T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1510
Karar No : 2023/1094
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Derneği
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri V. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 20/10/2021 tarih ve E:2019/20520, K:2021/11633 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 30/07/2019 tarih ve 30847 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Çevre Yönetimi Hizmetleri Hakkında Yönetmelik"in 6. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendi ile 12. maddesinin 1. ve 4. fıkralarının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 20/10/2021 tarih ve E:2019/20520, K:2021/11633 sayılı kararıyla;
Diğer mühendislik dallarından farklı olarak, mesleki anlamda çevre görevlisi yükümlülüklerinin yerine getirilmesi sırasında ihtiyaç duyulacak birçok konunun, çevre mühendisliği bölümünün lisans ve lisansüstü eğitim konuları arasında yer aldığı, yüksek lisans ve üzeri eğitimler ile de genel olarak mesleki konuda derin bilgi, bilgiyi değerlendirme ve yorumlama yeteneğinin kazanıldığı, çevre mühendisliği bilimine yönelik olarak alınan bu eğitimler ile eğitimler sonucu ortaya çıkan faaliyet alanlarının, Bakanlığın görev alanı çerçevesinde yürütülen birçok yükümlülüğü ve sorumluluk alanını içerdiği, kaldı ki Çevre Kanununda da çevre mühendisinin doğrudan çevre görevlisi olarak belirtildiği dikkate alındığında, bu nitelikteki formasyonu haiz bir meslek grubunun, çevre görevlisi olabilmek için uzmanlıklarını ve tecrübelerini ayrıca eğitim ve sınav ile ortaya koymalarının gerekmediği,
Yönetmelikte yer alan çevre danışmanlık firması yeterlik belgesi alınabilmesi için getirilen 3/4 istihdam şartının, çevre mühendisleri dışındaki meslek grubu mensubu çevre görevlileri aleyhine bir durum oluşturduğu iddiası yönünden, söz konusu düzenlemenin sadece çevre mühendisliği bölümüne ilişkin olmadığı, aynı maddenin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan; çevre mühendislerinin yanı sıra, farklı meslek gruplarından olup çevre mühendisliği, çevre bilimleri veya çevre teknolojileri konularında lisans üstü eğitim alanlar ile (b) bendinde yer alan; Bakanlığın çevre yönetimi hizmeti ile ilgili teknik birimlerinde çalışan ve belli bir mesleki tecrübeye sahip farklı meslek grubu mensuplarına da ilişkin olduğu, ayrıca fıkranın diğer alt bentleri de incelendiğinde, çevre danışmanlık firması yeterlik belgesi almak isteyen firma tarafından, anılan fıkrada belirtilen sürelerle çevre ile ilgili konularda tecrübeli olanların da istihdam edilmesi gerektiğinin düzenlendiği dikkate alındığında, davacı Derneğe kayıtlı mensup meslek mensupları gibi, çevre mühendisleri dışındaki diğer meslek grubu mensubu olan kişilerin, öngörülen şartların yerine getirilmesiyle hem 3/4 oranında, hem de 1/4 oranında istihdam edilecek personel arasında olunabileceği anlaşıldığından, bu yönüyle düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı,
Davacı tarafından, sınavın ne zaman, hangi sıklıkla, ne şekilde yapılacağının ve sınav sorularını kimlerin hazırlayacağının belirsiz olduğu, dolayısıyla bu hususların Yönetmelikte yer almaması nedeniyle eksik düzenleme olduğu ileri sürülmüş ise de, Çevre Kanununun Ek 2. maddesinde konuyla ilgili usûl ve esasların Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirleneceğinin düzenlenmesi karşısında, Bakanlığın sınav yapma yetkisinin açık olduğu gibi, takdir hakkı kapsamında sınavın içeriğine, zamanına, yöntemine vs. hususlara ilişkin Bakanlığın usul ve esasları belirleme yetkisinin bulunduğu,
sonucuna ulaşılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde tanımlı kişilerin, çevre sektöründeki istihdam oranlarının %1’i bile geçmediğinin bilinen ve teyit edilebilir bir gerçek olduğu, başta 2872 sayılı Çevre Kanunu olmak üzere, hiçbir mevzuata dayanmayan bu 3/4 oranının, kalan istihdamın %99’una uygulandığı, dolayısıyla Daire kararında belirtilen gerekçelerin hukuki dayanaktan yoksun olması bir yana, hayatın doğal akışına da aykırı olduğu, kaldı ki; aynı bentte tanımlı kişilerin istihdam oranları bu ölçüde sınırlı olmasa dahi, Daire kararında, 3/4 eşitsizliğini açıklayacak hiçbir hukuki gerekçenin olmadığı, diğer taraftan, mevcut uygulamada; bir danışmanlık firmasında, bir tane çevre görevlisinin çalışabilmesi için, öncelikle üç tane çevre mühendisi veya anılan bentte tanımlı kişilerin, online sistem üzerinden kayıt yaptırması gerektiği, ancak o zaman bir tane çevre görevlisinin online sistemden kabul edildiği, iş, görev, yetki ve sorumluluk bakımından eşit olarak tanımlanmış (c) bendinde belirtilen diğer meslek grubuna ait çevre görevlisi kişilerin istihdamının sınırlandığı ve ayrımcı bir uygulamanın ortaya çıktığı, ne 2872 sayılı Çevre Kanunu ne de başka bir yasal düzenleme de böyle bir istihdam oranı belirtilmemişken, dava konusu Yönetmelikte belirtilen eşitsiz oranın, Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğu, 12. madde açısından ise, Yönetmeliğin yayımı tarihinden itibaren bir kez eğitim ve sınav gerçekleştirilmiş olup, eğitim ve sınava ilişkin hiçbir usul, esas ve düzenleme (tebliğ, genelge vs.) yayınlanmadığı gibi, hem eğitim hem de sınav uygulamalarının keyfi şekilde yürütüldüğünden, eğitim ve sınava ilişkin dava konusu maddelerin eksik hüküm içerdiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 20/10/2021 tarih ve E:2019/20520, K:2021/11633 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 24/05/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.