T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/2696
Karar No : 2023/5173
DAVACI :... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1) ...
2) ... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : MüIkiyeti Maliye Hazinesi, Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ) ve Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ) adına kayıtlı olan ve ekli listesinde yer alan taşınmazların ve hisselerin; özelleştirme kapsam ve programına alınmasına, satış, kiralama, gelir ortaklığı modeli ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi veya işletme hakkının verilmesi yöntemlerinden biri ya da birkaçının birlikte uygulanarak özelleştirilmesine ve özelleştirme işlemlerinin 31/12/2025 tarihine kadar tamamlanmasına ilişkin 18/05/2022 tarih ve 5591 sayılı Cumhurbaşkanı kararının, mülkiyeti Maliye Hazinesine ait İzmir'de bulunan 14 taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 1. maddesinde belirtilen gerekçelerin ekonomik açıdan kamu yararı amacı taşımakla beraber bu durumun kuruluşlara ait her taşınmazın özelleştirilmesinin ekonomik bir yarar taşıyacağı anlamına gelmediği, kamu yararının yalnızca ekonomik açıdan değerlendirilmesinin hatalı olduğu, Devletin Anayasa'da düzenlenen sosyal yaşama ilişkin yükümlülükleri göz önüne alındığında özelleştirmenin sosyal açıdan kamunun yararına olup olmadığının da tartışılması gerektiği, ... Mahallesi ... ada ... ve ... parsellerin 1/100.000 ölçekli planda "kentsel yerleşik alan" ve "ağaçlandırılacak alan" olarak belirtilen alanda, 1/25.000 ölçekli planda "büyük alan kullanımı gerektiren kamu kuruluş alanları" ve "sağlık tesis alanları" olarak belirlenen bölgede, ayrıca ... parselin "otoyol" hattı üzerinde kaldığı, 1/5000 ölçekli planda "belediye hizmet alanı" ve "park alanı" olarak belirlenen bölge ile "kamulaştırma sınırı" içinde kaldığı, 1/1000 ölçekli planda E:1.00 yapılaşma koşuluna sahip "belediye hizmet alanı", "park alanı" ve "otopark" kullanımı ile "taşıt yolu" ile "yaya yolu" üzerinde kaldığı; ... Mahallesi, ... ada, ... parsel, ... ada ... parsel, ... ada ...-...-...parseller ve ... ada ... parsel ile Alaçatı Mahallesi ... ada ... parsel, ... ada ... parsel, ... ada ...-... parseller, ... ada ...-... parsellerin de ilgili planlarda belirtilen kullanımlara ayrıldığı, söz konusu taşınmazların büyük bir kısmının yürürlükteki imar planlarında kamusal alanlara ayrılmış olup, bu alanların özelleştirme kapsamına alınmasındaki bilimsel ve teknik gerekçenin anlaşılamadığı, planlarda sosyal ve teknik altyapı alanı kullanımlarında kalan taşınmazların öncelikle bu kullanımlara yönelik olarak ilgili kurumlara tahsisinin yapılması gerektiği, özelleştirme sonrasında kamuya ayrılmış taşınmazlarda plan değişikliği yoluna gidilerek getirilen özel kullanıma yönelik plan kararlarıyla plan bütünlüğü ve plan kararlarını bozucu yönde müdahalelerin gündeme gelebildiği, söz konusu parsellerin plan bütünlüğü içerisinde nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik altyapı alanlarının korunması, kamunun kullanımına açılması ve plan bütünlüğünü zedeleyici yönde müdahalelerin engellenmesi gerektiği, ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazların Belediye adına tahsisinin yapılmasına yönelik başvurunun zımnen reddi üzerine açılan davada söz konusu işlemin iptaline karar verildiği ileri sürülmüştür.
DAVALILARIN SAVUNMASI : Öncelikle usule ilişkin olarak, davanın süresi içinde açılıp açılmadığının araştırılarak süresinde açılmamış ise süre aşımı yönünden reddi gerektiği; davacının imar planları ile ihlâl edilen bir hakkının olması ve bu nedenle işlem ile menfaatinin zedelenmesinin söz konusu olmadığı, hukukî menfaat yokluğu nedeniyle davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği ileri sürülmüştür.
Esasa ilişkin olarak ise, ilgili mevzuata göre Hazine veya muhtelif kamu kurum ve kuruluşlarının mülkiyetinde bulunan taşınmazların özelleştirme kapsam ve programına alınabileceği, dava konusu işlemin 4046 sayılı Kanun'a aykırı olmadığı, söz konusu parsellerin boş, atıl, işlevsiz ve işgalli durumda olduğu, herhangi bir kamu hizmeti ile ilgisinin olmadığı, atıl kamu arazilerinin, eski tesislerin ve işletmelerin güvenlik vb. masraflarının Devlete külfet olmakta ve genellikle boş kamu arazilerinin işgal altında kalarak kaçak yapılar inşa edilmekte olduğu, özelleştirilen ve kente kazandırılan turizm alanlarının ise şahıs/şirketlere devredilmesiyle vergi yükümlülüğü doğmakta, kamuya kaynak aktarılmakta, arazilerin özel sektör yatırımları ile ekonomiye kazandırılmaları sonucu insan odaklı yaşayan mekanlara dönüştürülmesi sağlanarak turizm gelirleri ve istihdam açısından da oldukça önemli oranda artış kaydedilmekte olduğu, bu sayede Devlet bütçesi ile gerçekleştirilemeyen yatırımların yapılması ve kaynakların etkin kullanılmasının sağlandığı, dava konusu işlemin 4046 sayılı Kanun ve ilgili mevzuata amaç, kapsam ve usul yönünden uygun olduğu savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'UN DÜŞÜNCESİ : Dava; müIkiyeti Maliye Hazinesi, Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ) ve Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ) adına kayıtlı olan ve ekli listede yer alan taşınmazların ve hisselerin; özelleştirme kapsam ve programına alınmasına, satış, kiralama, gelir ortaklığı modeli ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi veya işletme hakkının verilmesi yöntemlerinden biri ya da birkaçının birlikte uygulanarak özelleştirilmesine, özelleştirme işlemlerinin 31/12/2025 tarihine kadar tamamlanmasına ilişkin 19/05/2022 tarih ve 31840 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 18/05/2022 tarih ve 5591 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Dava dilekçesinde 18/05/2022 tarih ve 5591 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali istenilmiş ise de, söz konusu kararın ülke genelinde farklı illerde bulunan 243 adet taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasına yönelik olduğu, dava dilekçesi içeriği ve öne sürülen hukuka aykırılık sebepleri dikkate alınarak dava konusu kararın, mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı İzmir ilinde bulunan ve karara ekli listenin 156 -169 sırasında yer alan 14 taşınmaza ilişkin kısmı yönünden inceleme yapılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, iptal davaları, idarî işlemler hakkında menfaatleri ihlâl edilenler tarafından, tam yargı davaları da idarî eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar olarak tanımlanmış; 14. maddesinin 3/c bendinde, dava dilekçelerinin, diğer ilk inceleme konuları yanında ehliyet yönünden de inceleneceği belirtilmiş; aynı Kanun'un 15. maddesinin 1/b bendinde ise, 14. maddenin 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hâllerde davanın reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
İdarî işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön şartlarından birisi olan "dava açma ehliyeti", her idarî işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının, istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat alâkasının varlığını ifade etmektedir. Aksi durumun kabulü, toplum yararına olduğu düşünülen her konuyu tüm gerçek ve tüzel kişilerin dava konusu yapabilmesi ihtimalini beraberinde getirir ki, bu durumun dava açma ehliyetine ilişkin kanunî düzenlemenin amacına aykırı olacağı açıktır.
Bu nedenle, iptal davası açılabilmesi için idarî işlem nedeniyle ilgilinin menfaatinin etkilenmiş olması, etkilenen menfaatin kişisel, güncel ve meşru bir menfaat olması, iptali istenen işlem ile davacı arasında makûl ve ciddi bir alâkanın bulunması gerekmekte ancak menfaatin kişisel olması, idarî işlemin mutlaka davacı hakkında tesis edilmiş olmasını gerektirmemektedir. Sözü edilen menfaat alâkasının varlığı ve sınırlarının her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmesi gerekmektedir.
Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin E:2022/2859 esasına kayıtlı dosyanın incelenmesinden; anılan davanın ... Özel Eğitim Hizmetleri A.Ş. (davacı şirket) tarafından, işbu davanın da konusunu oluşturan Cumhurbaşkanı kararının; davacı şirket ile Milli Emlak Daire Başkanlığı arasında imzalanan İrtifak Hakkı Ön İzin Sözleşmesine konu olan, mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı İzmir ili, Bornova ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptali istemiyle açıldığı, İzmir ili, Bornova İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı Hazineye ait 41.450 m2 yüzölçümlü taşınmazın, 1.317.000-TL tahmini bedel üzerinden 30 yıl süreli bağımsız ve sürekli nitelikte irtifak hakkı tesisi ihalesinin 02/07/2020 tarihinde gerçekleştirildiği, davacı şirketin 395.100,00-TL geçici teminat bedeli yatırarak ihaleye katıldığı, 1.350.000,00-TL bedelle ihalenin davacı şirket üzerinde bırakılarak ... tarih ve ... sayılı olur ile ihalenin kesinleştiği, akabinde davacı şirket ile Milli Emlak Daire Başkanlığı arasında 270.000,00-TL Ön İzin Bedeli karşılığında, irtifak hakkına esas olmak üzere, taşınmazın tescil, ifraz, tevhit, terk ve benzeri işlemlerinin yaptırılması, değiştirilmesi, uygulama projelerinin hazırlatılması ve onaylatılması amacıyla 06/08/2020 tarihinde "İrtifak Hakkı Ön İzin Sözleşmesi" imzalandığı, böylece davacı şirket lehine ihale alıcısı olarak 30 yıllık irtifak hakkı doğduğu, taşınmaz üzerinde davacı şirket tarafından eğitim kampüsü yapılmasının planlandığı, imar planlarının düzenlenmesinin uzaması nedeniyle, Milli Emlak Dairesi Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı yazısı ile ön izin sözleşmesinin bir yıl daha uzatıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, sözü edilen taşınmaz yönünden, Milli Emlak Daire Başkanlığı ile ... Özel Eğitim Hizmetleri A.Ş. arasında 06/08/2020 tarihinde, "İrtifak Hakkı Ön İzin Sözleşmesinin" imzalandığı dikkate alındığında, bakılan davanın davacısı olan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın, dava konusu Cumhurbaşkanı kararının, mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı İzmir ili, Bornova ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptalini istemede menfaatinin bulunmadığı sonucuna varıldığından, anılan kısım yönünden davanın ehliyet nedeniyle reddi gerekmektedir.
Dava konusu Cumhurbaşkanı kararının, anılan taşınmaz dışında kalan kısım yönünden incelenmesine gelince;
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un "Amaç ve Kapsam" başlıklı 1. maddesinin (A) fıkrasında, bu Kanun'un amacının, bu maddede belirtilen "kuruluşların" ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlamak için özelleştirilmesine ilişkin esasları düzenlemek olduğu kurala bağlanmış; 2. maddesinde, özelleştirme uygulamalarında esas alınacak ilkeler düzenlenerek, 1. fıkrasının (b) bendinde, "Kuruluşların özelliklerine ve içinde bulundukları şartlara göre özelleştirme yöntemlerinin belirlenmesi" ilkesinin esas alınacağı belirtilmiş; maddenin son fıkrasında, Kanun'daki amaç ve ilkeler doğrultusunda alınacak kararlarda öncelikler ile bunların tâbi olacağı özelleştirme uygulamalarına ilişkin esas ve usullerin, kuruluşların nitelikleri ve ülke ekonomisinin gerektirdiği şartlar da dikkate alınarak Özelleştirme Yüksek Kurulu'nca belirleneceği hükmü yer almıştır.
Aynı Kanun'un 3. maddesinde, "a) Bu Kanun'un 1. maddesinde sayılan kuruluşların "Özelleştirme kapsamına" alınmasına, özelleştirme kapsamına alınanlardan mevcut durumu itibarıyla özelleştirilebilir nitelikte olmayanların mali ve hukuki açıdan "özelleştirmeye hazırlanmasına", hazırlık işlemleri tamamlananların bu işlemlerin tamamlanmasından sonra, hazırlık işlemlerine gerek görülmeyenlerin ise doğrudan "özelleştirme programına" alınmasına karar vermek ve özelleştirme kapsamına alınan kuruluşların özelleştirme işlemlerinin tamamlanması için süre tespit etmek, ... c) Kuruluşların; satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi ve işin gereğine uygun sair hukukî tasarruflar ile devredilmelerine ilişkin özelleştirme yöntemlerinden hangisi ile özelleştirileceğini belirlemek..." Kurul'un görevleri arasında sayılmıştır.
4046 sayılı Kanun'un Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun yapısını düzenleyen 3. maddesinin 1. fıkrası 02/07/2018 tarih ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 85. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış, aynı Kararnamenin 85. maddesinin (f) bendi ile 4046 sayılı Kanuna eklenen Geçici 29. maddesinde, bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulu'nca görülmekte olan işlerin Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağı öngörülmüş, "Kurulların görevleri" başlıklı Geçici 8. maddesinde, "Bu Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde danışma kurulu, koordinasyon kurulu, değerlendirme komitesi ve benzer adlar altında yapısı ve görevleri düzenlenmiş olan kurul, komisyon, komite, çalışma grubu ve benzeri birimlerden; ilgili bakanlık ve kamu kurum ve kuruluşuna dair bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesine aktarılmayanlara ait politika belirlemeye ilişkin görev ve yetkiler Cumhurbaşkanlığı politika kurullarına, bunların dışındaki görev ve yetkiler Cumhurbaşkanlığına veya yetkilendirilecek kurum ya da makama devredilmiş sayılır." kuralına yer verilmiştir.
02/08/2018 tarih ve 30497 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı'nın 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Genelgesinde, 02/07/2018 tarih ve 703 sayılı KHK ile kaldırılan kurul, komisyon ve komitelere, ekli (1) sayılı listede belirtilen mevzuatta verilmiş olan görev ve yetkilerin karşılarında gösterilen kurum ya da makam tarafından kullanılmasının ve mezkûr kurul, komisyon ve komitelerin görev ve yetkilerine ilişkin olarak diğer mevzuatta yapılan atıflardan; politika belirleme ve istişari nitelikte olanların ilgili Cumhurbaşkanlığı politika kuruluna, icrai nitelikte olanların ise mezkûr listede karşılarında gösterilen ilgili kurum ya da makama yapılmış sayılmasının uygun görüldüğü kurala bağlanmış, Genelge'ye ekli (1) sayılı listenin 3. sırasında yer alan Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun görev ve yetkisinin tevdi edildiği kurum/makam "Cumhurbaşkanı" olarak belirlenmiştir.
Aktarılan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, özelleştirme uygulamalarında 4046 sayılı Kanun'da belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda karar alınacağı, Kanun'un 1. maddesinde sayılan kuruluşların özelleştirme kapsamına ve programına alınmasında, özelleştirme kapsamına alınan kuruluşların özelleştirme işlemlerinin tamamlanmasına ilişkin sürelerin tespitinde ve özelleştirme kapsam ve programına alınan kuruluşların, satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayrî ayni hakların tesisi ve işin gereğine uygun sair hukukî tasarruflar ile devredilmelerine ilişkin özelleştirme yöntemlerinden hangisi ile özelleştirileceğini belirlemede Cumhurbaşkanının görevli olduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta davalı idarece, özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazların boş, atıl, işlevsiz ve işgalli durumda olduğu, herhangi bir kamu hizmeti ile ilgisinin olmadığının tespit edildiği, atıl kamu arazilerinin, eski tesislerin, işletmelerin güvenlik vb. masraflarının devlete külfet getirdiği, genellikle işgal altında boş kamu arazilerine kaçak yapılar inşa edildiği ifade edilerek, yukarıda sayılan nitelikteki taşınmazların özelleştirme kapsam ve programına alınmasıyla kamu kaynaklarının etkili ve verimli kullanılması, ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlamak amacıyla dava konusu kararın tesis edildiği savunulmaktadır.
Öte yandan, söz konusu taşınmazlar yönünden davalı idarece yapılan tespitlerin aksinin davacı tarafından ortaya konulmadığı, davanın genel ve soyut iddialarla açıldığı görülmektedir. Bu itibarla, 4046 sayılı Kanun'un 1. maddesinde sayılan kuruluşların özelleştirme kapsam ve programına alınmasının, özelleştirme kapsam ve programına alınan kuruluşların, devredilmelerine ilişkin özelleştirme yöntemlerinden hangisi ile özelleştirileceğini belirlemenin Cumhurbaşkanının görevleri arasında olduğu ve Cumhurbaşkanının da bu yetkisini anılan Kanun uyarınca verilen görevleri kapsamında kullandığı dikkate alındığında, dava konusu Cumhurbaşkanı kararının, 4046 sayılı Kanun'un öngördüğü ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlamak amacına ve özelleştirme ilkesine uygun olarak tesis edildiği anlaşıldığından, hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın kısmen ehliyet, kısmen de esas yönünden reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKÎ SÜREÇ :
Dosyanın, ... Özel Eğitim Hizmetleri A.Ş. tarafından dava konusu Cumhurbaşkanı kararının İzmir ili, Bornova ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel yönünden iptali istemiyle açılan Dairemizin 2022/2859 esasına kayıtlı dosya ile birlikte incelenmesinden;
18/05/2022 tarih ve 5591 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile, "MüIkiyeti Maliye Hazinesi, Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ) ve Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ) adına kayıtlı olan ve ekli listede yer alan taşınmazların ve hisselerin;
1)Özelleştirme kapsam ve programına alınmasına,
2)Satış, kiralama, gelir ortaklığı modeli ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi veya işletme hakkının verilmesi yöntemlerinden biri ya da birkaçının birlikte uygulanarak özelleştirilmesine,
3)Özelleştirme işlemlerinin 31/12/2025 tarihine kadar tamamlanmasına
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 3. ve Geçici 29. maddeleri ile 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 8. maddeleri gereğince" karar verilmiştir.
Bunun üzerine davacı Belediye tarafından anılan Cumhurbaşkanı kararının mülkiyeti Maliye Hazinesi'ne ait İzmir'de bulunan 14 taşınmaz yönünden iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Davacı Belediye tarafından dava konusu Cumhurbaşkanı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazlardan İzmir ili, Bornova ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazların 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 7. maddesi kapsamında tahsisinin yapılması istemiyle İzmir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne yapılan 19/03/2021 tarihli başvurunun zımnen reddi üzerine açılan davada ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, "... Davalı idarelerin savunmalarında işlemin sebep unsuru olarak, dava konusu taşınmazın tahsisi amacıyla davacı idarece yapılan 23/08/2013 tarihli başvurunun reddine dair Milli Emlak Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan ... tarih ve ... sayılı işlem hakkında açılan davada, ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ilamıyla davanın reddine karar verildiği ve bahse konu kararın kesinleştiği, dolayısıyla olayda kesin hüküm bulunması ve dava konusu ... ada, ... parsel yönünden ise eğitim amaçlı olarak irtifak ihalesi ile ... Özel Eğitim A.Ş.'ye ihale edildiği ve bu şirketle ön izin sözleşmesi imzalanması gerekçelerinin ileri sürüldüğü görülmektedir.
Bakılan davada, kesin hüküm itirazına gerekçe olarak ileri sürülen 20/11/2013 tarihli başvuru sırasında Karayolları Genel Müdürlüğü lehine daha önce yapılmış bir ön tahsis bulunduğu, ilerleyen süreçte anılan idareye kesin tahsisin yapılmadığı, aksine yukarıda açıklandığı şekliyle hâlihazırda ''Lojman ve Spor Tesis Alanı'' olarak kullanılmakta olan ... ada ... parsel sayılı taşınmazı kapsayan alana ilişkin 1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli plan değişikliği önerisinin onaylanması hâlinde dava konusu ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... numaralı taşınmazlara ilişkin kullanım kararının ''Resmi Kurum Alanı (Karayolları Tesis Alanı)'' olarak değiştirilmesine ihtiyaç kalmayacağı, söz konusu 6 ve 7 numaralı taşınmazlar için ''Belediye Hizmet Alanı'' kullanım kararı alınmasında sakınca bulunmadığının Karayolları 2. Bölge Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile bildirilmesi üzerine, 6 ve 7 numaralı taşınmazları kapsayan alana ilişkin 1/5000 ölçekli plan değişikliği önerisinin İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi'nin ... tarih ve ... sayılı kararıyla onaylanarak kabulüyle dava konusu parsellerin hâlihazırda ''Belediye Hizmet Alanı, Taşıt Yolu ve Yeşil Alan'' olarak planlandığı ve davaya konu edilen 19/03/2021 tarihli başvurunun İdari Yargılama Usul Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında değişen şartlar uyarınca yapılmış yeni bir başvuru olduğu anlaşıldığından, ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ilamının iş bu dava açısından şekli ya da maddi anlamda kesin hüküm olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Öte yandan, dava konusu ... ada, ... parsel yönünden ise eğitim amaçlı olarak irtifak ihalesi ile ... Özel Eğitim A.Ş.'ye ihale edildiği ve bu şirketle ön izin sözleşmesi imzalandığı ileri sürülmüş, buna dair ön izin sözleşmesi dava dosyasına sunulmuş ise de, yukarıda yer verilen mevzuat hükmü uyarınca dava konusu taşınmaz üzerinde henüz tesis edilmiş bir irtifak hakkı bulunmadığı, dolayısıyla tahsis ve devri yapılamayacak taşınmazlardan olmadığı görülmektedir.
Bu durumda, dava konusu taşınmazların 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 7. maddesi kapsamında belediyelerine tahsisinin yapılması istemiyle yapılan 19/03/2021 tarihli başvurunun zımnen reddine dair işlemde sebep unsuru yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır." gerekçesiyle söz konusu işlemin iptaline ilişkin olarak verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Dairemizin 10/10/2023 tarih ve E:2022/2696 sayılı ara kararıyla taraflar ile İzmir Valiliği'nden, aktarılan kararın uygulanmasına ilişkin olarak ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazlara yönelik bir işlem tesis edilip edilmediği sorulmuş; davacı tarafından verilen cevapta, 11/08/2023 tarihli başvuru ile söz konusu taşınmazların Belediyeye tahsisinin talep edildiği, ancak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün 27/09/2023 tarihli yazısı ile, ... parsel sayılı taşınmazın özelleştirme kapsamına alındığı gerekçesiyle yapılacak herhangi bir işlem bulunmadığı, ... parsel sayılı taşınmazın ise Bakanlıkça değerlendirme aşamasında olduğunun bildirildiği belirtilmiştir.
... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde dava dışı ... Özel Eğitim Hizmetleri A.Ş. ile Milli Emlak Dairesi Başkanlığı arasında, eğitim, sağlık, spor, turizm, sanayi tarım, hayvancılık, sosyal, kültürel vb. tesisler (konut ve enerji hariç) yapılmak üzere ve fiili kullanım olmaksızın öncelikle taşınmazın tescil, ifraz, tevhit, terk ve benzeri işlemlerin yapılması ve/veya imar planının yaptırılması, değiştirilmesi, uygulama projelerinin hazırlatılması ve onaylatılması amacıyla 1 yıl süreli 06/08/2020 tarihli ön izin sözleşmesi imzalanmış, devamında süre 1 yıl daha uzatılarak 05/08/2022 tarihine kadar uzatılmış ve sonrasında yeniden süre uzatımına gidilmemiştir.
Dairemizin 10/11/2022, 21/02/2023 tarihli ve E:2022/2859 sayılı ara kararlarıyla, diğer hususların yanı sıra davalı idarece ... parsel sayılı taşınmazın özelleştirme kapsam ve programından çıkarılması hususunun değerlendirme aşamasında olduğu belirtildiğinden, bu hususa yönelik olarak işlem tesis edilip edilmediği sorulmuş, verilen cevaplarda değerlendirmelerin devam ettiği, taşınmazın hâlen özelleştirme kapsam ve programında olduğu belirtilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idarelerin usule yönelik itirazları geçerli görülmeyerek esasın incelenmesine geçildi.
ESAS YÖNÜNDEN:
İLGİLİ MEVZUAT :
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un "Amaç ve Kapsam" başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinde, bu Kanun'un amacının, bu maddede sayılan kuruluşların, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak ve Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemek olduğu kurala bağlanmış; "Özelleştirme Yüksek Kurulu ve Görevleri" başlıklı 3. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde, bu Kanun'un 1. maddesinde sayılan kuruluşların "özelleştirme kapsamına" alınmasına, özelleştirme kapsamına alınanlardan mevcut durumu itibarıyla özelleştirilebilir nitelikte olmayanların mali ve hukukî açıdan "özelleştirmeye hazırlanmasına", hazırlık işlemleri tamamlananların bu işlemlerin tamamlanmasından sonra, hazırlık işlemlerine gerek görülmeyenlerin ise doğrudan "özelleştirme programına" alınmasına karar vermek ve özelleştirme kapsamına alınan kuruluşların özelleştirme işlemlerinin tamamlanması için süre tespit etmek Kurul'un görevleri arasında sayılmıştır.
09/07/2018 tarih ve 30473 (3. Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 85. maddesinde, "24/11/1994 tarih ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un; ... e) ... 3. maddesinin birinci fıkrası ... yürürlükten kaldırılmıştır. f) Geçici 28. maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. Geçici Madde 29- Bu Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulu'nca görülmekte olan işler Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılır."; "Kurulların görevleri" başlıklı Geçici 8. maddesinde, "Bu Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde danışma kurulu, koordinasyon kurulu, değerlendirme komitesi ve benzer adlar altında yapısı ve görevleri düzenlenmiş olan kurul, komisyon, komite, çalışma grubu ve benzeri birimlerden; ilgili bakanlık ve kamu kurum ve kuruluşuna dair bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesine aktarılmayanlara ait politika belirlemeye ilişkin görev ve yetkiler Cumhurbaşkanlığı politika kurullarına, bunların dışındaki görev ve yetkiler Cumhurbaşkanlığına veya yetkilendirilecek kurum ya da makama devredilmiş sayılır." kuralına yer verilmiştir.
02/08/2018 tarih ve 30497 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı'nın 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Genelgesinde, 02/07/2018 tarih ve 703 sayılı KHK ile kaldırılan kurul, komisyon ve komitelere, ekli (1) sayılı listede belirtilen mevzuatta verilmiş olan görev ve yetkilerin karşılarında gösterilen kurum ya da makam tarafından kullanılmasının ve mezkûr kurul, komisyon ve komitelerin görev ve yetkilerine ilişkin olarak diğer mevzuatta yapılan atıflardan; politika belirleme ve istişari nitelikte olanların ilgili Cumhurbaşkanlığı politika kuruluna, icrai nitelikte olanların ise mezkûr listede karşılarında gösterilen ilgili kurum ya da makama yapılmış sayılmasının uygun görüldüğü kurala bağlanmış, Genelge'ye ekli (1) sayılı listenin 3. sırasında yer alan Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun görev ve yetkisinin tevdi edildiği kurum/makam "Cumhurbaşkanı" olarak belirlenmiştir.
HUKUKÎ DEĞERLENDİRME:
Aktarılan mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden, Anayasa'da yapılan değişikliklere uyum sağlanması amacıyla bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması için 18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7142 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak, Bakanlar Kurulu'nca 02/07/2018 tarihinde kararlaştırılan 703 sayılı KHK'nin 85. maddesi ile 4046 sayılı Kanun'un "Özelleştirme Yüksek Kurulu ve Görevleri" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Başbakanın başkanlığında, Başbakanın belirleyeceği dört bakandan oluşan Özelleştirme Yüksek Kurulu (Kurul) kurulmuştur. Kurul, üyelerin tamamının katılımı ile toplanır ve kararları oybirliği ile alır. Kurul'un sekretarya hizmetleri Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nca yürütülür." kuralı yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında Kurul'un görevlerinin sayıldığı metin yürürlükte kalmaya devam etmekte olup; 703 sayılı KHK'nin Geçici 8. maddesi ile de, bu Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde yapısı ve görevleri düzenlenmiş olan kurul ve benzeri birimlerin bu maddenin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine aktarılmayanlara ait ve politika belirlemeye ilişkin görev ve yetkiler haricindeki diğer görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanlığı'na veya yetkilendirilecek kurum ya da makama devredilmiş sayılacağı belirtilerek, 703 sayılı KHK'nin 85. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi uyarınca yürürlükten kaldırılan 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 1. fıkrasında oluşumuna yer verilen Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun görev ve yetkilerinin Cumhurbaşkanına veyahut yetkilendirilecek kurum ya da makama devredileceği kurala bağlanmıştır.
Nitekim, 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle de, 703 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılan 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 1. fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kurulu'na 4046 sayılı Kanun'la verilmiş görev ve yetkilerin tevdi edildiği makamın "Cumhurbaşkanı" olduğu belirtilerek, 4046 sayılı Kanunla Özelleştirme Yüksek Kurulu'na verilmiş görev ve yetkilerin bizzat Cumhurbaşkanınca kullanılacağı açıklığa kavuşturulmuştur.
Bu itibarla, 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında yer alan ve Kanun'un 1. maddesinde sayılan kuruluşların; özelleştirme kapsam ve programına alınmasına karar vermek ve satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi ve işin gereğine uygun sâir hukukî tasarruflar ile devredilmelerine ilişkin özelleştirme yöntemlerinden hangisi ile özelleştirileceğini belirlemek hususlarında görevli olan Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun bu görevleri de Cumhurbaşkanı'na devredildiğinden, dava konusu kararda yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
4046 sayılı Kanun'un genel gerekçesinde ve 1. maddesine ait gerekçede, önceki özelleştirme mevzuatında sadece kamu iktisadî teşebbüslerinin özelleştirilmesine ilişkin hükümler yer almakta iken, bu Kanun ile yapılan düzenleme sonucunda Devletin diğer mal ve hizmet üretim birimlerinin de özelleştirme kapsamına alınması suretiyle, özelleştirme uygulamalarının sınırlarının genişletildiği ve Devletin ekonomik alandaki rolünün azaltılmasının amaçlandığı belirtilmiştir.
4046 sayılı Kanun'un 1. maddesinin (A) bendine göre, Hazineye ait taşınmazların kamuya gelir elde etmek amacıyla özelleştirme uygulamaları kapsamında değerlendirilmeleri mümkündür.
Davalı idarelerce, kapsam ve programa alınan taşınmazların boş, atıl, işlevsiz ve işgalli durumda olduğu, herhangi bir kamu hizmeti ile ilgisinin olmadığının tespit edildiği, atıl durumdaki kamu arazilerinin, eski tesislerin ve işletmelerin güvenlik vb. masrafları dolayısıyla devlete külfet olduğu, genellikle boş kamu arazilerinin işgal altında kalarak kaçak yapılar inşa edildiği, özelleştirilerek kente kazandırılan turizm alanlarının ise şahıs/şirketlere devredilmesiyle vergi (emlak/arsa/arazi) yükümlülüğü doğduğu, böylece kamuya kaynak aktarıldığı, arazilerin özel sektör yatırımları ile ekonomiye kazandırılmaları sonucu insan odaklı yaşayan mekanlara dönüştürülmesi sağlanarak turizm gelirleri ve istihdam açısından da oldukça önemli oranda artış kaydedileceği, bu sayede devlet bütçesi ile gerçekleştirilemeyen yatırımların yapılması ve kaynakların etkin kullanılmasının sağlanacağı belirtilmiştir.
Öte yandan, dava konusu ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazların davacı Belediye tarafından kendilerine tahsis edilmesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada söz konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, ara kararına verilen cevaplardan, davacı Belediyeye söz konusu taşınmazların tahsis edilmesi hususunda ... parsel sayılı taşınmazın özelleştirme kapsamına alındığı gerekçesiyle yapılacak herhangi bir işlem bulunmadığı, ... parsel sayılı taşınmazın ise Bakanlıkça değerlendirme aşamasında olduğunun bildirildiği ve ... parsel sayılı taşınmazın özelleştirme kapsam ve programından çıkarılması hususunun davalı idarece değerlendirme aşamasında olduğu anlaşılmıştır.
Bu itibarla, bulunulan aşama itibarıyla, dava konusu kararın 4046 sayılı Kanun'un genel gerekçesine, Kanun'da belirtilen ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlama şeklindeki genel amaç ile Hazineye ait taşınmazların özelleştirme uygulamaları kapsamında değerlendirilmesinde geçerli olan kamuya gelir elde etme şeklindeki özel amaca ve özelleştirme ilkelerine uygun olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... -TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 30/11/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un "Özelleştirme Yüksek Kurulu"nun yapısını düzenleyen 3. maddesinin 1. fıkrası, 02/07/2018 tarih ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 85. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, anılan Kanun'un gerek 2. maddesinde gerekse 3. maddesinin diğer fıkralarında Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun hukuki varlığı korunarak, görev ve yetkileri muhafaza edilmiştir.
703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 85. maddesinin (f) bendi ile 4046 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 29. maddesinde, bu KHK'nın yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihi itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulu'nca görülmekte olan işlerin Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağı öngörülmüş olup, bu maddede ifade edilen "görülmekte olan işlerin", 09/07/2018 tarihi itibarıyla devam eden özelleştirmeye ilişkin işlemler olduğu ve bu işlemlere yönelik yetkinin "geçici" nitelikteki yasa hükmü ile eklendiği göz önüne alındığında, 09/07/2018 tarihinden sonra, münhasıran Özelleştirme Yüksek Kurulu'na ait bulunan "Kanun'un 1. maddesinde sayılan kuruluşların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına karar vermek; bu kuruluşların satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve işin gereğine uygun saîr hukuki tasarruflar ile devredilmelerine ilişkin özelleştirme yöntemlerinden hangisi ile özelleştirileceğini belirlemek ve özelleştirme işlemlerinin tamamlanması için süre tespit etmek" hususundaki görevlerin devam eden işler kapsamında olduğundan söz etmek mümkün değildir.
Diğer bir deyişle, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinden önce özelleştirme kapsam ve programına alınmış olan kuruluşlara ait devam eden işleri sonuçlandırmak konusunda Cumhurbaşkanlığı Makamına verilen geçici ve sınırlı yetkinin, 09/07/2018 tarihinden sonra Özelleştirme Yüksek Kurulu'na ait görev ve yetkileri kapsayacak şekilde genel ve sürekli bir yetkiye dönüştüğünü kabul etmek hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Zira Anayasa'nın 47. maddesinin 2. fıkrası uyarınca özelleştirmeye ilişkin esas ve usullerin kanun ile düzenlenmesi zorunlu olduğundan ve 4046 sayılı Kanun'da Özelleştirme Yüksek Kurulu'na verilen görev ve yetkilerin Kurul'un yapısı yeniden oluşturuluncaya kadar bizzat hangi makam tarafından kullanılacağı konusunda açık bir kurala yer verilmediğinden, 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesine dayanılarak Özelleştirme Yüksek Kurulu'na ait görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanlığı Makamınca kullanılamayacağı açıktır.
Diğer yandan, Özelleştirme Yüksek Kurulu, Anayasanın amir hükmü gereği özel bir kanun ile kurulmuş olup, herhangi bir bakanlık ya da kamu kurum ve kuruluşu bünyesinde olan bir kurul niteliğinde olmadığından, bu Kurul'un 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 8. maddesinde belirtilen "kurul" olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Dava konusu 18/05/2022 tarih ve 5591 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile, müIkiyeti Maliye Hazinesi, Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ) ve Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ) adına kayıtlı olan ve ekli listede yer alan taşınmazların ve hisselerin; özelleştirme kapsam ve programına alınmasına, satış, kiralama, gelir ortaklığı modeli ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi veya işletme hakkının verilmesi yöntemlerinden biri ya da birkaçının birlikte uygulanarak özelleştirilmesine, özelleştirme işlemlerinin 31/12/2025 tarihine kadar tamamlanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
4046 sayılı sayılı Kanun'un 3. maddesine göre, "Kanun'un 1. maddesinde sayılan kuruluşların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına karar vermek; bu kuruluşların satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve işin gereğine uygun saîr hukuki tasarruflar ile devredilmelerine ilişkin özelleştirme yöntemlerinden hangisi ile özelleştirileceğini belirlemek ve özelleştirme işlemlerinin tamamlanması için süre tespit etmek" özelleştirme uygulamalarında yetkili tek karar organı olarak öngörülen Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun görevi olarak düzenlendiğinden, dava konusu Cumhurbaşkanı kararında yetki yönünden hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Cumhurbaşkanı kararında hukuka uygunluk bulunmadığından iptaline karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.