T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/289
Karar No : 2023/3377
DAVACI : …
VASİ : …
DAVALI : Hasım gösterilmemiştir.
DAVANIN_KONUSU : … No'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan davacı tarafından, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevfikevleri Genel Müdürlüğü'nün 08/03/2019 tarih ve 7720417820799.06/3040/39416 sayılı Genelgesinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istenilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesi, 3. fıkrası, (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; aynı maddenin 6. fıkrasında, yukarıdaki hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesi, 1. fıkrası, (b) bendinde de, davacının, dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 14. maddesinde, kısıtlıların fiil ehliyetinin bulunmadığı; 16. maddesinde, kısıtlıların, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremeyecekleri; 407. maddesinde, bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkum olan her erginin kısıtlanacağı, cezayı yerine getirmekle görevli makamın, böyle bir hükümlünün cezasını çekmeye başladığını, kendisine vasi atanmak üzere hemen yetkili vesayet makamına bildirmekle yükümlü olduğu; 413. maddesinde, vesayet makamının, bu görevi yapabilecek yetenekte olan bir ergini vasi olarak atayacağı; 462. maddesi, 8. fıkrasında, vasinin dava açabilmesi için vesayet makamının izni gerektiği; 471. maddesinde ise, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkumiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayetin, hapis halinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağı hüküm altına alınmıştır.
Aktarılan yasal düzenlemelere göre bir yıl veya daha fazla süreli hapis cezasına mahkum olanların cezalarını çekmeye başlamaları üzerine, hükmü icra ile görevli idarenin durumu sulh hukuk mahkemesine hemen ihbar ederek vasi atanmasını sağlamakla yükümlü olduğu, kısıtlının, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davalar dışındaki davaları vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesinin izni ile vasisi veya vasinin tayin edeceği vekili aracılığıyla açabileceği kuşkusuzdur.
Dava dosyasının incelenmesinden; … No'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan davacının … Sulh Hukuk Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ek kararı ile kısıtlılık halinin devamına, vasisi olan ...'ın vasilik görevinin 2 yıl süreyle uzatılmasına karar verildiği, buna rağmen bakılan davanın, mevzuata aykırı olarak vasi tarafından veya davacının vasisinin tayin ettiği vekili tarafından açılmayıp bizzat ve doğrudan davacı asil tarafından açıldığı, Dairemizin 21/03/2022 tarih ve E:2022/289 sayılı ara kararıyla, vasi ...'a görülmekte olan davayı davacının vasisi olarak kendisinin veya tayin edeceği vekilin takip edip etmeyeceğinin sorulduğu, bu ara kararının 24/05/2022 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen, verilen süre içerisinde vasi ... tarafından herhangi bir başvuruda bulunulmaması üzerine, Dairemizin 29/11/2022 tarihli ikinci ara kararı ile davayı takip etme iradesinin "ara kararı gereğinin yerine getirilmemesi durumunda dosyadaki bilgi ve belgelere göre karar verileceği" ihtarını içerecek şekilde vasiye ikinci kez sorulduğu, bu ara kararının da vasiye 17/03/2023 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen verilen süre içerisinde vasi ... tarafından davanın takip edileceği yönünde bir başvuruda bulunulmadığı gibi ara kararımıza karşılık herhangi bir beyanda da bulunulmadığı görüldüğünden, davacının vasisi konumunda bulunan ...'ın görülmekte olan uyuşmazlığı takip iradesinin bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, dava açma ehliyetinden yoksun olan davacının vasisi tarafından takip edilmeyen davanın, davacının objektif ehliyet koşulunu taşımadığı gerekçesiyle ehliyet yönünden reddedilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca DAVANIN REDDİNE,
2. Aşağıda dökümü yapılan … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Ödenmemiş olan yargılama giderlerinin davacıdan tahsili için ilgili vergi dairesi müdürlüğüne müzekkere yazılmasına,
4. Kararın bir örneğinin 7201 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca hükümlü …'a tebliğini teminen … No'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna gönderilmesine,
5. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 08/06/2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(X)-KARŞI OY:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırları" başlığını taşıyan 2. maddesinde; iptal davalarının, idari işlemler nedeniyle menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı belirtilmiştir.
Buna göre idari yargı mercilerinde idari işlemlerin iptali istemiyle iptal davaları açabilmek için, dava konusu işlemin, davacının hukuksal bir yararını ihlal etmesi gerekmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde ehliyet konusunda da 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na atıfta bulunulmuştur. 6100 sayılı Kanun'un "Taraf ehliyeti" başlıklı 50. maddesinde; medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir, denilmiş, "Dava ehliyeti" başlığını taşıyan 51. maddesinde ise; dava ehliyeti, medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir, hükmü yer almıştır.
Bakılan davada, davacının hakkında açılan ceza davasında bir yıldan fazla süreli hapis cezasına mahkum olduğu görülmüştür.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Özgürlüğü bağlayıcı ceza" başlığı altında düzenlenen 407. maddesinin birinci fıkrasında; bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olan her ergin kısıtlanır, hükmüne yer verilmiştir.
Kısıtlanan kimselere de yine 4721 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerine göre vasi atanması ve vasi atanan kimsenin medeni haklarını kullanma konusunda vasinin izniyle hareket edeceği kuşkusuzdur.
Ancak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar" başlıklı 16. maddesinde; "Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler. Karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rıza gerekli değildir. Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar haksız fiillerinden sorumludurlar," hükümlerine yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere 4721 sayılı Kanun'un 16. maddesinde, karşılıksız kazanmalarda ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rızanın gerekli olmadığı hükme bağlanmış bulunmaktadır.
Bakılmakta olan davanın, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevfikevleri Genel Müdürlüğü'nün 08/03/2019 tarih ve 7720417820799.06/3040/39416 sayılı Genelgesinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle bizzat davacı tarafından açıldığı görülmekte olup, dava konusu uyuşmazlığın niteliği dikkate alındığında, kısıtlanmış bulunan davacının işbu davayı açmasının doğrudan kendi yararına ve kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak niteliğinde olduğu ve böyle bir davayı açabilmek için vasinin rızasının aranmasının gerekmediği sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, bizzat kısıtlı bulunan davacı asıl tarafından açılan, işbu davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, iki kez ara kararı ile vesayet makamının izni olup olmadığı ve davayı takip edip etmeyeceği hususunda vasiye tebligat yapıldığı, davacının bu ara kararlarından haberdar edilmediği; vasinin davayı takip etmemesi üzerine davacının doğrudan ve yalnızca kendisini ilgilendiren bu davayı gördürme olanağından yoksun kaldığın anlaşıldığından, aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.