T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2285
Karar No : 2023/836
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...Odası
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 17/03/2022 tarih ve E:2020/5425, K:2022/3247 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 31/12/2019 tarih ve 30995 (4. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Geri Kazanım Katılım Payına İlişkin Yönetmelik'in 10. maddesinin 1. fıkrası ile Geri Kazanım Katılım Payına İlişkin Yönetmeliğin Uygulanmasına Dair Usul ve Esasların ikinci bölümünde belirtilen "Çevre Görevlisi" tanımının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 17/03/2022 tarih ve E:2020/5425, K:2022/3247 sayılı kararıyla;
Dava konusu Yönetmelik kuralı yönünden;
Bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamak amacıyla yürürlüğe konulan 2872 sayılı Çevre Kanunu'nda döngüsel ekonomi ve sıfır atık yaklaşımı doğrultusunda atık oluşumunun önlenmesi/azaltılması, yeniden kullanıma öncelik verilmesi suretiyle çevre ve insan sağlığının ve tüm kaynakların korunmasının ilke olarak kabul edildiği, atıkların geri kazanılmasını düzenleyen ve teşvik eden hükümlere yer verildiğinin görüldüğü,
Mevzuat hükümleri ile düzenlenen geri kazanım katılım payı uygulaması kapsamında 2872 sayılı Kanun'a ekli (1 ) sayılı listede yer alan ürünler dikkate alınarak tahsil edilmesi öngörülen Geri Kazanım Katılım Payına ilişkin olarak piyasaya sürenler ve ithalatçıların yerine getirmekle yükümlü tutuldukları idari ve mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi sürecinde çevre görevlilerine de birtakım sorumluluklar yüklendiği, bu kapsamda iptali istenilen Geri Kazanım Katılım Payına İlişkin Yönetmelik'in 10. maddesinin 1. fıkrasında, geri kazanım katılım payına ilişkin olarak yapılacak bildirim ve beyannamelere esas verilerin 2872 sayılı Kanun'da tanımlanan çevre görevlisi tarafından incelenip onaylanmasının öngörüldüğü,
Davacı tarafından, iptali istenilen Yönetmelik hükmü ile çevre görevlilerine 2872 sayılı Kanun'daki çevre görevlisi tanımında yer almayan görevlerin yüklendiği ileri sürülmekte ise de, söz konusu düzenleme ile çevre görevlilerine yüklenen sorumluluğun 2872 sayılı Kanun'un 2. maddesindeki çevre görevlisi tanımında yer alan, denetime tâbi tesislerin faaliyetlerinin mevzuata uygunluğunu, alınan tedbirlerin etkili olarak uygulanıp uygulanmadığını denetlemek görevi kapsamında kaldığı ve söz konusu düzenlemeyi tamamlayıcı ve açıklayıcı nitelikte olduğu, ayrıca Çevre Yönetimi Hizmetleri Hakkında Yönetmelik'in 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde çevre görevlileri için öngörülen mükellefiyetler ile de uyumlu olduğunun anlaşıldığı,
Bu itibarla, 2872 sayılı Kanun'un ilkelerine uygun olarak ve Kanun hükmünün uygulanması amacıyla yapılan dava konusu düzenlemede üst hukuk normuna ve hukuka aykırılık görülmediği,
Geri Kazanım Katılım Payına İlişkin Yönetmeliğin Uygulanmasına Dair Usul ve Esasların ikinci bölümünde belirtilen "Çevre Görevlisi" tanımı yönünden;
Dava konusu "Usul ve Esaslar"da yer verilen çevre görevlisi tanımında; geri kazanım katılım payına ilişkin olarak piyasaya sürenler ve ithalatçıların yerine getirmekle yükümlü tutuldukları idari ve mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi sürecinde çevre görevlilerine yüklenen sorumluluklar kapsamında, geri kazanım katılım payı uygulamasına tabi ürün ve eşyaların tespiti ile beyana esas miktarların belirlenmesinin muhasebe sorumlusunun; çevre mevzuatı kapsamındaki bildirimlerin, beyan ve beyannamelerin belirtilen formatta, zamanında ve eksiksiz olarak hazırlanarak ilgili idarelere sunulmasını sağlamak, kontrol etmek, izlemek ve raporlamanın ise çevre görevlisinin görevleri arasında sayıldığı, Geri Kazanım Katılım Payına İlişkin Yönetmelik kapsamında yer alan tüm bildirim ve beyanların muhasebe sorumlusu ve çevre görevlisi tarafından incelenip onaylanmasının öngörüldüğü,
İptali istenilen düzenlemenin 2872 sayılı Kanun'un 2. maddesinde çerçevesi çizilen çevre görevlisi tanımını açıklayıcı nitelikte olduğu, çevre görevlilerine anılan Kanun hükmü kapsamı dışında kalan yeni bir sorumluluk yüklemediği, ayrıca gerek Geri Kazanım Katılım Payına İlişkin Yönetmelik'in dava konusu hükmünde çevre görevlileri için öngörülen yükümlülüklerle, gerek Çevre Yönetimi Hizmetleri Hakkında Yönetmelik'in 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde çevre görevlileri için öngörülen mükellefiyetler ile de uyumlu olduğunun anlaşıldığından, Geri Kazanım Katılım Payına İlişkin Yönetmeliğin Uygulanmasına Dair Usul ve Esasların ikinci bölümünde belirtilen çevre görevlisi tanımına ilişkin düzenlemede de hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Geri Kazanım Katılım Payına İlişkin Yönetmelik'in dava konusu 10. maddesinin 1. fıkrası ile çevre görevlilerine 2872 sayılı Kanun'daki çevre görevlisi tanımında yer almayan görevlerin yüklendiği, çevre görevlilerinin muhasebeci ve mali müşavirin yapması gereken “beyanname ve bildirimleri onaylama” görevi ile sorumlu tutulduğu, aynı maddenin 2. fıkrasında ise “beyanname ve bildirim” işlemlerinin doğrulanması ve karşılaştırılmasının da Bakanlıkça gerekli görülmesi şartıyla mali müşavirlerce yapılmasının öngörüldüğü, oysa tüm beyanname ve bildirimlerin düzenlenmesi ve onaylanması işlemlerinin doğrudan mali müşavir tarafından yapılmasının gerektiği; Usul ve Esaslar ile de çevre görevlilerinin muhasebeci ve mali müşavirin yapması gereken beyanname ve bildirimleri onaylamakla sorumlu tutuldukları ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 17/03/2022 tarih ve E:2020/5425, K:2022/3247 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kullanılmayan … TL yürütme harcının istemi hakkında davacıya iadesine,
4.Kesin olarak, 26/04/2023 tarihinde, dava konusu Yönetmelik hükmü yönünden oybirliği, Usul ve Esaslar'da yer alan "Çevre Görevlisi" tanımı yönünden oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun "Geri kazanım katılım payı" başlıklı Ek 11. maddesinin 1. fıkrasında; "Yurt içinde piyasaya arz edilen bu Kanuna ekli (1) sayılı listede yer alan ürünlerden poşetler için satış noktalarından, diğer ürünler için piyasaya sürenlerden/ithalatçılardan bu listede belirtilen tutarda geri kazanım katılım payı tahsil edilir. Bu listedeki ürünlerden herhangi birinin piyasaya arzının, farklı bir ürünün, malzemenin veya eşyanın ithalatı ile birlikte gerçekleşmesi halinde geri kazanım katılım payı ithalatçıdan tahsil edilir. Bu listede yer alan tutarlar takvim yılı başından geçerli olmak üzere her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Bu şekilde hesaplanan tutarların %5’ini aşmayan kesirler dikkate alınmaz. Cumhurbaşkanı, bu suretle tespit edilen tutarları yarısına kadar artırmaya veya indirmeye yetkilidir." aynı maddenin 6. fıkrasında ise; "Bu maddeye ilişkin idari, mali ve teknik usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşü alınarak Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle belirlenir." hükmü yer almaktadır.
31/12/2019 tarih ve 30995 (4. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Geri Kazanım Katılım Payına İlişkin Yönetmeliğin "Bildirim ve beyan" başlıklı 9. maddesinin 2. fıkrasında; "Piyasaya arz edilen ürünlere yönelik olarak piyasaya sürenler/ithalatçılar ve satış noktalarınca yapılacak bildirimlerde Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara uyulur." kuralına yer verilmiştir.
Dava konusu Usul ve Esasların İkinci Bölümünde belirtilen ve iptali istenen "Çevre Görevlisi", "Piyasaya süren/ithalatçı ve satış noktalarının gerçek/tüzel kişileri adına geri kazanım katılım payı uygulamasına tabi ürün ve eşyaların tespitini, beyana esas miktarlarının muhasebe sorumlusunca belirlenmesini; çevre mevzuatı kapsamındaki bildirimlerin, beyan ve beyannamelerin belirlenen formatta, zamanında ve eksiksiz olarak hazırlanarak ilgili idarelere sunulmasını sağlayan, kontrol eden, izleyen ve raporlayan Çevre Kanunu'nun Ek 2. maddesinde belirtilen görevliler/çevre yönetim birimlerindeki görevlilerdir." şeklinde tanımlanmış ve çevre görevlilerine; "Geri Kazanım Katılım Payına İlişkin Yönetmelik kapsamında yer alan tüm bildirim ve beyanların (iade ve mahsuplaşmaya esas işlemler dahil) muhasebe sorumlusu ve çevre görevlisi tarafından incelenip onaylanması..." şeklinde yükümlülük getirilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 124. maddesinde; Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilecekleri hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır. Başka bir anlatımla; normlar hiyerarşisi, her türlü normun hiyerarşik olarak bir sıra dahilinde sıralanması ve birbirine bağlı olması anlamına gelmekte olup, bunun doğal sonucu olarak, hiyerarşik sıralamada daha altta yer alan normun, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremeyeceği gibi üst normun (kanunun) bir konuyu düzenlemesini emrettiği alt normun (yönetmeliğin) bu konuyu düzenlemekten kaçınamayacağını veya bu konuya ilişkin düzenlemenin daha alt bir hukuk normuna (tebliğ, genelge, usul esas vs.) bırakılamayacağını da içermektedir.
Aktarılan Anayasa hükmü ve normlar hiyerarşisi bağlamında, bir kanun hükmüne dayalı olarak hazırlanan yönetmeliklerle, kanunun yönetmelikte düzenlenmesini emrettiği hükümlere açıklık getirilmesi ve kanun hükümlerinin uygulamaya geçirilmesinin amaçlandığı, kanun koyucu tarafından idareye tanınan düzenleme yetkisinin, başta kamu yararı olmak üzere hizmet gereklerine, hukuk devleti ve hukuk güvenliği ilkelerine uygun olarak kullanılması gerektiği açıktır.
Bu durumda, görülmekte olan davada, iptali istenen Geri Kazanım Katılım Payına İlişkin Yönetmeliğin Uygulanmasına Dair Usul ve Esasların İkinci Bölümünde belirtilen "Çevre Görevlisi" tanımının, 2872 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen emredici hükmü gereğince yönetmelikle düzenlenmesi gerekirken, normlar hiyerarşisi bakımından yönetmeliğin daha alt hukuk normu olan Yönetmeliğin Uygulanmasına Dair Usul ve Esaslar ile düzenlenmesinde normlar hiyerarşisine ve hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin, Geri Kazanım Katılım Payına İlişkin Yönetmeliğin Uygulanmasına Dair Usul ve Esasların İkinci Bölümünde belirtilen "Çevre Görevlisi" tanımı yönünden kabulü ile Daire kararının bu kısmının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyorum.