T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/1466
Karar No : 2023/1603
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, sağ bacağının arkasında oluşan ağrı şikayeti ile başvurduğu İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesinde konulan bel fıtığı teşhisi üzerine 15/12/2010 tarihinde gerçekleştirilen ameliyat sonucunda engelli hale geldiği iddiasıyla, davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığını ileri sürdüğü zararlarına karşılık 250.000,00 TL maddi ve 250.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 30/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İzmir Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesince; davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, hizmet kusuru sonucunda meydana gelen zararın artmış olduğu, tedavi sürecinin kesintisiz olarak devam ettiği, bu nedenle davanın süresinde olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı, sağ bacağının arkasında oluşan ağrı şikayetiyle İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurmuş, bu hastanede bel fıtığı tanısı konulması üzerine 15/12/2010 tarihinde ameliyata alınmış, daha sonra, şikayetlerinin geçmemesi üzerine başvurduğu Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesinde ikinci kez bel fıtığı ameliyatı olmuştur. İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 05/10/2012 tarihli Engelli Sağlık Kurulu Raporunda, sağ gözde anizometropik ambliyopi ve opere lomber disk hernisi teşhisleriyle davacının toplamda %18 oranında engelli olduğu belirtilmiş, daha sonra, davacı tarafından 16/02/2016 tarihinde Buca Seyfi Demirsoy Devlet Hastanesinden alınan Sağlık Kurulu raporunda engel oranı %11 olarak belirlenmiştir. Davacı tarafından, 30/10/2020 tarihinde tazminat ödenmesi istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.
İdare Mahkemesince, davacının sağ bacağının arkasında oluşan ağrı şikayeti üzerine başvurduğu İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bel fıtığı teşhisi konulmasının ardından 15/12/2010 tarihinde ameliyat edildiği, taburcu edilmesinin ardından şikayetlerinin devam etmesi üzerine başvurduğu İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesinde yapılan tetkikler sonucunda bel fıtığı rahatsızlığının hastalıklı bölgeden tam temizlenmemiş olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından ilk ameliyatın hatalı ve kusurlu olarak yapıldığının İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesinde ikinci kez bel fıtığı ameliyatı olduğu 25/11/2011 tarihinde öğrenildiği, İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesinden alınan 05/10/2012 tarihli Sağlık Kurulu Raporunda %15 oranında özür oranı belirlenmesiyle birlikte de davaya konu zararın tüm unsurları ile öğrenildiği, zarara neden olan eylemin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl, her halde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren 5 yıllık süre içerisinde tazminat istemiyle davalı idareye başvurularak verilen cevaba göre dava açma süresi içinde dava açılması gerekirken, bu süreden çok sonra 30/10/2020 tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine 22/01/2021 tarihinde açılan iş bu davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; Bölge İdare Mahkemesince de davacının istinaf başvurusu reddedilmiştir.
Bu kararının temyiz edilmesinden sonra 24/05/2022 tarihinde kayda giren dilekçe ile 09/05/2022 tarihinde Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesinden alınan Erişkinler İçin Engellilik Sağlık Kurulu Raporu dosyaya sunulmuştur. Bu raporda, davacının engeli süresiz olarak %48 oranında belirlenmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinde -ön karar başvurusu yapıldığı tarihte yürürlükte olan haliyle- "İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Maddede yer alan, idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle tam yargı davası açılabilmesi için, zarara sebep olan eylemin idariliğinin ve maddi olay ile yol açtığı zararın kesin olarak ortaya çıkması zorunludur.
Bu itibarla; ancak zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli yeterli hal ve şartların öğrenilmesi halinde zararın öğrenilmiş sayılacağının kabulü gerekmektedir.
İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir davranışı, bir tutumu veya hareketsizliği; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları ifade etmektedir. Dolayısıyla zarara sebep olan eylemin ve maddi olayın idariliği ve yol açtığı zarar bazen eylemin yapılmasıyla veya olayın gerçekleşmesiyle birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, inceleme ve kesin sağlık raporları sonucu da ortaya çıkabilmektedir.
İdari eylemlerin neden olduğu bedensel zararların, tedavi sürecinin tamamlanıp kesin sağlık raporunun alındığı tarihte öğrenilmiş sayılması, Kanun'da öngörülen sürenin kesin raporun ilgiliye verildiği tarihte işlemeye başlatılması gerektiği Danıştay'ın yerleşik içtihatlarındandır. Esasen, idari eylemin tamamlandığı ve zararın tam olarak ortaya çıktığı tarih dikkate alınmadan 2577 sayılı Kanunun 13. maddesinde öngörülen bir ve beş yıllık sürenin hesaplanması, bazı hallerde dava açma hakkının kullanılamaması sonucunu doğuracaktır. Zararın ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldırır biçimde süre hesabı yapılmasının ise hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı açıktır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare Mahkemesince, davacı tarafından, ilk ameliyatın hatalı ve kusurlu olarak yapıldığının İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesinde ikinci kez bel fıtığı ameliyatı olduğu 25/11/2011 tarihinde, davaya konu zararın ise İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesinden alınan 05/10/2012 tarihli Sağlık Kurulu Raporunda %15 oranında özür oranı belirlenmesiyle birlikte tüm unsurları ile öğrenildiği ve 30/10/2020 tarihinde davalı idareye tazminat istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine açılan davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla da davacının istinaf başvurusu reddilmiştir.
Yukarıda değinilen Danıştay'ın yerleşik içtihatlarıyla, bedensel zararlara ilişkin tam yargı uyuşmazlıkları bakımından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde belirtilen sürelerin, tedavi sürecinin tamamlanıp, zararın kesin ve net olarak ortaya konulduğu sağlık kurulu raporunun alındığı tarihte başlayacağı kabul edilmiştir.
Uyuşmazlıkta ise; dosyada mevcut tıbbi evraka göre; meydana gelen bedensel zarara yönelik tedavi sürecinin devam ettiği ve zararın arttığı, nitekim temyiz aşamasında dosyaya sunulan 09/05/2022 tarihli sağlık kurulu raporunda, davacının bel fıtığı rahatsızlığına yönelik engel oranının %23, eşlik eden diğer rahatsızlıklarıyla birlikte toplam engel oranının %48 olarak belirlendiği ve bu raporun süresiz olduğu görülmektedir.
Bu haliyle, dava açılmadan önceki süreçte alınan sağlık kurulu raporları ile davacının zararının kesin ve net olarak ortaya konulmadığı ve tedavi sürecinin devam ettiği, temyiz aşamasında dosyaya sunulan ve davacının engel oranını %48 olarak belirleyen sağlık kurulu raporunun ise süresiz olarak verildiği görüldüğünden; davacının, zararını kesin ve net olarak 09/05/2022 tarihinde düzenlenen sağlık kurulu raporuyla öğrendiğinin, zararının arttığının ve tedavi sürecinin kesintisiz olarak devam ettiğinin kabulü gerektiği kuşkusuzdur.
Bu durumda, 09/05/2022 tarihinde düzenlenen sağlık kurulu raporuyla davacının zararının kesin ve net olarak ortaya çıktığı değerlendirildiğinde, 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde belirtilen sürelerin anılan bu tarih itibarıyla başlayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, tedavi süreci devam ederken, zararın kesin ve net olarak ortaya çıkmasından önce davalı idareye başvuru yapılarak açılan işbu dava süresinde olup, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine yönelik temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 29/03/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.