T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/1486
Karar No:2023/2310
TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirkete ait "... TV" logosuyla yayın yapan televizyon kanalında 25/02/2014 tarihinde yapılan yayında, ana muhalefet partisi grup toplantısında dinletilen ve Başbakan ile oğlu arasında geçtiği iddia edilen ses kayıtlarının yayınlanması suretiyle 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan yayın ilkesinin ihlâl edildiğinden bahisle davacı şirkete uyarı ve (ç) bendinin tekraren ihlâl edildiğinden bahisle 12.353,00-TL idarî para cezası uygulanmasına ilişkin Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun (Üst Kurul) ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce Dairemizin 04/11/2020 tarih E:2015/5959, K:2020/3014 sayılı bozma kararına uyalarak verilen kararda; canlı yayınlanan programda, 25/02/2014 tarihinde gerçekleştirilen ana muhalefet partisi grup toplantısının bir kısmında, Başbakan ve oğlu arasında geçen telefon konuşmalarına ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarının dinletildiği ve bunların içeriğinin yazılı olarak ekrana yansıtıldığı, anılan ses kayıtlarının gerçek olmadığı yönünde güvenilirliklerinin sorgulanmasını gerektiren ciddî verilerin bulunduğu, ana muhalefet partisinin grup toplantısının bir bölümünde herhangi bir kişisel değer yargısı belirtilmesi, fikir açıklanması, yorumda bulunulması söz konusu olmaksızın ses kayıtlarının doğrudan dinletilip içeriklerinin deşifre metin olarak ekrana getirilmesi ve bu anların davacı tarafından yayınlanması suretiyle olgu isnadına sebep olunduğu, ses kayıtlarının hukuka aykırı olduğuna ve adlî bir soruşturmanın hazırlık dosyasına ait olabileceğine ilişkin kuvvetli ihtimal ve somut açıklamaların dikkate alınmadığı, yayının içeriğini oluşturan hukuka aykırı kaynakların güvenilirliğinin sorgulanmadığı, bu hususta basının sahip olması beklenilen asgarî özen ve sorumluluğun gösterilmediği, kamuya mal olmuş kişilerin özellikle siyasetçilerin ve hükûmettekilerin özel yaşam alanları oldukça sınırlı olmasına rağmen, anılan ilkenin bu kişilerin özel hayatlarına, onur, şeref ve saygınlıklarına ağır ve haksız saldırılarda bulunulabileceği anlamına gelmediği, uyuşmazlık konusu yayının, hukukun üstünlüğü ile insan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkelerine aykırı olduğu, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarında belirtilen genel ilkelerin, somut olaya uygulanması sonucunda, yaptırımın ağırlığı da göz önünde bulundurularak, söz konusu aykırılık nedeniyle uygulanan yaptırımla davacının ifade ve basın özgürlüğüne yapılan müdahalenin, hukukun üstünlüğünü ve ilgililerin kişilik haklarını korumak bakımından demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü olduğu, öte yandan bir eylemle 6112 sayılı Kanun kapsamında yasaklanan iki farklı kabahatin işlendiği, ancak bu kabahatlerden biriyle ilgili olarak Kanunda idarî para cezasından başka idarî yaptırım öngörülen hâllerde, Kabahatler Kanunu'nun Ceza Kanunu'nda öngörülen sistemden bazı noktalarda ayrışan farklı neviden fikri içtimaya ilişkin kuralları uyarınca birden fazla ceza verilebileceği, Kanun'un "İdari Yaptırımlar" başlıklı 32. maddesinin ikinci fıkrasının işlem tarihindeki hâlinde, 8. maddenin birinci fıkrasının (c) ve (ç) bentlerinde belirlenen ilkelere aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcılarının uyarılacağının, ihlâlin tekrarı hâlinde ise, idari para cezası verileceğinin düzenlendiği, davacının tek fiille işlemiş olduğu kabahatlerden birinin karşılığı olarak idarî para cezası dışında bir yaptırım olan "uyarı" yaptırımının öngörüldüğü anlaşıldığından, dava konusu işlemde bu yönüyle de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu yayında 6112 sayılı Kanun'da düzenlenen yayın ilkelerinin ihlâl edilmediği, Başbakanın diğer siyasetçi, iş adamları ve oğlu ile yaptığı özel görüşmelerin kamuoyunun bilgisine sunulmasının hukuka aykırı olmadığı, ihlâl olduğu belirtilen haberin güncel ve gerçek olduğu, yayınlanan ses kaydının daha önce görsel ve yazılı basında yer aldığı, dolayısıyla alenileşmiş bir konu hakkında halkın haber alma hakkı dahilinde kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla söz konusu haberin yapıldığı, eleştirilen kişinin toplumdaki yerinin eleştirinin düzeyini tayin eden unsurlardan biri olduğu, ifa ettiği görev nedeniyle ağır siyasi eleştirilere katlanma yükümlülüğü olan Başbakanın manevi şahsiyetine eleştiri sınırlarının ötesinde saldırıda bulunulmadığı, kamuyu ilgilendiren bir konunun haber yapılması nedeniyle özel hayatın gizliliğinin ihlâl edilmediği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştay'ın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır.
Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, Dairemizin bozma kararındaki esaslara uyularak verilen temyize konu mahkeme kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 12/05/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.