T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2163
Karar No : 2023/1462
TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVACI) : … Derneği
VEKİLİ : Av. …
2-(DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 23/02/2022 tarih ve E:2020/5717, K:2022/1088 sayılı kararının, davacı tarafından davanın reddine ilişkin kısmının, davalı idare tarafından iptale ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 02/07/2020 tarih ve 31173 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 05/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren Yükseköğrenim Özel Barınma Hizmetleri Yönetmeliği'nin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "..verilerin güvenli bir şekilde depolanmasını ve ihtiyaçlara göre raporlanmasını.." ibaresi ve aynı maddenin 1. fıkrasının (l) bendinin, "Temel esaslar" başlıklı 5. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "..işlenen suçlardan ceza almamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması.." ibaresinin, "Kurumların tür, bina ve bina bölümlerine ilişkin esaslar" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrası ve 10. fıkrasının, "Kurucu ve kurucu temsilcisi" başlıklı 9. maddesinin 5. ve 10. fıkrasının, "Personele ilişkin esaslar" başlıklı 10. maddesinin 2. fıkrası ve aynı maddenin 3. fıkrasında yer alan "Bakanlık yurtlarında müdür veya müdür yardımcısı olarak görev yapmış olanlarda sertifika şartı aranmaz." cümlesinin, "Başvuru, başvurunun incelenmesi ve ruhsatlandırma" başlıklı 13. maddesinin 5. fıkrasında yer alan "İnceleme raporunda eksiklik tespit edilmesi halinde, tespit edilen bu eksiklik başvuru sahibine bildirilir."cümlesinin, "Barınma şartları" başlıklı 21. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin, "Öğrenci kayıt işlemleri" başlıklı 22. maddesinin 3. fıkrasının, 23. maddesinin 6. fıkrasının, "Öğrenci izinleri" başlıklı 25. maddesinin, "Barınma hizmetlerine ilişkin esaslar" başlıklı 26. maddesinin 3. ve 13. fıkrasının, "Temizlik hizmetleri" başlıklı 28. maddesinin 5. fıkrasının, "Ücretler ve yükümlülükler" başlıklı 36. maddesinin 8., 9. ve 10. fıkrasının, "Kurum açma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptali ve idari para cezaları" başlıklı 42. maddesinin 2. fıkrasının, "Personel disiplin işlemleri" başlıklı 43. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi ve (ç) bendinin 8. alt bendinin, aynı maddenin 4. fıkrasının (b) bendinin, "Geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinin 1. ve 3. fıkralarının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 23/02/2022 tarih ve E:2020/5717, K:2022/1088 sayılı kararıyla;
Anayasa'nın 124, 5661 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrenci Yurtları ve Aşevleri Hakkındaki Kanuna Ek Kanun'un 1/1, 25/8/2011 tarih ve 652 sayılı Özel Barınma Hizmeti Veren Kurumlar ve Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 13 ve 02/07/2020 tarih ve 31173 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 05/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren Yükseköğrenim Özel Barınma Hizmetleri Yönetmeliği'nin 1, 2 ve 3. maddelerine yer verilerek;
Dava Konusu Yönetmelik'in 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "..verilerin güvenli bir şekilde depolanmasını ve ihtiyaçlara göre raporlanmasını.." ibaresi incelendiğinde,
Verilerin fiziki ortamda tutulması yerine dijital ortama aktarılmak suretiyle hizmet sunumu, arşivleme ve denetim açısından daha güvenli ve şeffaf bir yapının kurulmasının amaçlandığı, anılan sistemin kamu kurum ve kuruluşları açısından bir yükümlülük haline gelen dijitalleşmenin ve kamuda elektronik dönüşümün bir gereği olduğu anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık görülmediği,
Öte yandan, her ne kadar davacı tarafından, dayanak Kanun'da kişisel verilerin kullanımı ile ilgili herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği, Yönetmelik'te de bu hususun sınırlarını belirleyen kuralların bulunmadığı ileri sürülmüş ise de; kişisel verilerin işlenmesi ve korunması konusunda genel Kanun niteliğinde olan 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve bu Kanun'a dayalı çıkarılan ikincil mevzuat hükümlerinin yükseköğrenim özel barınma kurumlarının kaydettiği verilerin güvenliği ve gizliliği açısından uygulanabilir olduğu açık olduğundan bu iddiaya itibar edilmediği,
Dava Konusu Yönetmelik'in 4. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinin incelendiğinde;
Dava konusu Yönetmelik'in dayanağı 5661 sayılı Kanun'un 1. maddesinin 4. fıkrasında, yurt ve benzeri kurumların ortaokul, ortaöğrenim ve yükseköğrenim öğrencilerine barınma hizmeti vermek amacıyla açılacağı ve barınma hizmeti verilecek öğrencilerin niteliklerinin ilgisine göre Milli Eğitim Bakanlığı veya Gençlik ve Spor Bakanlığınca çıkarılacak Yönetmelikle belirleneceği kurala bağlanmış olup, belirtilen çerçevede çıkarılan Yönetmelik'te yer verilen dava konusu "öğrenci" tanımında hukuka ve üst hukuk normlarına aykırılık görülmediği,
Dava Konusu Yönetmelik'in 5. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "..işlenen suçlardan ceza almamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması.." ibaresi incelendiğinde;
5661 sayılı Kanunun 1. maddesinin 2. fıkrası ile aynı düzenlemeye yer verilmiş olup, yurt ve benzeri kurumların kurucularında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde Yönetmelik hükmünde sayılan suçlardan dolayı ceza alınmamış olması veya kovuşturma bulunmaması şartını düzenleyen Yönetmelik maddesinin dayanak Kanun maddesine uygun olduğu anlaşıldığından, anılan maddede hukuka aykırılık görülmediği,
Dava Konusu Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrası incelendiğinde,
Dava konusu Yönetmelik'in dayanağı 5661 sayılı Kanun'un 1. maddesinin 4. fıkrasında, yurt ve benzeri kurumların ortaokul, ortaöğrenim ve yükseköğrenim öğrencilerine barınma hizmeti vermek amacıyla açılacağı ve barınma hizmeti verilecek öğrencilerin niteliklerinin ilgisine göre Milli Eğitim Bakanlığı veya Gençlik ve Spor Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği kurala bağlanmış olup Kanun'la tanınan takdir yetkisi çerçevesinde öğrencilerin konforu dikkate alınarak yapılan düzenlemelerde kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık görülmediği,
Dava Konusu Yönetmelik'in 6. maddesinin 10. fıkrası incelendiğinde;
Dava konusu Yönetmelik'in dayanağı 5661 sayılı Kanun'un 1. maddesinin 4. fıkrasında, yurt ve benzeri kurumların ortaokul, ortaöğrenim ve yükseköğrenim öğrencilerine barınma hizmeti vermek amacıyla açılacağı ve barınma hizmetinin verilebileceği kurumların niteliklerinin ilgisine göre Milli Eğitim Bakanlığı veya Gençlik ve Spor Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği kurala bağlanmış olup, Kanun'la tanınan takdir yetkisi çerçevesinde, hizmet verecek kurumların hizmet kalitesinin artırılması amacıyla kurumların fiziki özellikleri ve hizmet kalitesi dikkate alınarak sınıflandırılması ve bu suretle etkin rekabet ortamının yaratılmasının sağlanmasına ilişkin getirilen düzenlemede kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık görülmediği,
Dava Konusu Yönetmelik'in 9. maddesinin 5. fıkrası incelendiğinde;
5661 sayılı Kanun'un 1. maddesinin 2. fıkrasında, kurucu ve kurucu temsilcisinin sağlaması gereken şartlara açıkça yer verildiği, dava konusu edilen Yönetmelik düzenlemesinin Kanun'un anılan maddesine atıf niteliğinde olduğundan, anılan düzenlemede hukuka ve üst hukuk normlarına aykırılık görülmediği,
Dava Konusu Yönetmelik'in 9. maddesinin 10. fıkrası incelendiğinde;
Belirtilen kuralın, davalı idareye, 5661 sayılı Kanun ve Yönetmelik'in 9. maddesinde öngörülen şart ve sorumluluklara aykırı veya bu düzenlemeleri aşacak nitelikte bir düzenleme yapma yetkisi verdiği şeklinde yorumlanamayacağı, idarelerin Kanun ve Yönetmelik dahil diğer ikincil düzenleyici işlemlerin uygulanmasını göstermek amacıyla alt düzenlemeler yapabileceğinin açık olduğu, bu kapsamda değerlendirildiğinde dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmediği,
Dava Konusu Yönetmelik'in 10. maddesinin 2. fıkrası incelendiğinde;
Dava konusu Yönetmelik'in dayanağı 5661 sayılı Kanun'un 1. maddesinin son fıkrasında, öğrencilere barınma hizmeti veren öğrenci yurtları ve benzeri kurumlarda görevlendirilen personelde ikinci fıkrada belirtilen şartlar ve 657 sayılı Kanun'un 48. maddesinde belirtilen genel şartlara ek olarak istenen diğer şartların yönetmelikle belirleneceği kurala bağlanmış olup, Kanunla tanınan takdir yetkisi çerçevesinde öğrencilerin güvenliği ve konforu dikkate alınarak yapılan düzenlemelerde kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık görülmediği,
Dava Konusu Yönetmelik'in 10. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Bakanlık yurtlarında müdür veya müdür yardımcısı olarak görev yapmış olanlarda sertifika şartı aranmaz." cümlesi incelendiğinde,
Yükseköğrenim öğrencilerinin barındığı Bakanlık yurtlarında görev yapmış müdür ve müdür yardımcılarının söz konusu görevin gerektirdiği nitelik ve gereklilikler çerçevesinde atamalarının yapıldığı, bu kişilerin yükseköğrenim seviyesindeki öğrenci barınma birimlerinin yönetim ve denetiminde elde ettikleri tecrübe ve kazanımlar dikkate alınarak dava konusu Yönetmelik kapsamında özel barınma kurumları yurt müdür ve müdür yardımcılıkları açısından sertifika şartı aranmaması yönündeki düzenlemenin ehliyet ve liyakat ilkelerine aykırılık teşkil etmediği sonucuna ulaşıldığından, iptali istenilen kuralın kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun bulunduğu,
Dava Konusu Yönetmelik'in 13. maddesinin 5. fıkrasında yer alan "İnceleme raporunda eksiklik tespit edilmesi halinde, tespit edilen bu eksiklik başvuru sahibine bildirilir."cümlesi incelendiğinde;
"İnceleme raporunda eksiklik tespit edilmesi halinde, tespit edilen bu eksiklik başvuru sahibine bildirilir" düzenlemesinde eksikliğin ne kadar süre içerisinde giderileceği ve eksiklik giderildikten sonra başvuru sürecinin ne şekilde sonuçlandırılacağı hususunda belirsizlik olduğu ileri sürülmüş ise de; tespit edilen eksikliğin nitelik ve kapsamına göre bu sürenin değişebileceğinin açık olduğu ve her durum açısından Yönetmelik'le bir süre saptanmasının mümkün olmadığı, öte yandan eksiklik giderildikten sonra başvuru sürecinin yeniden başlatılacağı düzenlemesine yer verildiğinden bu hususta da eksik bir düzenleme veya belirsizlikten bahsedilemeyeceği, bu itibarla dava konusu edilen Yönetmelik hükmünde hukuka aykırılık görülmediği,
Dava Konusu Yönetmelik'in 21. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi incelendiğinde;
Yükseköğrenim öğrencilerine barınma hizmeti sunmak amacıyla gerçek veya tüzel kişiler tarafından açılan özel barınma kurumlarında öğrencilerin güvenli, sağlıklı ve düzenli bir ortamda barınmalarını sağlamak amacıyla barınacak öğrenciler yönünden belli koşulların aranabileceğinin açık olduğu,
Ancak dava konusu madde hükmünün incelenmesi neticesinde; taksirli suçlar hariç herhangi bir suçtan dolayı 6 ay veya daha fazla hapis cezası almayan öğrencilerin barınma şartını yerine getirmiş sayılacağı belirtildikten sonra "...ve kesinleşmiş mahkumiyeti bulunmamak" ifadesiyle taksirli suçlar hariç herhangi bir suçtan dolayı 6 ay ve daha fazla hapis cezası almamak şartı yanında ek bir şart olarak değerlendirilebilecek şekilde düzenleme yapıldığı görülmüş olup; bu ifadede yer alan "kesinleşmiş mahkumiyeti bulunmamak" şartının tüm suç ve cezaları mı kapsadığı, başka bir anlatımla taksirli suçlardan veya 6 ayın altında verilen hapis cezaları için de mi geçerli olduğu, yoksa sadece taksirli suçlar hariç herhangi bir suçtan dolayı 6 ay veya daha fazla hapis cezası alan öğrencilere mi ilişkin olduğu noktasında tereddüte mahal verdiği ve açıklık ve netlik taşımaması nedeniyle anılan madde hükmünün uygulanmasının hak kayıplarına neden olabileceği anlaşıldığından, dava konusu madde hükmünde hukuka uyarlık görülmediği,
Dava Konusu Yönetmelik'in 22. maddesinin 3. fıkrası ve 26. maddesinin 13. fıkrası incelendiğinde;
Yükseköğrenim Özel Barınma Hizmetleri Yönetmeliği'nin 22. maddesinin 3. fıkrasında, hizmet sunum taahhütnamesi tanzim edileceği ve bir örneğinin öğrenciye verileceği, 26. maddesinin 13. fıkrasında, hizmet sunum taahhütnamesinde yer alması gereken asgari hususların Bakanlıkça belirleneceği düzenlemelerinin yer aldığı,
Yönetmelik'in iptali istenilen yukarıda anılan fıkraları yanında 22. maddesinin 14. fıkrasında, Bakanlıkça belirlenen kalite standartlarına uygun hizmetin sunulacağı düzenlemesine yer verilmiş olup, 5661 sayılı Kanun ve dava konusu Yönetmelikle özel olarak düzenlenen özel barınma hizmetlerinin önemi gereği, Bakanlıkça belirlenen hizmet standartlarının ve verilen hizmetin temel niteliklerinin tarafların aralarında serbestçe belirlenemeyeceği, bu standartların taahhütnameye bağlanmasının hizmetin kalitesi, öğrenciler tarafından öngörülebilirliği ve bilinirliği açısından önem arz ettiğinden, dava konusu düzenlemelerde kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık görülmediği,
Dava Konusu Yönetmelik'in 23. maddesinin 6. fıkrası ile 25. maddesi incelendiğinde;
Öğrencilere barınma hizmeti sunulan kurumlarda öğrencilerin can ve mal güvenliğinin sağlanmasını ve barınma hizmetinden belli bir düzen ve standart çerçevesinde yararlanmasını sağlamak amacıyla getirildiği anlaşılan dava konusu düzenlemelerde kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık görülmediği,
Dava Konusu Yönetmelik'in 26. maddesinin 3. fıkrası incelendiğinde;
Yükseköğrenim Özel Barınma Hizmetleri Yönetmeliği'nin 26. maddesinin 3. fıkrasında, "(3) Yurtlarda, pansiyonlarda ve apartlardaki öğrenci odalarında en az bir veya üç, en fazla altı öğrenci barınır." hükmünün yer aldığı,
Öğrencilere barınma hizmeti sunulan kurumlarda barınma hizmetinden belli bir düzen ve standart çerçevesinde yararlanmasını ve öğrencilerin konforunu sağlamak amacıyla getirildiği anlaşılan dava konusu düzenlemelerde kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık görülmediği,
Dava Konusu Yönetmelik'in 28. maddesinin 5. fıkrası incelendiğinde;
Yönetmelik'in 28. maddesinin 1. fıkrasında, insan sağlığının korunması için gereken genel temizliğin hijyen kurallarına uygun olarak yapılmasından kurumların sorumlu olduğu anlaşıldığından, bu düzenleme çerçevesinde genel temizlik kapsamında bulunan çarşaf, yastık ve battaniye/yorgan kılıflarının belirli sıklıkla değiştirilmesi noktasında kurumlar açısından bir standart belirlenmesine ilişkin öngörülen düzenlemede kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık görülmediği,
Dava Konusu Yönetmelik'in 36. maddesinin 8, 9 ve 10. fıkraları incelendiğinde;
Belirtilen düzenlemeler ile hizmet sunum taahhütnamesinde yer alan süreler dolmadan fıkrada öngörülen çeşitli hallerde kurumdan ayrılan veya ayrılmak durumunda kalan öğrencilerden alınan yıllık barınma hizmeti ücretinin ne kadarının ve ne kadar süre içerisinde iade edileceğine ilişkin kurallara yer verildiği,
Söz konusu kuralların, öğrenciler ile hizmet sunan kurumlar arasında adil bir denge sağlanarak ölçülülük ilkesine aykırı olmayacak şekilde düzenlenmesi gerektiği,
İptali talep edilen düzenlemelerde, ayrılma veya ayrılmak durumunda kalınması durumunda kurumlarca iade edilmeyecek ücret oranlarının anılan dönemde kurumca bir hizmet verilmediği de dikkate alındığında, yukarıda belirtilen ilkeye aykırılık teşkil etmediği, öte yandan, davacının iddiasının aksine, madde hükmünde sayılan kurumdan ayrılma halleri ve nedenlerinin öğrencilerin keyfiliğine imkan vermeyecek ayrıntıda düzenlendiği sonucuna ulaşıldığından, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık görülmediği,
Dava Konusu Yönetmelik'in 42. maddesinin 2. fıkrası incelendiğinde;
İptali talep edilen düzenlemede, 5661 sayılı Kanun hükmündeki yurt ve benzeri kurumların kurucuları açısından gereken kovuşturma bulunmamasına ilişkin şartın sonradan kaybedilmesi halinde kovuşturma sonuçlanıncaya kadar geçici bir tedbir olarak kurumun barınma hizmeti vermesinin durdurulacağı düzenlemesinin yer aldığı,
Kanunda hangi suçlardan dolayı kovuşturma bulunması halinde bu tedbirin uygulanacağının açıkça belirtildiği, dava konusu düzenlemede öğretim yılının dikkate alınması suretiyle hizmetin aksamasının önüne geçilmesinin amaçlandığı, kuruluş aşamasında aranan bir şartın sonradan kaybedilmesi halinde idarece verilen iznin askıya alınabileceği tabii olduğundan, Kanun hükmü ve amacıyla uyumlu olduğu anlaşılan dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmediği,
Dava Konusu Yönetmelik'in 43. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin 8. alt bendi incelendiğinde;
Yurt ve benzeri kurumların personeli açısından gereken kovuşturma bulunmamasına ilişkin şarta 5661 sayılı Kanun hükmünde açıkça yer verildiği, bu şarta uymaksızın kurumda istihdam edilen veya sonradan belirtilen şartı kaybeden kurum personelinin görevine son verilmesine ilişkin dava konusu düzenlemede hukuka ve üst hukuk normlarına aykırılık görülmediği,
Dava Konusu Yönetmelik'in 43. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi ve aynı maddenin 4. fıkrasının (b) bendi incelendiğinde;
5661 sayılı Kanun'un 1. maddesinin son fıkrasında, öğrencilere barınma hizmeti veren öğrenci yurtları ve benzeri kurumlarda görevlendirilen personelin özlük, ödül, disiplin iş ve işlemlerine ilişkin hususların; personele işlediği fiil ve haller doğrultusunda; uyarma, kınama, aylıktan kesme, görevine son verme ve görevine son verilerek başka yurt ve benzeri kurumda çalıştırmama cezalarının verilebileceği, disiplin cezasının verilmesini gerektirecek fiil ve hallerin bu cezaların tanımının ve verilme usul ve esasları ile barınan öğrencilerin disiplinine ilişkin hususların yönetmelikle belirleneceğinin hüküm altına alındığı,
Dava konusu edilen düzenlemelerle, Kanun'da açık bir şekilde çizilen çerçeve içerisinde kalarak Kanun'un verdiği bu alandaki takdir yetkisi çerçevesinde disiplin cezasının verilmesini gerektirecek fiil ve hallerin, bu cezaların tanımının ve verilme usul ve esaslarının belirlendiği, dolayısıyla anılan düzenlemelerde hukuka ve üst hukuk normlarına aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı,
Dava Konusu Yönetmelik'in Geçici 1. maddesinin 1. fıkrası incelendiğinde;
Anılan madde ile, 05/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren dava konusu Yönetmelik'ten önceki Yönetmeliklere göre yükseköğrenim öğrencilerine barınma hizmeti sunmak amacıyla açılan kurumların binalarını ve hizmetlerini yeni Yönetmelik'te getirilen bina ve fiziki mekan şartlarına uyum sağlamaları için 01/08/2020 tarihine kadar süre öngörüldüğü, bu sürenin sonunda binalarını uygun hale getirmeyen kurumların kurum açma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının iptal edileceğinin düzenlendiği,
Davalı idarece, değişen ve gelişen barınma standartları veya uygulamalarına uyum sağlamaları açısından, açılmış özel öğrenci barınma hizmeti sunan kurumların standartlarının yeniden belirlenmesi, bunların zorunlu kıldığı değişikliklerin istenebilmesi ve makul süre içinde bu standartlara uyma zorunluluğu getirilmesi mümkün olmakla birlikte, davalı idarece mevcut kurumların binalarını ve hizmetlerini yeni Yönetmelik'te düzenlenen şartlara uygun hale getirebilmeleri noktasında herhangi bir ayrıma gidilmeksizin tüm şartlar yönünden yaklaşık bir yıllık süre öngörüldüğü ve bu durumun teknik olarak yerine getirilmesi daha uzun zaman gerektiren bina ve fiziki mekana ilişkin şartlar yönünden kurumların mağduriyetine neden olacağının anlaşıldığı,
Bu durumda, barınma hizmeti vermek amacıyla açılan kurumların önceki düzenlemelerde yer alan standartlara uygun olmak suretiyle ve anılan düzenlemelere güvenerek ticari yatırım yaptığı ve madde hükmünde öngörülen süre içinde binalarını ve hizmetlerini yeni Yönetmelik'te getirilen standartlara uygun hale getirmemeleri sonucunda kurum açma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının iptali gibi ağır bir yaptırım ile karşı karşıya kalacakları hususu dikkate alındığında, teknik olarak yerine getirilmesi bir yıldan daha fazla zaman gerektiren şartlar bakımından ayrı bir düzenlemeye yer vermeyen dava konusu Yönetmelik hükmünde hukuka uyarlık görülmediği,
Dava Konusu Yönetmelik'in Geçici 1. maddesinin 3. fıkrası incelendiğinde;
Yükseköğrenim öğrencilerine barınma hizmeti veren kurumların açılış işlemleri yönünden dava konusu Yönetmelik'in incelenmesinden; anılan Yönetmelik'in 5. maddesinin 4. ve 5. fıkraları uyarınca kurum binalarında yangın ve depreme ilişkin mevzuat ile iş güvenliği ve sağlığı mevzuatında yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmesinin zorunlu olduğunun görüldüğü,
Ayrıca dava konusu Yönetmelik'e dayanılarak hazırlanan Yükseköğrenim Özel Barınma Hizmetleri Yönergesi'nin kurumların ilk açılış iş ve işlemlerinin düzenlendiği 5. maddesinin 6. fıkrasında, kurum açma işleminde istenen belgeler arasında; binanın sağlam ve dayanıklı olduğuna ilişkin çevre ve şehircilik il müdürlükleri, yapının proje müellifleri ya da yetkili serbest proje büroları veya üniversitelerin ilgili bölümlerince düzenlenen teknik rapor ile teknik raporu düzenleyen serbest inşaat mühendisinin geçerliliği devam eden serbest inşaat mühendisliği belgesi ile işyeri tescil belgesine, bina ve çevresinin sağlık yönünden uygun olduğuna ilişkin ilgili il veya ilçe çevre sağlık birimince düzenlenen rapora, bina ve bölümlerinde yangına karşı ilgili mevzuata göre gerekli önlemlerin alındığına ilişkin itfaiye müdürlüğünce düzenlenen rapora ve kurum açılacak binanın inşaat ruhsatı veya yapı kullanma izin belgesine yer verildiğinin anlaşıldığı,
3194 sayılı Kanun'un 21. 26. ve 30. madde hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde; gerçek veya tüzel kişilerin, kurum binalarında yer alması gereken tüm şartları sağlaması halinde özel öğrenci yurdu açabileceği; ancak dava konusu Yönetmelik hükmüyle vergi muafiyeti bulunan veya kamu yararına çalışan vakıf veya derneklerin Anayasa'nın 121. maddesi ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca yayımlanan Kanun Hükmünde Kararnameler doğrultusunda kapatılan özel öğrenci yurtlarının Hazineye veya Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilen binalarında, özel yükseköğrenim öğrenci yurdu açmak istemesi halinde ise bu binaların inşaat ruhsatı veya yapı kullanma izninin aranmayacağı yönünde düzenleme öngörüldüğünün anlaşıldığı,
Her ne kadar davalı idarece mevcut kurumlardan istifade etmek ve öğrencilerin mağdur edilmemesi amacıyla anılan düzenlemeye yer verildiği savunulmakta ise de; yükseköğrenim öğrencilerinin mevzuatta yer alan şartları eksiksiz olarak sağladığı belgelendirilen kurum binalarında barınmasının esas olduğu dikkate alındığında; dava konusu Yönetmelik hükmü ile vergi muafiyeti bulunan veya kamu yararına çalışan vakıf veya derneklerin madde hükmünde belirtilen binalarda özel yükseköğrenim öğrenci yurdu açmak istemesi halinde inşaat ruhsatı veya yapı kullanma izni aranmasına ilişkin şarttan muaf tutulması sonucunda, hem öğrencilerin barınacakları kurum binalarının imar mevzuatına uygun olup olmadığının tespitinin imkansız hale geldiği, hem de kurum açılacak binalarda yer alması gereken şartlardan birinin anılan vakıf veya dernekler yönünden aranmamasının eşitlik ilkesini zedelediği ve bu haliyle dava konusu Yönetmelik hükmünün hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığı,
Öte yandan; yukarıda yer verilen İmar Kanunu'nun yapı ruhsatı ve yapı kullanım iznine ilişkin hükümleri uyarınca, bu Kanun kapsamına giren bütün yapılar için yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni alınmasının mecburi olduğu ve dava konusu Yönetmelik hükmünde yer alan düzenlemeye ilişkin olarak anılan Kanun'da herhangi bir istisnaya yer verilmediği anlaşıldığından, kanuni dayanağı olmayan Yönetmelik hükmünde bu yönüyle de hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle,
Yükseköğrenim Özel Barınma Hizmetleri Yönetmeliği'nin 21. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ile Geçici 1. maddesinin 1 ve 3. fıkralarının iptaline, diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "..verilerin güvenli bir şekilde depolanmasını ve ihtiyaçlara göre raporlanmasını.." ibaresi yönünden kişisel verilerin kullanımıyla ilgili kanunda herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği, genel düzenleme olan Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 4. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde yer alan belirlilik ilkesine aykırılık teşkil ettiği ve aynı maddenin 1. fıkrasının (l) bendinde yer alan tanımın eksik olduğu, 5. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "..işlenen suçlardan ceza almamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması.." ibaresinin masumiyet karinesi ile suç ve cezada kanunilik ilkesine aykırı olduğu, 6. maddesinin 1. fıkrası yönünden Yönetmelik'in 4/1-P,R,S maddelerinde yükseköğretim öğrenci apartı, öğrenci pansiyonu ve öğrenci yurdunun tanımlandığı, bu tanımlarda aynı taşınmaz üzerinde bağımsız girişi olan birden fazla bina tek bir kurum olarak kabul edildiğinden 6. madde ile bu kurumların birden fazla binadan ve ayrı girişten teşekkül olsalar dahi “sadece” ifadesi ile kız ve erkek öğrencilere hizmet vermesinin kısıtlandığı, aynı maddenin 10. fıkrası yönünden yapılacak sınıflandırmanın açılış, denetim ve ruhsatlandırmalarının da farklı usul ve esaslarda olması gerektiği, 9. maddesinin 5. fıkrasının suç ve cezaların kanuniliği ilkesi ile Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan eşit muamele ilkesine aykırı olduğu, 10. maddesinin 2. fıkrası yönünden, konaklayan öğrenci grubunun cinsiyeti ile kurum idarecilerinin cinsiyetlerinin sınırlanmasının iş hayatındaki eşitliğe aykırı olduğu, aynı maddenin 3. fıkrasında yer alan "Bakanlık yurtlarında müdür veya müdür yardımcısı olarak görev yapmış olanlarda sertifika şartı aranmaz." cümlesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğu, 13. maddesinin 5. fıkrasında yer alan "İnceleme raporunda eksiklik tespit edilmesi halinde, tespit edilen bu eksiklik başvuru sahibine bildirilir." cümlesi yönünden anılan madde hükmünde inceleme raporunun kaç gün içinde hazırlanacağı, rapordaki eksikliklerin kaç gün içinde tamamlanacağı ile ilgili bir düzenlemeye yer verilmediği, hak düşürücü sürelerin belirsiz kaldığı, 22. maddesinin 3. fıkrası yönünden asgari hizmet içeriğinin Yönetmelik hükümlerinde tanımlanması gerektiği, cetvel olarak yayınlanması gerektiği, uygulamada sıklıkla değiştirilebilir hizmet sunum taahhütnamesi yapılacak olmasının hukuka aykırı olduğu, 23. maddesinin 6. fıkrasının sınırlayıcı nitelik taşıdığı, 25. maddesinin yerleşme ve seyahat hürriyeti ile özel hayatın gizliliğine aykırı olduğu, 26. maddesinin 3. fıkrasının sözleşme serbestisine aykırı olduğu, aynı maddenin 13. fıkrasının özel hukuk kurallarına tabi olan kurum ve öğrenci arasındaki sözleşmelerin serbest düzenlenme ilkesine istisna olduğu ve genel işlem koşullarını oluşturduğu, Bakanlığın takdirine bırakılmasının kar amacı güden kurum işletmecileri açısından telafisi güç zarara sebebiyet vereceği ve belirsizliğe neden olacağı, 28. maddesinin 5. fıkrasının 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'na aykırı olduğu, 36. maddesinin 8, 9 ve 10. fıkrası yönünden kurumlara ilgili fıkra hükümlerindeki %10 ve %30’luk bedellerin değil kalan ayların tamamının tahsil imkanının getirilmesi gerektiği, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun gereği yapılan sözleşmelerde 1 haftalık sebepsiz cayma hakkının zaten bulunduğu, öğrencinin sözleşmenin imzalanmasından sonra 1 hafta içinde hiçbir neden göstermeden cayabildiği, ayrıca disiplin suçu ile yurttan çıkarılan öğrencinin de %30’luk ödemeye dahil edilmesinin hukuka aykırı olduğu, 42. maddesinin 2. fıkrası yönünden masumiyet karinesi gereği hakkındaki hükmün kesin olarak açıklanmasını beklemeksizin böyle bir ağır yaptırım yoluna gidilmesinin suçta ve cezada kanunilik ile idarenin işlemlerindeki kanunilik ilkesine ve hakkaniyet ilkesine aykırı olduğu, 43. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi ve aynı maddenin 4. fıkrasının (b) bendi yönünden özel yurt işletmeleri personelinin özel hukuk ve SGK mevzuatına göre çalıştırıldığı, SGK mevzuatında yer almayan aylıktan kesme cezasının kurumların çalışmakta olan personellerinin aleyhine bir uygulama olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, Sorumluluğu üstlenilen gençlerin daha güvenli bir ortamda barınmalarını sağlayabilmek için gerekli önlemleri almak adına Yönetmelik'in 21. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan düzenlemeye yer verildiği, Yönetmelik'in Geçici 1. maddenin 1. fıkrası ile öğrencilerin güvenli bir ortamda barınmalarını sağlamak amacıyla önlem alındığı, Geçici 1. maddenin 3. fıkrasıyla ise, var olan kurumlardan istifade edilerek öğrencilerin mağdur edilmemesinin amaçlandığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın iptale ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın davanın reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 23/02/2022 tarih ve E:2020/5717, K:2022/1088 sayılı kararının, dava konusu Yönetmelik'in 21. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ve Geçici 1. maddesinin 1. ve 3. fıkralarına ilişkin kısımlarının oyçokluğu ile diğer kısımlarının oybirliği ile ONANMASINA,
3. Kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4. Kesin olarak, 19/06/2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
X- Dava konusu Yönetmeliğin Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında; Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte faaliyette bulunan kurumların, binalarını ve hizmetlerini 01/08/2021 tarihine kadar bu Yönetmelik'te belirlenen şartlara uygun hale getirecekleri, bu tarihe kadar binalarını uygun hale getirmeyenlerin kurum açma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının iptal edileceği, kurumların binalarını uygun hale getirip getirmediklerinin yapılan inceleme ve denetimlerle tespit edileceği kurala bağlanmıştır.
Anılan madde ile; 05/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren dava konusu Yönetmelik'ten önceki Yönetmeliklere göre yükseköğrenim öğrencilerine barınma hizmeti sunmak amacıyla açılan kurumların binalarını ve hizmetlerini yeni Yönetmelik'te getirilen bina ve fiziki mekan şartlarına uyum sağlamaları için 01/08/2021 tarihine kadar süre öngörülmüş, bu sürenin sonunda binalarını uygun hale getirmeyen kurumların kurum açma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının iptal edileceği düzenlenmiştir.
Buna göre, dava konusu Yönetmelik'in yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış özel öğrenci barınma hizmeti sunan kurumların Yönetmelik'le yeniden belirlenen standartların zorunlu kıldığı değişiklikleri yerine getirilebilmeleri amacıyla geçiş hükmünün öngörüldüğü, davalı idarece, yükseköğrenim öğrencilerine barınma hizmeti sunan kurumların değişen ve gelişen barınma standartları veya uygulamalarına uyum sağlamalarının ve öğrencilerin güvenli bir ortamda barınmalarının temininin amaçlandığı, bu haliyle dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığından, davalı idarenin temyiz isteminin bu madde yönünden kabulü ile Daire kararının bu kısmının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.
EK GEREKÇE
XX- Anayasa'nın 124. maddesinde; "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler..." hükmüne yer verilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Belli haklardan yoksun bırakılma" başlıklı 53. maddesinde; kişinin, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;
"a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,
b) Seçme ve seçilme ehliyetinden,
c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan,
d)Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan,
e)Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten,..." yoksun bırakılacağı ve hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamayacağı hüküm altına alınmıştır.
02/07/2020 tarih ve 31173 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yükseköğrenim Özel Barınma Hizmetleri Yönetmeliği'nin "Barınma şartları" başlıklı 21. maddesinin 1. fıkrasında; kurumlarda barınacak öğrencilerde aranacak şartlar sayılmış, dava konusu (b) bendinde ise; "Taksirli suçlar hariç herhangi bir suçtan dolayı 6 ay veya daha fazla hapis cezası almamak ve kesinleşmiş mahkumiyeti bulunmamak" şartına yer verilmiştir.
Anayasa'nın 124. maddesi, idarenin özerk ve türev düzenleme yetkisinin anayasal dayanağını oluşturmaktadır. İdarenin düzenleme yetkisinin aslında ikincil, türev nitelikte olduğu hususunda bugün için bir duraksama bulunmamaktadır. Anayasa'ya göre, idarenin, düzenleme yetkisini kanunlar çerçevesinde ve kanunlara uygun olarak kullanması gereklidir.
Ayrıca, normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır. Başka bir anlatımla normlar hiyerarşisi, her türlü normun hiyerarşik olarak bir sıra dahilinde sıralanması ve birbirine bağlı olması anlamına gelmekte olup; bunun doğal sonucu olarak, hiyerarşik sıralamada daha altta yer alan normun, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremeyeceği, alt norm niteliğindeki düzenleyici işlemlerin, bir hakkın kullanımını üst normda öngörülmeyen bir şekilde daraltamayacağı veya kısıtlayamayacağı; dolayısıyla, düzenleyici bir işlemin kendinden önce gelen kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı düzenlemeler getiremeyeceği kabul edilmektedir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlığa bakıldığında; hukukumuzda suç ve cezalara ilişkin temel kanun olan 5237 sayılı Kanun'da bir suçtan mahkumiyet halinde yoksun kalınacak hakların neler olduğunun açıkça belirtildiği, ancak dava konusu Yönetmelik düzenlemesi ile kanun koyucunun iradesi aşılarak, idare tarafından, düzenleyici işlem ile taksirli suçlar hariç herhangi bir suçtan dolayı 6 ay veya daha fazla hapis cezası almış olanların barınma hizmetinden yararlanamayacakları öngörülmektedir.
Bu durumda, 5237 sayılı Kanun'da yer almayan bir haktan mahrumiyetinin yönetmelik ile öngörülmesine ilişkin dava konusu Yönetmelik'in 21. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır.
Diğer yandan, ceza hukukumuzda bir cezanın infazından sonra, bu mahkumiyetin belli sürelerde adli sicil kaydından ve sonrasında arşiv kaydından silinmesine ilişkin düzenlemeler var iken dava konusu Yönetmelik ile bir öğrencinin, en temel ihtiyaçlardan olan barınma hizmetinden ilanihaye yoksun bırakılmasının hakkaniyete uygun olmadığı da açıktır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Yönetmeliğin 21. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi yönünden iptale ilişkin Daire kararının gerekçesine katılmakla birlikte, yukarıda belirtilen gerekçelerin de eklenmesi suretiyle Daire kararının onanması gerektiğini düşünmekteyiz.
KARŞI OY
XXX- 5661 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrenci Yurtları ve Aşevleri Hakkındaki Kanuna Ek Kanun'un 1. maddesinin 4. fıkrasında; "Yurt ve benzeri kurumlar, ortaokul, ortaöğrenim ve yükseköğrenim öğrencilerine barınma hizmeti vermek amacıyla açılır ve bu Kanun ile 25/8/2011 tarihli ve 652 sayılı Özel Barınma Hizmeti Veren Kurumlar ve Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesine göre işyeri açma ve çalışma ruhsatı alırlar. Öğrenim düzeyine göre barınma hizmeti verilecek öğrenciler ile bu hizmetin verilebileceği kurumlar ve bu hizmeti sunacak gerçek ve tüzel kişilerin nitelikleri ilgisine göre Millî Eğitim Bakanlığı veya Gençlik ve Spor Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun'a dayanılarak hazırlanan ve 02/07/2020 tarih ve 31173 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yükseköğrenim Özel Barınma Hizmetleri Yönetmeliği'nin "Barınma şartları" başlıklı 21. maddesinin 1. fıkrasında; kurumlarda barınacak öğrencilerde aranacak şartlar sayılmış, dava konusu (b) bendinde ise; "Taksirli suçlar hariç herhangi bir suçtan dolayı 6 ay veya daha fazla hapis cezası almamak ve kesinleşmiş mahkumiyeti bulunmamak" şartına yer verilmiştir.
Öte yandan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Belli haklardan yoksun bırakılma" başlıklı 53. maddesinde; kişinin, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;
"a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,
b) Seçme ve seçilme ehliyetinden,
c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan,
d)Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan,
e)Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten,..." yoksun bırakılacağı ve hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamayacağı hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin incelenmesinden, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde; kişinin, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak belirli haklardan yoksun bırakılacağı düzenlenmiş, dava konusu düzenlemede de, kurumlarda barınacak öğrencilerde aranacak şartlar arasında taksirli suçlar hariç herhangi bir suçtan dolayı 6 ay veya daha fazla hapis cezası almamak ve yine taksirli suçlar hariç kesinleşmiş mahkumiyeti bulunmamak şartının öngörüldüğü, dolayısıyla bu haliyle kasten işlenen bir suçtan dolayı 6 ay veya daha fazla hapis cezası almanın ve kesinleşmiş mahkumiyeti bulunmanın kurumda barınmaya engel oluşturduğu anlaşıldığından, düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin bu madde yönünden kabulü ile Daire kararının bu kısmının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.
KARŞI OY
XXXX- 02/07/2020 tarih ve 31173 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yükseköğrenim Özel Barınma Hizmetleri Yönetmeliği'nin Geçici 1. maddesinin 3. fıkrasında; "18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 121 inci maddesi ile 25/10/1983 tarihli ve 2935 Sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 4 üncü maddesine göre yayımlanan Kanun Hükmünde Kararnameler doğrultusunda kapatılan özel öğrenci yurtlarının Hazineye veya Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilen binalarında, vergi muafiyeti bulunan veya kamu yararına çalışan vakıf veya dernekler tarafından özel yükseköğrenim öğrenci yurdu açılmak istenmesi halinde, bu Yönetmelik'in can güvenliği yönünden zorunlu tuttuğu şartları sağlamak kaydıyla bu binaların inşaat ruhsatı veya yapı kullanma izni aranmadan, binanın sağlam ve dayanıklı olduğuna ilişkin çevre ve şehircilik il müdürlükleri, yapının proje müellifleri ya da yetkili serbest proje büroları veya üniversitelerin ilgili bölümlerince düzenlenen teknik rapor ile teknik raporu düzenleyen serbest inşaat mühendisinin geçerliliği devam eden serbest inşaat mühendisliği belgesi ile işyeri tescil belgesi istenerek 1/8/2021 tarihine kadar açılış işlemleri yapılır." hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu Yönetmelik'e dayanılarak hazırlanan Yükseköğrenim Özel Barınma Hizmetleri Yönergesi'nin kurumların ilk açılış iş ve işlemlerinin düzenlendiği 5. maddesinin 6. fıkrasında, kurum açma işleminde istenen belgeler arasında kurum açılacak binanın inşaat ruhsatı veya yapı kullanma izin belgesine yer verildiği görülmektedir.
Her ne kadar kural olarak gerçek veya tüzel kişilerin, kurum binalarında yer alması gereken tüm şartları sağlaması halinde özel öğrenci yurdu açabileceği öngörülmüş ise de, dava konusu düzenlemede, vergi muafiyeti bulunan veya kamu yararına çalışan vakıf veya derneklerin özel yükseköğrenim öğrenci yurdu açmak istemesi halinde, inşaat ruhsatı veya yapı kullanma izninin aranmayacağı öngörülen binaların, kapatılan özel öğrenci yurtlarının Hazineye veya Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilen binaları olduğu, dolayısıyla anılan binaların kapatılmadan önce mevzuatta öngörülen şartları sağlayarak öğrenci yurdu olarak kullanılmasına izin verildiği dikkate alındığında, düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin bu madde yönünden kabulü ile Daire kararının bu kısmının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.