T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2826
Karar No : 2023/646
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 17/03/2022 tarih ve E:2019/2533, K:2022/3255 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 22/05/2018 tarih ve 30428 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik'in 1. maddesi ile değiştirilen 27/10/2010 tarih ve 27742 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Atıksu Altyapı ve Evsel Katı Atık Bertaraf Tesisleri Tarifelerinin Belirlenmesinde Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik'in 17. maddesinin 4. fıkrasının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 17/03/2022 tarih ve E:2019/2533, K:2022/3255 sayılı kararıyla;
Dava konusu Yönetmelik'in 17. maddesinin 4. fıkrasının 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 23. maddesine ve 2872 sayılı Çevre Kanunu'na aykırı olduğundan bahisle iptalinin istenildiği, atık su ile ilgili yürütülen hizmetin hizmet karşılığında tahsil edilen atık su bedeli ile yürütülüyor olması karşısında iptali istenilen fıkrada yer alan "... Belirlenen metreküp temelindeki atıksu ücreti, metreküp su ücretinin % 50’sini aşamaz." şeklindeki düzenlemenin atık su hizmetinin yürütülmesini imkansız kıldığının ileri sürüldüğü,
2560 sayılı Kanun'un 13. maddesinin (a) bendinde; kullanılmış suların uzaklaştırılmasına karşılık, tarifesine göre abonelerden alınacak ücretlerin İSKİ'nin gelirleri arasında sayıldığı, aynı Kanun'un 23. maddesinde kanalizasyon tesisi bulunan yerlerdeki kullanılmış suların uzaklaştırılması için belirlenecek tarifede dikkate alınacak unsurlara yer verildiği ve bu kapsamda tarifenin gider ve maliyetler ile bir kar oranı esas alınarak düzenleneceğinin kurala bağlandığı,
Diğer taraftan dava konusu Yönetmelik'in "Toplam sistem maliyeti" başlıklı 13. maddesinin 2.fıkrasında ücretin, 2560 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca alınan kullanılmış suları uzaklaştırma bedellerinin toplam sistem maliyetinden çıkartılarak belirleneceğinin düzenlendiği,
Bu durumda, atık su bedelinin belirlenmesine ilişkin iptali istenilen düzenlemede, atık su hizmet ücreti belirlenirken dikkate alınmayan kullanılmış suları uzaklaştırma bedelinin belirlenmesine ilişkin 2560 sayılı Kanun'un 23. maddesine aykırılık bulunmadığı,
Öte yandan, davalı idare tarafından, atık su hizmetlerinden tahsil edilen ücretin kar niteliğinde olmadığı, hizmetin karşılığı olduğu ve bu hizmetler dışında kullanılmamasının esas olduğu, bazı belediyelerin atık su hizmeti vermemelerine rağmen atık su bedeli talep ettiklerine, emsal belediyelere göre atık su bedelinde yüzde yüze varan artış yaptıklarına dair alınan şikayetler ve atık su ücreti belirlenirken, sosyo-ekonomik yapının dikkate alınmadığının tespit edilmesi nedeniyle atık su bedeli için üst sınır öngörülmesine ilişkin iptali istenilen düzenlemenin yapıldığının belirtildiği,
Çevreyi geliştirmenin, çevre sağlığını korumanın ve çevre kirlenmesini önlemenin hem Devlete hem de vatandaşlara Anayasa ile verilmiş bir yükümlülük olduğu, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 11. maddesinde, atık su altyapı sistemlerini kullanan ve/veya kullanacakların, bağlantı sistemlerinin olup olmadığına bakılmaksızın, arıtma sistemlerinden sorumlu yönetimlerin yapacağı her türlü yatırım, işletme, bakım, onarım, ıslah ve temizleme harcamalarının tamamına kirlilik yükü ve atık su miktarı oranında katılmak zorunda olduklarının, bu hizmetlerden yararlananlardan, belediye meclisince ve bu maddede sorumluluk verilen diğer idarelerce belirlenecek tarifeye göre atık su toplama, arıtma ve bertaraf ücreti alınacağı, atıksu arıtma ve ön arıtma sistemleri ile atıksu altyapı sistemlerinin kurulması, onarımı, ıslahı, işletilmesi ve harcamalara katkı paylarının belirlenmesi ile ilgili usûl ve esasların davalı idare tarafından Yönetmelik ile düzenleneceğinin kurala bağlandığı,
Atık su hizmetinin, bu hizmetten faydalananların başka yerden sağlayamayacakları, yalnızca belediyeler tarafından sunulabilen sosyal boyutu olan bir hizmet olduğu, dava konusu Yönetmelik'te de atık su altyapı yönetimlerinin hizmet vermekle yükümlü olduğu tüm gerçek ve tüzel kişilerin abone olmasının zorunlu tutulduğu,
Bu durumda, davalı idareye mevzuat hükümleri uyarınca verilen görev ve yetki çerçevesinde, atık su hizmetinin belirtilen niteliği de göz önünde bulundurularak atık su bedelinin hem atık su altyapı yönetimleri hem de kişiler yönünden öngörülebilir şekilde düzenlemesine yönelik dava konusu Yönetmelik hükmünde dayanağı 2872 sayılı Kanun'a ve hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, atık su altyapı tesislerinin kurulması ile ilgili yatırımların yapılması, bakımı, onarımı, işletilmesi, izlenmesi ve bu tesislerle ilgili olarak verilen tüm hizmetlerin 2560 sayılı Kanun'un 23. maddesine uygun olarak belirlenen atık su bedeli ile karşılandığı, yapılan değişiklikle Yönetmeliğin 17. maddesinin 4.fıkrasına eklenen "...belirlenen metreküp temelindeki atıksu ücreti, metreküp su ücretinin % 50’sini aşamaz." ibaresiyle atık su bedeline üst sınır getirilmesinin atık su hizmetlerinin yürütülmesini imkansız hale getirdiği, söz konusu düzenlemenin 2560 sayılı Kanun'un 23. maddesine ve 2872 sayılı Çevre Kanunu'na aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 17/03/2022 tarih ve E:2019/2533, K:2022/3255 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 03/04/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.