T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1956
Karar No : 2023/1245
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Odaları Birliği
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- …
VEKİLLERİ: Hukuk Hizmetleri …
Hukuk Müşaviri …
2- … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu ve Sekizinci Daireleri Müşterek Kurulunun 09/11/2021 tarih ve E:2018/70, K:2021/5378 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 09/01/2008 tarih ve 26751 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik'in, 02/01/2010 tarih ve 27450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişik 4. maddesinin birinci fıkrasının (t) bendi ile aynı fıkraya eklenen (u) bendinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu ve Sekizinci Daireleri Müşterek Kurulunun 09/11/2021 tarih ve E:2018/70, K:2021/5378 sayılı kararıyla; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/02/2015 tarih ve E:2014/3871, K:2015/330 sayılı bozma kararına uyularak,
5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesi, 2. maddesinin 1. fıkrasının dava konusu düzenlemelerin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan haliyle (d) bendi, 27. maddesi ve Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik'in dava konusu hükümlerinde yer alan kurallar aktarılarak,
5549 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile Bakanlar Kuruluna, Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde belirtilen hususlara ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenlenmesi konusunda yetki tanındığı, ayrıca, Kanun'un 2. maddesinin gerekçesinde, maddede yer verilen yükümlü tanımının kavranması ile mali piyasalardaki gelişmeler paralelinde ortaya çıkacak veya zaman içerisinde uluslararası gerekler de dikkate alınarak yükümlü tutulabilecek finansal aktörlerin ve "diğer meslek gruplarının da" kapsama alınabilmesinin hedeflendiğinin belirtildiği dikkate alındığında, Bakanlar Kurulunun, Kanun'un 2. maddesinde sayılanların dışında yeni bir meslek grubunu da yükümlü olarak belirleyebilme yetkisinin bulunduğu, ancak, bunu belirlerken davalı idarenin Kanun ile kendine verilen sınırlar içinde kalarak, Kanun'un çizdiği çerçeveyi dikkate alarak yükümlüleri belirlemesi gerektiği,
Bu bakımdan, dava konusu Yönetmelik'in dayanağı Kanun'un 2. maddesinin, davalı idareye bir işverene bağlı olmaksızın çalışan serbest muhasebeci ve serbest muhasebeci mali müşavirler ile yeminli mali müşavirler ve finansal piyasalarda denetim yapmakla yetkili bağımsız denetim kuruluşlarının Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun uyarınca yükümlü kapsamına alınması yönünde bir yetki verip vermediğinin irdelenmesi gerektiği,
Kanun'un 2. maddesinin (d) bendinde yer verilen yükümlü tanımı ile anılan maddenin gerekçesinin incelenmesinden, Kanun'da yükümlülerin meslek grubu olarak sayılmadığı, faaliyet gösterilen alanların belirlendiği, bu alanların ise ekonomi ve finans alanları veya bu alanlarla yakından ilişkili oldukları, dolayısıyla Kanun'un amacı doğrultusunda suç gelirleriyle ilişkili olabilecek finansal aktörlerin kapsama alındığı; serbest muhasebeci ve serbest muhasebeci mali müşavirler ile yeminli mali müşavirler ve finansal piyasalarda denetim yapmakla yetkili bağımsız denetim kuruluşlarının ise meslek grubu olarak açıkça Kanunda belirtilmemesine karşın, Kanun'da belirlenen faaliyet alanlarında faaliyet gösteren ve Kanun'un 2. maddesinin gerekçesinde belirtilen finansal aktörler kapsamında bulunan meslek grupları olduğu sonucuna varıldığı,
Bu itibarla, 5549 sayılı Kanun'un 2. maddesinin gerekçesinde belirtilen finansal aktörler arasında bulunan, dolayısıyla anılan Kanun'un yükümlü olarak belirlediği faaliyet alanlarında faaliyet gösterdikleri sabit olan serbest muhasebeci ve serbest muhasebeci mali müşavirler ile yeminli mali müşavirler ve finansal piyasalarda denetim yapmakla yetkili bağımsız denetim kuruluşlarını, 5549 sayılı Kanun'da belirtilen yükümlü kapsamına alan dava konusu Yönetmelik değişikliğinde, Yönetmelik'in dayanağı 5549 sayılı Kanun'a ve hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, meslek mensuplarının 5549 sayılı Kanun'un gerekçesinde belirtilen finansal aktörler arasında yer aldığı yönündeki kanaatin hatalı olduğu, zira Kanun'da yükümlüler sayılırken meslek mensuplarına yer verilmediği; emsal kararlar ile FATF'ın tavsiyelerinin de bu yönde olduğu; dava konusu düzenlemelerin Kanun'un sistematiğine ve 3568 sayılı Kanun'a uygun bulunmadığı belirtilerek Müşterek Kurul kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davalı idareler tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin ikinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; dördüncü fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin dördüncü fıkrasında ise Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Danıştay Onuncu ve Sekizinci Daireleri Müşterek Kurulunun temyize konu kararı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/02/2015 tarih ve E:2014/3871, K:2015/330 sayılı bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu ve Sekizinci Daireleri Müşterek Kurulunun temyize konu 09/11/2021 tarih ve E:2018/70, K:2021/5378 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/06/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.