T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2603
Karar No : 2022/3671
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 28/12/2021 tarih ve E:2021/7196, K:2021/6990 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 03/12/2014 tarih ve 29194 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bitki Koruma Ürünlerinin Önerilmesi, Uygulanması ve Kayıt İşlemleri Hakkında Yönetmeliğin "Kapsam" başlıklı 2. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "Orman alanları ve ormanlardan elde edilen bitkisel ürünler bu Yönetmelik kapsamı dışındadır." düzenlemesinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 28/12/2021 tarih ve E:2021/7196, K:2021/6990 sayılı kararıyla, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/02/2021 tarih ve E:2020/475, K:2021/269 sayılı bozma kararına uyularak;
5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu'nun 1. maddesi, 2. maddesinin 1. fıkrası, 3. maddesinin 1. fıkrasının (8) ve (82) numaralı bentleri ile 15. maddesi ve 5531 sayılı Orman Mühendisliği, Orman Endüstri Mühendisliği ve Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği Hakkında Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (15) numaralı alt bendinde yer alan kurallar aktarılarak,
5996 sayılı Kanun'un zararlı organizmalarla mücadeleyi düzenleyen 15. maddesinin 1. fıkrasında, bitki ve bitkisel ürünlerde zarar yapan organizmaların yurt içine girişi veya yurt içinde yayılmasını engellemek için uygulanması gereken esasların düzenleme altına alındığı, aynı maddenin 2. fıkrasında, zararlı organizmalara karşı yapılacak mücadelenin esaslarının Bakanlıkça belirleneceğinin öngörüldüğü, bahse konu maddenin 3. fıkrasında, Devlet ormanlarında bulunan zararlı organizmalarla yapılacak mücadele esaslarının Bakanlıkça (işlem tarihindeki Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca) belirleneceği ve Devlet ormanlarında zararlı organizmalarla mücadelenin Bakanlıkça (işlem tarihindeki Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca) belirlenen esaslara göre, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından yapılacağı; mücadelenin hem orman hem tarım sahalarını ilgilendirmesi hâlinde, Bakanlık (işlem tarihindeki Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı) ile Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından işbirliği hâlinde yürütüleceği hükümlerine yer verildiği,
Dava konusu Yönetmelik'te, "Devlet ormanlarında zararlı organizmalarla mücadele" ile "orman ve tarım sahalarını müştereken ilgilendiren zararlı organizmalarla mücadele" konularında herhangi bir düzenlemeye gidilmediği gibi, iptali istenilen hükümle orman alanları ve ormanlardan elde edilen bitkisel ürünlerde meydana gelen zararlılarla mücadelenin de kapsam dışında tutulduğu,
Davaya konu Yönetmelik'in, 5996 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 2. fıkrasına dayanılarak, bitki ve bitkisel ürünlere arız olan zararlı organizmaların teşhisi, kullanılacak bitki koruma ürünlerinin önerilmesi, bitkisel üretim yeri ve depolarda zirai mücadele teknik talimatları ve teknik tavsiyeler doğrultusunda uygulanması, yapılan uygulamaların kayıt altına alınarak bitki ve bitkisel ürünlerde gıda güvenilirliği açısından izlenebilirliğin sağlanması amacıyla yürürlüğe konulduğu, her ne kadar, dayanak Kanun'un 15. maddesinin 3. fıkrasında, ormanlarda bulunan zararlı organizmalarla yapılacak mücadeleye ilişkin esasların da Bakanlıkça belirleneceği öngörülmüş ise de, bahse konu mücadeleye ilişkin esasların dava konusu Yönetmelik kapsamında düzenlenmesini zorunlu kılan herhangi bir üst hukuk normunun bulunmadığı,
Öte yandan, davacı tarafından dava dilekçesinde, 5531 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (15) numaralı alt bendinde, orman zararlılarıyla mücadelenin orman mühendislerinin faaliyet alanında sayıldığı; bu nedenle dava konusu düzenlemeyle orman dışında üretilen orman ürünleri ile mücadelenin de orman hastalıkları konusunda uzman olmayan ziraat mühendislerine bırakılmasının hukuka aykırı olduğu; nitekim, dava konusu Yönetmelik'ten önce yürürlükte bulunan "Bitki Koruma Ürünlerinin Reçeteli Satış Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik"in 10. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan, "Sadece ormanlık alanlardaki zararlı organizmalara karşı kullanılan bitki koruma ürünlerini reçeteye yazmak üzere, orman mühendisleri" ibaresine karşı açılan davada, orman mühendislerinin mesleki yeterliliklerinin orman bitkileri kavramı nedeniyle, orman alanları ile sınırlandırılmasının hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle yürütmenin durdurulmasına karar verildiği; bu çerçevede, dava konusu düzenlemede "orman bitkisi" yerine, "orman alanları" kavramının kullanılmasının 5531 sayılı Kanun'a aykırı olduğu iddia edilmiş ise de, 5531 sayılı Kanun'un orman mühendislerinin faaliyet alanını düzenleyen ve yukarıda belirtilen hükmünde "orman" zararlıları ile mücadele tabirinin kullanılmış olması; 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesinde, "orman"ın "Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır." şeklinde tanımlanması; gerek 6831 ve 5531 sayılı Kanun'larda, gerekse de dava konusu Yönetmelik'in üst mevzuatında "orman bitkisi" tanımına yer verilmemiş olması karşısında, bu iddiaya itibar edilmediği,
Nitekim, üst mevzuatta tanımı bulunmayan "orman bitkisi" kavramının esas alınması durumunda, hangi tür bitkilerin orman bitkisi sayılacağı hususunda tereddüte sebebiyet verilecek olup, bu durumun hukuki belirlilik ilkesinin ihlali sonucunu doğuracağı,
Bu itibarla, 03/12/2014 tarih ve 29194 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bitki Koruma Ürünlerinin Önerilmesi, Uygulanması ve Kayıt İşlemleri Hakkında Yönetmelik'in "Kapsam" başlıklı 2. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "Orman alanları ve ormanlardan elde edilen bitkisel ürünler bu Yönetmelik kapsamı dışındadır." düzenlemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 5996 sayılı Kanun'un 15. maddesi uyarınca, orman alanları ve ormanlardan elde edilen bitkisel ürünlerde bulunan zararlı organizmalarla yapılacak mücadeleye ilişkin esasların davalı Bakanlıkça belirlenmesi gerektiği, söz konusu hususların belirlenmesine ilişkin davalı Bakanlıkça tesis edilen herhangi bir düzenlemenin bulunmaması nedeniyle bunların da dava konusu Yönetmelik'te düzenlenmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2. fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; 4. fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin 4. fıkrasında ise, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu kararı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/02/2021 tarih ve E:2020/475, K:2021/269 sayılı bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 28/12/2021 tarih ve E:2021/7196, K:2021/6990 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 19/12/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.