T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2240
Karar No : 2022/3492
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 18/10/2021 tarih ve E:2017/819 , K:2021/3131 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun …tarih ve …sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun …tarih ve … sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının 24/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 18/10/2021 tarih ve E:2017/819, K:2021/3131 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda …Ağır Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen"Excel Tablosu", "ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporları" ve "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı" ile Ceza Mahkemesi kararındaki tespitlerin incelenmesinden; davacının "…" ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, üniversitede örgüt evlerinde kaldığına ve ev abiliği yaptığına, staj döneminde örgüte ait evlerde kaldığına, örgüt toplantılarına katıldığına ve bölge mesulü olduğuna ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer hususlar yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da ve Adalet Bakanlığında etkin olduğu dönemde Adalet Bakanlığı Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünde tetkik hakimi olarak olarak görevlendirilmesinin ve 2012-2013 yılları arasında yurt dışına yüksek lisans eğitimine gönderildiğine ilişkin tespitin diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının 24/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 18/07/2018 tarihinde OHAL'e resmen son verilmiş olup, 667 sayılı KHK'nın 3. maddesinin ve bu hükmü onayan 6749 sayılı Kanun'un 3. maddesinin geçerliliği kalmadığından, kamu görevinden çıkarma işleminin Anayasal dayanağının bulunmadığı; savunma alınmadan, aksini ispat imkanı verilmeksizin meslekten çıkarılmasının AİHS'nin 6. maddesi ile aynı Sözleşme'nin 14. maddesinde düzenlenen ayrımcılık yasağına aykırılık teşkil ettiği; makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği; tüm delillerin ihraç kararından sonra elde edilerek dosyaya eklendiği, bu usulün, demokratik bir hukuk devletinde kabul edilemeyeceği; ByLock Tespit ve Değerlendirme tutanağında bu belgeyi hazırlayan kişi ya da kişilerin ismi, unvanı ve imzası bulunmadığından, bu belgenin resmi bir belge olmadığı ve hukuki bir geçerliliğinin bulunmadığı, ByLock sunucusunun, CMK'nın 134. maddesine aykırı olarak ve hâkim kararı olmadan ele geçirildiği, bu haliyle Anayasa'nın 38/4, CMK'nın 148/4, 217/2 ve 230/1-b maddeleri uyarınca hukuka aykırı delil olduğundan, bu delilin yargılama sırasında kullanılmasıyla da Anayasa'nın 36 ve AİHS'in 6. maddelerinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, ceza yargılamasında dosyaya sunulmuş olan uzman mütalaasında dosyadaki ByLock raporu ile tespit edilen görüşlerin tam aksine tespit ve görüşlerin belirtildiği, ByLock kullanmadığı bilimsel veriler ve uzmanlık mütalaası ile sabit iken bu delile dayanarak davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, bu şekilde, adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği; soyut nitelikteki, legal dönemdeki uzak geçmişi sorgulayıcı, suç isnadı içermeyen tanık beyanlarının, herhangi bir değerlendirmeye tabi tutulmadan, lehe beyanları dikkate alınmadan karara gerekçe yapılmasının hukuka aykırı olduğu, kendisiyle ilgisi bulunmayan tanık beyanının dahi kararda yer aldığı; Adalet Bakanlığında bir müddet çalışmasının bir suç unsuru olarak kabul edilmesinin ve davanın reddine gerekçe yapılmasının hukuken ve vicdanen kabul edilemeyeceği; kendi gayretleriyle ve emeğiyle önce IELTS sınavını kazanarak Jean Monnet bursuna başvurduğu ve yazılı sınav ile mülakatı geçerek bu kurumun bursuyla İngiltere'de yüksek lisans eğitimini tamamladığından kamu kaynaklarını kullanarak dil ya da lisansüstü eğitimi için yurt dışına gitmediği; adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi ile suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesinin, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, ayrımcılık yasağının, mülkiyet hakkının ihlal edildiği
ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyize konu Daire kararında, davacı hakkındaki tanık beyanları arasında yer verilen, avukat olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan S.A.'ya ait, Ankara KOM Şube Müdürlüğünce düzenlenen 29/08/2019 tarihli bilgi alma tutanağındaki ifadelerin davacıyla ilgisi olmadığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar, davacı hakkındaki tanık beyanları arasında yer verilen söz konusu tutanaktaki beyanların davacıyla ilgisi olmadığı anlaşılmaktaysa da, temyize konu kararda yer verilen diğer tanık beyanları ile davacı hakkındaki diğer hususlar dikkate alındığında, temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" kısmının "Davacıya İlişkin Süreç" bölümünde sözü edilen ve hükme esas alınmayan, davacının “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … Ağır Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki …Bölge Adliye Mahkemesi …. Ceza Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyiz edildiği ancak Yargıtayca henüz bir karar verilmediği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza davasında verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekmemektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 18/10/2021 tarih ve E:2017/819, K:2021/3131 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4.Kesin olarak, 01/12/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.