T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2059
Karar No : 2023/1602
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VASİ : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 14/12/2021 tarih ve E:2018/4611, K:2021/4518 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının görevden uzaklaştırılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle, iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 14/12/2021 tarih ve E:2018/4611, K:2021/4518 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ise ciddi görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgütün amaçları doğrultusunda yargısal faaliyetlere müdahale ettiğine, örgüt içerisinde eğitim birimi diye adlandırılan birim tarafından çocuklarının takibinin yapıldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Unvanlı görev yönünden, davacının ...Adliyesinde Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde 06/01/2011 tarihinde ... Cumhuriyet Başsavcı Vekili olarak atandığı, FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkinliğinin kırılmasından sonra ise 22/03/2014 tarihinde ... Adliyesine Cumhuriyet Savcısı olarak atandığı görüldüğünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde Başsavcı Vekili olarak atanmasının diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu,
Dijital materyaller yönünden, davacının dijital materyallerinde yapılan inceleme sonucu elde edilen tespitlerin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının görevden uzaklaştırılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Davacı tarafından, dava konusu kararın dayanağı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu, anılan hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği; kamu görevlisi için telafisi mümkün olmayan en ağır yaptırımın “irtibat” ve "iltisak" gibi belirsiz, hiçbir kriter içermeyen, yargı aşamasından geçmeyen, subjektifliğe açık ifadelerin kullanılarak haklarında karar verilmesinin hakkaniyet ve ölçülülük ilkelerine aykırı olduğu; AİHS'nin 14. maddesinde ve Anayasa'nın 10. maddesinde yasaklanan ayrımcılık yasağının ihlal edildiği; disiplin işlemlerinin tesisi aşamasında sağlanması gereken usuli güvenceler dikkate alınmaksızın, disiplin soruşturması yapılmadan, hakkındaki bilgi belgeler tarafına ulaştırılmadan ve savunması alınmadan hakkında göreve son verme işlemi tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğu; işlem tarihinden sonra ortaya çıkan bilgi, belge ve delillere göre değerlendirme yapılamayacağı; etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan tanık beyanlarının aleyhe delil olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğu, unvanlı görev yapmanın irtibat ve iltisak olarak kabulünün mümkün olamayacağı; ceza yargılaması sürecinde de örgüte ait herhangi bir haberleşme programı kullanmadığını belirttiği, Kakao Talk programını da ilk kez duruşmada duyduğu, kabul etmemekle birlikte yasal olarak kullanılan bir programı kullanması ve indirmesinin suç olarak nitelendirilemeyeceği; görevini ifa ederken sadakat yükümlülüğünü ihlal etmediği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP ortamından yapılan inceleme sonucu davacı hakkında verilen mahkumiyet kararının Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 02/03/2022 tarih ve E:2021/7764, K:2022/1035 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 14/12/2021 tarih ve E:2018/4611, K:2021/4518 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 06/07/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.