T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/2466
Karar No : 2023/3546
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Teknolojik Ürünler Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, ithal edilen ... marka ... model uzaktan kumandalı multikopter cihazlara yönelik yapılan piyasa gözetimi ve denetimi sonucunda, 4703 sayılı Kanun'un 5. maddesinin ihlal edildiğinden bahisle, aynı Kanun'un 12. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi, 5809 sayılı Kanun'un 60. maddesinin 6. fıkrası ve ilgili mevzuat uyarınca davacı şirkete 10.608,00 TL idari para cezası verilmesine yönelik 2016/45 sayılı idari para cezası karar tutanağı ile bu karara istinaden gönderilen … tarih ve … sayılı tahakkuk fişinin ve idari para cezasına yapılan itirazın reddine ilişkin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Teknik Düzenlemeler Dairesi Başkanlığının … tarih ve … sayılı işleminin (… sayılı idari para cezasına ilişkin kısmının) iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…. sayılı kararıyla; sonradan yürürlüğe giren 7223 sayılı Kanun'un, dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan 4703 sayılı Kanun'a göre davacı açısından daha aleyhe hükümler içerdiği, bu nedenle uyuşmazlığın 4703 sayılı Kanun esas alınarak çözümlenmesi gerektiği, davacı şirketin ithalatçısı olduğu ürünün üzerinde gerçekleştirilen test sonucunda, ilgili mevzuat uyarınca aranan temel gereklere uygun olmadığının anlaşıldığı, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacı şirketin istinaf başvurusunun kısmen kabulü, kısmen reddi ile, idari para cezasına karşı yapılan itiraz başvurusunun Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunun üst mercii bulunmadığından yetkide paralellik ilkesi gereğince idari para cezasını tesis eden aynı kurul tarafından değerlendirilmesi gerekirken, bu hususta alınmış bir yetki devri kararı da bulunmaksızın Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Teknik Düzenlemeler Dairesi Başkanlığı tarafından reddedilmesine ilişkin işlemde yetki unsuru yönünden hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, İdare Mahkemesi kararının, idari para cezasına yapılan itirazın reddine yönelik Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Teknik Düzenlemeler Dairesi Başkanlığının … tarih ve E… sayılı işleminin iptali isteminin reddine ilişkin kısmının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı şirket tarafından, idari para cezasının neden üst sınırdan tahakkuk ettirildiğinin ve yaptırıma sebep olan fiilin hangi tarihte gerçekleştiğinin karar tutanağında açıklanmadığı, davalı idarenin idari para cezası tesis etmeye yetkili organının "Kurul" olmadığı, aynı ürüne ilişkin aynı fiil nedeniyle iki kez idari para cezasıyla cezalandırılmalarının hukuka aykırı olduğu, davalı idarece (varsa) aykırılığın giderilmesi için kendilerine süre verilmediği iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhe olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, davacı şirketin ilgili mevzuata göre "üretici" sıfatını taşımadığı yönündeki iddiasının yersiz olduğu, tesis edilen idari yaptırımlara karşı yapılan tüm itirazların Kurul tarafından incelenmesinin emek ve zaman açısından mümkün olmadığı, idari para cezasına yapılan itirazın reddine ilişkin işlemde yetki yönünden hukuka aykırılık bulunduğu gerekçesiyle verilen iptal kararı üzerine davacı şirketin itirazının "Kurul" tarafından incelenerek yeniden karara bağlandığı iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, davacı şirketin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
Davacı şirket tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davalı idare tarafından yapılan piyasa gözetimi ve denetimi sonucunda, davacı şirket tarafından ithal edilen ... marka ... model uzaktan kumandalı multikopter cihazlardan bir adet numune alınmış ve davalı idarenin bünyesinde yer alan Piyasa Gözetim Laboratuvarında test edilmiştir. Test sonucunda, numune cihazın, Telsiz ve Telekomünikasyon Terminal Ekipmanlarının Piyasa Gözetimi ve Denetimine Dair Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendindeki temel gerekler açısından uygun olmadığı; ancak risk seviyesinin kabul edilebilir ölçüler içerisinde olması nedeniyle cihazın güvenli olduğu değerlendirilmiştir.
Bu değerlendirmeler üzerine, 4703 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 1. fıkrasına aykırı davranıldığından bahisle aynı Kanun'un 12. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi, 5809 sayılı Kanun'un 60. maddesinin 6. fıkrası ve ilgili mevzuat uyarınca belirlenen 10.608,00 TL idari para cezasına yönelik … sayılı idari para cezası karar tutanağı ve … tarih ve … sayılı tahakkuk fişi düzenlenmiştir.
… sayılı idari para cezası karar tutanağının karar tarihi kısmında, … tarih ve … no'lu Kurul kararı ibaresi yer almıştır.
Davacı şirket tarafından, … sayılı tutanak ile …, …, …, … sayılı (farklı idari para cezaları içeren) tutanakların kaldırılması için 20/12/2016 tarihinde davalı idareye başvurulmuştur.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Teknik Düzenlemeler Dairesi Başkanlığının … tarih ve .. sayılı işlemi ile davacı şirketin başvurusu reddedilmiştir.
Bunun üzerine, … sayılı idari para cezası karar tutanağının, … tarih ve … sayılı tahakkuk fişinin ve … tarih ve … sayılı işlemin (… sayılı idari para cezasına ilişkin kısmının) iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İdare Mahkemesince, gerçekleştirilen test sonucunda, ürünün ilgili mevzuat uyarınca aranan temel gereklere uygun olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı şirket tarafından bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu kısmen kabul, kısmen reddedilerek İdare Mahkemesi kararının, idari para cezasına yapılan itirazın reddine yönelik Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Teknik Düzenlemeler Dairesi Başkanlığının … tarih E…. sayılı işleminin iptali isteminin reddine ilişkin kısmı kaldırılmış, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Ardından, davalı idarece anılan iptal kararı üzerine davacı şirketin itirazı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu tarafından yeniden değerlendirilerek, … tarih ve … sayılı karar ile reddedilmiştir.
Bu arada, dava konusu uyuşmazlık derdest iken, 05/03/2020 tarihinde kabul edilip 12/03/2020 tarih ve 31066 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu ile idari para cezasına dayanak alınan 29/6/2001 tarihli ve 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun yürürlükten kaldırılmış, 12/03/2021 tarihinde adı geçen yeni Kanun yürürlüğe girmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
10/11/2008 tarih ve 27050 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun, "Onaylanmış kuruluşlar, piyasa gözetimi ve denetimi" başlıklı 53. maddesinin 1. fıkrasında; "Bu Kanun kapsamındaki cihazların Kurum tarafından yayımlanacak teknik düzenlemelere ve ilgili güvenlik koşullarına uygunluğu, bu konularda üretici ve dağıtıcıların yükümlülüğü, bu cihazların piyasa gözetimi ve denetiminde Kurumun yetki ve sorumluluğu ile Kurum tarafından belirlenecek onaylanmış kuruluşların sorumlulukları hususunda 4703 sayılı Kanunun ilgili hükümleri uygulanır.
", "Kurumun yetkisi ve idarî yaptırımlar" başlıklı 60. maddesinin 6. fıkrasında; "Bu Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasına aykırılık hallerinde, 4703 sayılı Kanunun 12 nci maddesinde dağıtıcı, üretici ve onaylanmış kuruluşlar bakımından öngörülmüş bulunan idarî para cezaları bir katından dört katına kadar artırılarak uygulanır.
" hükmü yer almıştır. 5809 sayılı Kanun'un "İdarî para cezalarının uygulanması ve tahsili" başlıklı 61. maddesinde; "(1) Kurum tarafından verilen idarî para cezaları, 6183 sayılı Kanun hükümlerine tabi olup, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içerisinde Kurum hesaplarına ödenir. Bu süre içerisinde ödenmeyen idarî para cezaları, Kurumun bildirimi üzerine ilgili vergi dairesince 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil olunur. (Mülga üçüncü cümle: 2/7/2012-6352/105 md.) (…) (2) Tahsil olan idarî para cezalarının tamamı Kurum hesaplarına aktarılır." hükmüne ve "Dava hakkı" başlıklı 62. maddesinde; "(1) (Değişik: 2/7/2012-6352/70 md.) İdarî yaptırım kararlarına karşı yetkili idare mahkemesinde dava açılabilir. Kurum kararlarına karşı açılan her türlü dava öncelikli işlerden sayılır. Kurulun kararları, Kurumun idarî denetimi sırasında yerindelik denetimine tabi tutulamaz. (2) Kurum tarafından açılacak davalarda teminat aranmaz." hükmüne yer verilmiştir.
11/07/2001 tarih ve 24459 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun'un (mülga) "Ceza hükümleri" başlıklı 12. maddesinde; "Bu Kanunun; ... d) 5 inci maddesinin sekizinci fıkrasına aykırı hareket eden üreticiler hakkında dört bin Türk lirasından yirmi beş bin Türk lirasına kadar, ... idarî para cezası uygulanır." kuralına yer verilmiştir.
05/03/2020 tarihinde kabul edilip 12/03/2020 tarih ve 31066 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde; Kanun'un amacının, ürünlerin güvenli ve ilgili teknik düzenlemelere uygun olmasını sağlamak; piyasa gözetimi ve denetiminin esasları ile yetkili kuruluşların görevlerini ve iktisadi işletmeciler ile uygunluk değerlendirme kuruluşlarının yükümlülüklerini belirlemek olduğu hükmüne yer verilmiş; "Teknik düzenlemeler
" başlıklı 4. maddesinde; ürünlerin, teknik düzenlemesine uygun olmasının zorunlu olduğu, bu hükmün kullanılmış olmakla birlikte değişiklik yapılarak piyasaya tekrar arz edilen veya arz edilmesi hedeflenen ürünler ile Avrupa Birliği üyesi ülkeler dışındaki ülkelerden ithal edilen eski ve kullanılmış ürünlere de uygulanacağı, teknik düzenlemesine uygun olmayan ürünlerin, uygunsuzlukları giderilmeden piyasaya arz edilemeyeceği, piyasada bulundurulamayacağı veya hizmete sunulamayacağı kurala bağlanmış; "Ürün güvenliği" başlıklı 5. maddesinde; ürünün güvenli olmasının zorunlu olduğu belirtilmiş; "Masrafların rücu edilmesi ve idari yaptırımlarda yetki ve itiraz" başlıklı 22. maddesinin 2. fıkrasında; bu Kanun hükümlerine göre verilen idari yaptırım kararlarına karşı 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümlerine göre idari yargı yoluna başvurulabileceği; "Yürürlükten kaldırılan Kanun" başlıklı 25. maddesinin 1. fıkrasında; 29/6/2001 tarihli ve 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun'un yürürlükten kaldırıldığı; 2. fıkrasında; mevzuatta 4703 sayılı Kanun'a yapılan atıfların bu Kanuna yapılmış kabul edileceği; "Yürürlük" başlıklı 26. maddesinde ise; Kanun'un yayımı tarihinden bir yıl sonra (12/03/2021 tarihinde) yürürlüğe gireceği hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun "Genel kanun niteliği" başlıklı 3. maddesinde; Kanun'un, idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, diğer genel hükümlerinin ise, idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı hükmü yer almıştır.
Aynı Kanun'un "Zaman bakımından uygulama
" başlıklı 5. maddesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 7. maddesinde ise; suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağı belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A. Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Davacı Şirketin İstinaf Başvurusunun Kısmen Kabulü ile İdari Para Cezasına Yapılan İtirazın Reddine Yönelik Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Teknik Düzenlemeler Dairesi Başkanlığının … Tarih ve E….Sayılı İşleminin İptaline İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bu kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B. Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Davacı Şirketin İdare Mahkemesi Kararının … sayılı Karar Tutanağı ile … sayılı Tahakkuk Fişinin İptali İsteminin Reddi Yolundaki Kısmına Yönelik İstinaf Başvurusunun Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Kaynağını Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 38. maddesinden alan ve aslında Ceza Hukuku kökenli bir ilke olan, lehe olan hükmün uygulanması ilkesi; işlendiği zamanın hukuki normları uyarınca suç sayılan bir fiil sonradan yürürlüğe giren bir düzenleme ile suç olmaktan çıkarılmış bulunuyorsa veya sonradan yürürlüğe giren düzenleme suçun işlendiği zaman mevcut olan düzenlemeye göre suçlunun lehine ise, sonraki normun daha önce işlenmiş olan fiillere uygulanmasını öngörmektedir.
Suçta ve cezada kanunilik ilkelerinin değerlendirildiği Anayasa Mahkemesi'nin 20/10/2011 tarih ve E:2010/28, K:2011/139 sayılı kararında, Anayasa'nın 38. maddesinde idari ve adli cezalar arasında bir ayrım yapılmadığı vurgulanmıştır.
Kural olarak idari işlemlerin yargısal denetimi, tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmaktadır. Bu anlamda idari işlem niteliğindeki idari yaptırımların da tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmektedir.
Ancak, Anayasa Mahkemesi'nin anılan değerlendirmesi de göz önünde bulundurulduğunda, ilke olarak suç ve cezada lehe olan normun uygulanması kuralının, henüz kesinleşmemiş ve infazı devam eden idari yaptırımlar yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir.
Dolayısıyla, fiilin işlendiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise idari yaptırım uygulanacak olan kişilerin lehine olan mevzuat hükmünün dikkate alınması gerekmektedir. Ancak lehe hükmün uygulanması amacıyla verilecek bir iptal kararının, davacının eylemine uyan başka bir idari yaptırımın uygulanmasına engel olmayacağı da açıktır.
Yukarıdaki mevzuat hükümleri ve dava konusu uyuşmazlık bir arada değerlendirildiğinde; davalı idarece, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun atfıyla 4703 sayılı Kanun esas alınarak dava konusu idari para cezasının tesis edildiği, uyuşmazlık derdest iken 4703 sayılı Kanun'un yürürlükten kaldırılarak, yerine 7223 sayılı Kanun'un yürürlüğe konulduğu, ancak Bölge İdare Mahkemesince, davacı şirkete idari yaptırım uygulanmasına sebep olan fiili ve cezası yönünden, sonradan yürürlüğe giren 7223 sayılı Kanun'un, (mülga) 4703 sayılı Kanun'a göre lehe hükümler içerip içermediği hususunda detaylı bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan 4703 sayılı Kanun çerçevesinde davacı şirketin istinaf başvurusunun incelendiği ve İdare Mahkemesi kararının, karar tutanağı ile tahakkuk fişinin iptali isteminin reddine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddedildiği görülmektedir.
Kabahatler Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin gözardı edilerek karar verilmesi mümkün olmadığı gibi, bir çeşit hukuk güvenliği sağlayan ve günümüz temel ceza hukuku ilkelerinden biri olan lehe kanun uygulamasından, eğer şartları oluşmuş ise davacı şirketin yararlandırılmamasının düşünülemeyeceği açıktır.
Bu itibarla, davacı şirkete idari yaptırım uygulanmasına sebep olan fiilin, sonradan yürürlüğe giren 7223 sayılı Kanun'un hükümleri bakımından idari yaptırım uygulanacak fiiller kapsamında olup olmadığının incelenmesi, idari yaptırım uygulanacak fiillerden olduğunun tespit edilmesi halinde ise uygulanacak idari yaptırım bakımından (mülga) 4703 sayılı Kanun'a göre -ceza miktarı bağlamında- lehe hükümler içerip içermediği hususu incelenip değerlendirildikten sonra bir karar verilmesi gerekirken, davacı şirketin, İdare Mahkemesi kararının karar tutanağı ile tahakkuk fişinin iptali isteminin reddine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen şekilde bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan doğrudan reddedilmesine ilişkin kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan; davacı şirket tarafından aynı fiil nedeniyle iki kez idari para cezasıyla cezalandırılmalarının hukuka aykırı olduğu iddia edilmiş ise de, davacı şirketin Dairemizin E:2021/7756 sayılı dosyasında idari para cezasına muhatap olmasına sebep olan fiili ile bakılan davada idari para cezasına muhatap olmasına sebep olan fiilinin aynı olup olmadığı ve bu fiiller hakkında içtima kurallarının uygulanıp uygulanmayacağının Bölge İdare Mahkemesince ayrıca araştırılarak karar verileceği, şartlarının uyuşmazlıkta gerçekleşmesi halinde “aynı fiilden dolayı iki kez ceza olmaz (non bis in idem)” ilkesinin uygulanacağı açıktır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE, davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının;
A. Davacı şirketin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile idari para cezasına yapılan itirazın reddine ilişkin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Teknik Düzenlemeler Dairesi Başkanlığının … tarih ve E….sayılı işleminin iptaline ilişkin kısmının ONANMASINA,
B. Davacı şirketin İdare Mahkemesi kararının … sayılı karar tutanağı ile … sayılı tahakkuk fişinin iptali isteminin reddi yolundaki kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 14/06/2023 tarihinde, oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun “Temyiz” başlıklı değişik 46. maddesinde, “Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştay’da, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir.” hükmü getirilmiş; aynı maddenin (a) bendinde, “Düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları” (b) bendinde, “Konusu yüzbin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar”, (m) bendinde de, “Düzenleyici ve denetleyici kurullar tarafından verilen görevli oldukları piyasa veya sektörle ilgili olarak alınan kararlara karşı açılan davalar” temyize tabi davalar arasında sayılmıştır.
Düzenleyici ve denetleyici kuruluşlar, bir yandan görevli oldukları piyasa veya sektörle ilgili olarak “düzenleme, izleme, izin verme ve kural koyma” fonksiyonlarını kullanarak piyasa veya sektöre düzen vermek, piyasa veya sektörün düzenini kurup korumak için düzenleyici işlemler tesis etmenin yanı sıra bu mahiyette olmayan kararlar da almakta, bir yandan da “denetleme” fonksiyonunu kullanarak ilgili mevzuata ve kendinin tesis ettiği düzenleyici işlemler ile koyduğu kurallara aykırılık hallerinde piyasa veya sektördeki aktörlere idari para cezaları uygulamakta olup; bu para cezaları, anılan kurulların görevli oldukları piyasa veya sektörle ilgili olarak aldığı yukarıda çerçevesi çizilen kararlar niteliğinde olmadığından, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin (m) bendi uygulamasında bu kapsamda değerlendirilemeyecek, dolayısıyla sözü edilen bent hükmü çerçevesinde bu para cezalarına karşı açılan davalarda verilen kararların temyize tabi olduğundan bahsedilemeyecektir.
Diğer taraftan, aksi bir düşüncenin kabulü halinde, düzenleyici ve denetleyici kurullar dışındaki idarelerce verilen idari para cezalarına karşı açılan davalarda verilen kararların temyize tabi olup olmaması noktasında 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin (b) bendindeki parasal sınır esas alınırken, düzenleyici ve denetleyici kurullar tarafından verilen idari para cezalarında bu esastan ayrılmış olunacağı; bu durumun da, usul kurallarının genel ve soyut niteliği de dikkate alındığında yasa koyucunun amacı dışında idari para cezasına ilişkin bir kararın temyize tabi olup olmaması hususunda idari para cezasını verene göre bir ayrıma gidilmesi sonucunu doğuracağı açıktır.
Bu itibarla, davacı şirkete, ithal ettiği ... marka ... model uzaktan kumandalı multikopter cihazının 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun'un 5. maddesine aykırılık oluşturduğundan bahisle aynı Kanun'un 12. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 60. maddesinin 6. fıkrası uyarınca 10.608,00 TL idari para cezası verilmesine dair ... sayılı idari para cezası karar tutanağının, … tarih ve … sayılı tahakkuk fişinin ve idari para cezasına yapılan itirazın reddine ilişkin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Teknik Düzenlemeler Dairesi Başkanlığının … tarih ve … sayılı işleminin (... sayılı idari para cezasına ilişkin kısmının) iptali istemiyle açılan davada, tek hakim tarafından verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine alınan temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, 2577 sayılı Kanunun 46. maddesinin gerek miktar itibarıyla (b) bendi, gerekse konu itibarıyla (m) bendi kapsamında bir davaya ilişkin olmadığı anlaşılmakla, temyizen incelenmesi mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle, tarafların temyiz istemlerinin incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği oyu ile aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.