T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1957
Karar No : 2023/515
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 29/11/2021 tarih ve E:2019/7109, K:2021/5925 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacıya 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 102. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendi uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin işlemler ve bu işlemlere yapılan itirazların reddine ilişkin Komisyon kararları ile 14/04/2012 tarih ve 28264 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ''5510 sayılı Kanunun 4 üncü Maddesinin Birinci Fıkrasının (c) Bendi Kapsamında Sigortalı Sayılanların Hizmet Bilgilerinin Elektronik Ortama Aktarılması Hakkında Tebliğ"in iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 29/11/2021 tarih ve E:2019/7109, K:2021/5925 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usûle ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek,
Anayasa'nın 124. maddesinin, dava konusu işlemlerin tesis edildikleri tarih itibarıyla yürürlükte bulunan halinde, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verildiği,
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapılabileceği,
Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeninin, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan aldığı, normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin, ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceğinin hukukun genel ilkelerinden olduğu,
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu Tebliğin dayanağının 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 100. maddesi olduğu, 5510 sayılı Kanun'un 100. maddesinin son fıkrasında ise, bu maddenin uygulanması ile ilgili usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceğinin kurala bağlandığı, buna rağmen dava konusu işlemlere dayanak alınan düzenlemelerin tebliğ ile yapıldığı, dava konusu Tebliğ'in 7. maddesinde hizmet bilgilerinin davalı kuruma iletileceği süreler ve 10. maddesinde de yaptırımların düzenlendiği, söz konusu düzenlemelere aykırılık sebebiyle davacıya dava konusu idari para cezası verilmesine ve bu cezalara yapılan itirazların reddine ilişkin işlemlerin tesis edildiğinin anlaşıldığı,
Buna göre, dayanağı Kanunda öngörülen yönetmelikle düzenleme yapma kuralına aykırı olarak çıkarılan dava konusu Tebliğde ve bu Tebliğe dayanılarak tesis edilen dava konusu uygulama işlemlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı,
Her ne kadar davalı idare tarafından; dava konusu Tebliğin dayanağının 5510 sayılı Kanun'un 100. maddesi olduğu, söz konusu maddede yer alan "maddeye ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceği" yolundaki hükme istinaden Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin çıkarıldığı, söz konusu Yönetmeliğin 102. maddesinin ilk fıkrasında, hizmet bilgilerine ilişkin belgelerin Sosyal Güvenlik Kurumunca çıkarılacak tebliğde belirtilen süre içinde Kuruma verileceği belirtilerek, süreye dair esasların çıkarılacak tebliğle düzenleneceğinin açıkça belirtildiği, bu bakımdan dava konusu Tebliğin düzenlenmesinde ve bu Tebliğ uyarınca tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmekte ise de; 5510 sayılı Kanun'un 100. maddesinde, bu maddenin uygulanmasıyla ilgili usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak "yönetmelikle" düzenleneceğinin açıkça belirtilmesi karşısında, söz konusu iddiaya itibar edilmediği,
Öte yandan, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde, 29/05/2016 tarih ve 29726 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle yapılan değişiklikle, dava konusu Tebliğin dayanağı olan 5510 sayılı Kanun'un 100. maddesindeki "yönetmelikle" düzenleme kuralı yerine getirilmiş ise de; idari işlemlerin geriye yürümezliği ilkesi gereği dava konusu Tebliğin yürürlüğünden sonra yapılan söz konusu değişikliğin, daha önce yürürlüğe konulmuş olan dava konusu Tebliği ve bu Tebliğe istinaden tesis edilen uygulama işlemlerini hukuka uygun hale getirmeyeceği sonucuna varıldığı gerekçesiyle, dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 100. maddesinin 2. fıkrasında, ''Kurum bu maddede belirtilen aylık prim ve hizmet belgesini ve aylık fiili hizmet süresi zammı prim belgesini diğer kamu idarelerine verilen ve çalışanlara ait bilgileri ihtiva eden belgelerle birleştirmeye, kamu idarelerinin internet veya elektronik bilgi işlem ortamından almaya ve işverenleri bu yönde yükümlü kılmaya yetkilidir.’’ hükmünün bulunduğu; 3. fıkrasında ise, bu bilgi ve belgelerin hangi sürelerde verileceğinin Kurumca çıkarılacak tebliğle belirleneceğinin belirtildiği, kamu kurum ve kuruluşlarının HİTAP (hizmet takip programı) veri aktarımı işlemlerinin 7 kez uzatıldığı, buna rağmen davacı tarafından bilgi girişinin yapılmadığı, bu nedenle Kanun'un 100. maddesi ve Yönetmeliğin 102. maddesine uygun olarak hazırlanan Tebliğ’in 7. ve 10. maddelerine göre uygulanan idari para cezası işlemlerinin mevzuata uygun olduğu, usul ve esasların daha önce 14/04/2012 tarih ve 28264 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Tebliğ ile düzenlenmiş ise de, daha sonra söz konusu Tebliğ'de belirtilen hususların 14/04/2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 05/12/2017 tarih ve 30261 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik'in 28. maddesi ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'ne Ek 6. madde olarak eklendiği, dava konusu Tebliğin normlar hiyerarşisine uygun olarak hazırlandığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 29/11/2021 tarih ve E:2019/7109, K:2021/5925 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 20/03/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Dava, davacıya idari para cezası verilmesine ilişkin işlemler ve bu işlemlere yapılan itirazların reddine ilişkin Komisyon kararları ile … tarih ve … sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ''5510 sayılı Kanunun 4 üncü Maddesinin Birinci Fıkrasının (c) Bendi Kapsamında Sigortalı Sayılanların Hizmet Bilgilerinin Elektronik Ortama Aktarılması Hakkında Tebliğ"in iptali istemiyle açılmıştır.
Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanların hizmet bilgilerinin elektronik ortama aktarılmasına ilişkin usul ve esasların ilk önce dava konusu Tebliğ ile düzenlendiği, 29/05/2016 tarih ve 29726 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin 1. maddesinin (a) bendi ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 102. maddesinin 1. fıkrasında yer alan ''Kurumca çıkarılacak tebliğde belirtilecek süre içinde'' ibaresinin ''bu maddenin üçüncü ve on sekizinci fıkrasında belirtilen süre içinde e-sigorta kanalıyla'' şeklinde değiştirilerek, aylık hizmet ve prim belgelerinin Kuruma verilme usulünün yönetmelikle e-sigorta olarak düzenlendiği, dolayısıyla Sosyal Sigorta işlemleri Yönetmeliği içerisinde yapılan bu değişiklik ile 5510 sayılı Kanun'un "Bilgi ve belge isteme hakkı, bilgi ve belgelerin Kuruma verilme usulü’’ başlıklı 100. maddesinin son fıkrasında belirtilen ''Bu maddenin uygulanması ile ilgili usul ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.'' kuralının gereğinin yerine getirildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu Tebliğ'de hukuka aykırılık bulunmadığı ve uygulama işlemi yönünden işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.