T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1827
Karar No : 2023/430
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR):
1- … Derneği
2- … Derneği
...
12- … Birliği
13- … Odası
VEKİLLERİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Kurumu
VEKİLİ: Av. …
DAVALI YANINDA MÜDAHİL: … Elektrik Üretim A.Ş.
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 23/02/2022 tarih ve E:2020/3256, K:2022/646 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Hatay ili, Erzin ilçesi sınırları içerisinde kurulacak olan Doğalgaz Termik Kombine Çevrim Santrali için ... Elektrik Üretim Anonim Şirketine (... Elektrik Üretim A.Ş.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun (Kurul) … tarih ve .. sayılı kararıyla verilen … tarih ve … sayılı üretim lisansının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 23/02/2022 tarih ve E:2020/3256, K:2022/646 sayılı kararıyla;
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/03/2020 tarih ve E:2019/2336, K:2020/697 sayılı eksik inceleme gerekçesine dayanan bozma kararına uyularak,
Dairelerinin 30/03/2021 tarihli ara kararıyla, davalı idare ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndan, "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında alınan ÇED kararlarının verilmesinden sonra ve/veya lisans verme aşamasında, çok sayıda elektrik üretim santralinin kurulduğu ve kurulacağı belirtilen uyuşmazlığa konu Adana, Mersin ve Hatay bölgesinde, bu santrallerin konumları ile yakıt türleri ve bölge bir bütün olarak göz önüne alınmak suretiyle, dava konusu tesis ile aynı şehir veya coğrafi bölgede lisans verilen ya da ön lisans aşamasına gelen diğer santrallerin bölgeye bir bütün olarak etkilerinin değerlendirildiği kümülatif etki çalışması yapılıp yapılmadığının ve bu konuda alınan bir kararın bulunup bulunmadığının sorularak, bu hususlara ilişkin tüm bilgi ve belgelerin aslı veya onaylı örnekleri" istenilmiş;
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ara kararına verilen cevaptan, dava konusu lisansa bağlı ÇED sürecinde, tesis etki alanında faaliyette olan, inşaatı devam eden ve/veya "ÇED Olumlu Kararı" alan projeler dikkate alınarak mevcut çevresel unsurlar, çevreyi etkileyebilecek olası sorunlar, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi gibi konuların kümülatif olarak birlikte değerlendirildiğinin anlaşıldığı,
Dairelerinin E:2020/2994 sayılı dosyasında verilen 30/03/2021 tarihli ara kararına EPDK tarafından verilen … tarih ve … sayılı cevapta; Adana, Mersin, Hatay ve Osmaniye ilinde yer alan termik santrallere verilen lisanslara ilişkin dava açılan termik santral projelerine ait lisansların büyük bölümünün sona erdirildiği, iptal edildiği veya lisans başvurularının reddedildiğinin bildirildiği, buna göre, dava dilekçesinde de bir kısmı belirtilen 32 adet termik santrale ilişkin olarak 5 (beş) adet başvurudan başvuruda bulunan tüzel kişiler tarafından vazgeçildiğinin, 9 (dokuz) adedinin başvurusunun reddedildiğinin, 12 (oniki) adedinin önlisansı/lisansının sona erdirildiğinin, 2 (iki) adedine verilen lisansın sona erdirilerek aynı tesis için başka bir tüzel kişiye lisans verildiğinin ve 4 (dört) adet lisansın ise yürürlükte olduğunun, dolayısıyla davacıların bölgesel kümülatif etki değerlendirmesi talebine neden olan durumun (aynı bölgede aynı dönemde çok sayıda termik santral için lisans verilmesinin) büyük ölçüde ortadan kalktığının anlaşıldığı,
Mezkûr yazı ekindeki tabloda yer alan dava konusu lisans dışında yürürlükte olan lisanslara ilişkin bilgiler incelendiğinde, … tarih ve … numaralı lisansa ilişkin tesisin İskenderun/Hatay'da, … tarih ve … numaralı lisansa ilişkin tesisin Tufanbeyli/Adana'da, … tarih ve … numaralı lisansa ilişkin (… tarih ve … numaralı otoprodüktör lisansı, 6446 sayılı Kanun'un Geçici 7. maddesi uyarınca üretim lisansına dönüşmüş olan) tesisin İskenderun/Hatay'da, … tarih ve … numaralı lisansa ilişkin tesisin Gülnar/Mersin'de, önceki lisans sonlandırılarak aynı tesis için başka bir şirkete yeni bir lisans numarası verilen … tarih ve … numaralı lisansa ilişkin tesisin ise Akdeniz/Mersin'de bulunduğunun, dava konusu üretim lisansı verilen tesisin bulunduğu Erzin'de ise başka bir üretim tesisinin bulunmadığının görüldüğü,
Niteliği gereği kümülatif etki değerlendirmesinin dava konusu 07/05/2009 tarihli üretim lisansına konu Erzin'de bulunan tesis ile ondan önce lisans verilen tesisler dikkate alınarak yapılması gerektiği, bölgede daha önce lisans verilen yalnızca 3 tesis bulunmakta olup, bunların da oldukça uzakta olduğunun anlaşıldığı,
Dava konusu lisansa dair ÇED sürecinde, tesis etki alanında faaliyette olan, inşaatı devam eden ve/veya "ÇED Olumlu Kararı" alan projeler dikkate alınarak mevcut çevresel unsurlar, çevreyi etkileyebilecek olası sorunlar, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi gibi konuların kümülatif olarak birlikte değerlendirildiği, davacıların bölgesel kümülatif etki değerlendirmesi talebine neden olan, aynı bölgede çok sayıda elektrik üretim tesisi için lisans verilmesine ilişkin durumun zaman içerisinde büyük ölçüde ortadan kalktığı, hâlihazırda yürürlükte olduğu anlaşılan lisanslara konu altı tesisin ise birbirine hayli uzakta olduğu, yürürlükte olan lisansların bazılarının (… ve … numaralı lisanslar) ise dava konusu lisanstan daha sonraki bir tarihte verildiği anlaşılmakta olup, bu iki lisansa konu tesis bakımından kümülatif etki değerlendirmesi yapılmasına gerek olmadığı, dava konusu tesis bakımından kümülatif etki değerlendirmesinin ancak kendinden önce lisans verilen tesisler nazara alınarak yapılması gerektiği,
Lisansa konu tesisin 12/04/2014 tarihinden beri faaliyette olduğu, 03/03/2015 tarihinden itibaren Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Sürekli Emisyon Ölçüm Sistemine online olarak bağlı bulunduğu, 03/07/2009 tarih ve 27277 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği" kapsamında ayrıca dönemsel ölçümler yapıldığı, bunun yanında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yayımladığı "Sektörel Atık Kılavuzları Termik Santraller" içerisinde "4.2 Atık Oluşum Kaynakları" başlığı altında, doğal gaz yakan kombine çevrim santrallerinde (Dava konusu üretim lisansına konu üretim tesisi bunlardandır.), kömür yakan tesislerde olduğu gibi kül, cüruf, alçıtaşı vb. proses atığı oluşmadığının belirtildiği,
Öte yandan, Elektrik Piyasası Kanunu, Çevre Kanunu, Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği ve ilgili diğer mevzuat kapsamında tesis hakkındaki denetimin sürdürüldüğü, bu bağlamda lisansın verdiği haklar dışına çıkılarak veya ÇED raporlarından ve elektrik piyasası mevzuatından kaynaklanan yükümlülükler ihlâl edilerek faaliyette bulunulduğunun tespiti hâlinde lisans sahipleri ve üretim tesisleri hakkında (faaliyetin durdurulması ve hatta lisans iptali dâhil olmak üzere) çeşitli yaptırımlar uygulanabileceğinin de açık olduğu, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacılar tarafından, temyize konu Daire kararının Anayasa'ya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine açıkça aykırı olduğu, çevresel tehditler karşısında devletlerin kirliliği önlemek konusunda pozitif yükümlülüğünün bulunduğu, kümülatif etki çalışması-bütüncül değerlendirme yapılmaksızın, sağlık etki değerlendirme raporu alınmaksızın termik ve diğer kirletici yok edici tesislerin işgaline yol açacak kararlar verilmesinin, halkın yaşama hakkının ihlali sonucunu doğuracağı, hukuki tedbirlerin alınmamasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesiyle güvence altına alınan haklardan yaşama hakkı, özel hayatın ve aile hayatının korunması, etkili başvuru hakkı, ayırımcılık yasağı ve mülkiyet hakkını ihlal edeceği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır, davalı idare yanında müdahil ... Elektrik Üretim A.Ş. tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ: Kurulumuzun 12/03/2020 tarih ve E:2019/2336, K:2020/697 sayılı kararı ile "dava konusu üretim lisansının, kümülatif etki çalışması süreci sonucunda verilmesi gereken bir ÇED Kararına dayanıp dayanmadığı hususu hukuken açıklığa kavuşturulmaksızın, eksik inceleme ile verilen Daire kararında hukuka uygunluk bulunmadığı" gerekçesiyle Danıştay Onüçüncü Dairesinin ilk kararının bozulduğu, bozma üzerine verilen ara kararı cevabından, dava konusu işlemin, bir kümülatif etki çalışması süreci sonucunda verilmesi gereken bir ÇED Kararına dayanmadığı hususunun sabit olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, davacıların temyiz istemlerinin kabulü ile davanın reddi yolunda verilen Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacıların duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 23/02/2022 tarih ve E:2020/3256, K:2022/646 sayılı kararının ONANMASINA,
3. … TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacılara iadesine,
4. Kesin olarak, 09/03/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- Dava, Hatay ili, Erzin ilçesi sınırları içinde, ... Elektrik Üretim A.Ş.'ye, 900 MGW Doğalgaz Termik Kombine Çevrim Santrali için üretim lisansı verilmesine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; Hatay ili, Erzin ilçesi sınırları içinde, ... Elektrik Üretim A.Ş. tarafından gerçekleştirilecek Erzin Doğalgaz Termik Kombine Çevrim Santrali projesi hakkında … tarih ve … sayılı "ÇED Olumlu Belgesi"nin verildiği, buna karşı açılan davada, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… sayılı kararıyla; keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak ve bilirkişilerce hazırlanan rapora itibar edilmek suretiyle, davaya konu proje raporunda, yapılması planlanan tesisin yeraltı suyu, deniz, hava, proje alanındaki fauna ve flora üzerindeki olumsuz etkilerinin önlenmesi ve jeofizik açıdan incelemenin yeterli olmayıp eksik hazırlandığı gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verildiği, daha sonra uyuşmazlığın esasında da aynı gerekçeyle … tarih ve K:… sayılı
iptal kararı verildiği, bunun üzerine, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca, söz konusu yargı kararında belirtilen aykırılıklar giderilerek, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 2009/7 sayılı Genelgesine istinaden yeniden hazırlanan ÇED Raporu uyarınca … tarih ve … sayılı "ÇED Olumlu Belgesi"nin verildiğinin belirtildiği, bu belgeye karşı açılmış bir dava bulunmadığı, ancak, Hatay İdare Mahkemesinin iptal kararının, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 18/06/2015 tarih ve E:2014/4055, K:2015/5456 sayılı kararı ile; İdare Mahkemesince, İstanbul Üniversitesi Çevre ve Jeofizik Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetiyle mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak hazırlanan rapordaki görüşler doğrultusunda dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, ancak, aralarında Çevre Mühendisi, İnşaat Mühendisi, Deprem Mühendisi, Jeofizik Mühendisi, Makina Mühendisi, Ziraat Mühendisi ve Biyolog olmak üzere, gerekirse başka dallarda da öğretim görevlileri seçilerek oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulduğu; öte yandan, Adana ili, Ceyhan ilçesinde kurulacak termik-konvansiyonel üretim tesisinde 49 yıl süreyle üretim faaliyeti göstermek üzere, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile … Madencilik ve Elektrik Üretim Sanayi Ticaret A.Ş.'ye verilen … tarih ve … sayılı üretim lisansının iptali istemiyle Danıştay Onüçüncü Dairesinin E:2011/4515 sayısına ve Hatay ili, İskenderun ilçesinde kurulacak üretim tesisinde 49 yıl süreyle üretim faaliyeti göstermek üzere, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile … Enerji Üretim A.Ş.'ye verilen … tarih ve … sayılı üretim lisansının iptali istemiyle Danıştay Onüçüncü Dairesinin E:2011/4517 sayısına kayıtlı olarak açılan davalarda, anılan Dairece verilen, "yürütmenin durdurulması isteminin reddi" yolundaki kararların, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/03/2013 tarih ve YD İtiraz No:2013/20 ve 21/01/2013 tarih ve YD İtiraz No:2012/941 sayılı kararları ile; Dairece yürütmeyi durdurma isteminin reddine karar verilmeden önce, ara kararları ile davalı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığından, ÇED raporlarının hazırlanması, sonuçlandırılması ve ÇED kararlarının verilmesi aşamasında, aynı şehir veya coğrafi bölgede kurulan ya da kurulacak olan termik santrallerin yer ve konumu ile yakıt türleri, daha önce verilen ÇED kararları ve raporları dikkate alınarak santrallerin ve bölgenin bir bütün olarak değerlendirilmesi suretiyle, santrallerin bölgesel bazda çevreye olan etkilerinin neler olacağı konusunda bir değerlendirme yapılıp yapılmadığının ve bu konuda alınan bir kararın bulunup bulunmadığının sorularak, bu hususlara ilişkin bilgi ve belgelerin istenildiği, Bakanlıkça verilen cevapta; ÇED olumlu kararı verilen santrallerin belirtildiği, ÇED Raporunun incelenmesiyle ilgili olarak yapılan çalışmaların, inceleme ve değerlendirilmelerin açıklandığı, başvurusu yapılan projeler hakkında kümülatif etki çalışmasının da istenildiğinin belirtildiği, davacıların en önemli iddialarından birinin, Adana, Mersin ve Hatay'da çok sayıda elektrik üretim santrali kurulduğu ve kurulacağı, bu durumun çevreye yönelik ciddi olumsuz etkilerinin olduğu ve Anayasa'nın 56. maddesi ile 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 2., 3. ve 8. madde hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, bu santrallerin kurulmasına izin veren idari işlemlerin yargısal denetiminde, salt idarelerin açıklamalarıyla sınırlı kalınması halinde, yeterli yargısal denetimin yapılamayacağı, santrallerin çevreye yönelik olası olumsuz etkileri konusundaki endişelerin giderilemeyeceği sonucuna varıldığı, bu itibarla, ara kararlarına verilen cevaplarda belirtilen belgelerin, dava konusu işlemin dayanağı ÇED Olumlu Kararının, projeyle ilgili kümülatif etki çalışmasının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile davalı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'ndan istenilerek ve bu konularla ilgili, gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırıldıktan sonra, inceleme ve değerlendirme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle itirazların kabul edilerek, yürütmenin durdurulması istemleri hakkında Dairece yeniden karar verilmek üzere Daire kararlarının kaldırılmasına karar verildiği; Danıştay Onüçüncü Dairesinin E:2011/4515 ve E:2011/4517 sayısına kayıtlı olarak açılan davalarda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilmiş olan itiraz kabul kararlarının gerekçesine uygun olarak Dairece verilen ara kararları ile davalı idareden ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığından; Dairelerinin 17/12/2012 tarih ve E:2012/1154 sayılı ara kararında Çevresel Etki Değerlemesi Yönetmeliği uyarınca alınması gereken ÇED kararı için başvuru yapan tüzel kişilerin başvurularının değerlendirilmesi, ÇED raporlarının hazırlanması, sonuçlandırılması ve ÇED kararlarının verilmesi aşamasında, aynı şehir veya coğrafi bölgede kurulan ya da kurulacak olan termik santrallerin yer ve konumu ile yakıt türleri ile daha önce verilen ÇED kararları ve raporları dikkate alınarak santrallerin ve bölgenin bir bütün olarak değerlendirilmesi suretiyle, santrallerin bölgesel bazda çevreye olan etkilerinin neler olacağı konusunda bir değerlendirme (Doğu Akdeniz Bölgesinde kurulan veya kurulacak santraller için yapılan başvurular dahil) yapılıp yapılmadığının ve bu konuda alınan bir kararın bulunup bulunmadığının sorulduğu, anılan ara kararına Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü tarafından verilen 13/03/2013 tarihli cevapta, "...Bakanlığımıza başvuru yapılan projeler hakkında kümülatif etki çalışması da istenilmektedir." ifadesine yer verildiği görülmekte olup, Bakanlık tarafından istenilen kümülatif etki çalışmasının kapsamı ve niteliğinin, uyuşmazlık konusu üretim tesisi için Çevresel Etki Değerlemesi (ÇED) Yönetmeliği kapsamında değerlendirme yapılırken kümülatif etki değerlendirmesinin yapılıp yapılmadığının, bu kümülatif etki değerlendirmesinin kapsamının, ne şekilde yapıldığının ve hangi bölgeleri içerdiğinin, özellikle davacıların iddialarına konu olan Adana, Mersin ve Hatay Bölgesini içerisine alan bir kümülatif etki değerlendirmesinin yapılıp yapılmadığının sorularak, bu konuya ilişkin bütün bilgi ve belgelerin istenildiği; söz konusu ara kararına Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca verilen cevapta; ÇED Yönetmeliği kapsamında alınan ÇED kararlarının verilmesinden sonra ve/veya lisans verme aşamasında, aynı şehir veya coğrafi bölgede birden fazla santralin kurulmasının söz konusu olduğu hallerde, bu santrallerin yer ve konumu ile yakıt türleri ve bölge bazında çevreye olan etkileri dikkate alınarak kümülatif etki çalışması yapılmadığının, ancak ÇED Yönetmeliği'ne tabi termik santral projeleri için Yönetmelik hükümlerine göre oluşturulan inceleme değerlendirme komisyonu tarafından belirlenen ÇED Raporu Özel Formatına göre hazırlanan ÇED Raporu Bölüm IV-Proje Kapsamında Etkilenecek Alanın Belirlenmesi ve Bu Alan İçindeki Mevcut Çevresel Özelliklerin Açıklanmasının istendiği, Projenin İşletme Aşamasındaki Faaliyetler, Fiziksel ve Biyolojik Çevre Üzerine Etkileri ve Alınacak Önlemler başlığı altında yer alan "Bölgenin mevcut kirlilik yükü (hava, su, toprak) dikkate alınarak kümülatif etkilerin değerlendirilmesi" sorusu ile çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi konularındaki bilgilerin ÇED Raporunda yer almasının sağlandığının belirtildiği; daha sonra, ara kararı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığından; ESMAP (Enerji Sektörü Yönetim Yardım Programı) fonları ile desteklenen “Türkiye Su Havzaları Yönetimi–P129244” başlıklı Dünya Bankası Analitik ve İstişari Çalışmasının “Kümülatif Çevresel Etki Değerlendirme (KÇED) Teknik Yardım Çalışması” başlıklı 2. Bileşeni kapsamında hazırlanan ve Haziran 2012’de Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ÇED, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğüne sunulan “Kümülatif Çevresel Etki Değerlendirme Danışma Notu”nun bir ekini oluşturan "Türkiye'deki Hidroelektrik Santralleri İçin Örnek Kümülatif Çevresel Etki Değerlendirmesi Kılavuzu"na benzer şekilde, Türkiye'deki termik santrallerin kümülatif çevresel etki değerlendirmesine yönelik bir çalışma yapılıp yapılmadığının sorularak konuya ilişkin bilgi ve belgelerin istendiği; verilen cevapta; benzer bir kılavuzun bulunmadığının, hava kalitesinin kümülatif etkilerinin değerlendirilmesinin, modellemenin tanımı, tarifi, kapsamı gibi hususları içeren ve 03/07/2009 tarih ve 27277 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olan Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği'ne göre yapıldığının belirtildiği; termik santraller açısından kümülatif çevresel etki değerlendirmesiyle ilgili olarak ülkemiz açısından bağlayıcılığı olan uluslararası mevzuata ait dokümanların ve uluslararası mevzuat uygulamalarına ilişkin bilgi ve belgelerin istenilmesi üzerine verilen cevapta; termik santral projelerine ilişkin ÇED sürecinde, ulusal mevzuatın yanısıra taraf olunan uluslararası sözleşmelerin de dikkate alındığının belirtildiği; 03/10/2013 günlü, 28784 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği EK-3'te "Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatı"nda yer verilen "Projenin; a)Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi" çerçevesinde, projelerin inşaat ve işletme aşamasında çevresel etkileri ve alınacak önlemler bakımından kümülatif etkilerinin belirlenmesinin hangi kriterlere göre, nasıl belirlendiğinin sorularak, konuya ilişkin bilgi ve belgelerin istenilmesi ile ilgili soruya verilen cevapta; Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği'nin Ek-2.b.1 maddesi uyarınca, emisyonların merkezinden itibaren SKHKKY Ek-4’te verilen esaslara göre tespit edilmiş baca yüksekliklerinin 50 katı yarıçapa sahip alanın, tesis etki alanı olarak belirlendiğinin, tesis etki alanı içerisindeki, ÇED başvurusu yapan projelerden önce işletmeye geçmiş, inşaatı devam eden veya ÇED Olumlu Kararı almış projelerin dikkate alınarak kümülatif çalışma istendiğinin, her bir ÇED raporunda, kendinden önce işletmeye geçmiş, inşaatı devam eden ve/veya ÇED Olumlu Kararı almış projelerin mevcut durum olarak değerlendirildiğinin ve bunun üzerine planlanan proje ilave edilerek kümülatif değerlendirme çalışmasının tamamlandığının belirtildiği; son olarak, ara kararı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndan; 12/09/2013 tarihli ÇED Olumlu Kararının alınması sürecinde hazırlanan raporda, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı iptal kararına esas alınan bilirkişi raporlarında ayrıntıları ile onbeş madde olarak belirlenen sakınca ve eksikliklerin giderilip giderilmediğinin sorularak konuya ilişkin ayrıntılı açıklamanın ve ilgili tüm bilgi ve belgelerin istenilmesi üzerine verilen cevapta; söz konusu eksikliklerin giderildiğinin belirtildiği, bunun üzerine Dairece yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verildiği; karara davacılar tarafından yapılan itiraz üzerine Kurulumuzun 04/02/2016 tarih ve YD İtiraz No:2016/168 sayılı kararıyla, dava konusu üretim lisansının, söz konusu lisansa konu tesis ile aynı şehir veya coğrafi bölgede kurulan ya da kurulacak olan diğer santrallerin bölgeye bir bütün olarak etkilerinin değerlendirildiği bir kümülatif etki çalışması süreci sonucunda verilmesi gereken bir ÇED Kararına dayanıp dayanmadığı hususu hukuken açıklığa kavuşturulmaksızın verilen Daire kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle davacıların itirazının kabul edildiği, bu kez Dairece, "Ülkemizde termik santrallerin, kurulduğu bölge ya da çevre üzerinde oluşturduğu hava kirlenmeleri sebebiyle ortaya çıkan etkilerini "kümülatif etki değerlendirmesi" adı altında düzenleyen doğrudan bağlayıcı nitelikte ulusal veya uluslarasası herhangi bir kural bulunmamaktadır.
Bu konuda sanayi ve enerji üretim tesislerinin faaliyeti sonucu atmosfere yayılan is, duman, toz, gaz, buhar ve aerosol halindeki emisyonları kontrol altına almak; insanı ve çevresini hava alıcı ortamındaki kirlenmelerden doğacak tehlikelerden korumaya; hava kirlenmeleri sebebiyle çevrede ortaya çıkan umuma ve komşuluk münasebetlerine önemli zararlar veren olumsuz etkileri gidermeye ve bu etkilerin ortaya çıkmasını engellemeye ilişkin usul ve esasları belirleyen ve 03/07/2009 tarih ve 27277 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği" bulunmaktadır... davaya konu üretim lisansının verilebilmesi için; 03/07/2009 tarih ve 27277 sayılı "Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği" kapsamında belirlenen tesis etki alanının ötesinde, kurulan ya da kurulacak santrallerin de dikkate alınarak bölgenin bir bütün olarak değerlendirileceği kümülatif etki değerlendirmesi yapılmış olmasının aranması hukuki güvenlik ilkesinin bir gereği olan "belirlilik" ve "öngörülebilirlik ilkesi" karşısında mümkün değildir." gerekçesiyle yürütmenin durdurulması isteminin tekrar reddedildiği, karara davacılar tarafından yapılan itiraz üzerine Kurulumuzun 29/03/2018 tarih ve YD İtiraz No:2018/120 sayılı kararıyla, "dava konusu üretim lisansının, söz konusu lisansa konu tesis ile aynı şehir veya coğrafi bölgede kurulan ya da kurulacak olan diğer santrallerin bölgeye bir bütün olarak etkilerinin değerlendirildiği bir kümülatif etki çalışması süreci sonucunda verilmesi gereken bir ÇED Kararına dayanıp dayanmadığı hususu hukuken açıklığa kavuşturulmaksızın verilen Daire kararında hukuka uygunluk bulunmadığı" gerekçesiyle itirazın kabul edildiği, ardından Danıştay Onüçüncü Dairesinin 25/12/2018 tarih ve E:2012/1154, K:2018/4374 sayılı kararıyla davanın reddi yönünde verilen hükmün Kurulumuzun 12/03/2020 tarih ve E:2019/2336, K:2020/697 sayılı kararı ile "dava konusu üretim lisansının, kümülatif etki çalışması süreci sonucunda verilmesi gereken bir ÇED Kararına dayanıp dayanmadığı hususu hukuken açıklığa kavuşturulmaksızın, eksik inceleme ile verilen Daire kararında hukuka uygunluk bulunmadığı" gerekçesiyle bozulduğu, bozma üzerine temyizen incelenen kararın verildiği anlaşılmaktadır.
Kurulumuzun E:2019/2336, K:2020/697 sayılı bozma kararı üzerine Danıştay Onüçüncü Dairesince, "bozma kararının gereğini yerine getirmek üzere" 30/03/2021 tarih ve E:2020/3256 sayılı ara kararı verilmiş olup, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 02/06/2021 tarih ve 996992 sayılı ara kararı cevabında, "kümülatif etki çalışması yapılmadığı" beyan edilmiş, Dairece, "bozma kararına uyulduğu"na ilişkin bir ibareye de yer verilmeksizin, ilk kararda olduğu gibi yine davanın reddine karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihaî kararlarının Danıştay'da temyiz edilebileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulu'nun, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği; 2577 sayılı Kanun'un 49/4 ve 50. maddelerinde Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması hâlinde ise Danıştay dava dairelerine ısrar imkânı tanımayıp, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu kurala bağlanmıştır.
Aktarılan kanun hükümlerine göre, Danıştay dava dairelerince ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarınca bozulması hâlinde Danıştay dava dairelerine ısrar imkânı tanınmamıştır.
Bununla birlikte, dava konusu üretim lisansının, söz konusu lisansa konu tesis ile aynı şehir veya coğrafi bölgede kurulan ya da kurulacak olan diğer santrallerin bölgeye bir bütün olarak etkilerinin değerlendirildiği bir kümülatif etki çalışması süreci sonucunda verilmesi gereken bir ÇED Kararına dayanmadığı hususu sabit olmasına rağmen, temyize konu Daire kararı ile -ilk kararda olduğu gibi- davanın reddine hükmedilmiştir.
Bu itibarla, Danıştay Onüçüncü Dairesince, Kurulumuz bozma kararında yer alan gerekçe doğrultusunda inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, adil yargılama ilkesi de göz ardı edilerek, eylemli olarak ısrar niteliğinde karar verilmesinde hukuka uygunluk bulunmamıştır.
Açıklanan nedenle, davacıların temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.