T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1533
Karar No : 2023/235
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 21/06/2020 tarih ve E:2017/5474, K:2021/2151 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebine 60 gün içerisinde cevap verilmemek suretiyle oluştuğu ileri sürülen zımni ret işleminin iptaline karar verilmesi ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesinin iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 21/06/2020 tarih ve E:2017/5474, K:2021/2151 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları ile davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği; anılan karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla hükmün düzeltilerek onanmak suretiyle 17/03/2021 tarihinde kesinleştiği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları ve davacının adının geçtiği ByLock yazışma içerikleri
yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt kontenjanından Yargıtay üyeliğine seçildiğine, örgüt liderinin talimatından sonra olmak üzere kardeşinin adına Bank Asyaya örgüt adına para yatırıp çektiğine ve diğer hususlara yönelik ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, davacının YARSAV üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği,
Unvanlı görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde yargıda önemli bir makam olan Yargıtay Üyesi olarak seçilmesinin kararda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu,
Ankesörlü/Sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, davacının hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yer alan tespitlerin incelenmesinden, davacının, örgütün örgütsel amaçlı haberleşme metotlarından olan “ankesörlü/sabit hatlardan aranma” gizli iletişim sistemine dahil olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu işlemle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşıldığından dava konusu … tarih ve … sayılı kararda hukuka aykırılık görülmediği;
Dava konusu zımni ret işleminin iptali istemi yönünden ise;
İlgili mevzuat hükümlerinin birlikte incelenmesinden, yargı mensuplarının meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına ilişkin kararlara karşı dava açılabilmesi için bu kararların kesinleşmesinin gerektiği, kesinleşmenin de on gün içinde yeniden inceleme talebinde bulunulması halinde, HSK Genel Kurulunca yeniden inceleme talepleri hakkında bir karar verilmesi ya da yeniden inceleme talebinde bulunulmaması halinde olacağı, bu nedenle yargı mensuplarının, meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına ilişkin kararlara yönelik olarak yeniden inceleme talebinde bulunmaları halinde ve HSK Genel Kurulunca 60 gün içinde bu istem hakkında karar verilmemesi halinde zımni ret işleminin oluştuğundan bahsedilemeyeceği gibi kesinleşmeden de bahsetmeye olanak bulunmadığı,
Bu nedenle, davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı kararın, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin HSK Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile reddedilmesi suretiyle kesinleştiği anlaşıldığından dava konusu edilen kesinleşmiş bu kararın iptali isteminin incelenmesi gerektiği,
Bununla birlikte, davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı karara ilişkin yeniden inceleme talebine davalı idarece 60 gün içinde cevap verilmemesi suretiyle oluştuğu öne sürülen zımni ret işlemine ilişkin iptal istemi yönünden ise, yeniden inceleme talebi … tarih ve … sayılı HSK Genel Kurulu kararı ile reddedildiğinden, ortada oluşmuş bir zımni ret işleminden bahsedilemeyeceğinden, bu istemin incelenmeksizin reddi gerektiği sonucuna varılarak,
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali istemi yönünden davanın reddine, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebine 60 gün içerisinde cevap verilmemek suretiyle oluştuğu ileri sürülen zımni ret işleminin iptali istemi yönünden ise davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, yargılama sürecindeki beyanlarını tekrar ettiği; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu; olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleri ile yalnızca bu dönemle ve olağanüstü halin gerekli kıldığı konularla sınırlı kimi önlemler alınabileceği; darbe girişimiyle ilgisinin bulunmadığı ve bu yönde bir delil ortaya koyulamadığı; olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamelerinin ölçülülük, elverişlilik, gereklilik ve orantılılık ilkelerine uygun olması gerektiği; hâkimlik teminatına sahip bir yargı mensubu olarak savunması dahi alınmadan kanaate dayalı olarak meslekten çıkarılmasının hukuka uygun olmadığı; hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadığı; olağanüstü hallerde dahi hakların çekirdek alanına dokunulamayacağı; masumiyet karinesinin çiğnendiği; iltisak ve irtibat kavramlarının suç olarak tanımlanmadığı; olağanüstü hal süresi dışında uygulaması sürecek kurallar konulamayacağı; kararın gerekçeli olmadığı; kişiselleştirme yapılmadığı; Anayasa'ya aykırılık iddiaları hakkında gerekçe yükümlülüğünün yerine getirilmediğinden adil yargılanma hakkının ihlal edildiği; olağanüstü hal ilanına neden olan süreç ve faaliyetler ile kendisi arasında somut bir belirleme yapılmadığı; savunma hakkının kullandırılmadığı; soruşturma yapılmayarak hakkındaki delillerin kendisine bildirilmediği; isnadın nedeninden ve niteliğinden haberdar edilmediği; kendisine somut olay ve olgulara dayanan objektif bir delil gösterilmediği; işlemden sonra ortaya çıkan delillerin dava devam ederken dosyaya sunulduğu; makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği; anayasal düzene sadakati nasıl ihlal ettiğinin ortaya koyulmadığı, kişisel kusurun araştırılmadığı, hayatının hiçbir bölümünde bu örgütle irtibat ve iltisak halinde olmadığı; meslekten çıkarma tedbirinin ancak darbe girişiminde sorumluluğu bulunan kişilere uygulanabileceği; iltisak ve irtibat kavramlarının ne olduğuna dair belirleme yapılmadığı, bunların hangi halde kamu görevinden ihraç sebebi olacağının açık olmadığı; gerek dosya kapsamında gerekse de kararda yetki ve nüfuzunu kullanarak örgütün amaçlarını nasıl gerçekleştirdiği ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendisine veya başkalarına nasıl yarar sağladığına ilişkin herhangi bir bilgi ya da belge mevcut olmadığı; Dairenin yaklaşımı ile kamuda görev yapan herkesin hiçbir gerekçe ve delil gösterilmeksizin görevinden çıkarılması uygun görülerek, idari işleme karşı açılan davalarda ilanihaye idareye delil sunma hakkı tanındığı, demokratik hukuk devletinde kabul edilmesi mümkün olmayan bu durumun hak arama hürriyetinin ihlali niteliğinde olduğu; tek başına ByLock delilinin suç oluşturmayacağı; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ByLock ile ilgili kararı bulunduğu; dijital bir delilin güvenilirliğinin tam olması gerektiği; bu programı yüklediğine ya da kullandığına dair teknik bir rapor yahut delilin mevcut olmadığı; bu delille ilgili verilerin hukuka aykırı olarak elde edildiği; dosya içerisinde şahsına ait kullanıcı adı, şifre bilgileri, log kayıtları, roster bilgileri, kurduğu gruplar, mesaj içerikleri bulunmadığı gibi, ByLock User-ID numarasının bulunmadığı, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının düzenlenmediği, bu sebeple ByLock kullanıcısı olarak kabulünün mümkün olmadığı; 2006 yılında kurulan ve yargı mensuplarının oluşturduğu ilk sivil toplum örgütlenmesi olan YARSAV’a, tüzüğünde belirttiği amaçları benimseyerek ve derneğin bu amaçlara uygun faaliyet gösterdiğini düşünerek, AİHS ve Anayasa ile güvence altına alınan örgütlenme özgürlüğü kapsamında üye olduğu; örgütsel amaç ve saikle YARSAV'a üye olduğuna, yine bu dernekte örgütsel eylemlerde bulunduğuna dair "belirti" delili dahi bulunmadığı; bu derneğe talimat ile üye olduğuna ve talimatın şekli, talimatı kimden, nerede, ne zaman, nasıl aldığına dair somut iddia ve kanıt olmadığı, YARSAV'a üye olduğu halde görevine devam eden, FETÖ/PDY ile ilgili suçlardan adli ya da idari bir soruşturma dahi geçirmeyen hâkim ve savcıların olduğu; darbe teşebbüsü ile hiçbir ilgisi bulunmamasına rağmen, mesleğinden çıkarılıp sosyal ölüme terk edilmesinin olağanüstü halin amaç ve kapsamı ile bölge sınırlaması ve süre kısıtlamasına uymadığı, orantısız olduğu ve makul denge şartını sağlamadığı belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen esastan, kısmen incelenmeksizin reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 21/06/2020 tarih ve E:2017/5474, K:2021/2151 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 13/02/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.