T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1575
Karar No : 2023/611
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): SS. … Kooperatifi
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Ankara ili Çankaya ilçesi, … Mahallesi … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … ve kadastro … , … , … parsellerden teşekkül eden … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … ada, parselde kain taşınmazları için tahakkuk ettirilen 2019 yılına ilişkin emlak vergileri (arazi vergisi ve bina vergisi) ile taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı paylarının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır.
... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı:
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun geçici 2. maddesinin birinci fıkrasında, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte; büyükşehir belediye sınırları, İstanbul ve Kocaeli ilinde, il mülkî sınırıdır. Diğer büyükşehir belediyelerinde, mevcut valilik binası merkez kabul edilmek ve il mülkî sınırları içinde kalmak şartıyla, nüfusu birmilyona kadar olan büyükşehirlerde yarıçapı yirmi kilometre, nüfusu birmilyondan ikimilyona kadar olan büyükşehirlerde yarıçapı otuz kilometre, nüfusu ikimilyondan fazla olan büyükşehirlerde yarıçapı elli kilometre olan dairenin sınırı büyükşehir belediyesinin sınırını oluşturur." hükmüne yer verilmiştir.
Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise "Bu sınırlar içinde kalan köylerin tüzel kişiliği sona ererek mahalleye dönüşür. Bu şekilde oluşan mahallelerin katılacağı ilçe veya ilk kademe belediyesi, büyükşehir belediye meclisince belirlenir. Orman köylerinin tüzel kişiliği devam eder. Ancak ormanlarla ilgili diğer kanun hükümleri saklı kalmak üzere bu köyler imar bakımından büyükşehir belediyesinin mücavir alanı sayılırlar. Bu köylerde su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütme görev ve yetkisi ilgili büyükşehir belediyesine bağlı su ve kanalizasyon idaresine aittir." hükmü yer almaktadır.
Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte olan hali ile 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un geçici 1. maddesinin (15) numaralı fıkrasında, "Bu Kanuna göre tüzel kişiliği kaldırılan köylerde, bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre alınması gereken emlak vergisi ile 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu uyarınca alınması gereken vergi, harç ve katılım payları 31/12/2022 tarihine kadar (bu tarih dâhil) alınmaz ve 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının üçüncü bendi, 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci bendi ile beşinci bendi, 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının beşinci bendi hükümleri 31/12/2022 (bu tarih dâhil) tarihine kadar uygulanmaya devam edilir. Bu yerlerde içme ve kullanma suları için alınacak ücret 31/12/2022 tarihine kadar (bu tarih dâhil) en düşük tarifenin % 25’ini geçmeyecek şekilde belirlenir. 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun geçici 2 nci maddesi ile köy tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüştürülen yerlerde de bu fıkra hükmü uygulanır." kuralına yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un "Yürürlük" başlıklı 36. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, Kanun'un geçici 1. maddesinin (15) numaralı fıkrasının, ilk mahalli idareler genel seçiminde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.
Yukarıda yer verilen kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden, kanun koyucunun 6360 sayılı Kanun ile köy tüzel kişiliğinden mahalle statüsüne geçirilen yerlerle ilgili olarak 31/12/2022 tarihine kadar (bu tarih dâhil) emlak vergisi muafiyeti tanıma iradesini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır.
Kanun koyucu muafiyetin, Kanun'un geçici 2. maddesinin (15) numaralı fıkrasının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulanacağını belirtmiştir. Muafiyetten yararlanacaklara ilişkin düzenleme de yine ilgili maddede yer almaktadır.
Buna göre 6360 sayılı Kanun ile tüzel kişiliği kaldırılan köylerde yer alan taşınmazlarla, fıkranın son cümlesinde yer verilen "10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun geçici 2 nci maddesi ile köy tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüştürülen yerlerde" muafiyet hükmünün uygulanacağı ve 31/12/2022 tarihine kadar (bu tarih dâhil) belirtilen vergi, harç ve katılım paylarının alınmayacağı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, üzerinden emlak vergisi ve taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payı tahakkuk ettirilen taşınmazların da bulunduğu Ankara ili, Çankaya ilçesine bağlı Beytepe Mahallesi, 23/07/2004 tarih ve 25531 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu uyarınca köyden mahalleye dönüştürülmüştür.
Davacı tarafından, 6360 sayılı Kanun ile köy tüzel kişiliğinden mahalleye dönüştürülen yerler ile ilgili olarak tanınan emlak vergisi muafiyetinin kendisi için de uygulanması gerektiği ileri sürülerek 2019 yılı için tahakkuk ettirilen emlak vergileri ve taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı paylarının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır.
6360 sayılı Kanun'un geçici 1. maddenin (15) numaralı fıkrasının son cümlesinde yer verilen düzenlemede, 10/07/2004 tarih ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun geçici 2. maddesi ile köy tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüştürülen yerlerden de 31/12/2022 tarihine kadar (bu tarih dâhil) emlak vergisi alınmayacağı belirtilmiştir.
Bu durumda, davacının, 2004 yılında köy tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüştürülen Beytepe Mahallesinde bulunan taşınmazlarından kanun hükmünün yürürlüğe girdiği tarihten itibaren emlak vergilerinin alınmaması gerektiği açık olduğundan, tahakkuk ettirilen emlak vergileri ile taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı paylarında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Vergi Mahkemesi, bu gerekçeyle tahakkuk ettirilen emlak vergileri ile taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı paylarını kaldırmıştır.
Davalının istinaf istemini inceleyen … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı:
Davalı tarafından, köy tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüştürülen yerlere yönelik istisnayı düzenleyen 6360 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin (15) numaralı fıkrasının son cümlesinin, 19/07/2019 tarih ve 30836 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7186 sayılı Kanun'un 33. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı ileri sürülerek istinaf istemine konu mahkeme kararının kaldırılması talep edilmiştir.
Kanunların kural olarak yürürlük tarihinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılacağı, yürürlüğe giren kanunların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olacak şekilde uygulanmasının hukukun genel ilkelerine aykırılık teşkil edeceği ve hukuki güvenlik ilkesini zedeleyeceği hususları dikkate alındığında, söz konusu hükmün, değişikliğin yürürlüğe girdiği 19/07/2019 tarihinden önce yapılan tarh ve tahakkuk işlemlerine uygulanamayacağı açıktır.
Vergi Dava Dairesi bu gerekçeyle istinaf istemini reddetmiştir.
Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 12/05/2022 tarih ve E:2020/6003, K:2022/1790 sayılı kararı:
Ankara ili Çankaya ilçesi Beytepe Mahallesinde bulunan davacıya ait taşınmazlar için 2019 yılına ilişkin olarak tahakkuk ettirilen emlak vergileri ile taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı paylarının kaldırılması ve 6360 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin (15) numaralı fıkrası uyarınca emlak vergisinden muaf tutulması istemiyle 27/02/2019 tarihinde açılan davada, ... Vergi Mahkemesi … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla dava dilekçesinin reddine karar vermiştir.
Dilekçe ret kararı üzerine yenilenen ve 02/04/2019 tarihinde mahkeme kayıtlarına giren dava dilekçesi ile 2019 yılı için tahakkuk ettirilen emlak vergileri ve taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı paylarının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır.
Dava dilekçesinde, "Müracaat tarihi: 06/11/2018 (Düzeltme Talebimiz) - 10/12/2018 (şikâyet Talebimiz)" ibaresinin bulunduğu bir kısım yer almakla birlikte 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda düzenlenen vergi hatalarının düzeltilmesine ilişkin hükümlerden bahsedilerek bu kapsamda yapılan başvuruların karşılıksız kalması nedeniyle dava açıldığı belirtilmektedir.
Bu durumda öncelikle, davanın, tahakkuk ettirilen vergilerin kaldırılması istemiyle mi yoksa 213 sayılı Kanun'un vergi hatalarının düzeltilmesine ilişkin hükümleri uyarınca yapılan başvuruların reddi üzerine bu işlemlerin iptali istemiyle mi açıldığının netleştirilmesi gerekmektedir.
Sonrasında ise davanın süresinde açılıp açılmadığı, ortada 213 sayılı Kanun'un vergi hatalarının düzeltilmesine ilişkin hükümleri kapsamında yapılmış bir başvuru var ise bu başvurunun hangi taleple yapıldığı, kanuni şartların gerçekleşip gerçekleşmediği, vergi hatası kapsamında ödenen bir tutar yok ise bu usulün işletilip işletilemeyeceği, 01/01/2019 tarihinde tahakkuk ettirilen emlak vergileri ile taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı paylarının kaldırılması istemiyle tahakkuk tarihinden önce anılan hükümler kapsamında başvuruda bulunulup bulunulamayacağı hususlarının araştırılması gerekmektedir.
Tüm bu araştırma ve incelemelerden sonra işin esasına geçilirse de tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüştürülen yerlerde 6360 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Kanun'da belirtilen süre zarfında emlak vergisi tarh ve tahakkuk etmesine rağmen, tahsil edilmeyeceği ve mükellefiyete ilişkin yükümlülüklerin devam edeceği hususu göz önünde bulundurulmak suretiyle yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
Daire, bu gerekçeyle Vergi Dava Dairesi kararını bozmuştur.
… Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararı:
Emlak vergisi her yıl bütçe yılının başından itibaren o yıl için tahakkuk etmiş sayılacağından, tahakkuk ettirilen emlak vergilerine karşı mükellefler tarafından otuz gün içerisinde dava açılabileceği gibi otuz günlük dava açma süresinin geçirilmesi halinde ancak vergilendirme işleminde hata bulunduğu ileri sürülerek vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayan beş yıllık düzeltme zamanaşımı süresi içinde vergi hatalarının düzeltilmesine ilişkin usul işletilerek de dava açılabilecektir.
Davacı tarafından, sahibi olduğu taşınmazlara ilişkin olarak 2014 ila 2018 yılları için tahakkuk ettirilen ve ödenen emlak vergileri, taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payları, vergi cezaları, gecikme zamları ve gecikme cezaları ile bu yıllara ilişkin olarak yapılandırılan ve ödenmeyen vergilerin, gecikme zamlarının ve cezalarının kaldırılması ve 2019 yılı için emlak vergisi tahakkuku yapılmaması istemiyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun vergi hatalarının düzeltilmesine ilişkin hükümleri uyarınca yapılan düzeltme ve şikâyet başvurularının reddi üzerine şikâyet başvurusunun reddine dair işlemin iptali ile 2019 yılı için tahakkuk ettirilen 691.935,40 TL tutarındaki emlak vergileri ile taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı paylarının kaldırılması istemiyle 14/01/2019 tarihinde dava açılmıştır.
... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, 2019 yılı için tahakkuk ettirilen emlak vergileri ile taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı paylarına karşı (süresinde) ilk defa dava açılmış olduğu göz ardı edilerek davanın yalnızca 2018 yılının Aralık ayında yapılan şikâyet başvurusunun reddine dair işleme karşı açıldığı kabul edilmiştir. Bu kabulden hareketle dava konusu işlemin 2014 ila 2018 yılları için tahakkuk ettirilen emlak vergileri ve fer'ilerine ilişkin kısmına ayrı, 2019 yılı için henüz tahakkuk ettirilmemiş emlak vergisine ilişkin kısmına ayrı olmak üzere iki dava açılması gerektiğinden bahisle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Anılan karar ilgi kurularak 27/02/2019 tarihinde açılan davada, 2019 yılı için tahakkuk ettirilen emlak vergileri ile taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı paylarının kaldırılmasının ve 6360 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin (15) numaralı fıkrası uyarınca emlak vergisinden muaf tutulmalarına karar verilmesinin istenilmesi üzerine ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun bulunmadığı gerekçesiyle bu davaya ilişkin dilekçe de reddedilmiştir.
Nihayetinde, 02/04/2019 tarihinde mahkeme kayıtlarına giren dilekçe ile açılan işbu davada, 2019 yılı için tahakkuk ettirilen emlak vergileri ile taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı paylarının kaldırılması istenilmiştir. Dava dilekçesinde yer alan, "Müracaat tarihi: 06/11/2018 (Düzeltme Talebimiz) - 10/12/2018 (şikâyet Talebimiz)" ibarelerinin bulunduğu kısım ile 14/01/2019 tarihli ilk dava dilekçesinde yer alan 2014 ila 2018 yılları için tahakkuk ettirilen emlak vergilerinin kaldırılmasına ilişkin yapılan düzeltme-şikâyet başvurularına ait tarihler ve ifadelerin, huzurdaki davanın 2019 yılı için tahakkuk ettirilen emlak vergileri ile taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı paylarının kaldırılması istemine ilişkin olduğu gerçeğini değiştirmeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Dolayısıyla, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu uyarınca 01/01/2019 tarihinde tahakkuk etmiş sayılan emlak vergileri ile taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı paylarına karşı 14/01/2019 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.
Diğer taraftan, 1319 sayılı Kanun'un "Usul hükümleri" başlıklı 37. maddesinde, bu Kanun hükümleri saklı kalmak şartıyla, bu Kanun'a göre "alınacak" vergiler hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanacağı belirtilmiştir.
Bu durumda, "alınma" ibaresi kanun koyucu tarafından tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerini kapsar şekilde geniş anlamıyla kullanıldığından, 6360 sayılı Kanun'da yer alan "alınmaz" ibaresinin de aynı anlamda, yani tarh, tahakkuk ve tahsili kapsar şekilde kullanılmış olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu nedenle, bozma kararındaki, tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüştürülen yerlerde 6360 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Kanun'da belirtilen süre zarfında emlak vergisi tarh ve tahakkuk etmesine rağmen, tahsil edilmeyeceği ve mükellefiyete ilişkin yükümlülüklerin devam edeceği yolundaki değerlendirmeye iştirak edilmemiştir.
Vergi Dava Dairesi bu gerekçeyle ısrar etmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davanın süresinde açılmadığı, ısrar kararının öncelikle bu gerekçeyle bozulması gerektiği; diğer taraftan, 6360 sayılı Kanun ile Kanun'un yürürlük tarihinden itibaren Emlak Vergisi Kanunu'na göre alınması gereken emlak vergisinin alınmaması yönünde düzenleme yapıldığı, bu düzenlemeyle kanun koyucunun, Kanun'un yürürlük tarihinden sonra yapılacak yerel seçimlerden sonra köy tüzel kişiliğini kaybederek mahalleye dönüşecek yerlerden emlak vergisi alınmaya başlanacağını öngördüğü, aksi takdirde köy tüzel kişiliğini haiz bu yerler için mücavir alan ve belediye sınırları içinde 2013 yılında yüzde yüz artırımlı vergi ödenmesi gerekirken, 2014 yılı mahalli idareler seçimiyle birlikte mahalleye dönüşmüşken vergi muafiyeti kazanılacağı, kanun koyucunun amacının bu olmadığı, kaldı ki muafiyet hükmünün daha sonra ilga edildiği, dolayısıyla dava konusu tahakkuklarda hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında ısrar kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan ısrar kararı, aynı hukuksal nedenler ve gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek durumda görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- Davalının temyiz isteminin REDDİNE,
2- … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının ONANMASINA,
3- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
07/06/2023 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
X - KARŞI OY:
Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Dokuzuncu Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.