T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/1502
Karar No:2023/1856
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Life Medya Hizmetleri A.Ş.
VEKİLLERİ : Av…
Av…
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av…
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirkete ait “…” logosu ile yayın yapan televizyon kanalında 17/07/2019 tarihinde yayınlanan "9-1-1" adlı dizi filmde 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde yer verilen "Yayın hizmetleri... Toplumun millî ve manevî değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz" şeklindeki yayın ilkesinin ihlâl edildiğinden bahisle program yayınının 5 kez durdurulmasına ve 21.114,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; uyuşmazlığın çözümünde değerlendirilmek üzere uzman bilirkişi tarafından sosyolojik bir inceleme yapılmasında fayda görüldüğünden, Mahkemelerinin 06/11/2019 tarihli ara kararı ile bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, buna istinaden yapılan bilirkişi incelemesi sonucu sosyolog-uzman aile danışmanı bilirkişi tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda, yayında toplumun millî ve manevî değerlerine, genel ahlâka ve ailenin korunması ilkesine aykırılıktan söz edilemeyeceği kanaatine varıldığının belirtildiği, her ne kadar 6112 sayılı Kanun'da yayın hizmetlerinin, toplumun millî ve manevî değerlerine, genel ahlâka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamayacağı yolunda genel bir düzenlemeye yer verilmiş ise de hangi tür yayınların milli ve manevi değerlere, genel ahlâka ve ailenin korunması ilkesine aykırı kabul edileceğinin hiçbir kuşku ve tereddüde yer bırakmayacak açıklıkla ortaya konulması, yayın kuruluşlarının hangi tür yayını yaptığında nasıl bir yaptırımla karşılaşacağını önceden bilebilmesi ya da öngörebilmesine olanak sağlanması ve muhatapların yetki aşımı ve keyfiliğe karşı güvence altına alınacağı açık ve detaylı düzenlemelerin hayata geçirilmesi hukuk devletinin, hukukî güvenlik ve belirlilik ilkelerinin bir gereği olduğu, bu durumda, çeşitliliğin ve alternatifin çok fazla olduğu televizyon programları içinden toplumdaki bireylerin kendi istidâdına, değerlerine ve ahlâk anlayışına göre kendi iradesi ile tercihte bulunma olanağının bulunduğu ve dava konusu yayının genel ahlâka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olduğunun hiçbir kuşku ve tereddüde yer bırakmayacak açıklıkla ortaya konulamadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu, yayın değerlendirme raporları ve CD kayıtlarında yer alan görüntü kesitleri birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka aykırı bulunarak işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; davacı şirkete ait televizyon kanalında 17/07/2019 tarihinde saat 22:21'de yayınlanan "…" adlı dizi film yayınının Üst Kurul uzmanlarınca incelenmesi sonucunda, dizide acil durum çağrılarına cevap veren görevlilerin görev esnasında ve özel hayatlarında yaşadıklarının ekrana taşındığı, dizinin uyuşmazlık konusu bölümünde ise eşcinsel (lezbiyen) olan kadının hikayesinin anlatıldığı, yayın içeriğinde eşcinsel ilişkiye ait sahneye yer verildiği ve lezbiyen iki kadının öpüşmesinin ekrana yansıtıldığı, içerik itibarıyla sözü edilen sahnelerin toplumun ortak değerlerine aykırı olduğu gibi çocuklar ve gençlerin bu ilişkileri normalleştirmesine, duyarsızlaşmalarına da neden olabileceği değerlendirilerek 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde yer alan "Toplum milli ve manevi değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz." şeklindeki yayın ilkesinin ihlâl edildiğinden bahisle davacı şirket hakkında 21.114,00-TL idarî para cezası uygulanmasına ve tedbiren program yayınının 5 kez durdurulmasına karar verilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı, medya hizmet sağlayıcı kuruluşların sahip oldukları geniş etki alanı da gözetilerek yayınlarını kamusal sorumluluk anlayışı ile yürütmesi gerektiği, bu çerçevede, her toplumda olduğu gibi, toplumumuzun da kendine özgü ortak manevi değerlerinin bulunduğu, uyuşmazlık konusu yayın içeriği ile 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin ihlâl edilip edilmediğinin tespiti için yayında geçen sözlerin, işlenen konunun, verilen mesajın ve kullanılan efekt ya da görsellerin bir bütün olarak ortak milli ve manevi değerler yönünden değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle, Mahkeme'nin istinafa konu kararında esas aldığı bilirkişi raporunda yer alan değerlendirmelerin hâlihazırda genel geçer toplumsal değerler yönünden değerlendirme içermemesi nedeniyle uyuşmazlık konusu yayında bahsedilen yayın ilkesinin ihlâl edilip edilmediği yönünden yapılacak değerlendirmeye esas alınamayacağı, diğer taraftan, bilirkişi raporunun eşcinsellik olgusunun gerçek olduğu, tıp bilimince bir rahatsızlık olarak görülmediği, görerek öğrenilmeyeceği, tercihe bağlı olmayan bir yönelim olduğu gibi kriterler esas alınarak hazırlandığı, dolayısıyla, temelde eşcinselliğinin ahlaksızlık olarak görülmemesi gerektiği kabulüne dayanılarak oluşturulmuş olması ve toplumun mevcut ortak değerleri yönünden yeterli bilimsel açıklama getirmemesi nedeniyle hükme esas alınamayacağı, dava konusu uyuşmazlık esasen hakimin değerlendirebileceği bir hususa ilişkin olduğundan yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmasına veya ek rapor alınmasına gerek görülmeyerek yayın içeriğinin değerlendirilmesine geçildiği, iki lezbiyen kadın arasında ev kıyafetleri ile mutfakta geçen diyaloglar bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere cinsel yönelime dair veya cinsel bir içerik taşımamakta ise de, normal bir Türk ailesinde, yeni iş arayışı yönünden eşlerin birbirleri ile olan paylaşımı, dayanışması gibi aile ortamı izlenimi verecek şekilde sunulduğu, ayrıca iki kadının öpüşme sahnesi ekrana yansıtılarak eşcinsel birlikteliği gösteren görüntüye yer verildiği, bu durumda, dava konusu programda eşcinsel ilişki konusu işlenerek, çocukların ve gençlerin bu ilişkileri normalleştirmesine yol açacak görüntülere yer verilmesinin, Anayasa ile güvence altına alınan ve toplumumuzun en kıymetli ve temel birimi olan ailenin korunması ilkesine ve toplumun manevi değerlerine aykırılık teşkil ettiği, bu hâliyle söz konusu yayında 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin ihlâl edildiği anlaşıldığından, program yayınının 5 (beş) kez durdurulmasına ve davacı şirket hakkında idarî para ceza uygulanmasına ilişkin Üst Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davada, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu dizi film yayınında yayın ilkesi ihlâline yol açılmadığı, eşcinselliğin bir tercih olmadığı ve eşcinsel ilişkiye dair unsurlara yer verilen yayınların eşcinselliği teşvik mahiyetinde yayınlar olamayacağı, dava konusu idarî yaptırımın ölçülülük ilkesini ihlâl ettiği, idarî yaptırım kararının gerekçesiz olduğu, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin yok sayıldığı, davalı idarenin idarî yaptırım kararına dayanak teşkil eden Kanun hükmünün hukukî belirsizliğe yol açtığı ve dava konusu idarî yaptırım kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu yayında eşcinsel çiftin samimi görüntülerine yer verilmesinin toplumun manevi değerlerine aykırılık oluşturduğu, eşcinsel birlikteliklerin ekranda yer almasının bu tür ilişkilerin kanıksanmasına aracılık edebileceği, dava konusu idarî para cezasının davacı şirketin yayın tarihinden önceki aydaki ticari iletişim geliri göz önüne alınarak maktu miktardan verildiği gözetildiğinde idarî yaptırım kararının ölçüsüz olduğu yönündeki davacı iddiasının yersiz olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ve davanın reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 12/04/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.