T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2452
Karar No : 2023/875
TEMYİZ EDEN (DAVACI): … Odası
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): …
VEKİLİ: Huk. Müş. …
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 01/06/2022 tarih ve E:2019/2530, K:2022/6559 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 18/03/2018 tarih ve 30364 (mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 22/01/2018 tarih ve 2018/11275 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile ekinde yer alan Türkiye Deprem Tehlike Haritası ve Parametre Değerleri Hakkında Kararın iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 01/06/2022 tarih ve E:2019/2530, K:2022/6559 sayılı kararıyla;
Davalı tarafından, davacının dava açma ehliyetinin olmadığı iddia edilerek davanın ehliyet nedeniyle reddi gerektiği ileri sürülmüş ise de; dava konusu düzenlemenin davacı Odanın kişisel, meşru ve güncel menfaatini ilgilendirdiği sonucuna varıldığından davanın esastan incelemesine geçildiği,
7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 1, 2, 3. maddeleri ile 5902 sayılı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan haliyle 12, 17 ve 24. maddelerine yer verilerek,
Yukarıda belirtilen mevzuat uyarınca 7269 sayılı Kanunun 2 ve 3. maddelerinde belirtildiği üzere İmar ve İskan Bakanlığına verilen düzenleme yapma yetkisi, geçmiş tarihte anılan Bakanlığa bağlı olan Afet İşleri Genel Müdürlüğü dolayısıyla verilmişken, anılan Müdürlük ile İçişleri Bakanlığına bağlı Sivil Savunma Genel Müdürlüğü ve Başbakanlık’a bağlı Türkiye Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü kapatılarak 2009 yılında çıkarılan 5902 sayılı Kanun ile Başbakanlık’a bağlı Afet ve Acil Durum (AFAD) Yönetimi Başkanlığı kurularak yetki ve sorumlulukların tek bir çatı altında toplandığı,
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan AFAD Yönetimi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun yukarıda yer verilen 12 ve 17. maddelerine dayanılarak, AFAD Yönetim Başkanlığının sorumluluğunu üstlenen Başbakan yardımcılığının 12/01/2018 tarih ve 6925 sayılı yazısı üzerine Bakanlar Kurulu gündemine alınarak tesis edilen dava konusu karar ve ekinde yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Öte yandan ülkemizin deprem ülkesi olarak nitelendirildiği gerçeği dikkate alındığında; deprem tehlikesinin ülkemizin her metrekaresinde tespit edilebilmesi, yeni yapılacak yapıların deprem tehlikesine karşı tasarlanması, mevcut yapıların bu bilinçle güçlendirilmesi suretiyle deprem riskinin azaltılması faaliyetlerinde kullanılmak üzere Türkiye Deprem Tehlikesi Haritasının ve buna ilişkin parametre değerlerinin tespit edilmesinin amaçlandığı, bu amaç doğrultusunda ülkemizin deprem geçmişi, deprem konusundaki son 20 yıllık hukuki ve teknik gelişmelere bakılarak, deprem konusunda başarılı olan ülkelerin de (ABD ve AB ülkeleri gibi) bölge teriminden uzaklaşarak daha hassas ve uygulanabilir yöntemleri kullandığı (SHARE projesi, Avrupa Deprem Tehlike Haritası) göz önüne alınarak, yaklaşık 4 yıl süren bir çalışma sonrasında kamu kurum ve kuruluşları, konunun uzmanları ve akademisyenler bir araya gelmek suretiyle düşünce ve önerilerin toplanarak çalışmaların yürütüldüğü, bu kapsamda 02/06/2016 - 04/06/2016 tarihleri arasında "Türkiye Sismik Tehlike Haritası ve Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği Çalıştayı" düzenlenerek, davacı Odanın da bu çalıştaya davet edildiği, nihayetinde çalıştay paydaşlarına sunulan taslak çalışmaya ilişkin olarak verilen düşünce ve öneriler dikkate alınarak dava konusu Deprem Tehlike Haritasına ve Bina Deprem Yönetmeliğine son şeklinin verildiği, yürürlüğe girmesinin ise 01/01/2019 tarihine ertelendiği, Deprem Tehlike Haritalarının internet ortamında da yayımlandığı, böylece uygulamadan kaynaklı aksaklıklar için revizyon yapma veya ilgililerin anılan düzenlemelere uyum sağlamalarının da amaçlandığının anlaşıldığı,
Bu itibarla, bölgeleme sistematiğine göre birincisi 1947'de yapılmış olan ve devamlı güncellenen, sonuncusu da 1996'da yapılan altı adet deprem tehlike haritasından farklı bir sistematik ile "noktalama" sistemi ile yapılan dava konusu haritanın daha hassas, daha uygulanabilir ve deprem tehlikesi riskini azaltmak için teknik gelişmelerle doğru orantılı, daha güvenilir, ülkemizin deprem geçmişinde yaşanılan sıkıntıların bir daha yaşanmaması için daha güncel bir harita olduğu, bölgeleme sisteminden yeni haritaya geçiş döneminde oluşması muhtemel dezavantajlı durumları ortadan kaldırabilmek amacıyla haritayla bağlantılı deprem mevzuatının da hazırlandığı ve haritanın yürürlüğe girmesinin de yaklaşık bir yıl ertelendiği de dikkate alındığında, dava konusu kararname ve ekinde, dayanağı Kanuna, hizmet gereklerine, kamu yararına ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu kararnamenin eki kararın 2. maddesinde dayanak olarak 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 2 inci maddesi ile 29/5/2009 tarih ve 5902 sayılı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 12 ve 17 nci maddelerinin gösterildiği, ancak 7269 sayılı Kanunun bu konuda Bakanlar Kuruluna yetki vermediği, 1945 yılından günümüze kadar düzenlenen tüm deprem tehlike haritalarının “deprem bölgeleme” esasına dayalı olarak hazırlandığı, ancak dava konusu kararname ekinde yer alan karar eki haritalarda deprem bölgeleme sistematiğinin ortadan kaldırıldığı, oysa mevzuatımızın “deprem bölgeleme sistematiği” baz alınarak hazırlandığı, yapılan yeni düzenleme ile ülkemizde hangi alanların 1. derece deprem bölgesi, hangi alanların 2. derece deprem bölgesi içinde yer aldığının bilinmediği, çok sayıda yurttaşın zarar görmesine neden olabilecek böylesi önemli bir düzenlemenin deprem bölgelemesi esasına dayalı çok sayıdaki düzenlemede gerekli revizyon çalışması yapılmadan hayata geçirilmesinin telafisi mümkün olmayan kamu zararlarına neden olabileceği, ayrıca yayımlanan harita ve parametre değerlerinin birçok diri fayın meydana getireceği depremlerin etkisini göz önüne almadığı, son olarak İzmir’de 117 vatandaşımızın yaşamını yitirmesi, yüzlerce konutun ağır hasar görmesine neden olan depremde belirlenen parametre değerlerinin yetersiz olduğunun ortaya çıktığı, nitekim temyize konu Daire kararındaki karşı oy gerekçesinde açıklanan bu hususların bir kısmına yer verildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin 01/06/2022 tarih ve E:2019/2530, K:2022/6559 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kullanılmayan … TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davacıya iadesine,
4.Kesin olarak, 27/04/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.