarının Kanunla düzenleneceği öngörülmüştür.
Anayasanın 170. maddenin 1. fıkrası dil bilgisi kurallarına göre lafzi yorum metoduyla yorumlandığında da, maddede yer alan "orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi" ifadesindeki "bu yerler" ibaresi ile kast edilenin, bu ifadeden hemen önce gelen "bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerler" olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Nitekim 6831 sayılı Orman Kanununun 2. maddesinde yer alan hükümlere bakıldığında, kanun koyucunun da yukarıda yer verilen Anayasa hükümlerini aynı şekilde yorumladığı ve anlamlandırdığı anlaşılmaktadır. Zira; kanun koyucu, 2. maddenin 1. fıkrasının A) bendinde, orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde yarar olduğu tespit edilen yerlerin öncelikle orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen yerleştirilmesi maksadıyla orman sınırları dışına çıkartılmasını öngörürken B) bendinde, 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerler ile ilgili bu türden bir kayıt ya da koşula yer vermemiştir.
Yapılan bütün bu değerlendirmeler sonucunda, 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerin orman sınırları dışına çıkartılması halinde, bu yerlerin orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen yerleştirilmesine tahsis edilme zorunluluğunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, 6831 sayılı Orman Kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasının B) bendi uyarınca bir arazi parçasının tarım alanı, hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen arazi veya şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanı niteliklerinden birini taşıması nedeniyle orman sınırları dışına çıkartılması ile birlikte orman rejiminden çıkacağı ve hangi niteliği nedeniyle orman sınırları dışına çıkartıldıysa o niteliği kazanacağı açıktır. Örneğin; bir arazi parçasının tarım alanı niteliğinde olması nedeniyle orman sınırları dışına çıkartılması halinde, artık bu taşınmazın niteliği tarım arazisi olacak, orman rejimine değil tarım alanlarıyla ilgili mevzuat hükümlerine tabi olacak, imar planları kapsamına alınıp alınamayacağı ve bu kapsamda parselasyon işlemine tabi tutulup tutulamayacağı da bu mevzuat çerçevesinde değerlendirilecektir. Dolayısıyla bir arazi parçasının orman sınırları dışına çıkartma işlemi sonucunda oluşmasının tek başına imar planları kapsamına alınması ya da parselasyon işlemine tabi tutulmasının önünde herhangi bir engel teşkil etmeyeceği açıktır.
Bu durumda, İdare Mahkemesince gerekirse mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak dava konusu imar planlarının şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun olup olmadığı, parselasyon işleminin ise dayanağı uygulama imar planı, dağıtım ilkeleri ve parselasyon tekniklerine uygun olup olmadığı ortaya konulduktan sonra dava hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesince verilen ısrar kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının ONANMASINA,
3.Kullanılmayan … TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davalı idareye iadesine,
4.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15/03/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 29/01/2018 tarih ve E:2013/6895, K:2018/709 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, aksi yöndeki karara katılmıyoruz.
KARŞI OY XX-6831 sayılı Orman Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasında, "Orman sayılan yerlerden:
...
B) 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden; tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (antep fıstığı, çam fıstığı) gibi çeşitli tarım alanları veya otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanları, Orman sınırları dışına çıkartılır." hükmüne yer verilmiştir.
Kanun hükmünde orman sınırları içerisinde yer alan bir arazi parçasının bu sınırlar dışına çıkartılabilmesi için taşıması gereken nitelikler sayılmıştır. Bir arazi parçasının sayılan bu niteliklerden hangisini taşıdığı gerekçesiyle orman sınırları dışına çıkartıldığı hususunun ise, bu arazi parçasının orman sınırları dışına çıkartıldıktan sonra hangi amaçlarla kullanılabileceği üzerinde de doğrudan doğruya etkili olduğu açıktır.
Bu durumda, İdare Mahkemesince, uyuşmazlık konusu taşınmazın orman sınırları dışına çıkartılmasına ilişkin işlem ve bu işlemin dayanağı bilgi ve belgeler getirtilmek suretiyle taşınmazın hangi niteliği (tarım alanı, hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen arazi veya yerleşim alanı) nedeniyle orman sınırları dışına çıkartıldığı tespit edildikten sonra, söz konusu taşınmazın bu niteliği itibarıyla imar planı kapsamına alınması ve parselasyon işlemine tabi tutulmasının hukuken mümkün olup olmadığı konusunda ve gerekirse mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak yapılacak değerlendirmenin sonucuna göre dava hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden dava konusu işlemlerin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla, aksi yöndeki karara katılmıyorum.