T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2893
Karar No : 2022/3576
TEMYİZ EDEN (DAVACI) :…
KARŞI TARAF (DAVALI) :… Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 17/02/2022 tarih ve E:2016/59010, K:2022/547 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun .. tarih ve … sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 17/02/2022 tarih ve E:2016/59010, K:2022/547 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurularının ise … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile esastan reddedildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacıya ait ByLock bilgisi yönünden, davacı hakkında düzenlenen "ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporları" ve "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı" ile davacının yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yer alan tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden; davacının "…" ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacının adının geçtiği ByLock yazışma içerikleri yönünden, dava dosyasına sunulan … ID, … ID ve … ID numaralı ByLock kullanıcılarına ait ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında yer alan anılan ByLock kullanıcılarının yazışmaları incelendiğinde, davacının adına açıkça yer verildiği görülen bu yazışma içeriklerinin, davacı hakkındaki diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgüt içerisinde yer aldığına, örgütün sohbet adı verilen toplantılarına katıldığına, kendi evinde bu programları düzenlediğine, örgüt içi haberleşme için kullanılan ByLock programını kullandığına ve başkasının telefonuna yüklediğine, FETÖ mensubu kişilerle birlikte hareket ettiğine ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının, beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Üst aramasında ele geçirilen 1 Amerikan doları yönünden, davacı hakkında Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen … tarih ve … esas sayılı iddianamede; "şüphelinin (davacının), Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 17.07.2017 yazısına göre; Ceza İnfaz Kurumuna alınırken üzerinde yapılan arama sırasında; 1 adet … seri nolu dolar ele geçirildiği"nin belirtildiği, davacının üst aramasında 1 doların ele geçirilmiş olmasının, davacı hakkındaki diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği,
Öte yandan, davacı tarafından dava açma süresi geçtikten sonra verilen savunmaya cevap dilekçesi ile, dava konusu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, dosyanın tekemmül aşaması dikkate alındığında ayrı bir davanın konusunu oluşturabilecek nitelikte olan ve davanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalan istemin incelenme imkânının bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, savunma hakkının verilmediği, görevden uzaklaştırma kararının 6087 sayılı Kanun'un 32/5-a maddesine göre tarafına tebliğ edilmesi gerekirken kararın tarafına tebliğ edilmediği ve itiraz hakkını kullanmasının engellendiği, meslekten çıkarma kararlarına dayanak belgelerin tebliğ edilmediği, bu belgelere erişimin yasaklandığı, bu durumun yargı organları nezdindeki etkili başvuru ve adalete erişim haklarının kullanılmamasına neden olduğundan silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği, itirazın savunma hakkı kapsamında olmadığı, hakkındaki inceleme ve soruşturmanın 2802 sayılı Yasa hükümlerine göre başlatıldığından, yetkide ve usulde paralellik ilkesi gereği aynı Yasa hükümleri esas alınarak devam etmesi gerektiği; 2802 sayılı Yasanın hâkim-savcıların özlük hakları ile idari işlemlerini düzenleyen özel yasa niteliğinde olduğu, 667 sayılı KHK ise tüm kamu görevlilerine uygulanacak genel nitelikli olduğundan uyuşmazlıkta 2802 sayılı Yasa hükümlerinin dikkate alınması gerektiği, uyuşmazlık konusu eylemin 2802 sayılı Yasanın 69. maddesindeki meslekten çıkarma işlemi, yani disiplin işlemi niteliğinde olduğu, disiplin hukukunun kurallarının işletilmesinin gerektiği; ByLock kullanmadığı, bir an için aksi düşünülse dahi hukuka aykırı yol ve yöntemle elde edilen ByLock uygulamasına dair delillerin hem ceza hem disiplin hukukunda kullanılamayacağı, dosyada örgüt üyesi olduğunu ve ByLock'un örgütün haberleşme programı olduğunu bilerek kullandığını ispatlayacak somut delil bulunmadığı, sadece bir tespit olduğu, User ID bulunmadığı, adının geçtiği ByLock yazışma içerikleri adlı bölümde mevzuatta olmayan kriter getirildiği ve tarafının suçlanması yoluna gidildiği; meslekten çıkarma kararının gerekçesinde; sosyal çevre bilgileri, sosyal medya paylaşımları, mahallinde yapılan araştırmalar, ve emniyet birimlerince hazırlanan raporların esas alındığı ifade edildiğinden, bu durumun AİHS'nin 8. maddesindeki özel hayatın gizliliği ilkesinin ihlal edildiğinin somut göstergesi olduğu; davalı idarece soyut ifadelerle işlem tesis edildiği ve bu işlemin Danıştay dairesince yerinde görüldüğü, davanın iyi incelenme hakkının, gerekçeli karar hakkının ihlal edilerek adil bir yargılamanın yapılmadığı; hakkındaki ceza yargılamasına ilişkin tespitlere, ceza mahkemesi kararı kesinleşmeden kararda yer verilmesinin masumiyet karinesi ilkesinin ihlali olduğu; hakkındaki tanıkların iddialarını kabul etmediği, A.A. ve A.K. isimli kişiler hakkında aynı konuda soruşturma yürütüldüğü, kendilerini soruşturma ve cezaevinden kurtarmak için yalan beyanda bulundukları, beyanlarının hükme esas alınamayacağı; T.Ç. adlı kişinin beyanlarının hiçbir görgü ve bilgiye dayanmadığı, beyanları afaki olduğundan hükme esas alınamayacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" kısmının "Davacıya İlişkin Süreç" bölümünde sözü edilen ve hükme esas alınmayan, davacının “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurularının esastan reddi yolundaki … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyiz edildiği ancak Yargıtayca henüz bir karar verilmediği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza davasında verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekmemektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 17/02/2022 tarih ve E:2016/59010, K:2022/547 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 12/12/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.