T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2168
Karar No : 2023/1442
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- …
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
…Bakanlığı
…
2- …Kurumu Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onikinci Dairesinin 01/06/2021 tarih ve E:2018/5553, K:2021/3352 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Jandarma Genel Komutanlığında kıdemli albay olarak görev yapmakta iken 30/08/2005 tarihinde kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilen davacı tarafından, 12/11/2015 tarih ve 29530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği'nin "Vazife malulleri" başlıklı 54. maddesindeki "Sağlık kurullarında karar verilirken subay ve astsubayların heyete çıkarıldıkları tarihteki sınıf ve rütbesi esas alınır" ibaresi ile 25/07/1994 tarihinde görevi sırasında terör eylemi nedeniyle yaralandığından bahisle vazife malulü sayılması istemiyle 28/06/2017 tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 01/06/2021 tarih ve E:2018/5553, K:2021/3352 sayılı kararıyla;
Davalı idarelerin husumete ve davanın süresinde açılmadığına ilişkin itirazları yerinde görülmemiş,
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun "5434 Sayılı Kanuna İlişkin Geçiş Hükümleri" başlıklı Geçici 4. maddesinin beşinci fıkrası; 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 44. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 45. ve 46. maddeleri, 47. maddesinin birinci fıkrası, 50. maddesi; 11/11/2016 tarih ve 29885 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 31/10/2016 tarih ve 2016/9431 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği'nin 1. maddesi, 42. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 47. maddesinin birinci fıkrası ve 49. maddesinde yer alan kurallar aktarılarak,
Düzenleyici işlem yönünden,
12/11/2015 tarih ve 29530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 12/10/2015 tarih ve 2015/8136 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği'nin dava konusu edilen 54. maddesinde, "Sağlık kurullarında karar verilirken subay ve astsubayların heyete çıkarıldığı tarihteki sınıf ve rütbesi esas alınır" kuralına yer verildiği,
Diğer taraftan, 11/11/2016 tarih ve 29885 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 31/10/2016 tarih ve 2016/9431 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan “Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği”nin "Vazife malulleri" başlıklı 49. maddesinde "Karar verilirken subay ve astsubayların heyete çıkarıldığı tarihteki sınıf veya branş ve rütbesi esas alınır." kuralı ve "Yürürlükten kaldırılan mevzuat" başlıklı 86. maddesinde "12/10/2015 tarihli ve 2015/8136 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır." kuralının yer aldığı,
Bu durumda, 12/10/2015 tarih ve 2015/8136 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği'nin dava konusu edilen 54. maddesinin 11/11/2016 tarihinde yürürlükten kaldırıldığı, idareye başvuru tarihi (28/06/2017) itibarıyla da yürürlükte olmadığı anlaşıldığından, dava konusu düzenleme yönünden işin esasının incelenmesine olanak bulunmadığı,
Bireysel işlem yönünden,
Uyuşmazlığın, Jandarma Genel Komutanlığında J. Kd. Bnb. olarak görev yapmakta iken, 25/07/1994 tarihinde görevi sırasında yaralanan ve 30/08/2005 tarihinde kadrosuzluk nedeniyle kıdemli albay rütbesinden emekliye sevk edilen davacının, 5434 sayılı Kanun kapsamında vazife malulü sayılıp sayılmayacağından kaynaklandığı,
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 4. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 44. maddesinde, her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma giren iştirakçilere malul denileceği ve haklarında bu Kanun'un malullüğe ait hükümlerinin uygulanacağının, 45. maddesinde de, vazifelerini yaptıkları sırada görevlerin neden ve etkisiyle malul olan iştirakçilerin vazife malulü sayılacağının belirtildiği,
5434 sayılı Kanun'un 44. ve 45. maddelerine göre, vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğan nedenlerle vücutlarında oluşan arızalar veya yakalandıkları hastalıklar nedeniyle vazifelerini yapamayacak duruma girenlerin vazife malulü kabul edildiği,
Aynı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, Sosyal Güvenlik Kurumu (mülga Emekli Sandığı) Sağlık Kurulu tarafından, yetkili sağlık kuruluşlarınca düzenlenmiş olan sağlık kurulu raporlarının incelendiği, kamu görevlisinin yakalandığı hastalık veya vücudunda meydana gelen arıza nedeniyle ''görevini yapamayacak duruma gelip gelmediği (malul olup olmadığı)" ve bu durumun "vazifesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı" tespit edilmek suretiyle kamu görevlisinin malullük durumu hakkında karar verildiği,
Kamu görevlisinin görevini yapamayacak duruma gelip gelmediğinin belirlenmesinde ise yürütülen hizmetin niteliği ve çalışma koşulları önem taşıdığından, bu konuda kamu görevlisinin görev yaptığı kurumca çıkarılan özel bir düzenleme var ise bu düzenlemenin dikkate alınması gerektiği,
Kıdemli albay olarak görev yapmakta iken emekliye ayrılan davacının, görevi sırasında meydana gelen terör olayı nedeniyle yaralandığı taraflar arasında ihtilafsız olmakla birlikte, söz konusu yaralanmadan dolayı davacının görevini yapamayacak duruma gelip gelmediği, diğer bir deyişle malul olup olmadığı hususunun uyuşmazlığın konusunu oluşturduğu,
Uyuşmazlığın çözümünde, davacının rahatsızlığından dolayı vazife malulü sayılıp sayılamayacağına karar verilebilmesi için, dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan “Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği” hükümlerine göre "görevini yapamayacak duruma gelip gelmediğinin" tespit edilmesi gerektiği,
Anılan Yönetmelik'in 42 ilâ 51. maddelerinde, subay ve astsubayların göreve uygunlukları bakımından sağlık yeteneklerine ilişkin hususların ayrıntılı bir biçimde düzenlendiği; 47. ve 49. maddelerinde de, vazifenin sebep ve tesiriyle yaralanan veya hastalanan subay ve astsubayların sağlık durumları hakkında, yetkili sağlık kuruluşları tarafından, heyete çıkarıldığı tarihteki sınıf veya branş ve rütbesi esas alınarak karar verilmesinin öngörüldüğü; haklarında “sınıfı veya branşı görevini yapamaz”, “Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamaz”, “Jandarma Genel Komutanlığında görev yapamaz” veya “Sahil Güvenlik Komutanlığında görev yapamaz” şeklinde sağlık raporu düzenlenenlerin ise vazife malullüğü kararının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından verileceğinin belirtildiği,
Buna göre, uyuşmazlık konusu olayda, davacının Jandarma Genel Komutanlığında J. Kd. Bnb. olarak görev yapmakta iken, 25/07/1994 tarihinde meydana gelen terör eylemi nedeniyle vazife sırasında yararlandığı sabit olmakla birlikte, GATA Askeri Hastanesinin 25/05/1995 tarihli raporuyla ve GATA Profesörler Kurulunun 09/08/2005 tarihli sağlık kurulu raporuyla "sınıfının görevini yapar" yönünde karar verildiği; söz konusu raporlarla davacının sağlık durumu itibarıyla sınıfı ve rütbesinin görevini yapabileceğinin tespit edildiği; Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulunun 25/04/2017 tarihli kararıyla da, davacının (2005 yılındaki GATA Profesörler Kurulun sağlık raporu incelenerek) 5434 sayılı Kanun'un 44. maddesi uyarınca malul olmadığına karar verildiği; ayrıca kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edildiği 2005 yılına kadar görevine devam eden davacı tarafından, GATA Profesörler Kurulunun 09/08/2005 tarihli sağlık kurulu raporunun iptali istemiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılan davanın da reddedildiği dikkate alındığında; terör eylemi nedeniyle görevi sırasında yararlanan davacı hakkında, sınıfı ve rütbesi itibarıyla görevini yapamayacak düzeyde rahatsızlığının olduğuna (diğer bir deyişle "malul" olduğuna) yönelik sağlık kurulu raporu bulunmaması nedeniyle, 5434 sayılı Kanun ve "Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği” hükümleri kapsamında, davacının vazife malulü sayılmasına olanak bulunmadığı,
Her ne kadar, davacı tarafından, işbu dava açıldıktan sonra, işitme, tat ve koku kaybı olduğuna yönelik teşhis ve tespitler içeren Ege Üniversitesi Hastanesinin 24/09/2019 tarihli sağlık kurulu raporu dosyaya sunularak vazife malulü sayılması gerektiği ileri sürülmüş ise de, anılan raporda, "Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği"ne göre, davacının sınıfı ve rütbesi itibarıyla görevini yapamayacak düzeyde rahatsızlığının olduğuna yönelik teşhis ve tespitlere yer verilmemesi nedeniyle, davacının bu iddiasına da itibar edilmediği,
Bu durumda, 25/07/1994 tarihinde görevi sırasında terör eylemi nedeniyle yaralandığından bahisle vazife malulü sayılması talebiyle 28/06/2017 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle,
düzenleyici işlem yönünden davanın incelenmeksizin reddine, bireysel işlem yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, GATA'nın düzenlediği 25/05/1995 tarihli rapor kendi içinde çelişkili olduğundan hükme esas alınamayacağı; yaşadığı olay sonrasında ağır derecede yaralandığı ve etkilerinin sonraki yıllarda da sürdüğü; bu iddiaların araştırılmadığı; koku kaybı da bulunmasına rağmen bu hususun tespit edilmediği; 2019 tarihli raporun değerlendirmeye alınmadığı; dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi gerektiği; vazife malulü sayılmak için gerekli şartları sağladığı; 2330 sayılı Kanun çerçevesinde inceleme yapılmadığı; düzenleyici işlem yönünden incelenmeksizin ret kararı verilmesinin hak arama hürriyetinin ihlali niteliğinde olduğu; eski ve yeni düzenlemelerin birbirinin aynısı olduğu; yeni düzenlemeyi bilmesinin beklenemeyeceği; bu sebeple esasının incelenmesi gerektiği; dava konusu düzenleyici işlemin üst hukuk normlarına uygun bulunmadığı; konuyla ilgili emsal yargı kararları mevcut olduğu; bireysel işlemin de hukuka aykırı düzenleyici işlem gerekçe gösterilerek tesis edilmesi sebebiyle hukuka aykırı olduğu belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Onikinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen incelenmeksizin reddine, kısmen reddine ilişkin Danıştay Onikinci Dairesinin temyize konu 01/06/2021 tarih ve E:2018/5553, K:2021/3352 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 15/06/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.