T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1307
Karar No : 2023/231
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 27/10/2021 tarih ve E:2017/916, K:2021/3369 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 27/10/2021 tarih ve E:2017/916, K:2021/3369 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 17 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği; istinaf başvurusu üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile söz konusu kararın kaldırıldığı ve davacının 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilerek 17/02/2021 tarihinde kesinleştiği,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında dava dosyasına sunulan "ByLock Tespit Tutanağı" ile "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı"nın birlikte incelenmesinden, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek "…" ID numarasıyla bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları ve davacının kendi beyanları yönünden, davacının örgüt mensubu olduğuna, 2014 yılı HSK üye seçimlerinde örgütün sözde "bağımsız" adayları lehine oy istediğine ve diğer hususlara yönelik tanık ifadeleri ile üniversite döneminde örgüt sohbetlerine katıldığına yönelik kendi beyanının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının tanık beyanlarına karşı ileri sürdüğü iddialara itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, davacının YARSAV üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği,
MASAK raporu yönünden, davacı tarafından uluslararası bir sivil toplum kuruluşundan organize bir şekilde maddi yardım talebinde bulunulmasının, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu,
Unvanlı görev yönünden, davacının, FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde CMK'nın 250. ve TMK'nın 10. maddesi uyarınca özel yetkili Cumhuriyet savcısı olarak görevlendirilmesinin, yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu,
Dijital materyaller ve HTS kayıtları yönünden, davacıya ait dijital verilerin incelenmesi neticesinde söz konusu dijital materyallerde "kakao talk" uygulamasına ait olduğu bildirilen sonuçlar görüldüğüne dair tespitin ve davacının ByLock kullanıcısı olduğu tespit edilen kişilerle yaptığı görüşmeleri içerir HTS kayıtlarının, davacı hakkında yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği,
Öte yandan, davacı tarafından dava açma süresi geçtikten sonra verilen ve 16/03/2020 tarihinde Bursa İdari Yargı Evrak Bürosu kaydına giren dilekçesinde, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi talep edilmiş ise de, dosyanın tekemmül aşaması dikkate alındığında ayrı bir davanın konusunu oluşturabilecek nitelikte olan ve davanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalan istemin incelenme imkanının bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, savunma hakkı tanınmadığı; makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği; işlemin sivil ölüm oluşturduğu; ceza hukuku anlamında bir suçlama ve ceza niteliğinde bir işlem bulunması sebebiyle ceza hukuku güvencelerinin olaya uygulanması gerektiği; söz konusu örgüt Yargıtayın 2008 tarihli kararı ile terör örgütü olarak nitelendirilmediği için bu çerçevedeki faaliyetlerin suçlamaya dayanak yapılamayacağı; aksi durumun temel hukuk ilkelerini ve hukuki güvenlik ilkesini ihlal edeceği; 2016 yılından önce bu örgütün terör örgütü olduğuna dair bir yargı kararı bulunmadığı; bu sebeple böyle bir oluşumla bağları gösteren yasal faaliyetlerin herhangi bir yaptırıma dayanak oluşturamayacağı; çekişmeli yargılama çerçevesinde tetkik hâkiminin düşüncesinin tarafına tebliğ edilmesi gerektiği; Savcılık görüşünün temel haklarını ihlal ettiği ve bu görüşteki iddiaların gerçek dışı olduğu; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin öngörülebilir ve ulaşılabilir olmadığı, muğlak ifadeler içerdiği ve işleme dayanak olamayacağı; olağanüstü hal döneminde alınan tedbirlerin bu süreçle sınırlı olarak uygulanabileceği, kalıcı ve sürekli tedbirler alınamayacağı; soruşturma yapılmaksızın ve somut bir delile dayanılmaksızın işlem tesis edildiği; Dairenin kararında atıf yapılan Yargıtay kararının hukuka uygun olmadığı; suç örgütü olduğu iddia edilen bir yapılanmanın gizlilik içinde olduğunun belirtilmesinin ilginç olduğu; toplumun gözü önünde cereyan eden olay ve olgularla suçlamalar yapıldığı; Daire kararında kendisiyle ilgili olmayan hususlara yer verildiği ve bu hususların bazılarının işlemde de yer almadığı; bu durumun Dairenin tarafsızlığına gölge düşürdüğü; işlemin Dairece yanlış nitelendirilerek tedbir olarak görüldüğü, oysa cezalandırma niteliği taşıdığı; gösterilen delillerin 2016 yılından öncesine ait olduğu; sonradan getirilen delillerin hükme esas alınamayacağı; tanık ifadelerinin özgür iradeye dayanmadığı ve hukuka aykırı delil olduğu; tanıklıklarının güvenilir olmadığı; somut verilerle doğrulanmayan çelişkili tanık beyanlarının yargılamaya esas alınmaması gerektiği; bu beyanların işlemden sonra ortaya çıktığı; ceza kovuşturmasında tanıkların kendisi lehine beyanları bulunduğu; ByLock programını kullanmadığı; bu delilin elde edilme şeklinin hukuka aykırı olduğu; delil olarak kullanılamayacağı; bu delille ilgili tespitlerin teknik ve hukuki açıdan yetersiz olduğu ve doğru olarak elde edilmediği; dijital delillerin hükme esas alınamayacağı; YARSAV'a üye olmasının suç oluşturmayacağı, örgütlenme hürriyetinin ihlal edildiği, bu delilin işlemden sonra elde edildiği; bu Derneğin terör örgütüyle ilgisine dair kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadığı; aynı suçtan iki kere mahkum edildiği; iddia edilen fillerin tümünün 2016 öncesine ait olduğu ve hiçbirinin terör örgütü ile bağlantısını ispat etmediği; irtibat ve iltisak kavramlarının öngörülemez olduğu ve keyfiliğe yol açtığı; sadakat yükümlülüğünün işlemde belirtilen bir husus olmadığı ve bu yükümlülüğünü ihlal etmediği; bu kavramın soyut ve belirsiz olduğu; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin temel haklara müdahale için dayanak yapılamayacağı; işlemin ölçülülük ilkesine uygun olmadığı; bir kamu görevlisinin yükümlülüklerinin, temel haklarının özüne dokunmamak kaydıyla öngörülebileceği; milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklere uyulması gerektiği; mülkiyet, eğitim gibi çekirdek haklarına müdahale edildiği; özel hayata, şeref ve itibara saygı ilkesinin, anayasal hâkimlik teminatının, sosyal güvenlik ve emeklilik haklarına ilişkin meşru beklentisinin, masumiyet karinesinin, aynı suçtan iki kez cezalandırma olmayacağına yönelik ilkenin, gerekçeli karar hakkının, suç ve cezaların şahsiliği, kanuniliği ile geçmişe yürümemesi ilkelerinin, ayrımcılık yasağının ihlal edildiği; Danıştayın bağımsız ve tarafsız olmadığı belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 27/10/2021 tarih ve E:2017/916, K:2021/3369 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 13/02/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.