T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/2395
Karar No : 2023/1048
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı/ …
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN MÜDAHİL
(DAVALI YANINDA) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU :Davacı tarafından, 15/09/2006 tarihinde rahatsızlanarak Samsun Gazi Devlet Hastanesine kaldırılan annesinin, doktorların ihmal ve ilgisizliği nedeniyle aynı gün evinde geçirdiği kalp krizi sonucunda vefat ettiği iddiasıyla, uğradığını ileri sürdüğü manevi zarara karşılık 30.000,00 TL manevi tazminatın ölüm tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda; Danıştay Onuncu Dairesinin 14/12/2020 tarih ve E:2019/6527, K:2020/6221 sayılı bozma kararına uyulmak suretiyle verilen … İdare Mahkemesinin davanın kabulüne ve kabul edilen 30.000,00 TL manevi tazminatın adli yargıda dava açma tarihi olan 30/03/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine yönelik … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, davalı ve davalı yanında müdahilce temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davanın süresinde açılmadığı, işbu dosya kapsamında alınmış ve tebliğ edilmiş bir bilirkişi raporu bulunmadığı, tazmin şartlarının oluşmadığı, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğu, hükmedilen manevi tazminata işletilecek faizin usul ve yasaya aykırı olduğu, yargı harçlarından muaf olunduğu; davalı yanında müdahil tarafından, davanın kendisi açısından zamanaşımına uğradığı, davacı tarafın talep edilen tazminat miktarını artırarak dava açmasının art niyetli bir tutum olduğu ve bu durumun usul ve yasaya aykırı olduğu, zararın meydana gelmesinde herhangi bir kastı olmadığından manevi tazminata hükmedilmesi koşullarının oluşmadığı, hükmedilen manevi tazminat miktarının sebepsiz zenginleşmeye yol açtığı, hükmedilen manevi tazminata adli yargıda dava açma tarihinden itibaren faiz işletilemeyeceği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI :Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemine konu İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A) Temyize Konu İdare Mahkemesi Kararının Davanın Kabulüne İlişkin Kısmının İncelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın davanın kabulüne ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize Konu İdare Mahkemesi Kararının Hükmedilen Manevi Tazminat Miktarına İşletilecek Yasal Faizin Başlangıç Tarihine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştay'ın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
Faiz; en basit biçimiyle, idarenin tazmin borcu bağlamında; kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanun'a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun zarara neden olduğu ileri sürülen olay tarihinde yürürlükte olan haliyle 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği; bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği kuralı yer almaktadır. Anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay'ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; ilk olarak, dava konusu olaydaki kusur ve ihmalleri nedeniyle davalı idare ajanları K.E. ve A.K. aleyhine … Asliye Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında 30/03/2011 tarihinde manevi tazminat istemli dava açıldığı, bu davanın "husumet eksikliği" sebebiyle reddi üzerine de idari yargıda Sağlık Bakanlığı aleyhine iş bu tam yargı davasının açıldığı görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan manevi tazminat istemli davada davalı idareye husumet yöneltilmemiş olduğundan; Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava ile davalı idarenin tazminat talebinden haberdar olduğundan ve temerrüde düştüğünden söz edilmesine olanak bulunmadığı kuşkusuzdur.
Bu haliyle, idareye tazminat istemiyle yapılan bir başvuru da bulunmadığı görüldüğünden; İdare Mahkemesinde tam yargı davası açılması ile davalı idarenin temerrüte düştüğü kabul edilerek, hükmedilen manevi tazminat miktarına İdare Mahkemesinde davanın açıldığı tarih olan 29/11/2011 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken, adli yargıda davanın açıldığı tarih olan 30/03/2011 tarihinden itibaren faiz işletilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, hükmedilen manevi tazminat tutarına davalı idarenin temerrüde düştüğü tarih olan 29/11/2011 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğinden; temyize konu İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan "adli yargıda dava açma tarihi olan 30.03.2011" ibaresinin "dava açma tarihi olan 29.11.2011" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin ve davalı idare yanında müdahilin temyiz istemlerinin esasa ilişkin kısım yönünden REDDİNE, hükmedilen tazminata işletilecek faizin başlangıç tarihine ilişkin kısım yönünden KABULÜNE,
2. Davanın kabulü yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine,
4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/03/2023 tarihinde esas yönünden oy birliğiyle, vekalet ücreti yönünden oy çokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
İdare Mahkemesince, hükmedilen tazminat miktarı yönünden, idari yargıda dava açıldığı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, adli yargıda açılan dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmakla birlikte, bu husus, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasını gerektiren, "yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık" kapsamında olmayan; anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren "hukuka aykırılık" teşkil ettiğinden, temyize konu İdare Mahkemesi kararının faizin başlangıç tarihi yönünden yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla Daire kararının aksi yöndeki bu kısmına katılmıyorum.