T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1381
Karar No : 2023/304
TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVACI): … Odaları Birliği
VEKİLİ : Av. …
2-(DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 17/11/2021 tarih ve E:2019/17169, K:2021/12685 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 21/06/2019 tarih ve 30808 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6306 Sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in; 1. maddesi ile değiştirilen Yönetmelik'in 3. maddesinin 1.fıkrasının (f) bendinin, 3. maddesi ile değiştirilen Yönetmelik'in 5. maddesinin 1.,3.,4. ve 5. fıkralarında yer alan "riskli alan tespitinde Afet ve Acil Durum Başkanlığından görüş alınması" ibarelerinin kaldırılmasına ilişkin kısımlarının, 3. maddesi ile değiştirilen Yönetmelik'in 5. maddesinin 1.fıkrasının (b) bendinin, 4. maddesi ile değiştirilen Yönetmelik'in 6. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 17/11/2021 tarih ve E:2019/17169, K:2021/12685 sayılı kararıyla;
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 1.maddesinde; Kanun'un amacının; afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek olduğunun belirtildiği, aynı Kanun'un 2. maddesinin (ç) bendinde; riskli alanın, zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan, Cumhurbaşkanınca kararlaştırılan alan olarak tanımlandığı,
6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 1.maddesinde ise; Yönetmeliğin amacının; 6306 sayılı Kanun uyarınca, riskli yapılar ile riskli alan ve rezerv yapı alanlarının tespitine, riskli yapıların yıktırılmasına, yapılacak planlamaya, dönüştürmeye tabi tutulacak taşınmazların değerinin tespitine, hak sahibi olacaklarla yapılacak anlaşmaya ve yapılacak yardımlara, yeniden yapılacak yapılara ve 6306 sayılı Kanun kapsamındaki diğer uygulamalara ilişkin usûl ve esasları belirlemek olduğunun belirtildiği,
Dava konusu Yönetmelik'in 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi yönünden;
6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 5. maddesinin 1. fıkrasının ilk halinde yer alan ''Alanda daha önceden meydana gelmiş afetler varsa bunlara dair bilgileri'' şeklindeki (b) bendinin, 28/07/2017 tarih ve 30137 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik'in 1. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı, söz konusu değişikliğin iptali istemi ile açılan davada Dairelerinin 12/06/2019 tarih ve E:2019/2507, K:2019/5493 sayılı kararı ile 28/07/2017 tarih ve 30137 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik'in 1. maddesinin iptal edildiği ve kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 29/01/2020 tarih ve E:2019/2349, K:2020/122 sayılı kararıyla onandığı, davaya konu düzenleme ile 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin ''Alan sınırları içerisinde 15/5/1959 tarihli ve 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanuna göre afete maruz bölge olarak kararlaştırılan alan olup olmadığına dair bilgi ve belgeyi'' şeklinde değiştirildiğinin anlaşıldığı,
Dava konusu Yönetmelik'in dayanağı olan 6306 sayılı Kanun'un amacının; afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek olduğu, bu amaç doğrultusunda yapılacak bütün uygulamalarda kişilerin can ve mal güvenliğinin öncelikle dikkate alınması gerektiği, anılan Yönetmelik'in amacının ise; 6306 sayılı Kanun uyarınca, riskli yapılar ile riskli alan ve rezerv yapı alanlarının tespitine, riskli yapıların yıktırılmasına, yapılacak planlamaya, dönüştürmeye tabi tutulacak taşınmazların değerinin tespitine, hak sahibi olacaklarla yapılacak anlaşmaya ve yapılacak yardımlara, yeniden yapılacak yapılara ve 6306 sayılı Kanun kapsamındaki diğer uygulamalara ilişkin usûl ve esasları belirlemek olduğu, bu kapsamda yapılacak iş ve işlemlerde riskli alan olarak tespiti yapılacak alanda geçmişte meydana gelen küçük veya büyük çaplı afetlerin dönüşüm sonrasında yeniden yapılacak yapıların da aynı akıbete uğramaması yönünden büyük önem taşıdığı açık olup, yapılan düzenleme ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığından istenilen görüş ekinde tespiti yapılacak riskli alanda geçmişte meydana gelen afetlere dair bilgilerin gönderileceğine ilişkin hukuki zorunluluğun kaldırıldığı, ilga edilen düzenlemeye ilişkin davalı idare tarafından savunma dilekçesinde bildirilen "bürokrasiyi azaltmak, kamu hizmetini hızlandırmak" şeklindeki gerekçenin ise eksik veriyle riskli alan tespiti sonrasında meydana gelebilecek zararı telafi etmede yetersiz kalacağının anlaşıldığı,
Bu itibarla; anılan düzenlemenin, kanun koyucu tarafından idareye tanınan düzenleme yetkisi uyarınca kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda yapılmadığı, 6306 sayılı Kanun'un amaçları arasında belirtilen fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme yapma amacına, diğer bir ifadeyle dayanağı Kanun maddelerine aykırı olduğu, iptale konu Yönetmelik kuralında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı,
Dava konusu Yönetmelik'in 1.maddesi ile değiştirilen Yönetmelik'in 3. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi ve 3. maddesi ile değiştirilen Yönetmelik'in 5.maddesinin 1., 3., 4. ve 5. fıkraları yönünden;
Dava konusu değişiklik ile riskli alanın tanımına ve tespitine ilişkin kuralları düzenleyen maddelerden Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının görüşünün alınması veya bildirilmesi yönündeki ibarelerin kaldırıldığı,
Davacı tarafından; riskli alan tespitlerinde zemin yapısının çok önemli olduğu dikkate alındığında, yapılan değişikliğin kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun olmadığının ileri sürüldüğü,
Davalı tarafından; riskli alan tespitinde sadece zemin yapısının değil üzerindeki yapılaşmanın da önem arz ettiği, buna ilişkin dayanak Kanun'a Ek-1 maddesi eklendiği, afet tehlikesi nedeniyle riskli alan ilanlarında ise zaten görüş alınmadan riskli alan teklifi hazırlanamayacağı, yapılan değişikliğin dayanak Kanun'a uygun olduğunun savunulduğu,
Riskli alan tespitinin; alanın zemin yapısı, üzerindeki yapılaşma veya genel hayata etkili afetler dolayısıyla yapılabileceği, zeminden kaynaklı veya genel hayata etkili bir afetten kaynaklı riskli alan tespitlerinde, Dairelerinin gerekçesine yer verilen iptal kararı neticesinde, dava konusu Yönetmelik'in 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca "alanda daha önceden meydana gelmiş afetler varsa bunlara dair bilgilerin" Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığından istenilebilmesini engelleyen bir hükmün bulunmadığı,
Öte yandan; dava konusu Yönetmelik maddelerinin dayanağı Kanun'da 02/07/2018 tarih 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan değişiklik sonucunda; maddede yer alan "Bakanlık veya idare tarafından Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının da görüşü alınarak belirlenen ve Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca" ibaresi kaldırılarak "Cumhurbaşkanınca" ibaresinin getirildiği ve dava konusu Yönetmelik değişikliğinin de dayanak Kanun değişikliğine uygun olarak yapılmış olup, bu doğrultuda riskli alan tespitinde Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığından görüş alınmasına ilişkin ibarelerin kaldırılmasında yasal düzenlemeye aykırılık bulunmadığı,
Dava konusu Yönetmelik'in 4. maddesi ile değiştirilen Yönetmelik'in 6. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendi yönünden;
Davacı tarafından; dava konusu düzenleme ile riskli yapı tespitinde görev alacak mühendislerin taşımaları gereken şartları sağlayıp sağlamadıklarının hangi belgelerle ispatlanabileceğinin belirsiz hale geldiği, keyfi uygulamalara yol açacağı, bunun da eşitliğe aykırı olacağı; meslek mensuplarının ilgili meslek odasına üyeliklerinin devam edip etmediğinin ancak meslek odasından alınacak belge ile belirlenebileceği, bu düzenlemeyle davacı birliğin ve bağlı odaların yetki alanlarına müdahale edildiği, meslek odalarına üyeliğin işlevsiz hale getirilerek biçimsel üyeliğe indirgeneceğinin ileri sürüldüğü,
Davalı tarafından; riskli yapı tespitinde görev alacak mühendislerden istenilecek belgeler hususunda yeni bir düzenleme yapılmadığı, sadece yazım ve anlatım bakımından değişiklik yapıldığı, istenen belgelerin keyfi biçimde idarenin takdirine bırakılması gibi bir durumun söz konusu olmadığının savunulduğu,
Riskli yapı tespitinde görev alan mühendislerin taşıması gereken şartların Yönetmelik'in 6. maddesinin 2.fıkrasında yeniden düzenlendiği, anılan şartların bir kısmının değişiklikten önceki haliyle aynı, bir kısmının ise benzer mahiyette olduğu, davacı tarafın yetki alanına müdahale eden ve oda kayıt belgesi verme yetkisini idare lehine sınırlayan bir düzenleme olmadığı, netice olarak dava konusu düzenlemenin, dayanağı Kanun'a ve diğer ilgili mevzuata aykırı bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle,
Dava konusu Yönetmelik'in 3. maddesi ile değiştirilen Yönetmelik'in 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin iptaline, dava konusu Yönetmelik'in 1. maddesi ile değiştirilen Yönetmelik'in 3. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi, 3. maddesi ile değiştirilen Yönetmelik'in 5. maddesinin 1., 3., 4. ve 5. fıkraları ve 4. maddesi ile değiştirilen Yönetmelik'in 6. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığından görüş alınması ile afetlere dair bilgi istenmesinin aynı hususu karşılamadığı, bilgi sunulmasında herhangi bir değerlendirmenin, değerlendirme sonucu varılan yargının bildirilmesinin söz konusu olmadığı, bu durumun bilimsel/teknik yaklaşımdan uzak olduğu; belge sunma gerekliliği devam edecekse, belgelerin somut olarak sayıldığı düzenlemenin yürürlükten kaldırılmasının belirsizliğe yol açarak hizmet gereklerine aykırılık oluşturacağı belirtilerek, Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, afete maruz bölge kararı verilirken alanda gerçekleşen afetlerin göz önüne alınacağı, bu durumun 7269 sayılı Kanun'un 2. maddesinin gereği olduğu, Yönetmelik'in 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ile yargı kararının yerine getirildiği belirtilerek, Daire kararının iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddine, kısmen dava konusu düzenlemenin iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 17/11/2021 tarih ve E:2019/17169, K:2021/12685 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 22/02/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.