T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1869
Karar No : 2023/1575
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 18/10/2021 tarih ve E:2017/918, K:2021/3122 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ/PDY irtibatlı ve iltisaklı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun …tarih ve …sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun …tarih ve …sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının hak ediş tarihlerinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte ödenmesine ve 667 sayılı KHK'nın iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 18/10/2021 tarih ve E:2017/918, K:2021/3122 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ise ciddi görülmemiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise …Bölge Adliye Mahkemesi …Ceza Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile esastan reddedildiği; ancak Yargıtay … Ceza Dairesinin …tarih ve E:…, K: …sayılı kararı ile, " ..sanığın (davacının) ByLock kullanıcısı olup olmadığının atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında; temyiz aşamasında geldiği anlaşılan ve sanığın (davacının) ByLock kullanıcısı olduğuna dair ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanakları ile S.N.B. ve S.Y.'nin teşhis ve ifade tutanaklarının CMK'nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık (davacı) ve müdafiine okunup diyecekleri sorulması ve gerektiğinde duruşmaya celp edilip tanık olarak dinlendikten sonra yargılamaya devamla bir karar verilmesi gerekirken, sanığın (davacının) ByLock kullanıcısı olduğuna dair yetersiz ByLock sorgu tutanaklarına dayanılarak eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması" gerekçesiyle …Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesi kararının bozulmasına karar verildiği ve Dairelerince UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu yargılamanın devam ettiğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen "Excel Tablosu", "ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporları", "ByLock Tespit Tutanağı" ve "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı"nda yer alan tespitlerin incelenmesinden; davacının "…" ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, hakim savcı adaylığı döneminde örgüte ait staj evlerinde kaldığına ve diğer hususlara yönelik ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının hak ediş tarihlerinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte ödenmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, savunma hakkı verilmediği, ihraç kararına dayanak olan bilgi ve belgelerin tebliğ edilmediği, yasaların geriye yürümezliği ilkesinin ihlal edildiği, geçmişte suç olmayan fiilleri nedeniyle cezalandırıldığı, OHAL KHK hükümlerinin değil 2802 sayılı Kanunun uygulanması gerektiği, 2802 sayılı Kanunda öngörülen güvencelerden yararlandırılmadığı, AİHS 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ve masumiyet karinesi ilkesinin ihlal edildiği, bir daha kamu görevinde bulunmamak üzere ihraç edilmiş olması nedeniyle AİHS'nin 8. maddesi kapsamında özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği, ihraç kararı veren üyelerin bağımsız olmadıkları, Danıştay tarafından makul sürede karar verilmediği, dava konusu işlem tarihinde ByLock ile ilgili delillerin bulunmadığı, bu durumun idare tarafından sonradan delil oluşturulduğu yönünde şüpheye sebep olduğu, ByLock tutanakları ve verileri arasında çelişki ve tutarsızlıkların bulunduğu, kesinlikle Bylock kullanmadığı,
bu delile itibar edilmemesi gerektiği, aleyhine beyanda bulunan tanıkların etkin pişmanlıktan yararlanan, tanımadığı kişiler olduğu, salt kendini kurtarma gayesi ile beyanda bulundukları, dava konusu işlemin Anayasa'nın 38. maddesine aykırı olduğu, bu işlemle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde belirtilen bağımsız mahkeme ilkesinin, masumiyet karinesinin, 8. maddesindeki özel hayata saygı hakkının, eğitim hakkının, mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olan ergin kişinin kısıtlanmasını öngören ve buna ilişkin usulü düzenleyen 407. ve 471. maddeleri, Anayasa Mahkemesinin 22/03/2023 tarih ve E:2022/105, K:2023/54 sayılı kararı ile "...kuralla, hükümlünün gerçekten korunmasını gerektiren durumların bulunup bulunmadığının araştırılıp ancak böyle bir durumun varlığı hâlinde vesayet kararı verilmesi hususunda mahkemeye takdir hakkı tanınmadığı ya da ihtiyaçları dikkate alınarak hükümlünün ergin ve ayırt etme gücünün bulunması nedeniyle vesayete göre kişinin ehliyetini daha az sınırlayan ve daha dar koruma sağlayan yasal danışmanlık ve kayyımlık atamasına imkân sağlanmadığı, dolayısıyla kuralla ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmadığı, diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olduğu, bu nedenle kuralla hükümlüye zorunlu olarak vasi atanmasının hükümlünün korunması amacı bakımından gerekli olmadığı sonucuna ulaşıldığı" gerekçesiyle iptal edilmiş, bu kararın, Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Bakılmakta olan davada, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan …Ağır Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K: …sayılı kararı ile 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararın, Yargıtay … Ceza Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile onanarak kesinleşmesi üzerine, …Sulh Hukuk Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile davacının kısıtlanmasına ve …vesayeti altına alınmasına karar verildiği ve bu kararın 23/05/2023 tarihinde kesinleştiği görülmektedir.
Başkan …, Üyeler …, …, …, …, …ve …’nun; "4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 407. ve 471. maddeleri her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiş olsa da; ortada, adli yargı yerince verilmiş ve geçerliliğini koruyan bir vesayet kararının bulunması karşısında, aynı Kanun'un 448. maddesinde yer alan, vasinin, vesayet altındaki kişiyi bütün hukuki işlemlerde temsil edeceği ve 462. maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan acele hallerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere, dava açma, sulh olma, tahkim ve konkordato yapılmasında vesayet makamının izninin gerekli olduğu kuralları uyarınca, davacının vasisinden, davacının temyiz başvurusuna icazet verilip verilmediğinin sorulmasının, buna ilişkin beyanının verilen süre içerisinde dosyaya ibraz edilmesinin istenilmesinin; davacının avukatından, davayı takip edecekse, vasi tarafından vasi sıfatıyla verilmiş vekâletnamenin aslı veya usulüne uygun düzenlenmiş örneğinin dosyaya sunulmasının istenilmesinin ve bu hususlar araştırıldıktan sonra tebligatın kime yapılacağı hususunun belirlenmesinin ardından işin esasına geçilmesi gerektiği" yolundaki ayrışık oylarına karşılık, Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararı göz önünde bulundurularak, bu aşamada vasinin icazeti için ayrıca ara kararı verilmesine gerek olmadığına oyçokluğu ile karar verilerek işin esasına geçildi;
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Diğer yandan, UYAP ortamından yapılan inceleme sonucu, Yargıtay …Ceza Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı bozma kararı üzerine yeniden yapılan yargılama neticesinde …Ağır Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl, 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın Yargıtay …Ceza Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla onanarak 21/09/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin 18/10/2021 tarih ve E:2017/918, K:2021/3122 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 05/07/2023 tarihinde usulde oyçokluğu, esasta oybirliği ile karar verildi.