T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1789
Karar No : 2023/1316
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 29/11/2021 tarih ve E:2017/4526, K:2021/4158 sayılı kararının, davacı tarafından esas yönünden, davalı idare tarafından vekalet ücreti yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı bulunduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 29/11/2021 tarih ve E:2017/4526, K:2021/4158 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 231. maddesinin 5. fıkrası uyarınca hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve anılan kararın, itiraz edilmediğinden 30/09/2021 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları ve davacının kendi beyanları yönünden, davacının, üniversite döneminde örgüte ait evlerde kaldığına, örgütün kariyer görüşmelerine katıldığına, örgütün hakimlik-savcılık sınavı çalışma evlerinde sınavlara hazırlandığına, örgüte ait mülakat evlerinde kaldığına, örgütün toplantılarına katıldığına ve diğer hususlara yönelik tanık ifadeleri ile üniversite sınavlarına hazırlık döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine, üniversite döneminde örgüte ait evlerde kaldığına, örgütün hakimlik-savcılık sınavı çalışma evlerinde sınavlara hazırlandığına, örgütün sohbetlerine katıldığına yönelik kendi beyanlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının tanık ifadelerine karşı beyanlarına itibar edilmeyerek, FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; davalı idare lehine ise vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, 2802 sayılı Kanun'da, Anayasa'da ve AİHS'de düzenlenen hukuki güvencelerin hiçbirisinin uygulanmadığı; hiçbir bilgi ve belge paylaşımı yapılmadan, savunması alınmadan dava konusu işlemin tesis edildiği; FETÖ/PDY isimli yapıyla irtibat-iltisak halinde olma kavramının ne olduğuna dair açıklık olmadığı; hangi eylemlerin bu kapsamda sayılacağına ilişkin çerçeve çizilmediği, bunun takdirinin idareye bırakıldığı; davalı idarenin iptale konu işlemde, şahsileştirme yapmadığı, somut isnatlar ortaya koymadan genel ifadeler kullandığı; sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair somut bir tespit bulunmadığı ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, yasal cevap süreleri içerisinde savunma dilekçelerini ve Danıştay Savcısının görüşüne karşı da süresi içerisinde cevap dilekçelerini dosyaya sundukları; sözü edilen hukuki yardımın vekil aracılığıyla gerçekleştirildiği; dolayısıyla, karar tarihinde yürürlükte bulunan Tarife uyarınca lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, hükmedilmemiş olması nedeniyle anılan kararın vekalet ücretine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın esası yönünden usul ve hukuka uygun bulunduğu ve davacının temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu yönüyle bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin reddi ile Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmının onanmasına, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Davacının temyiz talebi yönünden;
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Beşinci Dairesi kararı esası yönünden, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın esastan bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davalının vekalet ücretine ilişkin temyiz talebi yönünden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiştir.
Temyize konu kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan 2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin İkinci Kısmının İkinci Bölümünün 20. sırasında, Danıştayda ilk derecede görülen duruşmasız davalar için 3.600,00-TL vekalet ücreti belirlenmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davalı Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından, vekil imzasıyla yasal süresi içerisinde dosyaya savunma dilekçelerinin ve Danıştay Savcısının görüşüne ilişkin cevap dilekçesinin sunulduğu anlaşıldığından, anılan idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekmekte iken, hükmedilmemesine ilişkin Daire kararının bu kısmında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine yönelik söz konusu eksikliğin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, temyize konu kararın hüküm fıkrasının, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ve 2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10. maddesinin 4. fıkrası, 15. maddesinin 1. fıkrası ile İkinci Kısmının İkinci Bölümü uyarınca; "Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 3.600,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine yönelik Danıştay Beşinci Dairesinin 29/11/2021 tarih ve E:2017/4526, K:2021/4158 sayılı kararının, hüküm fıkrasına "Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 3.600,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" ibaresi eklenerek DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3.Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 08/06/2023 tarihinde, esas yönünden oybirliği, vekalet ücreti yönünden oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu kararı ile davanın reddine karar verilmiş, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde, avukatlık ücretinin yargılama giderlerine dahil olduğu, 326. maddesinde ise, avukatlık ücretinin de aralarında bulunduğu yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği hükümleri yer almıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davanın ret kararı ile sonuçlandığı, davacıya ait dava dilekçesinin 20/03/2018 tarihinde davalı idareye tebliğ edildiği, davalı idare vekilince yasal cevap süresi içerisinde savunma süresinin 30 gün uzatılmasının talep edildiği, Danıştay Beşinci Dairesinin 05/04/2018 tarih ve E:2017/4526 sayılı kararı ile bu talebin kabul edildiği; bunun üzerine davalı idare vekilince süresi içerisinde 18/05/2018 tarihinde 1. savunma dilekçesinin dosyaya sunulduğu; savunmaya cevap dilekçesinin ise, 26/09/2018 tarihinde davalı idareye tebliğ edildiği ve yine süresi içerisinde 26/10/2018 tarihinde 2. savunma dilekçesinin davalı idare vekilince dosyaya sunulduğu görüldüğünden, anılan idarenin vekalet ücretine hak kazandığı, kararda lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde yukarıda aktarılan mevzuata ve hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Ayrıca, yargılama giderlerinden olan vekalet ücreti hakkında esas hükümle birlikte karar verilmesi, bu haliyle vekalet ücretine de esas hakkında kararı veren Dairece hükmedilmesi gerekmektedir.
Her ne kadar 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde temyiz incelemesinde Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiş ise de, vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu konuda hüküm kurulmamış olmasının maddi hata kapsamında değerlendirilebilecek bir husus olmadığı, Daire kararının davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi yönünden bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.