T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2206
Karar No : 2023/544
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 27/10/2021 tarih ve E:2017/180, K:2021/3360 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun …tarih ve …sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin …tarih ve …sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ile özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 27/10/2021 tarih ve E:2017/180, K:2021/3360 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları ile davacının bu dava dosyasıyla Dairelerinin E:2018/2929 sayılı dava dosyasının birleştirilmesi talebi yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş;
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacı hakkında, …Ağır Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği ve kararın kesinleştiğinin görüldüğü,
Bununla birlikte, davacının terör örgütüne üye olma suçundan beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı,
Dijital materyal raporu yönünden, davacıya ait dijital materyalde fgulen.com.tr, herkul.org, ozgurherkul.org, zaman.com.tr, Samanyolu Haber, cihan.com.tr, Rota Haber, Nokta Dergisi, cihan.com.tr, Aksiyon Dergisi isimli sitelere giriş yapıldığına ilişkin dijital kalıntıların bulunduğuna dair tespitin, dosyadaki diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgütle iltisak veya irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğunun değerlendirildiği,
Sosyal medya paylaşımları yönünden, davacı tarafından FETÖ ile ilgili haklarında işlem yapılan kişileri övücü ve destekler mahiyette sosyal medya paylaşımlarında bulunulduğuna dair tespitin, dosyadaki diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgütle iltisak veya irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğunun değerlendirildiği,
Diğer husus yönünden, davacının eşinin hâkim olarak görev yapmakta iken Hâkimler ve Savcılar Kurulunun …tarih ve …sayılı kararı ile FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin … tarih ve … sayılı kararla reddedildiği; davacının eşi tarafından, bu kararların iptali istemiyle açılan davada, Dairelerinin 02/12/2020 tarih ve E:2017/97, 2020/5499 sayılı kararıyla, davacının (davacının eşinin) Fethullahçı yapı lehine sözler söylediğine ve diğer hususlara yönelik tanık ifadesi, aynı tanık ve davacı (davacının eşi) arasında geçen sosyal medya yazışmaları ve dijital materyaller raporunun değerlendirilmesi neticesinde davacının (davacının eşinin) FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu, netice itibarıyla davacının (davacının eşinin), FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği; bu durumda, FETÖ'nün kararda yer verilen yapısı ve işleyiş kuralları uyarınca evlilik ve aile yaşamına kadar yansıyan faaliyetlerde bulunduğu ve davacının aile birlikteliği içerisinde birlikte yaşadığı eşinin (idari yargı kararıyla tespit edilen) FETÖ silahlı terör örgütü içerisindeki konumu dikkate alındığında, davacının söz konusu örgütün faaliyetlerinden ve eşinin örgüt içerisindeki konumundan haberdar olmamasının, bir yargı mensubu olarak yürüttüğü meslek itibarıyla sahip olduğu nitelikler ve donanım ile hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi, davacının, eşinin söz konusu örgüt içerisindeki faaliyetlerine karşı çıktığı yönünde bir delil de bulunmadığı, bu durumun, bir yargı mensubu olarak üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan ve bağımsız ve tarafsız "olması" kadar bağımsız ve tarafsız "görünmesi" de gereken davacı açısından bağımsızlık ve tarafsızlığından şüphe edilmesine ve dolayısıyla FETÖ ile irtibat ve iltisakı bulunduğu kanaati oluşmasına neden olan bir delil niteliğinde olduğu sonucuna ulaşıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu işlemlerle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, işlemden önce idari soruşturma yapılmadığı; işlem tarihinde hakkında delil bulunmadığı; olağanüstü hal sürecinde getirilen kuralların ancak bu süreçle ilgili ve sınırlı olabileceği, bu kuralların ölçülülük ilkesine uygun olması gerektiği; işlemin bu ilkelere uygun olmadığı; savunmasının alınmadığı; işlem hakkında kanuni yollara müracaat etmenin savunma hakkı tanındığı anlamına gelmediği; kararda yer verilen dijital materyallerin işlemden sonra düzenlenen bilirkişi raporuyla elde edilen hususlar olduğu; işlemde hakkında somut bir delile yer verilmediği; delil olarak gösterilen hususların örgütün illegal olduğu kabul edilmeden önceki dönemlere ilişkin olduğu; deliller irtibat ve iltisakını kanıtlamak için yeterli olmadığından varsayımlara dayanıldığı; dijital materyallere ilişkin hususun suç ve cezaların kanuniliği ile öngörülebilirliği ilkesine uygun olmadığı; o tarihlerde illegal olduğu kabul edilmeyen örgüte ait olan ve yasal görünümü bulunan internet sitelerine giriş yapmaktan, suç niteliği bulunmayan ve yargı bağımsızlığıyla ilgili duyarlılığını belirttiği paylaşımlarından başka birşey bulunamadığı; bu sitelere kendisinin değil eşinin haber almak maksatlı olarak giriş yaptığı; kendi kullandığı bilgisayarlarda böylesine tespitlerin yapılmadığı; öte yandan bu sitelerin kamuya açık olduğu ve girişin o tarihlerde suç oluşturmadığı; meslek mensuplarının üye olabildiği bir internet sitesinde yaptığı paylaşımların HSK üyeliği adaylarına başarı dilemek maksatlı olduğu; sosyal medyada yaptığı yorumları, kendisiyle ilgili bir sorunu paylaştığında bu soruna çözüm bulmak için yardımcı olan, örgütle ilgili olduğuna inanmadığı ve sempatik bulduğu bir kişi için yaptığı; yorum yaptığı diğer kişinin de benzer özellikleri bulunduğu; ikisiyle ilgili yorumu da kadın olmaları sebebiyle yaptığı; örgütle ilişkilerini bilseydi yorum yapmayacağı; bu hususun dışında seçim çalışması yaptığına yönelik delil bulunmadığı; benzer yorum yapmasına rağmen görevine devam eden yargı mensupları bulunduğu; düşünce açıklaması niteliğindeki bu fiillerin meslekten çıkarma işlemine gerekçe yapılamayacağı; hakkındaki adli soruşturma neticesinde delil bulunmadığı; örgütle ilgi kurulmasına neden olabilecek bir delil mevcut olmadığı ancak lehine olan bu durumun Dairece değerlendirilmediği; bu örgütle hiçbir iltisak ve irtibatının olmadığı; bu örgütün illegal olduğunun Devlet tarafından anlaşılmasından önceki dönemde gerçekleştirilmiş fiillere yönelik olarak sıradan bireylerden bunu anlamış olmalarını beklemenin mümkün olmadığı; oysa kendisine atfedilen fiillerin hep bu tarihlerden öncesine ilişkin olduğu; bu durumun öngörülebilirlik ilkesine uygun bulunmadığı; haklarında paylaşım yaptığı kişilerin o tarihlerde yargı mensubu oldukları ve aleyhlerine bir işlem yapılmadığı; eşinin durumunun kendisiyle ilgili gerekçe yapılmasının suç ve cezaların şahsiliği ilkesine aykırı olduğu; ileri sürülen hususların irtibat ve iltisaka gerekçe olabilmesi için örgütün talimatıyla hareket ettiğinin ortaya konulması gerektiği; bu yapılamadığından ceza davasında beraat ettiği; buna rağmen aynı olgularla meslekten çıkarıldığı; bu durumun hak ve nesafet kurallarına uygun olmadığı belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 27/10/2021 tarih ve E:2017/180, K:2021/3360 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 22/03/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.