T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/218
Karar No : 2023/1550
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 29/09/2021 tarih ve E:2017/11555, K:2021/2795 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 29/09/2021 tarih ve E:2017/11555, K:2021/2795 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 221/4. ve 5271 sayılı Kanun'un 223/4-a. maddeleri uyarınca etkin pişmanlık sebebiyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamından yapılan inceleme sonucu anılan kararın kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları ile davacının kendi beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, üniversite döneminde örgüte ait evde ve yurtta kaldığına, Eyüp semtinde hukuk fakültesi öğrencilerinden sorumlu abi olarak görev yaptığına ve diğer hususlara yönelik tanık ifadeleri ile üniversite döneminde örgüte ait evde ve yurtta kaldığına, sohbet adı verilen toplantılara katıldığına ve diğer hususlara yönelik kendi beyanının değerlendirilmesi sonucunda, davacının tanık ifadelerine yönelik beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ceza mahkemesinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istemediğini belirtmesine rağmen hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, bu kararın temyiz aşamasında olduğu, hakimlik teminatlarından hiçbirisine riayet edilmeksizin, en temel hak olan savunma hakkı kullandırılmaksızın meslekten çıkarılmasının hukuka aykırı olduğu, maddi imkansızlıklar sebebiyle üniversite döneminde FETÖ'ye ait ev ve yurtlarda kalmış olmasının kendisini örgütle irtibat ve iltisaklı yapmayacağı, üniversiteden mezun olduktan sonra hakimlik ve savcılık sınavlarına hazırlanmak için İstanbul'da dershaneye gittiği, bu dershanenin FETÖ ile bir ilgisinin bulunmadığı, bu dönemde kalacak yer olmaması nedeniyle kısa bir süre daha örgüte ait evde kaldığı, Ekim 2012'de dershaneyi yarım bırakarak Adıyaman iline ailesinin yanına döndüğü ve örgütle irtibatını tamamen sonlandırdığı, sınavlara memleketinde hazırlandığı ve 2012 yılında yapılan sınavların yazılı aşamasında başarısız olduğu, daha sonra 2013 yılının Aralık ayında yapılan hakimlik savcılık sınavlarına hazırlanmak için İlim Yayma Vakfının Ankara'da bulunan yurduna yerleştiği ve sınavlara burada hazırlandığı, idari yargı sınavını kazanması üzerine Mayıs 2014'te staja başladığı, staj dönemi, mülakat dönemi ve hakimlik döneminde FETÖ ile herhangi bir bağlantısının olmadığı, kendisi ile aynı durumda olup da halen görevde olan kişilerin bulunduğu, bu durumun eşitlik ilkesine aykırı olduğu, tanık beyanlarının yer, zaman ve detay içermeyen soyut ifadeler olduğu, söz konusu beyanların duyuma ve dedikoduya dayalı olduğu, bazı tanık ifadelerinde örgütle bağını kopardığına dair beyanların bulunduğu, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair dosyada herhangi bir delilin bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" kısmının "Davacıya İlişkin Süreç" bölümünde sözü edilen ve hükme esas alınmayan, davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üyelik" suçundan açılan ceza davasında, davacının hakkında herhangi bir soruşturma başlamadan HSK müfettişine tanık sıfatıyla verdiği ifadesinde, örgütsel toplantılara katıldığını, örgütle ilk temas kurma şeklini, örgütsel toplantılara katılan kişileri, örgütün yapısını ve faaliyet şeklini anlattığı, bu şekilde soruşturma aşamasından önce etkin pişmanlık gösterdiği gerekçesiyle ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 221/4. ve 5271 sayılı Kanun'un 223/4-a. maddeleri uyarınca etkin pişmanlık sebebiyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile düzeltilerek esastan reddedildiği, söz konusu kararın temyiz edildiği ancak Yargıtayca henüz bir karar verilmediği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, "silahlı terör örgütüne üye olmak" isnadıyla açılan ceza davasında verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekmemektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 29/09/2021 tarih ve E:2017/11555, K:2021/2795 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 04/07/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.