T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/14817
Karar No : 2023/5588
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): …
Vekili : Av. …
Karşı Taraf (Davalı) : …Bakanlığı / ANKARA
Vekili : Av. …
İstemin Özeti : 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin …tarih ve …sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalındığı iddia olunan özlük haklarının iadesi ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun açıklamalı olarak reddine ilişkin …Bölge İdare Mahkemesi …İdare Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Hiçbir somut delil gösterilmeden, kişiselleştirme yapılmadan ve savunma hakkı tanınmadan kamu görevinden çıkarıldığı, hakkındaki kesinleşmemiş ceza davasında yer verilen bilgi, belge ve tanık ifadelerinin dava konusu işleme gerekçe olarak gösterilmesiyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği, 15 Temmuz 2016 tarihi öncesinde FETÖ/PDY yapılanmasının silahlı örgütü olduğuna ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararının olmadığı, darbe girişimine iştirak etmemiş kişilerin yapı ile ilişkilerine sorumluluk yüklemeye esas alınacak tarihin 15 Temmuz 2016 olacağı, tavsiye niteliğinde ve bağlayıcılığı olmayan MGK kararlarının dayanak olarak gösterilmesinin Anayasaya aykırı olduğu, yargı yetkisinin bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılması gerektiği, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının bağlayıcı olduğu, hukuka uygun olarak elde edilmeyen delillerin maddi gerçeği yansıtsalar dahi dayanak olarak gösterilemeyeceği, hukuka aykırı delil ve şahsi kanaat, zan, harici bilgi, istihbari bilgi gibi hususların hiçbir şekilde vicdani kanaatin oluşmasında kullanılamayacağı, ByLock’a ilişkin ID numarası ve kullanıcı adı tespitinin yapılmadığı, haberleşmenin gizli olmasının ve bunu sağlamaya yönelik çabaların suç unsuru olarak kabul edilemeyeceği, mesaj içeriklerinin tespit edilmesi ve bu içeriklerin kullanıcının bir suç örgütünün üyesi olduğuna dair makul şüphe oluşturacak nitelikte olması gerektiği, IP adreslerinin sabit olmadığı ve internete bağlı olunan saatlere göre değişeceği, IP değişikliklerinin ne sıklıkla olacağının İnternet Servis Sağlayıcıları tarafından belirlendiği, MİT tarafından yapılan tespitlerin kişiye yönelik olmadığı, internet veya cep telefonu hattı üzerinden ByLock sunucusuna bağlanıldığına ilişkin tespitleri içerdiği, bağlantıya ilişkin kişiselleştirme yapılmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması gerektiği, Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu’nun "Mestan Yayman" kararında OHAL sürecinde görülen yargılamaların pek çok yönden açık hak ihlallerine neden olduğu hususunun belirtildiği, illegal eylemlere katılanlarla, sempati duyan ve destekleyenlerin ayrıma tabi tutulması gerektiği, ceza yargılamasının sonucuna bakılmamasının isabetli olacağı, yukarıda anılan Mestan Yayman kararı ışığında ByLock kullanımının düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, kimsenin işlendiği zaman suç sayılmayan bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağı, OHAL KHK'larının amaç, konu ve süre unsurları yönünden Anayasa'ya uygunluk denetimine tâbi tutulması gerektiği, bir daha geri dönmemek üzere terörist damgasıyla kamu görevinden çıkarılması neticesinde özel sektörde dahi iş bulamaz haline geldiği, adeta sivil ölüme terk edildiği, AİHM tarafından bir kamu görevlisinin uzunca bir süre bazı meslekleri icra etmekten men edilmesinin AİHS’in 6. maddesi anlamında bir ceza olarak nitelendirildiği, hiçbir organın kaynağını Anayasa’dan almadığı bir devlet yetkisini kullanamayacağı, OHAL döneminde yalnızca durumun gerektirdiği türden geçici nitelikte kararlar alınabileceği, bir daha kamu görevine alınmamak üzere çıkarılması nedeniyle maaş, emeklilik ve sosyal güvencelerden yoksun kalmasıyla mülkiyet hakkının ihlal edildiği, kamu görevinden çıkarılması neticesinde mesleki yeterliliğini gösteren belgelerin geçersiz kılınması nedeniyle eğitim hakkının ihlal edildiği, OHAL döneminde dahi işkence, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ya da cezaya tâbi tutulamayacağı, kanuna aykırı elde edilmiş bulguların delil olarak kullanılamayacağı, Kimse Yok Mu Derneği’ne manevi değerleri doğrultusunda bağış yaptığı ve bu bağışların irtibat ve iltisak kavramları çerçevesinde değerlendirilemeyeceği, devletin denetim ve gözetimi altında yasal olarak faaliyetine devam eden bir bankaya para yatırmanın suç delili olarak gösterilemeyeceği, bilerek ya da bilmeyerek suç işlemediği ve suç işleme kastıyla hiçbir davranış içerisine girmediği, Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasanın 15. ve 121. maddelerine aykırı olduğu ve 30 gün içerisinde TBMM Genel Kurulunda görüşülmediği, söz konusu KHK’nın onaylanmasına dair Kanun'un iptali için Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesi gerektiği, dava konusu işlem ile adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, gerekçeli karar hakkı, mahkemeye erişim hakkı, hak arama özgürlüğü, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı, suçta ve cezada kanunilik ilkesi, suçta ve cezada şahsilik ilkesi, suç ve cezaların geriye yürümezliği ilkesi, kamu hizmetine girme hakkı, hukukun üstünlüğü ilkesi, duruşma hakkı, şeref ve itibara saygı hakkı, ayrımcılık yasağı, çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkesi, kanun önünde eşitlik ilkesi, yaşam hakkı, işkence yasağı, belirlilik ilkesi, öngörülebilirlik ilkesi gibi Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan temel hak ve hürriyetlerin ihlal edildiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının temyiz iddialarının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi bulunmayarak işin gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Her ne kadar İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde, davacının …Ağır Ceza Mahkemesinin …sayılı esasında görülen ceza davasında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hapis cezası ile cezalandırıldığı belirtilerek hüküm kurulmuş ise de davacının mahkûmiyet kararı henüz kesinleşmemiş olduğundan, yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi; bu ceza yargılamasının konusunun davacının terör örgütü üyeliği ile ilgisi olması nedeniyle masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 02/05/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.