T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1942
Karar No : 2023/1590
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 16/11/2021 tarih ve E:2017/5284, K:2021/3714 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ...sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ...tarih ve ...sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 16/11/2021 tarih ve E:2017/5284, K:2021/3714 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ...Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ...Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla düzeltilerek esastan reddedildiği, söz konusu istinaf kararına karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay ...Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; "...1-Somut olayda, temyiz aşamasında dosya içerisine geldiği anlaşılan; kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olduğunun kabul edildiği dikkate alınarak, ByLock Tespit Değerlendirme Tutanağının CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz belgelere dayanılarak eksik araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi, 2-Cezanın belirlenmesi ve bireyselleşmesi açısından sanığın örgütsel faaliyetleri ve hiyerarşik konumunun tespitinin gerekmesi karşısında temyiz aşamasında dosyaya geldiği anlaşılan sanığın örgütsel konumu ile ilgili beyanda bulunan K.P. ve S.Y.’nin aşama beyanlarının aslı ve onaylı suretlerinin getirtilerek, gerektiğinde mahkemede tanık olarak dinlenmelerinden sonra CMK’nın 217. maddesi uyarınca sanık ve müdafiine okunup diyeceklerinin sorulması gerektiği, kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan,,..." yönündeki gerekçeyle hükmün bozulmasına karar verildiği, bozma kararı üzerine dosyanın Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesinin ... sayılı esasına kaydedildiği ve Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu henüz bir karar verilmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen "Excel Tablosu","ByLock Tespit Tutanağı", "ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporları" ve "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı" nın birlikte incelenmesinden; davacının "..." ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, ByLock programını kulllandığına, örgüt toplantılarına katıldığına, staj döneminde örgüt evinde kaldığına ve diğer hususlara yönelik ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, meslekten ihraç kararından önce savunma hakkı verilmediği, dava konusu işlemin ceza hukuku anlamında bir ceza olduğu, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, dava konusu işlemden sonra ortaya çıkan durumların işleme gerekçe olarak gösterildiği, istihbari delillerin hükme esas alınamayacağı, kişiselleştirme yapılmadığı, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, hukuka aykırı olarak elde edilen delillerin esas alınamayacağı, ByLock deliline ilişkin bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği, dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu, suç işlediğine veya işleyeceğine dair herhangi bir delil bulunmadığı, masumiyet karinesinin ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olan ergin kişinin kısıtlanmasını öngören ve buna ilişkin usulü düzenleyen 407. ve 471. maddeleri, Anayasa Mahkemesinin E:2022/105, K:2023/54 sayılı kararı ile "...kuralla, hükümlünün gerçekten korunmasını gerektiren durumların bulunup bulunmadığının araştırılıp ancak böyle bir durumun varlığı hâlinde vesayet kararı verilmesi hususunda mahkemeye takdir hakkı tanınmadığı ya da ihtiyaçları dikkate alınarak hükümlünün ergin ve ayırt etme gücünün bulunması nedeniyle vesayete göre kişinin ehliyetini daha az sınırlayan ve daha dar koruma sağlayan yasal danışmanlık ve kayyımlık atamasına imkân sağlanmadığı, dolayısıyla kuralla ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmadığı, diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olduğu, bu nedenle kuralla hükümlüye zorunlu olarak vasi atanmasının hükümlünün korunması amacı bakımından gerekli olmadığı sonucuna ulaşıldığı" gerekçesiyle iptal edilmiş, bu kararın, Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Bakılmakta olan davada, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K: ...sayılı kararı ile 5 yıl 22 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararın, Yargıtay ...Ceza Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile onanarak kesinleşmesi üzerine, ...Sulh Hukuk Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile davacının kısıtlanmasına ve ...'ın vesayeti altına alınmasına karar verildiği ve bu kararın 13/04/2023 tarihinde kesinleştiği görülmektedir.
Başkan ..., Üyeler ..., ..., ..., ..., ...ve ...’nun; "4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 407. ve 471. maddeleri her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiş olsa da; ortada, adli yargı yerince verilmiş ve geçerliliğini koruyan bir vesayet kararının bulunması karşısında, aynı Kanun'un 448. maddesinde yer alan, vasinin, vesayet altındaki kişiyi bütün hukuki işlemlerde temsil edeceği ve 462. maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan acele hallerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere, dava açma, sulh olma, tahkim ve konkordato yapılmasında vesayet makamının izninin gerekli olduğu kuralları uyarınca, davacının vasisinden, davacının temyiz başvurusuna icazet verilip verilmediğinin sorulmasının, buna ilişkin beyanının verilen süre içerisinde dosyaya ibraz edilmesinin istenilmesinin; davacının avukatından, davayı takip edecekse, vasi tarafından vasi sıfatıyla verilmiş vekâletnamenin aslı veya usulüne uygun düzenlenmiş örneğinin dosyaya sunulmasının istenilmesinin ve bu hususlar araştırıldıktan sonra tebligatın kime yapılacağı hususunun belirlenmesinin ardından işin esasına geçilmesi gerektiği" yolundaki ayrışık oylarına karşılık, Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararı göz önünde bulundurularak, bu aşamada vasinin icazeti için ayrıca ara kararı verilmesine gerek olmadığına oyçokluğu ile karar verilerek işin esasına geçildi;
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Diğer yandan, UYAP ortamından yapılan inceleme sonucunda, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ...Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile 5 yıl 22 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu mahkumiyet kararının, Yargıtay ...Ceza Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin 16/11/2021 tarih ve E:2017/5284, K:2021/3714 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 05/07/2023 tarihinde usulde oyçokluğu, esasta oybirliği ile karar verildi.