T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2537
Karar No : 2023/695
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … vasisi …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 29/09/2021 tarih ve E:2019/602, K:2021/2758 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … kararının iptaline karar verilmesi ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesinin 1. fıkrasının iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 29/09/2021 tarih ve E:2019/602, K:2021/2758 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları ile davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay … Ceza Dairesinin (ilk derece) … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamından yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları"nın incelenmesinden; davacının … , … ID numaralarıyla ve kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğu; diğer yandan, davacının adına ve çalıştığı daireye açıkça yer verildiği görülen ByLock mesajlarında yer alan yazışma içeriklerinin de davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına örgüt toplantılarına katıldığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ''bağımsız'' adaylarını desteklediğine, örgütün listesinden Yargıtay Üyeliğine seçildiğine ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Unvanlı görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde örgüt kontenjanından Yargıtay Üyeliğine seçilmesinin diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 667 sayılı OHAL KHK'sının Anayasa'ya aykırı olduğu; kesinleşmiş yargı kararı aranmadan bir kişinin terörist ilan edilmesine sebep olan bu düzenleme ile mahkumiyet cezası almış gibi davranıldığı, Anayasal güvence altında olan masumiyet karinesinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği; bu hususun masumiyet karinesinin, olağanüstü hal, sıkıyönetim ve savaş hallerinde dahi korunacağını öngören Anayasa'nın 15. maddesine aykırı olduğu; kişiselleştirme içermeyen bir kararla meslekten çıkarılmasının, yeniden inceleme talebinden sonra verilen kararın da aynı mahiyette olmasının, davanın sonucunu temelden etkileyecek olan "667 sayılı KHK'nın Anayasa'ya aykırılığı iddiasının" ciddi görülmemesinin, ihraç işleminin hukuka aykırılığına ilişkin öne sürülen hususların kararda tartışılmamasının gerekçe yükümlülüğünü karşılamaktan uzak olduğu; temyize konu kararda, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" başlığı altında, 15 Temmuz 2016 gecesi ve sonrasında yaşanan olayların anlatıldığı, OHAL ilanına ve OHAL KHK'larının çıkarılmasına neden olan süreç ve faaliyetler ile kendisi arasında somut bir belirleme, delillendirme yapılmadığı; mesleğinden çıkarılma gerekçesinin ne olduğunu bilmeksizin, kendisine yönelik isnadın nedeninden ve niteliğinden anladığı bir dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilmeksizin, bu hususta kendisine somut olay ve olgulara dayanan objektif bir delil gösterilmeksizin ve gerekçe tebliğ edilmeksizin, ilgili Kurum/Kurul huzurunda sözlü savunmasının alınması zorunlu olmasına karşın yazılı savunması dahi alınmaksızın, kendini savunma imkanı verilmeksizin bir daha kamuda çalışamayacak şekilde mesleğinden çıkarılmasının davalı idarenin ön yargı ile hareket ettiğini gösterdiği; meslekten ihraç işleminden çok sonra ortaya çıkan gerekçelerin, dosyasına yargılaması devam ederken sunulduğu, yargılama aşamasında hakkındaki tespitler bildirilerek bu tespitlere karşı beyanlarının alınmasıyla savunma hakkı tanınmış olmayacağı; yargılamanın makul sürede sonlandırılmadığı; hiçbir kişiselleştirme içermeyen kanun metninden ibaret basmakalıp ifadelerle, somut delil ve gerekçe gösterilmeksizin, kişisel kusuru araştırılmaksızın anayasal prensiplere sadakat göstermediği iddiasında bulunulduğu; tanık ifadelerinin kişilerin özgür iradelerine dayanmadığı; ByLock kullanıcısı olmadığı; 667 sayılı OHAL KHK'sı ile mesleğinden çıkarılmasının, OHAL'in amaç ve kapsamı ile bölge sınırlaması ve süre kısıtlamasına uymadığı, orantısız olduğu ve makul denge şartını sağlamadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … 'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" kısmının "Davacıya İlişkin Süreç" bölümünde sözü edilen davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılması yolunda verilen Yargıtay … Ceza Dairesinin (ilk derece) … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ... tarih ve E:.../... MD-..., K:... sayılı kararıyla düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleştiği anlaşılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 29/09/2021 tarih ve E:2019/602, K:2021/2758 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 05/04/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.