T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/24
Karar No : 2023/2089
DAVACI: … İletişim Hizmetleri A.Ş.
VEKİLLERİ: Av. …
DAVALI: … Kurumu
VEKİLLERİ: Av. …, Av. …
DAVANIN KONUSU:
1. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun (Kurum) … tarih ve … sayılı işlemiyle bildirilen davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin,
2. Anılan işlemin ekinde yer alan idarî para cezası karar tutanağının,
3. 15/02/2014 tarih ve 28914 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 45. maddesinin birinci fıkrasının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 45. maddesinin birinci fıkrasının normlar hiyerarşisine aykırı olduğu, idarî para cezası vermeye Kurum'un yetkili olduğu, Kurum'un karar organının Kurul olduğu, Kanun'un açık izni olmadıkça yetki devri yapılamayacağı, yetkisizliğin kural yetkinin istisna olduğu, yetki kurallarına ilişkin genişletici yorum yapılamayacağı, idarî yaptırım uygulama yetkisinin devredilebilmesi için kanunda açık hüküm bulunması gerektiği, davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin işlemin yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu, yaptırıma konu eylemin eski Yönetmelik döneminde gerçekleştiği, eski Yönetmeliğin davacının lehine kurallar içerdiği, cezanın fahiş olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI :
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 45. maddesinin birinci fıkrasının normlar hiyerarşisine uygun olduğu, idarî para cezalarının Kurul tarafından verileceğine dair açık bir düzenlemenin bulunmadığı, Yönetmelik ile yapılan söz konusu yetki devrinin kanuni dayanağının bulunduğu, yeni Yönetmeliğin davacının lehine hükümler getirdiği, hem ceza oranlarının düşük olduğu hem de tekerrür hükümlerinin uygulanmayacağının kurala bağlandığı, henüz bir yaptırım uygulanmamışsa geçmişte işlenen kabahatlere yeni kanunun lehe olan hükümlerinin uygulanması gerektiği, lehine kurallar içermesi sebebiyle davacıya yeni Yönetmelik hükümlerinin uygulandığı, davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin işlemde yetki unsuru yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı, ceza oranının belirlenmesinde sonradan bilgi verilmesinin dikkate alındığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'İN DÜŞÜNCESİ: Dava; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun … tarih ve … sayılı ve … tarih ve … sayılı işlemleriyle bildirilen … tarih ve … sayılı davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin işlemin, işlem ekinde yer alan idarî para cezası karar tutanağının ve 15/02/2014 tarih ve 28914 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 45. maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Danıştay Onüçüncü Dairesinin 16/06/2020 tarih ve E:2014/4471, K:2020/1402 sayılı kararıyla; elektronik haberleşme sektörüne yönelik kararları almaya esasen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun en üst organı olan Kurulun yetkili olduğu, Başkanın alınan kararları uygulamaya yönelik işlemler tesis edebileceği ve hizmet birimlerinden gelen önerileri Kurula sunacağı, bunun yanında yetki devri yapılmak suretiyle Kurul'un bir kısım yetkilerini sınırları ve gerekçesini belirlemek suretiyle Başkana devredebileceğinin anlaşıldığı, 15/02/2014 tarih ve 28914 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin dava konusu "Yetki" başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında, "5651 sayılı Kanun kapsamında uygulanacak idarî yaptırımları uygulamaya Telekomünikasyon İletişim Başkanı, 18'inci ve 36'ncı maddede belirtilen idarî yaptırımları uygulamaya Kurum Bölge Müdürlükleri, denetim kapsamında talep edilen bilgi ve/veya belgelerle ilgili ortaya çıkan ihlaller hariç olmak üzere 23'üncü maddenin birinci fıkrası, 24'üncü maddenin birinci fıkrası ile 25'inci maddenin birinci fıkrasında yer alan idarî yaptırımları uygulamaya Kurul Başkanı, diğer idarî para cezalarını ve yaptırımları uygulamaya ise Kurul yetkilidir." kuralına yer verildiği, 2813 sayılı Kanun'da Kurulun bir kısım yetkilerini Kurul başkanına devretmesine imkân sağlandığı görülmekle birlikte, gerek anılan Kanun'da, gerekse 5809 sayılı Kanun'da, (elektronik haberleşme tesislerinden kaynaklanan yaptırımları uygulama yetkisinin taşra teşkilatına devredilebileceği dışında) açıkça yetki devrine izin veren bir kural bulunmadığı, aksine anılan Kanunlarda idarî yaptırımların Kurum tarafından uygulanacağı ve Kurumun karar organı ile en üst merciinin Kurul olduğu hükmünün yer aldığı, bu durumda, Kanun'da açıkça belirtilenler dışındaki idarî yaptırım uygulama yetkisinin Kurul tarafından bir başka organa devredilemeyeceği açık olduğundan, Yönetmeliğin 45. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, "denetim kapsamında talep edilen bilgi ve/veya belgelerle ilgili ortaya çıkan ihlaller hariç olmak üzere 23'üncü maddenin birinci fıkrası, 24'üncü maddenin birinci fıkrası ile 25'inci maddenin birinci fıkrasında yer alan idari yaptırımları uygulamaya Kurul Başkanı" ibaresinde ve bu maddeye dayanılarak tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle, 15/02/2014 tarih ve 28914 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 45. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, "denetim kapsamında talep edilen bilgi ve/veya belgelerle ilgili ortaya çıkan ihlaller hariç olmak üzere 23'üncü maddenin birinci fıkrası, 24'üncü maddenin birinci fıkrası ile 25'inci maddenin birinci fıkrasında yer alan idari yaptırımları uygulamaya Kurul Başkanı" ibaresinin ve bu kuralın uygulanması suretiyle davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlem ile işlem ekinde yer alan idarî para cezası karar tutanağının iptaline karar verildiği, davalı idarenin temyiz talebi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 24/11/2021 tarihli, E:2021/2080, K:2021/2625 sayılı kararı ile, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin dava konusu 45. maddesinin 1. fıkrasında; denetim kapsamında talep edilen bilgi ve/veya belgelerle ilgili ortaya çıkan ihlaller hariç olmak üzere 23. maddenin 1. fıkrası, 24. maddenin 1. fıkrası ile 25. maddenin 1. fıkrasında yer alan idarî yaptırımları uygulamaya Kurul Başkanının yetkili olduğu belirtilmek suretiyle, Kurul Başkanının idari yaptırım uygulayabilmesinin sınırlarının çizildiği, öte yandan, davalı idarenin itiraz dilekçesinde; dava konusu Yönetmeliğin 23. maddenin 1. fıkrası, 24. maddenin 1. fıkrası ile 25. maddenin 1. fıkrasında yer alan, Kurum tarafından talep edilen bilgi ve/veya belgelerin süresinde verilmemesi ve yanlış/eksik bilgi ve/veya belge verilmesi gibi ihlallerin sıklıkla yapıldığı, sık tekrarlanan ve işletmeciler hakkında çoğu zaman herhangi bir soruşturma yapılmasını gerektirmeyen bu tür ihlaller ile ilgili olarak gereğinin yapılması konusunda Kurul Başkanına yetki verilerek, Kurumun asıl görevi olan politika belirleme, koordinasyon ve denetim gibi görevlerinin daha hızlı bir şekilde yerine getirilmesinin, dolayısıyla kamu hizmetinin daha verimli yürütülmesinin amaçlandığı belirtilmek suretiyle, Kurul Başkanına idari yaptırım uygulama yetkisi verilmesinin gerekçesinin de ortaya konulduğu, bu itibarla, dava konusu Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 23. maddenin 1. fıkrası, 24. maddenin 1. fıkrası ile 25. maddenin 1. fıkrasının ihlali durumunda idari yaptırım uygulama konusunda Kurul Başkanına yetki veren, aynı Yönetmeliğin 45. maddesinin 1. fıkrasındaki dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, ayrıca, Dairece anılan Yönetmelik hükmünün verdiği yetkiye dayanılarak Kurul Başkanınca tesis edilen davaya konu bireysel işlemlerin de hukuka aykırı olduğu belirtilmiş ise de, somut uyuşmazlığa konu fiil dahil olmak üzere belli konularda Kurul Başkanına yaptırım uygulama yetkisi veren Yönetmelik hükmünün hukuka uygun bulunması karşısında, bireysel işlemlerin -yetki unsuru dışında kalan- diğer unsurları yönünden Dairece değerlendirme yapılıp bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle Daire kararının BOZULDUĞU anlaşılmaktadır.
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 38. maddesinde, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun, idari dava dairelerince ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinin 1. fıkrasında da, Danıştay Dava Dairelerinin nihai kararlarının Danıştay’da temyiz edilebileceği, 49. maddesinin 4. fıkrasında ise; Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50’nci madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı öngörülmüştür.
2577 sayılı Yasanın 49. maddesinin 4. fıkrasında yer alan düzenleme ile; Danıştay Dava Dairelerine, ilk derecede bakılan davalarla ilgili Dava Daireleri Kurulunun bozma kararlarına karşı eski kararlarında ısrar edebilme yetkisi tanınmadığı açıktır.
Bu nedenle davanın, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 45. maddesinin birinci fıkrasının iptalinin istenilmesine yönelik kısmı için davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Dava konusu Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun ... tarih ve ... sayılı ve ... tarih ve ... sayılı işlemleriyle bildirilen ... tarih ve ... sayılı davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin işlemin ve işlem ekinde yer alan para cezası karar tutanağının iptali talebine gelince; işlem ekinde yer alan idarî para cezası karar tutanağının ve dosyanın incelenmesinden; davalı idarenin … tarihli ve … sayılı yazısı ile talep edilen bilgi ve belgelerin süresi içerisinde Kuruma göndermemek suretiyle Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin "Bilgi ve/veya belgelerin süresinde verilmemesi" başlıklı 23. maddesinin birinci fıkrasında yer alan hükmün ihlalinin sabit olduğu, davalı idarenin daha sonraki 02/01/2014 tarihli yazısı ile talebin tekrarlanması üzerine istenilen bilgi ve belgelerin 07/01/2014 tarihli yazı ile Kuruma gönderildiği ve gecikmenin davacı şirket içinde dağıtım sürecinde yaşanan bir aksaklıktan kaynaklandığının belirtildiği görüldüğünden; Yönetmelik hükmü uyarınca tesis edilen idari para cezasına ilişkin dava konusu bu işlemlerde de hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Dairemizin 16/06/2020 tarih ve E:2014/4471, K:2020/1402 sayılı dava konusu işlemin iptali yolundaki kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 24/11/2021 tarih ve E:2020/2080, K:2021/2625 sayılı kararı ile bozulması üzerine, gereği yeniden görüşüldü:
Dava dilekçesinde, 15/02/2014 tarih ve 28914 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 45. maddesinin birinci fıkrasının tamamının iptalinin istendiği belirtilmekle birlikte; 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, Yönetmeliğin 45. maddesinin birinci fıkrasının birel işleme uygulanan kısmının "denetim kapsamında talep edilen bilgi ve/veya belgelerle ilgili ortaya çıkan ihlaller hariç olmak üzere 23'üncü maddenin birinci fıkrası, 24'üncü maddenin birinci fıkrası ile 25'inci maddenin birinci fıkrasında yer alan idari yaptırımları uygulamaya Kurul Başkanı" ibaresi olduğu anlaşıldığından, davanın Yönetmeliğe ilişkin kısmı bu ibareyle sınırlı olarak incelenmiştir.
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Emniyet Genel Müdürlüğünce davalı idareden toplumsal olaylarda kullanılan 3N teknolojisi kapsamında SIM önceliklendirmesi yapılması talebi üzerine, davalı idare tarafından bu konuya yönelik 20/08/2013, 07/11/2013 ve 02/01/2014 tarihli yazılarla davacı şirketten bilgi istenilmiştir.
02/01/2014 tarihli son yazı üzerine davacı şirket tarafından 07/01/2014 tarihinde birtakım bilgiler Kuruma sunulmuş, ancak istenen bilgilerin öngörülen sürelerde davalı idareye verilmemesi nedeniyle davacı Şirkete, savunması alınarak ... tarih ve ... sayılı Başkanlık Oluru ile 2012 yılı net satışlarının % 0,003 (yüz binde üç)'ü oranında idarî para cezası verilmiştir.
Bunun üzerine, davacı Şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin, işlem ekinde yer alan idarî para cezası karar tutanağının ve 15/02/2014 tarih ve 28914 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 45. maddesinin 1. fıkrasının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dairemizin yukarıda anılan 16/06/2020 tarih ve E:2014/4471, K:2020/1402 sayılı dava konusu işlemlerin iptali yolundaki kararına yönelik temyiz başvurusu üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 24/11/2021 tarih ve E:2020/2080, K:2021/2625 sayılı kararıyla;
"Yukarıda aktarılan mevzuatın incelenmesinden, elektronik haberleşme sektörüne yönelik kararları almaya esasen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun en üst organı olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunun yetkili olduğu, Başkanın, alınan kararları uygulamaya yönelik işlemler tesis edebileceği ve hizmet birimlerinden gelen önerileri Kurula sunacağı, öte yandan, Kurulun, bir kısım yetkilerini, sınırlarını ve gerekçesini belirlemek suretiyle yetki devri ile Kurul Başkanına devredebileceği anlaşılmaktadır.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu tarafından kabul edilen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin dava konusu 45. maddesi ile idarî yaptırımları uygulamaya ilişkin yetkili organların belirlendiği, bu çerçevede, denetim kapsamında talep edilen bilgi ve/veya belgelerle ilgili ortaya çıkan ihlaller hariç olmak üzere 23. maddenin 1. fıkrası, 24. maddenin 1. fıkrası ve 25. maddenin 1. fıkrasında yer alan idarî yaptırımları uygulamaya "Kurul Başkanı"nın yetkili olduğunun kurala bağlandığı görülmektedir.
Nitekim, davalı idarece; Kurul'un, 2813 sayılı Kanunun 8. maddesinin 13. fıkrasında yer alan, "Kurul sınırlarını ve gerekçesini belirlemek suretiyle görevlerinden bir kısmını Kurul Başkanına devretmeye yetkilidir." kuralı uyarınca, dava konusu Yönetmelik düzenlemesi ile Kurul Başkanına yetki devrinde bulunduğu belirtilmiştir.
Daire kararında da belirtildiği üzere, idare hukukunda yetki devri, yasal düzenlemelerin açıkça öngördüğü veya yasaklamadığı durumlarda yapılabilmektedir.
Ancak, Dairece, idari yaptırım yetkisinin devri için, kanunda, özel olarak "idari yaptırım uygulama yetkisinin devri"ne de olanak tanıyan açık bir hüküm bulunması gerektiği, böyle bir hüküm olmaksızın Kurul'un bu konudaki yetkisini Kurul Başkanına devredemeyeceği belirtilmiş olduğundan, uyuşmazlığın çözümü için, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun en üst karar organı olması nedeniyle idari yaptırım uygulama yetkisine sahip olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunun bu yetkisini devredip devredemeyeceğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
2813 sayılı Kanunun 8. maddesinin 13. fıkrasında, Kurulun, sınırlarını ve gerekçesini belirlemek suretiyle görevlerinden bir kısmını Kurul Başkanına devretmeye yetkili olduğu belirtilmek suretiyle, herhangi bir ayrım yapılmaksızın Kurulun tüm görevlerini Kurul Başkanına devredebileceği belirtilmiş ve söz konusu devrin gerçekleşebilmesi için sınırlarının ve gerekçesinin belirtilmesi şartı getirilmiştir.
Bu durumda, Kurulun, sınırlarını ve gerekçesini belirtmek suretiyle idari yaptırım yetkisini de Kurul Başkanına devretmesi mümkündür.
Buradan hareketle dava konusu uyuşmazlığa bakıldığında; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin dava konusu 45. maddesinin 1. fıkrasında; denetim kapsamında talep edilen bilgi ve/veya belgelerle ilgili ortaya çıkan ihlaller hariç olmak üzere 23. maddenin 1. fıkrası, 24. maddenin 1. fıkrası ile 25. maddenin 1. fıkrasında yer alan idarî yaptırımları uygulamaya Kurul Başkanının yetkili olduğu belirtilmek suretiyle, Kurul Başkanının idari yaptırım uygulayabilmesinin sınırlarının çizildiği görülmektedir.
Öte yandan, davalı idarenin itiraz dilekçesinde; dava konusu Yönetmeliğin 23. maddenin 1. fıkrası, 24. maddenin 1. fıkrası ile 25. maddenin 1. fıkrasında yer alan, Kurum tarafından talep edilen bilgi ve/veya belgelerin süresinde verilmemesi ve yanlış/eksik bilgi ve/veya belge verilmesi gibi ihlallerin sıklıkla yapıldığı, sık tekrarlanan ve işletmeciler hakkında çoğu zaman herhangi bir soruşturma yapılmasını gerektirmeyen bu tür ihlaller ile ilgili olarak gereğinin yapılması konusunda Kurul Başkanına yetki verilerek, Kurumun asıl görevi olan politika belirleme, koordinasyon ve denetim gibi görevlerinin daha hızlı bir şekilde yerine getirilmesinin, dolayısıyla kamu hizmetinin daha verimli yürütülmesinin amaçlandığı belirtilmek suretiyle, Kurul Başkanına idari yaptırım uygulama yetkisi verilmesinin gerekçesinin de ortaya konulduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, dava konusu Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 23. maddenin 1. fıkrası, 24. maddenin 1. fıkrası ile 25. maddenin 1. fıkrasının ihlali durumunda idari yaptırım uygulama konusunda Kurul Başkanına yetki veren, aynı Yönetmeliğin 45. maddesinin 1. fıkrasındaki dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihaî kararlarının Danıştay'da temyiz edilebileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği; 2577 sayılı Kanun'un 49/4. ve 50. maddelerinde, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu kurala bağlanmış;
Aktarılan kanun hükümlerine göre, Danıştay dava dairelerince ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarınca bozulması hâlinde Danıştay dava dairelerine ısrar imkânı tanınmadığından, bozma kararına uyularak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararında belirtilen gerekçelerle, 15/02/2014 tarih ve 28914 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 45. maddesinin birinci fıkrasında yer alan, "denetim kapsamında talep edilen bilgi ve/veya belgelerle ilgili ortaya çıkan ihlaller hariç olmak üzere 23'üncü maddenin birinci fıkrası, 24'üncü maddenin birinci fıkrası ile 25'inci maddenin birinci fıkrasında yer alan idari yaptırımları uygulamaya Kurul Başkanı" ibaresi yönünden davanın reddi gerekmektedir.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararında, "Dairece anılan Yönetmelik hükmünün verdiği yetkiye dayanılarak Kurul Başkanınca tesis edilen davaya konu bireysel işlemlerin de hukuka aykırı olduğu belirtilmiş ise de, somut uyuşmazlığa konu fiil dahil olmak üzere belli konularda Kurul Başkanına yaptırım uygulama yetkisi veren Yönetmelik hükmünün hukuka uygun bulunması karşısında, bireysel işlemlerin -yetki unsuru dışında kalan- diğer unsurları yönünden Dairece değerlendirme yapılıp bir karar verilmesi gerektiği tabiidir." gerekçesine yer verildiği görüldüğünden, ... tarih ve ... sayılı Kurum işlemiyle bildirilen, davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin ve ekinde yer alan idarî para cezası karar tutanağının hukuka uygunluğunun ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, Kurum'un IMT-2000/UMTS işletmecilerini muhatap … tarih ve … sayılı yazısı ile, Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) tarafından toplumsal olaylara müdahalede karar mekanizmasının daha hızlı çalışabilmesine destek sağlayan 3G görüntü ve ses aktarım cihazlarından toplumsal olaylar sırasında mobil şebekelerde yaşanan yoğunluk nedeniyle verimli bir şekilde hizmet alınamadığı belirtilerek önceden yer ve zaman bildirmek kaydıyla EGM'ye ait SIM kartlarına IMT-2000/UMTS işletmecilerince belirli bir miktarda garanti edilmiş bant genişliği ayrılmasına yönelik önceliklendirme yapılabilmesi yönünde gerekli çalışmaların Kurum nezdinde başlatıldığı ve bu çerçevede tüm tarafların katılımıyla Kurum Merkez Binasında bir toplantı gerçekleştirilmiş olduğu belirtilerek EGM'nin söz konusu talebinin karşılanabilmesine yönelik birtakım teknik bilgilerin talep edildiği, akabinde Kurum'un … tarih ve … sayılı yazısı ile, EGM'nin söz konusu talebinin karşılanabilmesini teminen IMT-2000/UMTS işletmecilerine getirilecek yükümlülüğün uygulanmasında herhangi bir aksaklığın yaşanmaması ve planlı ya da anlık gelişen toplumsal olaylarda EGM hatlarına yönelik önceliklendirme özelliğinin IMT-2000/UMTS işletmecilerinin şebekelerinde EGM tarafından belirlenen zamanda etkinleştirilebilmesi amacıyla, EGM tarafından önceliklendirme istenen hatlara ait konum ve zaman bilgisinin, planlı ve anlık gelişen toplumsal olaylara ilişkin ayrı ayrı olmak üzere, ne kadar süre önce bildirilmesi gerektiği ile konum bilgisi olarak toplumsal olayın gerçekleştiği bölgenin hangi kırınımda (il, ilçe, semt, mahalle, sokak gibi) bildirilmesi gerektiği hususlarına ilişkin IMT-2000/UMTS işletmecilerinin görüş ve değerlendirmelerinin 22/11/2013 tarihine kadar Kuruma iletilmesinin talep edildiği, ancak, talep edilen söz konusu bilgi ve belgelere ilişkin davacı şirket tarafından cevap verilmediği, Kurum'un … tarih ve … sayılı yazısı ile ivedi olarak cevap verilmesinin istenildiği, talep edilen söz konusu bilgi ve belgelerin davacı tarafından … tarih ve … sayılı yazı ile Kurum'a iletildiğinin tespiti üzerine; … tarih ve … sayılı yazısı ile talep edilen bilgi ve belgelerin süresi içerisinde gönderilmemesi suretiyle, Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği'nin 19. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan, "Kuruma bilgi ve belge verilmesi: İşletmeci, Kurum tarafından yetkilendirmesi kapsamında istenen veya düzenli olarak gönderilmesi talep edilen bilgi, belge ve veriyi doğru ve eksiksiz olarak Kurumca istenen süre içerisinde vermekle yükümlüdür." ve IMT-2000/UMTS İmtiyaz Sözleşmesi'nin 23. maddesinin (a) fıkrasında yer alan, "İşletmeci, Kurum tarafından istenen her türlü bilgi ve belgeyi doğru ve eksiksiz olarak ve Kurumca istenen süre içerisinde vermekle yükümlüdür." kuralının ihlâl edildiğinden bahisle, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin "Bilgi ve/veya belgelerin süresinde verilmemesi" başlıklı 23. maddesinin birinci fıkrasında yer alan, "Kurum tarafından talep edilen her türlü bilgi ve/veya belge ile ilgili mevzuat gereği verilmesi gereken bilgi ve/veya belgelerin Kuruma süresi içinde verilmemesi halinde 44 üncü maddede yer alan ölçütler dikkate alınarak işletmeci uyarılır veya işletmeciye bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzbinde üçü (%0,003) oranında idari para cezası uygulanır." hükmü, aynı Yönetmeliğin "Yaptırım ölçütleri" başlıklı 44. maddesi hükümleri çerçevesinde, davacı şirkete ihlâlin gerçekleştiği yıldan (2013 yılı) bir önceki takvim yılı olan 2012 yılına ait net satışlarının yüzbinde üçü (%0,003) oranında idarî para cezası uygulanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, IMT-2000/UMTS İmtiyaz Sözleşmesi'nin 23. maddesinin (a) fıkrasına göre davacı şirketin, yetkilendirmesi kapsamında olup olmadığına bakılmaksızın, Kurum tarafından talep edilen her türlü bilgi ve belgeyi talep edilen süre içerisinde Kurum'a vermekle yükümlü olduğu, davalı idarenin … tarih ve … sayılı yazısı ile talep edilen söz konusu bilgi ve belgelerin ise, davacı şirketin yetkilendirmesi kapsamında sunmuş olduğu hizmete yönelik bilgiler olduğu, öte yandan, davacı şirketin … tarih ve … sayılı yazısında, yaşanan gecikmenin şirket içinde dağıtım sürecinde yaşanan bir aksaklıktan kaynaklandığının belirtilmiş olması karşısında, talep edilen söz konusu bilgi ve belgelerin süresi içerisinde Kuruma gönderilmemesi suretiyle Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin "Bilgi ve/veya belgelerin süresinde verilmemesi" başlıklı 23. maddesinin birinci fıkrasında yer alan kuralın ihlâl edildiğinin sabit olduğu anlaşıldığından, davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemde ve ekinde yer alan idarî para cezası karar tutanağında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Öte yandan, aynı hükümlerin ihlâli sebebiyle Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararıyla davacı şirkete idarî para cezası uygulandığı anlaşıldığından, Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari Para Cezaları İle Diğer Müeyyide ve Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin (Mülga) uygulanması durumunda, aynı Yönetmeliğin 30. maddesinde yer alan tekerrür hükümlerinin uygulanması söz konusu olacağından, davacı şirket hakkında daha lehe olduğu değerlendirilen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin uygulanması suretiyle işlem tesis edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Davalı idarece yapılan toplam …-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta giderleri avansından artan tutarların kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 27/04/2023 tarihinde kısmen oybirliğiyle, kısmen oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dosyanın incelenmesinden, davalı idare tarafından … tarih ve … sayılı yazı ile, EGM'nin söz konusu talebinin karşılanabilmesini teminen IMT-2000/UMTS işletmecilerine getirilecek yükümlülüğün uygulanmasında herhangi bir aksaklığın yaşanmaması ve planlı ya da anlık gelişen toplumsal olaylarda EGM hatlarına yönelik önceliklendirme özelliğinin IMT-2000/UMTS işletmecilerinin şebekelerinde EGM tarafından belirlenen zamanda etkinleştirilebilmesi amacıyla, EGM tarafından önceliklendirme istenen hatlara ait konum ve zaman bilgisinin, planlı ve anlık gelişen toplumsal olaylara ilişkin ayrı ayrı olmak üzere, ne kadar süre önce bildirilmesi gerektiği ile konum bilgisi olarak toplumsal olayın gerçekleştiği bölgenin hangi kırınımda (il, ilçe, semt, mahalle, sokak gibi) bildirilmesi gerektiği hususlarına ilişkin IMT-2000/UMTS işletmecilerinin görüş ve değerlendirmelerinin 22/11/2013 tarihine kadar Kuruma iletilmesinin talep edildiği; talep edilen söz konusu bilgi ve belgelerin süresi içerisinde Kurum'a gönderilmediğinden bahisle davacı şirkete idarî para cezası verilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği'nin 19. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, "Kuruma bilgi ve belge verilmesi: İşletmeci, Kurum tarafından yetkilendirmesi kapsamında istenen veya düzenli olarak gönderilmesi talep edilen bilgi, belge ve veriyi doğru ve eksiksiz olarak Kurumca istenen süre içerisinde vermekle yükümlü olduğu" kuralına yer verilmiştir.
Dava konusu işleme dayanak alınan Yönetmeliğin 19. maddesindeki düzenleme, Kurum tarafından yetkilendirme kapsamında istenen veya düzenli olarak gönderilmesi talep edilen bilgi, belge ve veriye ilişkin istekleri kapsamaktadır. Somut olayda ise davacı da dahil olmak üzere IMT-2000/UMTS İmtiyaz Sözleşmesi ile hizmet sunan işletmecilerin EGM hatlarına yönelik önceliklendirme talebine ilişkin görüş, öneri ve değerlendirmelerin gönderilmesi istenilmiş olup, bu istek anılan Yönetmeliğin 19. maddesi kapsamında bir yükümlülük olarak kabul edilemeyeceğinden, davacı şirkete idarî para cezası uygulanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemde ve ekinde yer alan idarî para cezası karar tutanağında hukuka uygunluk bulunmadığından iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, belirtilen kısımlar yönünden verilen davanın reddine dair karara katılmıyorum.